Atatürk kadrosunu sabetaycılardan seçti

Atatürk kadrosunu sabetaycılardan seçti

Sosyolog Müfit Yüksel: M. Kemal pozitivizminden etkilenmiş, klâsik ateist aydınlanmacı felsefenin kitaplarını okumuştu

Hasan Hüseyin Kemal'in Sosyolog Müfit Yüksel'le yaptığı röportajından:
 
Türkiye Cumhuriyeti nasıl kuruluyor?
 
Birinci Dünya Savaşında Osmanlı toprakları işgal edilmiş durumdaydı. Filistin, Halep, Şam, Bağdat, Hicaz’ı kaybettik. Vatan, sadece Anadolu değildi. Osmanlı için vatan Üsküp, Piriştina’ydı... İzmir neyse Beyrut oydu. 19. yüzyılla birlikte Osmanlı Anadolu’ya ve Arap Yarımadasına yöneldi. Yıldırım Orduları, Toros’a çekilince Mondros dayatıldı. Şam, Filistin düştükten sonra Kuzey bölgeyi direkt çekilerek verdik.
 
Yıldırım ordularının komutanı M. Kemal değil miydi?
 
Sultan Vahdettin M. Kemal’e “Toroslar’a çekildiğin için Mondros bize dayatıldı. Çekilmeseydin o toprakları kaybetmeyecektik. Elimizi zayıflattın” mealinde suçlamalarda bulunuyor. M. Kemal 1905’ten itibaren yurt dışı ilişkileri gelişmiş biriydi. Fransız, İngiliz ve İtalyanlarla ciddî şekilde ilişkileri vardı.
 
M. Kemal’i bu ülkelerle ilişkiye geçirebilen birikim neydi?
 
Selanik uluslar arası ticaret limanıydı. Selanik’te çok sayıda Yahudi nüfus yaşıyordu ve bunlar Batıya çabuk açılmıştı. M. Kemal Fransızcayı, Fransız Yahudilerinin kurduğu okullarda öğrendi. Harp Okuluna giderken aynı zamanda bu okula da devam ediyordu. Osmanlı’da yabancı dil bilen herkes başka devletlerle ilişki kuruyordu. Selanik bütün konsoloslukların olduğu, İstanbul’la yarışabilecek bir şehirdi. Lozan’dan sonra Türkiye, içine kapatıldı. Türkiye’de inkılâp devrimleri oldu, bunun karşılığında misyonerler ve misyon şeflerinin çoğu çekildi. Yeni devlet kurulurken bazı şeyler karşılığında kuruldu.
 
Uluslar arası bir uzlaşıyla mı kuruldu cumhuriyet?
 
İngiltere, Fransa, Rusya’nın anlaşmasıyla kuruluyor. Bu tür bir anlaşma yapıldığını Rus, Fransız ve İngiliz arşivlerine girdiğinizde görebilirsiniz. İngiliz işgaline karşı verilmiş bir savaş yok. Lozan’dan sonra İstanbul’un İngilizler tarafından boşaltıldığını biliyoruz. İngilizler Osmanlı imparatorluğunun devam etmeyeceğine karar verdiler. İstanbul’u işgal edip Ankara’nın karşısında gücünü zayıflattılar. İstanbul işgal edildiğinde Ankara’da meclis vardı. Hatta dönemin şeyhülislâmı ‘Ankara yüzünden bize Sevr dayatıldı’ diyor. Hatta daha sonra İngilizler Kâzım Karabekir’in idamını istiyor, fakat İnönü İngilizlerle konuşup bu idamı engelliyor.
 
Ama tam tersi olarak İstanbul hükümetinin İngilizlerle işbirligi yaptığı söyleniyor...
 
Bize ilkokulda M. Kemal’in ‘Bandırma Vapuru’yla gizlice Samsun’a kaçtığı söylenir. Bir kere İstanbul denizden İngilizler tarafından ablukaya alındığı için İngilizlerin vizesi gerekir. Bunun yanında M. Kemal olağanüstü yetkilerle ‘müfettiş’ olarak gönderiliyor. Bunun belgeleri Genelkurmay’ın yayınladığı dergilerde var. Bir taraftan devlet ilkokulda başka şeyler öğretirken bir taraftan kendini ele veriyor.
 
Osmanlı hükümeti M. Kemal’i görevlendirmişken araları nasıl açılıyor?
 
