1. YAZARLAR

  2. Niyazi BEKİ

  3. Müspet hareket ve eksen kayması
Niyazi BEKİ

Niyazi BEKİ

Yazarın Tüm Yazıları >

Müspet hareket ve eksen kayması

A+A-

Bu yazının amacı istikbale matuf sağlam bir rotanın tahakkukuna bir katkı sağlamaktır. Detaylardan ziyade hakikatlerin ipuçlarıyla iktifa edilmiş, mütebakisi okuyucunun zekâvetine havale edilmiştir.

Müspet hareket, neticesi bereket olan bir faaliyettir. İnsanların ferdi ve içtimai hayatlarını güzel bir yöne kanalize eden her eylem, her söz müspettir. Tersine, insanların dünya ve ahiretlerini sıkıntıya sokacak her iş, her davranış menfidir.

YARIŞLARDA MÜSPET HAREKET

-Yarışmak güzel bir şeydir. Ancak her yarışmacının kendi ekseninde yarışması, icra-i faaliyette bulunması esastır.

-Mesela: Güneş, ay ve yıldızların kendi eksenlerinde hareket etmeleri bir müspet harekettir. Bir yıldızın yörüngesinden çıkması, menfi bir harekettir, bir eksen kaymasıdır. Güneşin gücüne, kuvvetine dayanarak Ay’ın sınırlarına tecavüz etmesi bir eksen kaymasıdır.

“Ne Güneş Ay’a kavuşabilir, ne gece gündüzün önüne geçebilir. O gök cisimlerinden her biri, birer yörüngede akar, durur.” (Yasin, 36/40) mealindeki ayette -deyiş yerindeyse-müspet hareket çizgisinde yer alan bir kozmik ahlaki değere işaret edilmiştir.

Örneğin: İki at yarıştığında her koşucu/süvari kendine ayrılan çizgisinde at koşturması müspet bir harekettir ve yarışmanın kurallarına uygun bir davranıştır. Fakat, bir koşucunun atını diğer koşucu için belirlenen çizgiye kaydırması ve oradaki atı tökezlemeye çalışması menfi bir davranıştır, bir eksen kaymasıdır. Trafik seyri için konulan kurallar için de aynı şey sözkonusudur. Bu seyir esnasında ufak bir eksen kayması büyük bir trafik kazasına sebebiyet verebilir.

İMAN EKSENLİ HİZMETLER YARIŞLARI

“Rabbiniz tarafından mağfirete, genişliği göklerle yer kadar ve takva sahipleri için hazırlanmış bir cennete doğru yarışırcasına koşuşun!”(Al-i İmran, 3/133) mealindeki ayette insanlar, sabitesi müspet hareket olan bir yarışa teşvik edilmiştir.

Daha önceki ayetlerde iman ve salih/güzel ameller işleyen kimselerin yaptıkları bu güzel işler sıralandıktan ve yarışın belkemiğini teşkil eden Allah’a ve hesap gününe olan iman gibi hususlar: “Rab’lerine dönüp hesaba çekileceklerinden, yaptıkları hayırları kalpleri titreyerek yapanlar” (Müminun, 23/60) mealindeki ayette özetlendikten sonra;

“Evet, işte onlardır hayırlara koşanlar ve o işlerde öne geçenler!” (Müminun, 23/61) mealindeki ifadeyle müspet hareketle yarışı kazananlardan övgüyle söz edilmiştir.

Bu ayetlerden anlaşıldığı üzere, müminlerin iman endeksli hizmetleri, hesap gününe iman yörüngesinde dolaştığı zaman bir müspet harekettir. Hesap günü göz ardı edildiği takdirde bu bir eksen kayması olur.

İMAN EKSENLİ HİZMETLER UHREVİLEŞMELİDİR

İman eksenli hizmetler; tarikatlar, cemaatler, ilim ve irşat hizmetlerinin hedefinde Allah rızası ve ahiret yurdu olduğu zaman bütün yaptıkları müspet hareket hanesine yazılır. Buna mukabil, dünyevileştikleri zaman, siyasetle uğraştıkları zaman, dünyanın şan ve şerefine meylettikleri zaman, bir eksen kayması yaşamış olurlar.

