1. YAZARLAR

  2. Şahin DOĞAN

  3. Mustafa İslamoğlu, İntihaller ve Şaz Yorumlar (5)
Şahin DOĞAN

Şahin DOĞAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Mustafa İslamoğlu, İntihaller ve Şaz Yorumlar (5)

A+A-

Bakara: 260

Hani İbrahim, “Ey Rabbim! Ölüye nasıl hayat verdiğini bana göster!” demişti. O da, “Yoksa inancın yok mu?” diye sormuştu. Cevap vermişti: “Hayır, ama kalbim tamamen mutmain olsun.” “Öyleyse” demişti Allah, “Dört kuş al ve onlara sana itaat etmeyi öğret, sonra onları (etrafındaki) her tepeye ayrı ayrı sal; sonra da çağır: uçarak sana gelecekler… (M.Esed)

Hani İbrahim demişti ki: “Rabbim ölüyü nasıl dirilttiğini bana göster!” O da “yoksa inanmadın mı?” diye sordu. Cevap verdi: Hayır fakat kalbim mutmain olsun diye. O da o halde dört kuş al ve onları kendine itaate alıştır. Bunun ardından onları ayrı ayrı bir tepeye sal ve onları çağır; uçarak sana gelecekler…(M.İslamoğlu)

Esed’in bu ayete düşmüş olduğu dipnot şöyle: “…Surhunne ileyke (“onları kendine alıştır”, yani, “sana itaat etmelerini öğret”) emrinin öncelikli anlamına dayanmaktadır. Bu kıssanın verdiği ahlakî ders, ünlü müfessir Ebû Müslim tarafından ikna edici bir şekilde anlatılmıştır (Râzî’nin nakline göre): “Eğer insan, kuşları çağrısına uyacak şekilde eğitebilirse -ki kesinlikle o güce sahiptir- öyleyse her şeyin iradesine teslim olduğu Allah da sadece ‘ol!’ diyerek her şeye hayat verebilir.”

İslamoğlu’nun bu ayete düştüğü dipnot şöyledir: ”surhunneye genellikle “kesip parçalara ayır” anlamı verilmiştir… Eğer kesip parçalama kastedilseydi “kendine” (ileyk) denmezdi. Çünkü bu fiil kesme anlamında kullanıldığında ila ile kullanılmaz… Bununla Hz. İbrahim’e söylenmek istenen zımnen şudur:”Sen çağırınca terbiye ettiğin kuşlar nasıl uçarak sana geliyorlarsa Allah ta ruhları çağırdığında onlarda kuşlar gibi uçarak kendilerini terbiye eden Rabbe varacaklar.”(Hayat Kitabı Kuran, sh: 90)

Evet görüldüğü gibi, yorumlar, ifadeler, dipnotlar, şekil ve bakış açısı dahil her şey hemen hemen aynı olduğu halde Esed’in dipnotta adı yine yok. Dikkat ederseniz burada katmerli bir intihal söz konusu. Zira Esed dipnotunda en azından tercih ettiği yorumun tefsir tarihindeki kaynağını zikrediyor. Ebu Müslim ve Razi’nin adını veriyor. İslamoğlu ise aynı kanaati benimsemekle birlikte gördünüz üzere ne Ebu Müslim’in, ne Razi’nin, ne de Esed’in ismini zikrediyor. Bunun adı kelimenin en sahici anlamıyla katmerli intihaldir.

Bu ayette anlatılanlara gelince ayet, Allah’ın ölüyü yeniden diriltme kudretini tasvir etmeyi amaçlamaktadır. Çünkü Hz. İbrahim, kuşların eğitilip eğitilmeyeceğini ya da daha avam bir ifadeyle nasıl “kuşçuluk” yapılacağını sormuyor, ölüye nasıl hayat verileceğini merak ediyor. Bu merakın giderilmesi ise ancak kuşların parçalanması ve tekrar diriltilmesiyle mümkündür.

