1. YAZARLAR

  2. Şahin DOĞAN

  3. Mustafa İslamoğlu, Hz. Adem’in Babası ve Evrim Teorisi
Şahin DOĞAN

Şahin DOĞAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Mustafa İslamoğlu, Hz. Adem’in Babası ve Evrim Teorisi

A+A-

İslami Modernizm’in şu garip haline bakar mısınız? Biri çıktı, peygamberlik bitmediğini kendisine de vahiyler geldiğini söyledi. (Gulam Ahmed) Biri çıktı, Kurandaki Kıssaların çoğunun sembolik/metaforik olduğunu söyledi. (M. Halefullah) Biri çıktı, “Hz. İsa’nın da bir babası var” dedi. (M. Ali Lahuri) Biri çıktı, 19 sözde mucizesine uymadığı gerekçesiyle Tevbe Suresi’nin son iki ayetini Kurandan çıkarmaya teşebbüs etti. (Reşad Halife) Biri çıktı, Namazın beş vakit değil üç vakit olduğunu söyledi. (Y.N. Öztürk) Biri çıktı, İslam da bildiğimiz anlamda namaz diye bir şeyin olmadığını sadece “salat”ın olduğunu söyledi. (İ. Eliaçık) Biri çıktı, cinsel ilişki ile iftar açılabileceğini söyledi. (Z.Beyaz) Biri çıktı, “Allah gaybı bilmez” dedi. (A.Bayındır) Biri çıktı, “Kabir azabı yoktur” dedi. (M. Okuyan) Biri çıktı, Kurandaki bütün ahkam ayetlerin tarihsel olduğunu dolayısıyla bizi bağlamadığını söyledi. (M. Öztürk) Ve nihayet biri çıktı, birçok şeyle birlikte Hz. Adem’in bir babasının olduğunu ve üstelik Evrim Teorisi’nin de gerçek olduğunu söyledi. Asıl şaşırıcı olan şu ki hepsinin “bunları biz söylemiyoruz, Kuran söylüyor” demeleriydi.

Mustafa İslamoğlu, mealinde Al-i İmran suresi 159 ayetine düştüğü tefsir dipnotunda: “Babasız doğmak bir beşere ilahlık kazandırsaydı, bu, Hz. İsa’dan önce Hz. Adem’in hakkı olurdu çünkü onun hem babası yok hem annesi” (Hayat Kitabı Kuran, Düşün y. s.115)  derken; “Yaratılış ve Evrim” (düşün y. 2015) isimli kitabında ise Hz. Adem’in hem annesinin hem de babasının olduğunu söylüyor. Adamın düşünce dünyası tam bir çelişkiler yumağı… Ama bu ebeveynler bizim gibi insan değil birer “beşer.” Biyoloji diliyle söyleyecek olursak birer “Homo Sapiens.” (Akıllı insan) İddiasına delil olarak üç adet ayet-i kerime getiriyor. “Adem’in babası var mıydı? Bu soruyu Kuran’a soruyoruz ve Kuran bize birden fazla delille (olumlu) cevap veriyor.” (s.189) Yani bu iddia kendisinin değil Kuran’ın asırlar önce ilan ettiği bir hakikat imiş, hazrete göre. Ama her nedense, hiçbir müfessir bu açık gerçeği görememiş, anlayamamış ve dahi kavrayamamış.

İddiasına delil olarak getirdiği en önemli ayette şöyle buyuruyor Cenab-ı Hak: “İnsanın tarih sahnesinde görünmesinden önceki dönem sonsuz bir zaman kesitinden ibaret değil midir? İnsanın henüz dikkate değer bir varlık olmadığı bir zaman kesiti. Şüphesiz, denemek için insanı katıksız bir sperm damlasından yaratan Biziz. Biz onu işitme ve görme duyuları ile donatılmış bir varlık kıldık.” (İnsan Suresi 1-2)
İslamoğlu, ayetteki el-insan ifadesinin bütün insanları kapsadığı, Hz. Adem’in de bunun içinde olduğu dolayısıyla onun da bir spermadan yaratıldığı söylüyor. Bundan sonrasını kendisinden okuyalım: “Adem insan mıdır, değil midir? O, elbette insandır. Aksi düşünülemez. Eğer Adem insansa, bu ayet, Ademin de tüm diğer insanlar gibi nutfeden yaratıldığını dolaylı olarak söylemektedir. Buna hayır diyebilmek için yapılacak ilk iş, Adem’in insan olmadığını ispatlamak olacaktır.”(s.191) Peki nutfe nedir? Tarifini yine kendisi yapıyor: “Nutfe, anne rahminde bir canlının vücut bulması için babanın üreme organları tarafından üretilen hayat tohumudur…”(s.191)

Bu ifadelerin Kuran-ı Kerim’in Hz. Adem’in yaratılışıyla alakalı diğer pasajlarıyla (mesela Araf 12, Hicr 26-28, İsra 61, Mü’minun 12, Secde 7, Rahman 14)   görünür bir tezat teşkil ettiği hakikatinden sarfı nazar ederek, yani işin yanlışlığını ve doğruluğunu bir süreliğine kenarda bırakıp, sadece bir husus muvacehesinde, İslamoğlu’nun kurguladığı mantık üzerinden gidelim. Hz. İsa (a.s) insan mıdır, değil midir. O, elbette insandır. Aksi düşünülemez. Eğer Hz. İsa (a.s)  insansa, bu ayet, Hz. İsa’nın da tüm diğer insanlar gibi nutfeden yaratıldığını dolaylı olarak söylemektedir. Buna hayır diyebilmek için yapılacak ilk iş, Hz. İsa’nın insan olmadığını ispatlamak olacaktır.