Bu konuyu –özetle- Bediüzzaman hazretlerinden dinleyelim:

“Risale-i Nur,  ilmin esas gayesi olan rıza-yı İlahîyi tahsile sebeb olması ve dünya menfaatına, ilmi hiç bir cihetle âlet etmeyerek tam manasıyla insaniyete hizmet gibi en ulvî vazifeyi temsil etmektedir.” (Asa-yı Musa, 247 )

-Ahirete iman konusunun nasıl müspet bir hareket ve bu imanın yokluğu veya zayıflığı nispetinde nasıl bir eksen kayması olduğunu da hazreti Üstattan özetle dinleyebiliriz:

“Her bir şehir -ve her bir ülke- kendi ahalisine geniş bir hanedir. Eğer iman-ı âhiret o büyük aile efradında hükmetmezse; güzel ahlâkın esasları

olan ihlas, samimiyet, fazilet, hamiyet, fedakârlık, rıza-yı İlahî, sevab-ı uhrevî yerine garaz, menfaat, sahtekârlık, hodgâmlık, tasannu, riya, rüşvet, aldatmak gibi haller meydan alır. Zahirî asayiş ve insaniyet altında, anarşistlik ve vahşet manaları hükmeder; o hayat-ı şehriye(o şehir-veya ülke- hayatı) zehirlenir. Çocuklar haylazlığa, gençler sarhoşluğa, kavîler zulme, ihtiyarlar ağlamağa başlarlar.” (Asa-yı Musa, 44-45)

İMAN EKSENLİ HİZMETLER KUŞATICI OLMAK DURUMUNDADIR

Onlardan sonra gelenler (başta muhacirler olarak, kıyamete kadar gelecek müminler): “Ey kerim Rabbimiz, derler, bizi ve bizden önceki mümin kardeşlerimizi affeyle! İçimizde müminlere karşı hiçbir kin bırakma! Duamızı kabul buyur ey Rabbimiz!  Şüphesiz Sen raufsun, rahîmsin!/şefkati sınırsız, merhameti sonsuz olansın”(Haşir, 59/10) mealindeki ayette müminlerin bu kuşatıcı imanlarının güzelliğine işaret edilmiştir.

Burada Bediüzzaman hazretlerinin Osmanlı devrinde üyesi olduğu “İttihad-ı İslam”ın çerçevesini çizerken kullandığı şu aşağıdaki ifadeleri,  kuşatıcı iman şuurunu göstermesi bakımından bu ayeti canlı bir örnek olarak tefsir etmektedir:

“Tarif ettiğim ve dâhil olduğum İttihad-ı Muhammedînin (A.S.M.) tarifi budur ki: Şarktan garba, cenubdan şimale uzanan bir silsile-i nûranî ile merbut bir dairedir. Dâhil olanlar da bu zamanda üçyüz milyondan ziyadedir. Bu ittihadın cihet-ül vahdeti ve irtibatı, tevhid-i İlahîdir. Peyman ve yemini, imandır. Müntesibleri, Kalû Belâ’dan dâhil olan umum mü’minlerdir. Defter-i esmaları da, Levh-i Mahfuz’dur. Bu ittihadın naşir-i efkârı, umum kütüb-ü İslâmiyedir” (Divan-ı Harb-i Örfi 19- 20 ).

Adalet Ölçüsüne Göre:

-Suçluluğun şahsiliği prensibi bir müspete harekettir.

“Herkesin kazandığı yalnız kendisine aittir. Hiçbir suçlu, başkasının suçunu yüklenmez”(Enam, 6/164) mealindeki ayette bu gerçeğin altı çizilmiştir.

Buna mukabil, bu ayetin hükmüne muhalif hareket etmek, herhangi bir kimseyi, suçlunun yakını, akrabası, arkadaşı, dostu, meslektaşı, yoldaşı olduğu için suçlu ilan etmek, bir eksen kaymasıdır.

