1. YAZARLAR

  2. Hüseyin KARA

  3. Olma süreci yaşamak
Hüseyin KARA

Hüseyin KARA

Yazarın Tüm Yazıları >

Olma süreci yaşamak

A+A-

Kur’an’dan Risale-i Nur perspektifinde günümüze mesajlar(18)

Müslüman olarak her gün, beş vakit namazda ve her rekâtta, “Ancak Sana ibadet eder ve ancak Sen’den isteriz” diye Fatiha suresinin ayetini okuduktan sonra, “nesteîn”in içindeki gizli “ne istiyorsun?” sorusuna cevap olarak  اِهْدِنَاالصِّرَاط الْمُسْتَقِيمَyani “Bizi dosdoğru yola yönelt!”[1]demekle en içli ve bilinçli duayı ediyoruz.

İstekler değişkendir; birinin istediği diğerininkine uymayabilir. Bediüzzaman bu ayette اِهْدِنَاBizi yöneltkelimesinin dört mastardan türeyebileceğini söyler. Bunagörenüans denecek kadar da olsaanlam değişir. Diyelim ki bir grup “Sen bizi hidayette sabit kıl!”, bir grup “Sen hidayetimizi artır!”, diğer bir grup “Sen bizi hidayette muvaffak eyle!” ve bir başka grup ise “Sen bize hidayet ver!” der. Herkes kendine göre bu duaya anlam yükler. Allah “her şeyi halk ve hidayet etmiştir” hükmünce de gerek zahiri ve gerekse batıni duygular bize ihsan etmekle iyiliğini esirgememiş. Enfüsi ve afaki delillerle aklımıza ufuk açarak doğru yolu bulmamıza yardım etmiştir. Bu yetmemiş gibi peygamberler ve onlara indirilen kitaplarla bizi destekleyerek doğru yola yönlenmemizi kolaylaştırmıştır.[2]İnsan daha iyi olmak için aslında nimetler içindedir.

İnsan doğru yolu bulmakla ve kendini iç ve dış bakımından iyi etmekle mükelleftir. Gerek donanımıyla gerekse çevresindeki güzelliklerle istenilen düzeye erişmesi mümkündür. Doğru olmak, hakikati bulmak, hayatın anlamını kavramak ve kozmosa uyum sağlamak insanın biricik amacıdır. Hidayet de yaratılış sırrını anlamaktır. Ama en büyük hidayet, perdenin kalkmasıyla hakkı hak ve batılı batıl olarak görebilmektir; hak ile batıl arasında tereddüt göstermemektir. Dahası hak için albenili bütün batılları reddetmektir. Bu ise asil bir duruştur.

اِهْدِنَاileistenilmesi gereken bu tevhidi olgunluktur işte.الصِّرَاط الْمُسْتَقِيمَ“Dosdoğru yol”, insanın ana hedefi, yaratılış gayesidir. Bütün duyguların dengede olmasıdır. Bütüncül bir denge insanda huzurun da kendisidir. Her davranışta bir ölçü öyle kolay kazanılan bir şey değildir.

Dosdoğru olmak, “Şu halde emrolunduğun gibi dosdoğru ol![3]ayetini çağrıştırır. “Hûd suresi beni ihtiyarlattı” diye buyuran Peygamberimizce uygulanması gereken bu ayetten daha zor Kur’an’da bir ayet inmemiş olduğu rivayet edilir. İşin en zor tarafı her şeyde denge yalnızca Peygamberimize özel bir durum değil; “Seninle beraber yürümek için sana uyanlar da  (aynı yolu tutsunlar)” diye devam eden ayetin pasajıyla bizim de bu dengeyi tutturmak için azami gayret göstermek durumunda olmamızla ilgilidir. Dosdoğru olmak, en büyük bir erdemdir.

Dosdoğru olmak bir bedel ister. Elmalı Merhum, dosdoğru olmanın zorluğunu üç aşamalı olarak ortaya koyar. Önce, hangi amaç olursa olsun o amacın en kısa yolu olan doğruyubulmak o kadar kolay değildir.Sonra değişik yollardan sıyrılarak yalnızca o yolda yürümek daha zordur. Daha sonra o yola girip hiç sarsılmadan, başka şeylerin etkisinde kalmadan ve engellere takılmadan o yolda devam etmekse çok daha zordur.[4]

Dosdoğru yol amaca ulaşmanın en kısa ve çetrefilsiz yoludur. Sayısız alternatiflerden dosdoğruyu bulmak bütüncül bir dengenin sonucudur. Duyguların herhangi birinde bir bozukluk olması halinde bu yolu bulmak zorlaşır. Oturmada, kalkmada, yürümede, konuşmada, davranışta, iletişimde, savaşta ve barışta ölçü tutturmak elbette zordur. “Ben böyle olacağım” diyerek hiçbir bedel ödemeden doğru yolda olunmaz, hakikate sahip çıkılmaz. Bir olma süreci mutlaka yaşanmalıdır. Kırk yıl şeyhinin tekkesine doğru odun taşıyan Yunus’un hali herhalde bütün duygu ve davranışlarına bu doğruluğu özümsetmesi içindi.

Doğruluğun da bir çilesi var elbette. Zorluklara ve acılara tahammül bu çilenin olmazsa olmazıdır. Rahatlık ve keyf sürmekle ulaşılacak fazla erdem yok. Doğruluğu dert edinen elbette rahat olamaz. Belki de “dünyada rahatlık yoktur” denilmesinin anlamı budur. Sayısız alternatiflerden kendimize uygun olanı bulup yolunu izlemek terin topuktan aktığı büyük bir uğraştır; başlı başına bir çiledir. 

“Zahmette rahmet vardır”  sözü de ince eleyip dokumanın ve her olumlu işe hummalı bir gayretin sonucunda ulaşılabilmenin gerekliliğine vurgu yapmaktadır. Her güzel işte ter akıtmak var.

اِهْدِنَاالصِّرَاط الْمُسْتَقِيمَ “Bizi dosdoğru yola yönelt!” duasını ederken zahmete de ter dökmeye de çile çekmeye de hazır olmak lazımdır.


[1]Kur’an, Fatiha: 5

[2]İşarat’ül-İcaz, Fatiha Suresi, erisale.com.

[3] Kur’an, Hud Suresi: 112

[4] Hamdi Yazır, Elmalılı, Hak Dini Kur’an Dili, 4.Cilt, İlgili ayetin tefsirinde, Eser Kitabevi, İstanbul.  

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.