
Nurettin Huyut’un röportajı:
Sizi tanıyalım, Ahmet Durmaz kimdir?
Ahmet Durmaz: 1950 Sivas doğumluyum. Sivas imam-hatip lisesi mezunuyum. Erzurum İslami İlimler Fakültesi’nde okudum. İlk mezunlarıyız. 1976’da mezun oldum. Mezuniyetten bir süre sonra askerlik yaptım. 1979’da Süleymaniye Kütüphanesi’nde kütüphaneci olarak işe başladım. Sonra memur statüsünden kütüphaneci unvanını aldık. 1979’un beşinci ayından 1984’ün sonuna kadar Süleymaniye Kütüphanesi’nde yazma eserler bölümünde uzman olarak çalıştık. Kültür Bakanlığı’nın TÜYATOK (Türkiye Yazışmalar Toplu Katalogu) diye bir projesi vardı. O çerçevede ben de o heyetin içinde bulundum. 8-12 kadar yolladığım eserler yayınlandı Kültür Bakanlığı tarafından. O yayını hazırlayanların arasında biz de vardık.
1985’te Kuveyt’e gittim. 1985’ten 2010 yılına kadar Kuveyt Üniversitesi’nde el yazma eserlerde uzman kütüphaneci olarak çalışıyorum. Yaptığım işlerden bahsedecek olursak bu zamana kadar orda şöyle faaliyetlerim oldu: Kuveyt Üniversitesi’ndeki 1300 kitap unvanı olarak 2000 küsur yazma eserin tanıtımıyla ilgili katalog çalışması yaptık. Bunlar 3 cilt halinde basıldı. Kitap adı, yazar adı, konusu, kitapların baş cümleleri, son cümleleri… Böyle bir katalog yaptık Kuveyt Üniversitesi Kütüphanesi Yazma Eserler Katalogu. Ayrıca Kültür Bakanlığı’nda 1500’e yakın yazma eserin katalogunu da ben hazırladım. Son zamanlarda Kuveyt’te Özel Şiir Kütüphanesi kuruldu. Orada da bir miktar yazma eser var. Onların da katalogunu hazırladım sayılır. 1100 civarında yazma eser var. Onların da katalogu hazırlandı, basılacak.
Ayrıca bu kütüphanede değerli basmaların en değerlileri diye bir silsile hazırlandı. Altı cildi çıktı. Beş cildini Mısırlı edebiyatçı, şair bir arkadaşla beraber hazırladık. Diğer cildini Mısırlı arkadaş tek hazırladı. O da Avrupa’dan başka Mısır’da, Türkiye’de, Suriye’de Arapça basılmış eski kitaplar. Tarihi 1593’ten başlıyor 1900’lere kadar geliyor. Kuveyt’in işgalinden bir müddet önce bir edebiyatçının kütüphanesinde 200’e yakın kitabın tanıtımını yaptık. Bunlar benim kütüphanecilik mesleğimde yaptığım işler. Konferans ve seminerimiz oldu. Babtain Kütüphanesi’nde Kütüphanecilikte Temel Kaynaklar üzerine üç günlük bir seminerimiz oldu.
Suna Hanımı da tanıyalım…
Suna Durmaz: 1961 doğumluyum, evliyim, iki çocuk annesiyim. Aslen Ağrılıyım. Evlenince İstanbul’a geçtik. İki yıl İstanbul’da kaldıktan sonra eşimin vazifesi dolayısıyla Kuveyt’e geçtik. Evlenmeden önce Türkiye Elektrik Kurumu’nda memur olarak çalışıyordum. Eğitimim lise terk. Dört yıl civarında bir memurluğum oldu. Risale-i Nurları eşim vesilesiyle tanıdım. Risale-i Nurları tanıyınca da Yeni Asya’yı ve Bizim Aile dergisini tanıdım. Yazarlık hayatıma Bizim Aile dergisine yazmış olduğum Sahabe Hanımların Hayat Hikâyeleri ile başladım. Kuveyt’e gidince Arapça kurslarına gittim. Arapların içine girdim. Araplarla bulunduğum sürede lojmanda oturuyordum. Orada haftada iki gün ders var. Eğitim seviyeleri yüksek bayanların. Tefsir ve hadis dersleri var. Arada siyer dersleri de okunuyordu. O siyer derslerinden etkilenerek baktım hanımların Sahabe Hanımları tanıma diye bir şey yok. Sonra araştırdım, kitaplar elde ettim. Bizim Aile dergisine Kuveyt’ten el yazısıyla yazıp, Türkiye’ye gelen birisiyle yazıları gönderiyordum. Bir seferinde geldiğimde bayağı bir yazı birikmişti bana, “bunu kitap olarak basıyoruz” dediler ve Örnek Hanımlar adıyla kitap basıldı. 1987’de gazeteye ilk yazılarımı yazmaya başladım. Son üç yıldır da haftalık yazılar yazıyorum. Ondan önce de Körfez Mektubu adı altında yazılarım yayınlanıyordu.
