Abdulkadir SELVİ

Abdulkadir SELVİ

Yazarın Tüm Yazıları >

Nihai çözüm

A+A-

İki şapkası var. Hem terörle mücadelenin koordinasyonundan sorumlu, hem de demokratik açılımdan.

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay'dan söz ediyorum.

Demokratik açılım rafa mı kaldırıldı, 90'lı yıllara dönülüp, güvenlik politikalarına mı teslim olunuyor gibi soruların gündemde olduğu bir sırada Beşir Atalay ile bir araya geldik.

Terörle mücadelede 30 yıl içinde 30 ayrı politika izlediğimiz için, hepimizin kafasında yeni döneme ilişkin soru işaretleri vardı.

PKK'nın beli kırıldı, örgütün kökü kazınıyor, Kandil BBG evine döndü gibi birçok masalı dinlemiş, uyutulmak istendiği derin uykulardan şehit cenazeleri ile uyanmış bir kuşağın gazetecileri olduğumuz için, Beşir Bey'e her şeyi sorduk.

Ama o her şeyi anlatmadı. Hatta cevap alamadığımız birçok sorumuz oldu. Bundan yürüyen süreçler olduğu sonucunu çıkardık.

"90'lı yıllara mı dönüyoruz?" sorusunu kendilerine yönelik bir haksızlık olarak görüyorlar. O nedenle Beşir Bey konuşmasının birçok yerinde terörle mücadele edilirken, olayın diğer boyutlarını da göz ardı etmediklerini anlatma gereği duydu.

"Bu işi öl, öldür olarak görmüyoruz" dedi. Çözümü de ölmek ya da öldürmek şeklinde algılamadıklarını anlattı.

Terörle mücadele için olayın diplomatik, güvenlik gibi boyutlarının olduğu entegre bir çalışmadan söz etti.

Entegre projenin detaylarını öğrenmek istedik.

Önemli bir ayağı Şemdinli Hakkari hattı olarak gözüküyor.

En önemli ayaklarından birini Kuzey Irak oluşturuyor.

Erbil Havaalanı'nın kontrolü, Kandil'e giden yolların denetimi, Erbil'deki özel yetişmiş elemanların artırılması.

Bu konuda Barzani'nin yaklaşımını çok önemsiyorlar. 1 yıl önceki toplantıda da Barzani, ortak denetim mekanizmasının kurulmasına yeşil ışık yakmış.

Peki bu çalışma ne durumda? Ketum bir insan Beşir Atalay. Daha fazla ayrıntı vermiyor.

ABD bu yıl sonunda Irak'tan ayrılıyor. Predatör uçaklarının Türkiye'ye devrinin istenilip istenilmediğini sorduk.

İnkar etmedi Beşir Bey.

"ABD çekilmesiyle ilgili taleplerimiz var. Pek çok konuda" yanıtını verdi.

Musul'da görmüştüm, üzerine silah sistemi entegre edilmiş Predatörleri. Ürkütücüydü.

Biz onun bize sistem olarak devredilmesini istiyoruz.

PKK ile mücadele şimdiye kadar askerin işi olarak algılandı. Şimdi bu ezber bozulmaya başlandı.

Hatta Kürt sorununun çözümü ve PKK terörünün marjinal hale getirilmesi konusunda bölge halkının desteği kritik öneme sahip.

AK Parti bu anlayışı temsil ediyor.

Beşir Bey de bunun farkında.

"Bu dönemde mesafe alınması gerekir. AK Parti'nin üçüncü döneminde bu işte mesafe alınmazsa, çözümsüzlük konusunda umutlar azalır" sözleri ona ait.

Peki demokratik açılımlar?

"Terörün şiddeti düşmeden açılım olmaz" dedi Beşir Atalay.

"Operasyonlardan sonra mı harekete geçeceksiniz?" diye sorduk.

"Paralel yürür. Ama ortada terör ve ölüm olayları olunca biraz durgunluğa uğrar" yanıtını verdi.

Beşir Bey, "Bazen çözümler bütün kozlar oynandıktan sonra gelir" diye ekleyince, tekrar başa döndük.

Israrla ve inatla AK Parti'nin bir sivil çözüm planı olup olmadığını sorguladık.

Beşir Atalay net konuştu.

"Güvenlik ağırlıklı sürece mi dönüldüğü endişesi var ama bu doğru değil. İşin sivil boyutunu unutmadık. Nihai çözüm aşamasındayız. Bunun için dosyamızı hazırladık" dedi.

Operasyon süreci tamamlanınca başta CHP olmak üzere muhalefetin de kapısını çalacaklar.

90'lı yıllara dönmek Türkiye'nin intiharı olur.

Hele hele AK Parti gibi, insani ve İslami bir vicdanı temsil edenler, ülkeyi faili meçhul cinayetlerin karanlığına sürükleyemez.

Başbakan Erdoğan sık sık bu noktanın göz ardı edilmemesi uyarısında bulunuyormuş.

Terörle mücadele de dahil olmak üzere, Kürt sorununun çözümündeki, "tehdit odaklı" bakış açımızı değiştirmeliyiz.

Kürt sorununu çözemeyen bir Türkiye, büyük ülke olamaz.

İslam coğrafyasının Kürt kardeşlerimize karşı tarihten gelen bir borçları var.

İslam coğrafyasında ne Araplar, ne Türkler, ne Acemler ve ne yazık ki Cumhuriyet döneminde biz Türkler, "Kardeşlik hukuku" gereğince davranamadık.

Irak'ta Baasçı Arap, İran'da Şah rejimi, Suriye'de Esad zihniyeti ve Türkiye'de tek parti kafası inkar ve imha gibi yanlış bir yola saptılar.

İnkar ve imha ettiklerimiz Selahattin Eyyubi'nin torunları olan necip bir milletti.

Ağır bedeller ödedik. İslam milletlerine bu bedeli Kader-i İlahi ödetti.

Geldiğimiz noktada olayın insani ve İslami tarafını gözardı edemeyiz. Hatta Kürt sorununun çözümüne birinci öncelikli olarak bu cepheden bakmalıyız.

Biz bir imparatorluk bakiyesiyiz. Asırlar boyu Kürt kardeşlerimizle birlikte İslam'ın bayraktarlığını yaptık. Aynı misyon bizi bekliyor.

Kürt sorunu karşısında titreyen değil, Kürt sorunu üzerinden eski misyonunun üzerine yürüyen bir Türkiye...

Yeni Şafak

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
1 Yorum