1. YAZARLAR

  2. Mustafa ÖZCAN

  3. Napolyon mu Selahaddin mi ?
Mustafa ÖZCAN

Mustafa ÖZCAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Napolyon mu Selahaddin mi ?

A+A-

Vakit’te yazmış olduğum ‘Kul Adam’ başlıklı yazımdan dolayı bazı alınmaların olması ve tepkilerin gelmesi tabiidir. Önemli olan meseleleri serinkanlı analiz edebilmektir. Bu hassemizi ve hassasiyetimizi kaybettiğimizde ise her şey tepetaklak olur ve ezbere dönüşür. Dolayasıyla ehl-i tahkik olmaktan uzaklaşırız.

Bediüzzaman ve Gazali gibi eazim şahsiyetlerin en fazla üzerinde durdukları husus hakkaniyet ve ehl-i tahkik mesleğine tabi olmaktır. Bediüzzaman meselesi de öyledir. Ben yazımda Bediüzzaman’ı  tartışmaya açmadım.  Lakin Bediüzzaman algısı hususunda konuşabiliriz. Herkes eteğindekini döker. Herkesin Bediüzzaman hakkında farklı algılamaları olabilir. Lakin bu algılardan birisini populizm rüzgarlarıyla ana algı haline getirmek tartışılması gereken bir husustur.

‘Hür Adam’ filmi üzerinden ben bunu yapmaya çalıştım. Dolayasıyla ben filmi ve sanat yönünü de eleştirmedim. Zaten o hususa girme gibi bir niyetim de yok. Benim üzerinde durduğum filmin durduğu zemindir. Sanat yönüyle alakalı değil münhasıran duruşuyla alakalıdır.  Risale-i Nur şakirtlerinin en önemli vasfı samimiyet olsa gerektir. Samimiyeti kaldırdığınızda onun yerine asabiyet ve tarafgirliği yerleştirdiğinizde Bediüzzaman gerçeği makus hale gelmiş olur. ‘Benim sözlerimi bile mihenge vurun’ yani Kur’an ve Sünnet süzgecinden geçirin diyen birisi bizi hepimizi tahkike davet ediyor demektir. Bunun yerine ‘Bediüzzaman’ı savunuyorum’ kabilinden bir asabiyet çizgisi oluşturmak öncelikle Bediüzzaman’ı tecrih ve manevi hukukuna tecenni etmek olur. Muhabbeti iyi yöne kanaliz etmeliyiz. Muhabbet elbette iyidir lakin hakikate mukarin olursa daha iyidir. Adalet duygusu bizi ölçüye ve hakkaniyete götürür. Asabiyet ise hizipçiliğe yol açar. Bu durumda siz onun hakikatini değil algısını seversiniz. Algısı ise sizi başka vadilere taşır.

*

Maalesef savunma biçiminde bir kemikleşme görülüyor. İslamiyetin esasları zedelenirken tepki göstermeyen insanların mesele kendi algılarına gelince tepki gösteriyorlarsa orada bir arıza var demektir. Populizm gerçeğin katilleri arasındadır. Zaman zaman biz de avamprestlik adına kalınlaşan çizgileri kırmakta zorlandığmızda emri vakıaya teslim oluyoruz.  Bana gelen tepkilerin çoğunluğu sadet dışıydı. Mevlana’nın deyimiyle ‘ben ne diyorum tanburum ne diyor’ kabilinden tepkilerdi. 

Ben ‘Hür Adam’ başlığının Bediüzzaman’ı iyi ifade etmediğini düşünüyorum. Bu ünvan manevi bir ünvandan ziyade seküler ve liberal kesimlerin tercih edeceği bir ünvan olarak görünüyor. Dolayasıyla onların zaviyesinden bir Bediüzzaman okuması diye düşünüyorum. Bundan dolayı kompleks ürünü diye nitelendirdim. Bediüzzaman bütün mesaisini uhrevi alana hasretmiştir. Uhrevi alanla dünyevi alan mukayeseye bile değmez. Dolayısıyla bir ahiret ve ebediyet kahramanı denseydi  haddim olmadan alkışlardım. Lakin kimse kusura bakmasın ‘Hür Adam’ı alkışlamak içimden gelmiyor ve alkışlamam da.  Alkışlayanlara da iştirak etmem.