SİVAS’TA HAYAL MEYAL HATIRLIYORUM DERSLERE GİTTİĞİMİZİ
Ahmet bey Risale-i Nurları tanıma hikâyeniz var mı?
Erzurum’da İslami ilimlerde talebeyken, daha doğrusu imam-hatipteki talebelik yıllarımda normal ders kitapları dışındaki kitapları okumaya gayret ettim. Özellikle şiir, edebiyat ile ilgili kitaplar okuyorduk. Rahmetli Nurettin Topçu’nın Fikir ve Sanatta Hareket diye bir dergisi vardı. Ona abone oldum imam-hatipteyken. Bir ara tasavvufla ilgili kitaplar okudum. Daha sonra Sivas’ta hayal meyal hatırlıyorum derslere gittiğimizi. Erzurum’da biraz hafif yükseldi bu. Süleymaniye Kütüphanesi’nde göreve başladığım zaman arkadaşlarla tanıştık. O zamandan beridir de okuyoruz, okumaya çalışıyoruz. Kuveyt’te de her Perşembe ailece toplanıyorduk.
BİRÇOK DOKTORA ÇALIŞMALARI VE MASTER ÇALIŞMALARI VAR BEDİÜZZAMAN HAZRETLERİ HAKKINDA
Kuveyt’te Risale-i Nurları bilmenin ne gibi avantajları vardı sizin için?
Ahmet Durmaz: Şimdi şöyle söyleyelim; sohbet oluyor, dini bir konu konuşuluyor. Risale-i Nur’dan aldığım bilgi ve kültürle konuşunca fark ediliyordu. “Nerden ve nasıl kaynaklanıyor” diye Araplar tarafından merak ediliyordu. Sonra Bediüzzaman Hazretlerinin ismi duyulmaya başladı. “Türkiye’deki bu gelişmeler nedir” diye sorulduğunda Büyük İslam Hareketi olduğunu söylüyoruz. Ve Araplar her gün daha çok büyüleniyorlar. Birçok doktora çalışmaları ve mastır çalışmaları var Bediüzzaman Hazretleri hakkında. Çok değişik bir üslup.
Şimdi kütüphanecilik açısından, mesleğim açısından bakacak olursak, ta başlangıcından 20. asra kadar telif edilmiş özellikle yazma eserlerin üslubunu görüyorsun. Mesela İhya-i Ulumud-Din’i aldığımızda konu başlıkları var. Komşu hakları, gıybet konusu… Önce ayet-i kerimeden alıyor, sonra hadis-i şeriften alıyor, sonra bilinen belli zatlardan bir takım nakiller alıyor sonra kendisi görüşlerini söylüyor. Klasik bir üslup var. Bediüzzaman’ın Risale-i Nur Külliyatı’ndaki üslup kesinlikle hiçbir telif eserinde görülmemiş değişik bir üslup var. Gerçekten o bakımdan çok dikkat çekici. Araplardan bunu okuyanlar büyük bir takdirle bahsediyorlar. Değişik bir kitap, değişik bir üslup olarak onların karşısına çıkıyor. Tekkelere bağlanmayı çok hoş karşılamıyorlar. Hatta tarikatlara karşı uzak durmaya çalışıyorlar. Bazen de yanlış anlayabilecekleri konular ortaya çıkabiliyor. Bizler de izah ediyoruz. Bediüzzaman Hazretleri kendi şahsını kıyıya çekmiş, Risale-i Nurları ortaya koymuştur, ben de bunlardan istifade ediyorum demiştir. Kendisini ziyaret etmek isteyenlere de ziyaret yerine kitaplara daha çok bakmalarını söylemiştir.
CEMAATLERİN 40-50 SENELİK HİZMETLERİ VAR
Kuveyt’te Türkiye’nin görünümü nasıl?