Nisa: 3

Eğer yetimlere karşı adil davranamamaktan korkuyorsanız, o zaman, size helal olan (diğer) kadınlardan biri ile evlenin (hatta) ikisi, üçü veya dördüyle; ama onlara adil bir tarafsızlıkla muamele edemeyeceğinizden korkarsanız, o zaman (sadece) bir taneyle yahut meşru şekilde sahip olduklarınızla evlenin. (M. Esed)

Eğer yetimlere adil davranamamaktan korkuyorsanız, o zaman size helal olan diğer kadınlardan biriyle evlenin, (hatta) ikisi, üçü ve dördüyle; ama onlara da adil davranamayacağınızdan korkarsanız o zaman bir taneyle ya da meşru olarak sahip olduklarınızla yetinin. (İslamoğlu, sh: 144)

Her iki ifade tarzının da birebir aynı olduğuna lütfen dikkat edin. Burada İslamoğlu birkaç kelimeyi değiştirmek suretiyle kopyala yapıştır tarzında işi bitirmiş gibi. Ama iş burada bitmiyor dipnotlar onu daha açık ele veriyor.

Bu ayete Esed’in düşmüş olduğu dipnot şöyle: “…Hz. Ayşe tarafından yapılan bir yoruma göre bu, yeterli mehir verme gücü bulunmayan veya mehir vermeye hazır olmayan velilerinin evlenmek istediği yetim kızların (farazî) durumuna işaret etmektedir… (Buhârî, Kitâbu’t-Tefsîr; Müslim ile Neseî). Ancak bu ayetin açıklanması konusunda Hz. Ayşe’nin çağdaşlarının tümü kendisiyle aynı kanaatte değillerdi. Bu bakımdan Sa‘îd b. Cübeyr, Katâde ve diğer Tâbiîn’e göre yukarıdaki pasajın anlamı şudur: “Nasıl ki yetimlerin haklarına tecavüz etmekten haklı olarak çekiniyorsanız, aynı şekilde evlenmeye niyetlendiğiniz kadınların hak ve çıkarları için de aynı ihtimamı göstermelisiniz”.  

Şimdi de İslamoğlu’nun düşmüş olduğu dipnotu okuyalım: “…Hz. Aişe’nin açıklamasına göre mal sahibi yetim kızların velileri, malları için onlarla evlenmek istiyor fakat vermeleri gereken mehri de vermek istemiyorlardı. (Buhari ve Müslim) Sa‘îd b. Cübeyr, Katâde ve Tâbiînden diğerlerine göre bu cümlenin anlamı şudur: “Nasıl ki yetimlerin haklarına tecavüz etmekten haklı olarak çekiniyorsanız, aynı şekilde evlenmeye niyetlendiğiniz kadınların hak ve çıkarları için de aynı özeni göstermelisiniz”

Esed’in ismini adeti olduğu üzere yine vermeyen İslamoğlu’nun, mezkur ifadeleri, motamot Eset’ten intihal ettiği daha doğrusu aşırdığı o kadar belli ve belirgin ki fazla söze hacet yok sanırım.

Tevbe:51

De ki: Bizim başımıza, asla Allah’ın bizim için yazdığından başka bir şey gelmez. (M. Esed)

De ki: Başımıza Allah’ın bizim için yazdığından başka bir şey gelmez. (İslamoğlu)

İlginçtir bu ayete Esed herhangi bir tefsir dipnotu düşmezken İslamoğlu metinle hiçbir alakası olmayan şöyle bir dipnot düşmüş. “Bu ve bir önceki ayet mümin ve münafığın birbirine zıt hayat tasavvurlarını ele veriyor” Bir önceki ayette şöyle: “Sana bir iyilik gelirse onlar üzülürler ve eğer başına bir musîbet gelirse içlerinden, “Neyse ki biz daha önce tedbirimizi almıştık. Sorununuzu nasıl çözerseniz çözünüz! ” deyip senin başına gelen felaketten dolayı keyifli keyifli arkalarını döner giderler.” Bu iki ayet birlikte okunduğunda insanın başına gelecek her şeyin önceden Allah tarafından yazıldığı sonucu çıkar kesinlikle. Ama bu sonuç takdir edeceğiniz üzere iki yazarı da rahatsız eder. Çünkü bu iki ayet kaderin varlığının su götürmez delilidir. Bundan dolayı Esed dipnot vermeden geçiştirirken İslamoğlu alakasız bir dipnotla durumu idare etmeye çalışır. Bildiğiniz gibi onlara göre kader demek “yasa” demek sadece. Ve imanın altıncı rüknü olan “kadere iman” diye bir şeyde yok. Ama ayetin metni başka hiçbir yoruma mahal bırakmayacak derecede kaderin sübutunu vurguluyor.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
1 Yorum