İkinci husus ise, bacak bacak üzerine atma meselesiydi. ‘Deli Şaban Abi Bediüzzaman’dan öyle duymuş’ şeklindeki ifadeler asgarisinden söyleyecek olursak tahkike muhtaçtır.  Kanaatime göre, Bediüzzaman’ı büyüten yapmacık hareketleri değil tabii halidir. Kibirliye karşı tekebbür etmek ise nasihat makamın gerekleri arasında değildir. ‘Lükülli makamın makal’ fehvasınca kibirli muamele kibirli ortamların gereğidir. Lakin yine de böyle bir ortamı varsaysak bile ‘kul küllün yamelu ala şakiletihi’ denildiği gibi herkesin tepkisi hayat dünyasının izlerini ve akislerini taşır. Bacak bacak üstüne atmak bir Frenk illeti veya modasıdır. Bediüzzaman’ı o şekilde tasvir etmek onu büyütmez bilakis aksi neticeler verir.  Bazı Nurcular bacak bacak ayak üzerini atmanın Frank mukallitliği olduğunu bile unutmuş. Çünkü giyimde kuşamda herşeyde artık taklit etmekle kalmamış kanıksamış bulunuyor.

*
Vakit’teki yazıdan sonra bu defa da HaberTürk Bediüzzaman’a atfen bir mektup yayınladı. Belki bazıları Bediüzzaman’ı orada farklı bir biçimde tasvir etmek veya göstermek istemiş olabilir. Lakin kanaatimce mektup-sıhhati doğru ise- sadece bir tek şeyi aksettiriyor: Serapa samimiyet. Orada bir de okkalı nasihat var. Bediüzzaman muhatap kimseden Napolyon yerine İslam kahramanı Selahaddin’in yolunu izlemesini salık veriyor.

Neden Selahaddin Eyyübi ile Napolyon iki karşıt model. Esasında Napolyon bir imparatorluk rüyacısı. Mustafa Kemal ise amiyane tabirle ‘az olsun bizim olsun’ diye özetlenebilecek bir  yaklaşımını esas alıyor. Napolyon hakkında da ‘Müslüman oldu’ denmiş ve İslam’ı istismar edip etmediğine dair tartışmalar yaşanmıştır. Esasında iddiası ne olursa olsun; Napolyon İslam şehameti karşısında bozguna uğramış bir cihangirdir. Esasında, Fransız Devriminin bir ürünüdür ve genelde din sonrası dönemin veya post dindarlık döneminin irhasatıdır. Bozguna uğrasa da Mısır, modernizmi onunla birlikte tanımıştır. Dünyada modernizm ve pozitivizm rüzgarları estirmiştir. Bizde kimileri onun samimi olarak Müslüman olduğuna kaildir. Lakin Bediüzzaman negatif bir figür ve model olarak ele almıştır. Kalbini bilmemiz mümkün değil lakin hamlesi sömürgeilik dönemini başlatmıştır. Dinin canlanmasına değil modernizm ve pozitivizmin canlanmasına hizmet etmiştir. İslam dünyasını parçalayan ve bölen bir akımın öncüsü olmuştur.

Selahaddin Eyyübi ise  İslam dünyasının iki yakasını toplayan ve bir araya getiren kahraman olarak yükselirken Napolyon İslam dünyasını dağıtan ve parçalayan bir figür olarak tezahür etmiştir. Gerçek budur.  Dolayısıyla bazı yazılarımda Bush’u Napolyon ve  Churchill gibilerin halefi olarak göstermemin nedeni budur. Bediüzzaman çatallaşan yollarda veya yolların ayrılış noktasında iki model arasında muhatabına doğru  yönü göstermiştir.

Tarafgirlik sarhoşluk, adalet itidaldir. Tarafgirlik mübalağaya yol açar ve Bediüzzaman’ın da dediği gibi mübalağa devrimcidir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
12 Yorum