Ahmet Durmaz: Türkiye’de bu soru çok soruluyor. Bakışlar son zamanlarda çok değişti. Son zamanlardaki siyasi bir takım gelişmeler, İsrail’e karşı Türkiye’nin tutumu neticesinde öncesi ile şimdisi arasında çok ciddi bir fark var. Bu olaylar çok değiştirdi. Türkiye’de İslami ve demokratik manada bir uyanış oldu. Bu her şeyin önde gittiğini hatta iktisadın önde gittiğini kabul ediyorlar, bir Avrupa ülkesi olarak düşünüyorlar. Aynı zamanda İslamiyet’in iyi bir şekilde yayıldığı, Müslümanlığın ciddi bir şekilde var olduğunu da düşünüyorlar. “Neden oluyor? Niye oluyor?” diye sorular soruyorlar. Biz de siyasi meselelere girmeden imani meselelerle uğraşmak olduğunu söylüyoruz.
Suna Durmaz: Dünya gerçekleri var. Bir takım bağlar var. Asa-yı Musa gibi bir şey bekleyemezsiniz. Aynı zamanda bu çıkışların arkasında 40-50 senelik bir hizmetin var olduğunu, arkada gönüllü teşekküller, vakıflar, Kur’an Kursları, cemaatlerin olduğunu söylüyoruz. Binlerce insanın acısı, gözyaşları, faaliyetleri, fedakârlıkları var hizmette diye kendi arkadaş çevreme söylüyorum.
Tarikatlardan uzak duruyorlar dediniz. Kuveyt’te tarikat yok mu?
Ahmet Durmaz: Tarikat çok çok az denecek kadar mevcut. Bir iki isim biliniyor. Bunlar yok diyemeyiz. Fakat Türkiye’deki, Suriye’deki, Mısır’daki gibi yaygın değil.
Mezhep olarak hangi mezhepteler?
Ahmet Durmaz: Genel olarak Hanbelî ve Maliki mezhepleri var. Türkiye’deki gibi “ben Hanefiyim, şafiyim” kavramlarını bazı Araplar bilemeyebiliyorlar. Bunlar bazıları tarafından cahillik olarak kabul ediliyor.
Suna Durmaz: Mezhep taassupluğu yok onlarda.
Ahmet Durmaz: Çünkü bir insan belli bir şeye bağlı olarak büyümesi gerekiyor. Mezhebe bağlı olmak nizam hadisesi. Çok bilinen meşhur bir Muhammed Ravass el-Kal'aci diye bir profesörün çok güzel kitapları var, İlahiyat Fakültesi’nde dersleri var. Hoca sordum diyor “kaçınız Hanefi mezhebindensiniz?” 3-5 kişi el kaldırdı. “Kaçınız Şafii mezhebindensiniz?” 5-6 kişi el kaldırdı. Yaklaşık kırk kişi bilemediler ne olduklarını. Bunlar namaz kılan insanlar olmasına rağmen bu korkunç bir şey diyor.
AİLE BAĞLARI ÇOK KUVVETLİ
Orada uyum sağlama konusunda zorluk çektiniz mi? Kültür farklı, konuşma farklı…
Ahmet Durmaz: Ben kütüphaneci olarak Süleymaniye Kütüphanesi’nde aldığım eğitimle orada mesleğimle ilgili bir sıkıntı çekmedim. Konuşmada da böyle bir sorun olmadı. Ama orda şöyle bir hadise var. Türkler için değil bu. Yabancılar için herkes Araplardan ayrı bir âlem teşkil ediyor. Bunun sebeplerinden bir tanesi belki de en büyük ana esas diyebiliriz. Orada aile bağları çok kuvvetli. Komşuları, akrabaları, hepsi birbiri ile görüşür. Cenazeleri, törenleri, kutlamaları kendine yetiyor, bazen yetiştiremiyorlar. Dolayısıyla bizim gibi insanlara sıkı temaslara pek ihtiyaçları olmuyor. Fakat içlerine oturduğumuzda konuşuyoruz, muhabbet ediyoruz, Türkiye’nin güzelliklerini tanıtıyoruz.
LAİKLER DE NAMAZLARINI KILIYOR
Dinlerini daha çok nasıl öğreniyorlar?
Ahmet Durmaz: Birisini tanıyorum çok bilgili. Senelerdir tefsir dersleri ile ilgili yayın yapıyor. Hatta yaptıklarını yazan birisi. Mesela yapacağı hadis-i şeriften bir mana çıkartıyor ona göre ibadetini yapıyor. Yani bu tanımazlığın içerisinde ibadetsizlik yok.