M. Kemal’e Samsun ve Kahramanmaraş’ın doğusunun ‘mülki amirliği’ veriliyor. Bu bölgede her türlü idarî işlemi yapmaya yetkili. M. Kemal’in faaliyetlerinden rahatsız olan İstanbul hükümetine karşı M. Kemal kongreleri toplayıp harekete geçmiş değil. Harbiye Nezareti M. Kemal’e çektiği telgrafında “İngilizlerin ültimatomları sizi geri çağırmaya bizi mecbur etti” yazıyor. Buradan anlaşılan İstanbul hükümetinin İngilizlerin baskısıyla bunu yaptığı. İngilizler böyle yaptırarak M. Kemal’le İstanbul hükümetinin arasını açmış oluyordu.
 
M. Kemal’in 19.yy’dan itibaren yabancı ülkelerle ilişki halinde olduğunu söylediniz. Bu sürecin böyle işleyeceği hesap edilmiş miydi?
 
M. Kemal’in konumu buna müsaitti. Selanik İstanbul’la aşık atacak bir yerdi. Selanik’ten 31 Mart’ta gelen asker, İstanbul’da padişah devirecek güce sahipti. Cumhuriyet kadrolarının çoğu da Selanik’ten seçildi. Bunun yanında Osmanlı’nın beyni de Rumeliydi. Saray bürokrasisini besleyen Rumeli’ydi. Saray’da siyasî ve idarî ağırlıkları vardı. Daha sonra bu unsurların içine başka unsurlar da girdi. Eğitim atılımları yaptılar ve öne çıktılar.
 
Kimdi bu unsurlar?
 
Sabetaycılar... Batıya açılmışlardı. Ticaret bakımından gelişmişlerdi. İyi bir örgütlenme yapıları vardı. Yeni Asır, Tan gazetelerini, Şehbal dergisini çıkaranlar onlardı. Daha sonra Cumhuriyetin kurucu kadrolarını önemli oranda Sabetaycılar oluşturdu. Katalizör görevi oynadılar çünkü Batıya açılmışlardı.
 
Peki kurucu kadronun içinde Sabetaycıların olması Türkiye Cumhuriyetine nasıl yansıdı?
 
Pozitivist, Batıcı sistemi taşıyan onlardı. Yeni ideoloji ve sistem bu insanları uygun gördüler. Ulus devleti oluşturmakta onların da etkisi oldu. Selanik’ten Anadolu'ya çekilerek buraları vatan olarak gördüler. Falih Rıfkı Atay için Meriç’in ötesi önemli değildi. Misak-ı Millî sınırlarını benimsiyorlardı. Osmanlı mirası reddedildi...
 
Ya din konusundaki tutumları?
 
Müslümanlığa muhtaçlardı. Diyaneti kurmaları, mübadelede gayrimüslimleri göndermeleri bu yüzdendi. Homojen toplumu Misak-ı Millî sınırları içinde Müslümanlar üzerinden oluşturmak istiyorlardı.
 
Birinci Meclis nasıl bir yapıydı peki?
 
Çok farklı kesimlerden oluştuğu için homojen yapıyı meydana getirmeye müsaid değildi. Yeni rejimle tek tipçilik dayatıldı, kafalar koparıldı. İstiklâl Mahkemeleri 1927’e kadar çalıştı. 1930’larda artık Türkiye bambaşka bir yapıya bürünmüştü. Yazı değişmişti, dinî müesseseler tasfiye edilmişti. Müslümanlık nüfus cüzdanında olacak, ölünce musalla taşına gidecek, sonrasında mevlid okutulacak Müslümanlar öngörüyordu. Rejim o kadarını korumaya karar vermişti. Bu aşamada birçok cami ahıra çevrilirken büyük camiler anıt olarak korundu.
 
Can Dündar, Ayşe Arman’a verdiği röportajda M. Kemal’in sadece İslâma değil, bütün dinlere karşı olduğunu söyledi. Böyle mi gerçekten?
 
M. Kemal 19. yy pozitivizminden etkilenmiş, klâsik ateist aydınlanmacı felsefenin kitaplarını okumuştu. Gürbüz Tüfekçi’nin hazırladığı “M. Kemal’in okuduğu kitaplar” listesine baktığınızda hangi literatürden beslendiğini görürsünüz. Can Dündar’ı doğrular nitelikte...
 
Yeni Asya