Yazarlar
Manşetler
Günün Haberleri
Arşiv
Sitene Ekle
Risale-i Nur
Özel
İslam
Bediüzzaman
Ramazan
İstanbul
22 °C
24
01:15
Yemîn olsun yayılmış ince deri üzerine satır satır yazılmış Kitâb’a!
00:01
Madem ezelî ve ebedî bir Allah var; elbette âhiret vardır
22:40
Şanlıurfa'nın 'yeşil arıkuşları' görüntülendi
21:30
Hz. Muhammed’e (asm) Gelen Kur’an
20:29
YÖK'ten YKS tercih dönemindeki adaylara öneriler: Uzun vadeli düşünün
16:00
Said Nursi, bilinsin istedi: Lozan'daki yahudi etkisi ve din öldürülecek kararı!
15:30
Katil daha ne desin: Batı Şeria'yı da Gazze gibi yerle bir edilmeli
14:30
Haram paranın tuzağına düşenler!
13:50
Ormanda keçi otlatmak yasaklandı büyük yangınlar arttı
13:15
Ayasofya'nın cuma namazıyla yeniden ibadete açılışının üzerinden 6 yıl geçti
Günün tüm
haberleri
Anasayfa
Risale-i Nur
Risale-i Nur
Madem ezelî ve ebedî bir Allah var; elbette âhiret vardır
Ehl-i küfrü haşrin inkârında, onları tasdik etmekten yüzbinler derece mukaddessin
Başta Kur'ân ve Resûl-i Ekremin, bütün mukaddes kitaplar ve peygamberler ittifak ile işaret ederler
Kur'ân'ın üçten birisi haşirdir, ekser kısa sûrelerin başları kuvvetli âyât-ı haşriyedir
Hazret-i Muhammed'in (asm) bütün mucizeleri hakikat-ı haşriyeyi ispat ederler
İçtimaiyyun, siyasiyyun ve ahlâkiyyun bu boşluğu neyle doldurabilirler?
Karısına, güzel bir hûri gibi muhabbetle, şefkatle, merhametle mukabele edebilir
Cehennem endişesi olmazsa, o delikanlılar dünyayı cehenneme çevireceklerdi
İhtiyarlar, öyle bir vaveylâ-i ruhî ve bir dağdağa-i kalbî hissedeceklerdi ki
Çocuklar, yalnız Cennet fikriyle, onlara dehşetli görünen ölümlere karşı dayanabilirler
Tesanüd ve ittihad-ı hakikîye muhtacız ve mecburuz
Birinci âyet olan ferman-ı İlâhînin iki parlak tefsirleri bulunan 10. Söz ile 29. Söz
'Niçin bu Onuncu Sözü birden tamamıyla anlayamıyorum' deme!
Bir baharı halk etmek, Zât-ı Zülcelâline bir çiçek kadar ehvendir
Az çok, büyük küçük O'na müsavi olduğu gibi, bütün insanları birtek insan gibi haşre getirebilir
Herşey lisan-ı hâl ile 'Âmentü billâhi ve bi'l-yevmi'l-âhir' okuyor ve okutturuyor
Küre-i arzı yerinden kaldıracak, kırıp atacak bir kuvvet Haşir hakikatini sarsamaz
Âhiret yolunu ve Cennet kapısını, vehimlerin ne haddi var ki kapatabilsin?
İnsan ebed için halk edilmiş ve ebede gidecektir
En mübarek, nuranî ve âlet-i tes'id bir hediye-i hikmeti olan aklı alet-i tâzip yapmak
Ecel ve kabir insanı beklediği gibi, Cennet ve Cehennem de insanı bekliyor ve gözlüyor
Herbir meyvenin vazifesi biter, mânâsını ifade eder, vefat eder, midemizde defnedilir
İnsan, istidadı nisbetinde burada ekiyor ve ekiliyor, âhirette mahsul alıyor
Adalet iki şıktır, biri müsbet, diğeri menfidir
Sebatsız menzillerde, devamsız meydanlarda, bekàsız meşherlerde bâhir bir hikmetin intizâmâtı
Dört fertten bin yüz on bir (1111) kuvvet-i mâneviyeyi temin eden sırr-ı ihlâs
Hiç akıl kabul eder mi ki, yalnız bir saç hükmünde insana bir ücret-i dünyeviye versin?
Hiç mümkün müdür ki bütün mevcudatın şehadetlerini reddetsin?
Dünyada bundan daha doğru bir haber, daha sağlam bir dâvâ olamaz
Başka bâki bir memleketi var, bizi onun için çalıştırır, oraya davet eder
Haşr-i cismânîyi akıldan uzak görüp inkâr etmenin divanelik olduğunu sen de anlarsın
Zât-ı Hakîm-i Hafîz, vefat edenlerin ruhlarını nasıl muhafaza eder, denilir mi?
Şu âlemin Mutasarrıf-ı Zîşânı, her günde haşr-i ekberin nümunelerini icad ediyor
Hiç mümkün müdür ki, kıyameti getirmesin, haşri yapmasın ve yapamasın!
Nihayetsiz küçüklük içinde nihayetsiz büyük cinayet işliyorsun
Herşeyi yapamayan hiçbir şeyi yapamaz ve birtek şeyi halk eden (yaratan) herşeyi yapabilir
Acaba hiç kabil midir ki, insan, kabre girip rahatla yatsın ve uyandırılmasın
Hiç mümkün müdür ki, insanın amelleri ve fiilleri muhafaza edilmesin
Rahmân, has ibâdına öyle ikramlar edecek, ne göz görmüş, ne kulak işitmiş, ne kalb-i beşere hutur etmiştir
Dünya, meyveleri âhiret pazarına gönderilen bir şecere-i hayret-nümâdır
Ümmet-i Muhammediyeyi (asm) Dârüsselâma çıkaran bir sefine-i Rabbâniyede çalışan hademeleriz
İnsan, ipi boğazına sarılıp istediği yerde otlamak için başıboş bırakılmamıştır
Şu fâni masnuat, bir parça görünüp mahvolmak için yaratılmamışlar
Herşeyin gayât-ı vücudu ve netâic-i hayatı üç kısımdır
Sana tattırır, iştihanı açar, fakat doyurmaz
Dünya, hikmetle yapılmış bir misafirhanedir
Görüyorsun ki, yol içinde bir han var, bir büyük zât, o hanı, misafirlerine yapmış
Ölmüş, kurumuş küre-i arzı diriltmenin perde arkasında muazzam bir rububiyet var
1
2
3
4
5
6
Haberler
Son Haberler
Manşetler
Risale-i Nur
Özel
İslam
Bediüzzaman
Ramazan
Güncel
Dünya
Nur Talebeleri
Aile
Ayasofya
Eğitim
Tefekkür
Osmanlıca
Röportaj
Risale-i Nur'u Sadeleştirme Tartışması
Hayat
Otomobil
Bilim - Teknoloji
Kültür Sanat
Edebiyat
Ekonomi
Toplum
Sosyal - Medya
Sağlık
Kitaplık
Spor
Kariyer
Ajanda
İlan - Tanıtım
Kutlu Doğum Etkinlikleri
العربية
Bilgi Bankası
Diğer İçerikler
Foto Galeri
Web Tv
Yazarlar
Kurumsal
Künye
İletişim
Gizlilik İlkeleri
Kullanım Şartları
Geliştiriciler İçin