Dindarlık seviyesi nasıl, yüksek mi?
Ahmet Durmaz: Yüksek. Namaz kılan çok. Orada dine karşı sayılabilecek hareketler yok. Ama ne oluyor, falanca grup, İslamcı grup liberal deniyor, siyasi gibi görülüyor. Ama liberal diyenler de, İslami grup denilen de Cuma namazında beraber namazlarını kılıyorlar. Bazı laikler var onlar da namazlarını kılıyorlar. Laiklik, bizim anladığımız türde laiklik değil, onlar biraz daha sosyal demokrat tipli insanlar.
Peki demokrasi nasıl orada?
Suna Durmaz: Gayet güzel. Başbakan dâhil orada idare el-Sabah ailesinin elinde. Eski Kuveytliler Kuveyt’e göçtükleri zaman aileler arasında bir aileyi kendilerine lider seçiyorlar. Ve bu biatlarını devam ettiriyorlar. Ama hükümete gelince başbakan kim olursa olsun el-Sabah ailesinden olduğu halde dil uzatılabiliyor. Kuveyt parlamentosu nerdeyse en çok gensoru verilen parlamento. Sürekli seçimler oluyor. Sürekli gensoru veriliyor. Maliye Bakanlığı’nın gidişatı hoşnut değil, hemen bir gensoru. Başbakanın aleyhinde bile hemen bir gensoru verebiliyorlar. Dini cemaatler var orda da. Kuveytli olmayan Müslümanlar da var. Onların da kendilerine has toplantıları, İslami faaliyetleri, kültürel faaliyetleri var. Bazı camilerde Arapçanın dışında Kuveyt’te bulunan Arap olmayan topluluklar kendi dillerinde hutbe okuyabiliyorlar. Bunların içinde Türkçe hutbe okunan cami de var. Cuma namazları Türkçe oluyor orada.
Ahmet Durmaz: Şimdi siyasi olarak bakacak olursak, beş bölgeye ayrılmış Kuveyt. Bunlar yasama mercii oluyor. Elli kişiler, kanun yapıyorlar, ondan sonra oylaması yapılıyor. Bunların yanında 15 kişilik bakan sayısı var. Bakanlar da oylamaya katılıyor. O elli kişiden oylama sonrası rakamlar biraz düşük olursa mesela 20 kişi 30 kişi olursa o kanun çıkmıyor. Bazen de hükümet sıkıştığı zaman meclisi fes ediyor, seçime gidiliyor.
Hanımlar da seçime katılıyor mu?
Suna Durmaz: Oy kullanıyorlardı birkaç senedir, şimdi de seçilme hakkı çıktı. Elli milletvekilinden dördü bayan. Bunların için de Şiiler de var. Mecliste iki tane hanım Şii milletvekili var. Onlardan bir tanesi bakanlık yaptı. Şiiler %25-%30 civarında. Şiiler de iki grup. Arap olan Şiiler var, İran tarafından gelme Şiiler var. Bir de Fars asıllı Şiiler var. Tabii bunlar da kendi varlıklarını göstermek istiyorlar. Fakat onların camileri ayrı, Sünnilerin ayrı. Cuma namazlarını duruma göre kılıyorlar. Vakit namazlarını üç vakit olarak kılıyorlar. Akşam ezanı bizden 20 dakika sonra okunuyor.
RİSALE HABER, KUVEYT’İ DUBAİ’DE AĞIRLADI
Kuveyt’te olsun diğer komşu Arap ülkelerinde olsun genel Risale-i Nur hizmetleri nasıl?
Suna Durmaz: Şöyle söyleyeyim ben size. Risale Haber aracılığı ile oldu. Biz ilk Kuveyt’e gittiğimizde Kuveyt’te ağabeylerden birisi Kuveyt’e gitmiş. Bir yıllığına Kuveyt Üniversitesi’nde araştırmacı olarak görevliymiş ve dil merkezinde Türk talebelerle beraber dersler yapıyormuş. Sonra biz gittiğimizde bir aile oldu. Onun ailesi, bizim ailemiz derken böyle dersler başladı haftada bir gün. Daha sonra duyanlar geldikçe genişledi. Kuveyt’ten gidenler oldu. Yerlerine yenileri geldi. Sanki medrese gibi oldu. Dersler evlerde devam ediyordu. Sonra en büyük evde yapılmaya başlandı. Dersler Türkçe oluyordu. Zaman zaman misafir oluyor tabi onlar da dinliyorlar. Birebir Araplarla elimize kitap alıp okumuş değiliz ama Risaleleri bizzat anlatmışız, Türkiye’deki durumları bizzat anlatmışız. Onlarla konuşmamız esnasında yapmış olduğumuz analizlere ‘ne kadar farklı, ben böyle bir şey duymadım’ dedikleri zaman kaynağını söylüyoruz. Bu şekilde Risale-i Nurla ilgili anlatımlarımız var.