Bediüzzaman hazretlerinin ifade ettiği gibi, “Şarkta bir nefer hata etse, garbda bir nefere askerlik münasebetiyle zahmet ve ceza vermek.. veya İstanbul'da bir esnafın cinayetiyle, Bağdad'da bir dükkâncıyı esnaflık münasebetiyle mahkûm etmek..”(Mektubat,  64 ),  adalet açısından ciddi bir eksen kaymasıdır.

Keza, “bir mü'minde bulunan câni bir sıfat yüzünden sair masum sıfatlarını mahkûm etmek hükmünde olan adavet ve kin bağlamak, ne derece hadsiz bir zulüm olduğunu ve bahusus bir mü'minin fena bir sıfatından  darılıp küsüp, o mü'minin akrabasına adavetini teşmil etmek, اِنَّ اْلاِنْسَانَ لَظَلُومٌ sîga-i mübalağa ile gayet azîm bir zulüm ettiğini, hakikat ve şeriat ve hikmet-i İslâmiye sana ihtar ettiği halde; nasıl kendini haklı bulursun, "Benim hakkım var" dersin?” (Mektubat, 264)

İman kardeşliğini, vatandaşlık bağlarını, hakiki insanlık değerlerini pekiştiren, insanların onurunu, hak ve hukukunu göz önünde bulunduran davranışlar bir müspet hareket olduğu gibi, bu değerleri zedeleyen, bu bağları koparan veya gevşeten tutum ve davranışlar toplumda derin yaralar açan bir eksen kaymasıdır.

ADALETİN UYGULANMASINDA ADALET ÖLÇÜSÜ SAMİMİYETTİR

Adaleti dağıtırken veya uygularken sırf Allah rızasını ve adaletin tahakkukunu gözetmek bir müspet harekettir. Bu icraatta bulunurken başka gayeler ve maksatların takip edilmesi bir eksen kaymasıdır.

“Ey iman edenler! Haktan yana olup var gücünüzle ve bütün işlerinizde adaleti gerçekleştirin ve adalet numunesi şahitler olun. Bir topluluğa karşı, içinizde beslediğiniz kin ve öfke, sizi adaletsizliğe sürüklemesin. Âdil davranın, takvaya en uygun hareket budur. Allah’a karşı gelmekten sakının. Çünkü Allah yaptığınız her şeyden haberdardır”(Maide:8) mealindeki ayette bu hakikatin ifadesini görüyoruz.

Bu konuyla ilgili eksen kaymasının bir örneğini, Bediüzzamna Hazretlerinin şu ifadesinde görüyoruz: “Bir adliye reisi bir memuru, kanunca bir hırsızın elini kestiği vakit o memurun o zalim hırsıza hiddet ettiğini gördü. O dakikada o memuru azletti. Hem çok teessüf ederek dedi: Şimdiye kadar adalet namına böyle hissiyatını karıştıranlar pek çok zulmetmişler. Evet hükm-ü kanunu icra etmekte o mahkûma acımasa da, hiddet edemez, etse zalim olur. Hattâ kısas cezası da olsa hiddetle katletse, bir nevi katil olur diye o hâkim-i âdil demiş.” (Tarihçe-i Hayat, 565)

Hülasa; hak ve hukukta buluşmak bir müspet harekettir. Garazkâr tavır ve davranışlar ise adalet bakımından bir eksen kaymasıdır.

“İyilikle kötülük bir olmaz. O halde sen kötülüğü en güzel tarzda uzaklaştırmaya bak. Bir de bakarsın ki seninle kendisi arasında düşmanlık olan kişi candan, sıcak bir dost oluvermiş!”(Fussilet:33-34) mealindeki ayetin emrine uygun hareket etmek bir müspet harekettir. Bu ayetin tavsiyelerine aykırı hareket etmek ise, bir eksen kaymasıdır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
4 Yorum