Şimdi hayati sorumuzu sormanın tam zamanı: O halde Hz. İsa’nın babası kim? Halbuki Kuran onun, babasız bir şekilde mucizevi olarak dünyaya geldiğini açıkça söyler. Her vesileyle,  Kuran’a aykırı gerekçesiyle birçok sahih hadisi reddeden İslamoğlu, teorisinde vahiyle çelişmemek ve tutarlı olmak istiyorsa, Kuran’ın te’vil götürmeyen açık beyanına rağmen, ya Hz. İsa’ya (a.s) bir baba bulmalı ya da zahir bir çelişkiye düştüğünü kabul etmeli. Çünkü baştan sona anlattıkları, mantık ilmindeki “üçüncü halin imkansızlığı” ilkesi gereğince, bu iki şıktan birini tercih etmesini zorunlu kılıyor. Şayet “evet, Hz. İsa’nın da bir babası vardır” diyorsa ona diyecek sözümüz yok artık. Dilerse “baba” konusunda kendisine bir tüyo verebiliriz; meşhur Kadiyani Muhammed Ali Lahuri’nin “The Holy Kuran” adlı Meal-Tefsirine müracaat edebilir. Hatta orada Hz. İsa’nın Yusuf en Neccar isimli bir babasının olduğu bile yazılıdır. (Bilgi için bkz: H.Ünsal, Tefsirde Heterodoksi Kadiyanilik ve Kuran, Ankara Okulu y. Ankara 2011, s. 187)  Ama bunu diyemiyorsa -ki Kuran ayetleri bağlamında demesi imkansız- çelişkiye düştüğünü açık yüreklilikle itiraf etmeli.

Ehl-i Sünnet kelamı ittifakla “beşer” ve “insan” gibi yapay ve ilim dışı ayrımlara tevessül etme ihtiyacı duymadan Hz. Adem’i “beşerin babası” (ebu’l beşer) olarak adlandırır. Şii-İsmaili kelam da ise Hz. Adem’in babasının Huneyd, Tehum gibi adları bile vardır. (Ebu’l Kasım Cafer bin Mansur, Serair ve Esrar’un Nuteka, s.193-194) Yani anlayacağınız İslamoğlu bu söyleminde yalnız değil. Ama zat-ı alileri Şia’nın fikrine şu gerekçeyle katılmaz: “Bu Batıni yorumda Adem de bir insan olmuş olmaktadır. Yani Adem de bir insanoğludur. Bu hem tabiat ayetlerine hem Kuran ayetlerine aykırıdır.”(s.194) Neden aykırı olsun? Hani “el-İnsan” lafzı içine Adem de giriyordu. Eğer giriyorsa o da bir meniden yani bir anne ve babanın bileşiminden dünyaya geliyor demektir. Kendisini dinliyoruz: “Ayet, (Al-i İmran, 59) Adem ve İsa’nın sünnetullaha tabi, doğan ve ölen birer insanoğlu oluşuna dikkat çekmektedir.” (s.240)  Görüyorsunuz, daha birkaç sayfa geçmeden kendisiyle nasıl çeliştiğini. Üstte, Hz. Adem’in insanoğlu olmasını Kuran ve tabiat ayetlerine aykırı olduğunu söylerken; burada ise kendisi Hz. Adem’in birer insanoğlu olması gerektiğini söylüyor. Açıkça söylemek gerekirse hayli fantastik olmakla birlikte Şia’nın düşüncesi İslamoğlu’na göre daha tutarlı, daha makul gibi duruyor. En azından Hz. Adem’in babasının da bir insan olduğunu söylüyor.

Kitabın her satırına sinmiş tarifi kabil olmayan bariz bir husumet göze çarpıyor. Bu husumetin muhatabı kolayca tahmin edileceği üzere milyonlarca mensubu bulunan “fırka-i naciye-i kamile” olan Ehl-i Sünnet Ve’l Cemaat mezhebi. Her defasında bu mezhebin samimi bağlılarını uydurulmuş dinin takipçileri olarak tezyif ve tahkir etmekten, geçmiş tüm müfessirleri alaylı ve laübali bir üslupla aşağılamaktan çekinmez ve tümünün Kuran’a aykırı yorumlar yaptığı, onu hurafelerle bulandırdığını söyler. Hazret, Hz. Adem’in peygamber oluşunun kesin olmadığı (s.195) -ne tuhaf, Hz. Adem’in bir babasının olduğu kesin ama peygamber olduğu kesin değil- insanlığın “maymunumsu bir ata”dan gelmesinin gayet normal olduğu buna karşı çıkmanın ise yobazlıktan başka bir anlam ifade etmediği hususunda ısrarcıdır. Ona göre, evrim karşıtlığının kökeninde “uydurulmuş dine inanan Müslümanların maymunlaşması yatıyor.” (s.308) Evrim Teorisi’ni Kuran’a onaylatmaktan başka bir anlam taşımayan bu kutsal çaba uğruna bütün Kuran ayetlerini seferber etmekte bir sakınca görmez. Sorun teşkil edeceğini düşündüğü ayetleri ise te’vil marifetiyle amacı doğrultusunda konuşturmak, ustalıkla becerebildiği en kolay şey. Aynı hikayeyi, vakti zamanında, çok daha başarılı bir performans ile Yaşar Nuri Öztürk’ten dinlemiştik.

Sözün özü, “Sadece İslam Ümmetine mensup kesimlerin değil, temeli vahye dayanan dejenere olmuş dinlerin mensuplarının dahi üzerinde ittifak ettiği “Hepiniz Adem’densiniz; Adem de topraktandır” hakikatini “öyle değilmiş, Adem’in de babası varmış” diyerek reddedilmesi gerekenler kategorisine sokuyorsanız, bulunduğunuz yer Sofestaiyyedir, bilesiniz!”

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
5 Yorum