Risale Haber aracılığı ile mi tanıştınız onlarla?
Suna Durmaz: Evet. Dubai’ye gelince. Dubai’den geçen yıl İbrahim Koç beyefendiden mail aldım. “Suna Durmaz, adresinizi Risale Haber sitesinden aldım. Biz Dubai’deyiz. Buralarda hizmet görüyoruz. Katar’da Kuveyt’te ve civarda ne tür hizmetler var onları öğrenmek istiyoruz ve hizmet yapmak istiyoruz. Ve medrese var mı oralarda?” gibi sorular sordu. Ben de Kuveyt’teki durumu söyledim. Kuveyt çok özel bir yere sahip Risale dersleri açısından. Dershane değil ama bir ev, bir aile, bir baba ocağı gibi. Türkiye’den gelen tüm cemaatleri içeren, onları kucaklayan bir ev. Elhamdülillah çoluk çocuk hep beraber geliyorlar. Yaklaşık 20-25 aile 19-18 aile her Perşembe toplanıyorlar. Haftada yetmiş kişilik dersimiz oluyor. Bunlardan bahsettim. Bir ay sonra benim oğlum final imtihanlarına giriyordu. Erkenden gitmesi gerekiyordu. Kuveyt’ten çıkması gerekti. Oğluma “gidip otellerde kalacaksın. Ben de anne olarak endişeleneceğim. Bir hafta on gün otellerde kalacaksın. Dubai Kuveyt gibi değil. İbrahim Koç beyefendinin maili var adresi duruyor bende. Sen bir irtibata geç, yerlerini tanırsan git bakalım” dedim. Oğlum da zaten Ürdün’de dershanede kalmıştı, itiraz etmedi. Aradı, onlar da çok hoş karşıladılar. Böylece Risale Haber, Kuveyt’i Dubai’de ağırladı. Vesile oldu yani. Dubai’deki kardeşler bizim e-mail adresimizi Risale Haber’den aldılar ve bizimle irtibata geçtiler. Ben de ihtiyacım olduğunda onları aradım. Böylece bir hizmeti olmuş oldu Risale Haber’in.
Peki, Risale Haber’i nasıl görüyorsunuz?
Suna Durmaz: Yazılarımı zaman zaman başka sayfalar alıyor. Araştırma yapıyorum o zaman açıyorum, kimler almış diye bir tarama yapıyorum. Risale Haber’i 1,5-2 yıla yakın bir zamandır tanıyorum. Giriyorum, okuyorum, bazen notlar düşebiliyorum. Ben beğeniyorum. Güzel bir hizmet olduğuna inanıyorum. İnşallah daha güzel hizmetlere ulaşacağına da inanıyorum. Sanal ortamda gayet güzel bir hizmet.
Çocuklarınız Kuveyt’te büyüdüler sanırım. Oradan geri dönmeye niyetiniz var mı?
Ahmet Durmaz: Emekli olma miadım normalde dolmuş sayılır. Uzatma yapılınca beş seneye kadar uzuyormuş. Bunların dışında bahsettiğim Özel Babtain Kütüphanesi’nde çalışıyorum. Onlar bırakmamamı istiyorlar. Artık duruma göre Allah ne gösterir bilmiyorum.
Söylemek istediğiniz bir mesajınız var mı?
Suna Durmaz: Bazı okurlar bana mail atıyorlar. Yazınızı Risale Haber’de okudum. Bu ayriyeten benim için hoş bir şey oluyor. Filipinlerde şehit olan kardeşimizden çok etkilenmiştim. Ondan Risale Haber aracılığı ile haberdar oldum ve Kuveyt’teki kardeşlerle hatim indirdik.
| |
||||
Twitter |
friendfeed |
myspace |
blogger |

Görsel Tasarım: Capitol Medya - Yazılım: CM Bilişim




Twitter
friendfeed
myspace
blogger


