1. HABERLER

  2. NUR TALEBELERİ

  3. Musibetlere Risale-i Nur'la bakmak
Musibetlere Risale-i Nur'la bakmak

Musibetlere Risale-i Nur'la bakmak

Risale Akademi, 'Müsibetlere Karşı Müminin Takınması Gereken Tavır' seminerinden notlar...

A+A-
Risale Haber - Haber Merkezi
 
Risale Akademi Cuma Seminerleri kapsamında “Müsibetlere Karşı Müminin Takınması Gereken Tavır” konulu seminer Risale Akademi konferans salonunda yapıldı. 
 
Araştırmacı-Yazar Kadir Aytar'ın yaptığı sunum'dan notlar şöyle:
 
İnsanlık gerek ferd ferd olarak, gerekse milletler olarak birçok musibetlere, taunlara, felaketlere, zelzelelere, dünya savaşlarına, katliamlara, soykırımlara, yangınlara, sel baskınlarına, görünür görünmez felaketlere maruz kalmıştır.
 
Kur’an-ı Kerim’de Nuh tufanından, helak edilen Ad ve Semud kavimlerinden ibretle bahsedilir. Tarih kitapları zalimlerin, insanların başlarına açtıkları dehşetli felaketlerle doludur. 
 
Musibet; İsabet, bir kimseye çeşitli felaketlerin, hastalık, ölüm, zarar, iflas, açlık, yoksulluk, kıtlık v.b. şeylerin isabet etmesi, kişinin bu gibi afet ve imtihan konusu olaylarla çevrilmesi, belâ, felâket, uğursuz durumdur. İyi ve güzel şeylere arız ya da musallat olan şeylere musibet denilmektedir. Her şey zıddı ile bilindiği için kötü, zararlı, çirkin ve eksik olan şeyler birer musibettir. Başımıza gelen kötü şeyler, bize zarar veren, bizi rencide eden ve üzen şeyler, bizim baş etmemiz gereken şeyler musibettir.
 
Yüce Allah esmasının ve sıfatlarının tecelliyatını en cami bir şekilde yansıtacak seçkin varlık olarak insanı, ahsen-i takvim/en güzel surette yaratmıştır. Cenab-ı Hak tarafından mükerrem kılınmıştır. Ruhunun cevherine ekilen ve rakamlara sığmayan istidatları var. Bu istidatların altında hesaba gelmeyen kabiliyetler var. Bu kabiliyetlerin altında hadde gelmeyen meyiller, fikirler ve tasavvurat var. (İşârâtü’l-İ’câz s. 86)
 
Kâinatta hiçbir şey başıboş bırakılmamıştır. Allah’ın sonsuz ilim, irade ve kudretiyle yaratılmaktadır. Allah yarattığı varlıkları hem sanatlı hem de birçok hikmetlerle yaratmaktadır. Hakîm olan Allah’ın sanatlarındaki hikmetler saymakla bitmez. 
 
Dolayısı ile Allah bu dünyayı insan için imtihan yeri olarak yaratmıştır. Diğer varlıkları emrine vermiş ve zemini halifesi yapmıştır. Bu nedenle hayvanlarda olduğu gibi insanın derecesi sabit değildir. İnsanın ve insanlığın önünde, alçalması ve yükselmesi için nihayetsiz mertebeler vardır. İnsanın yükselmesini ve kabiliyetlerinin gelişmesini temin için Yüce Allah musibetleri ve şeytanı musallat etmiştir. Aksi takdirde yani imtihan sırrı, tecrübe, mücahede ve müsabaka olmasaydı insanlığın madenindeki elmas ve kömür ruhlu insanları birbirinden ayırmak mümkün olmayacaktı. İşte şerlerin, çirkinliklerin ve musibetlerin insana musallat edilmesinde böylesine güzel ve külliyetli neticeler beklenmektedir. İnsanların suiistimalleri, hataları, ihmalleri, tenbellikleri sonucu gelen çirkinliklerin sorumluluğu insanlara aittir. (Mektubat, 12. Mektup, s. 73)
 
Bediüzzaman, musibeti dini ve beşeri olmak üzere ikiye ayırmakta ve asıl musibeti de “dini musibet” olarak tanımlar. Dini olmayan musibetleri hakikat noktasında musibet olarak saymamaktadır. Rahmani bir ihtar ve ikaz, bir iltifat ve günahlara kefaret, manevi bir temizlenme olarak kabul eder. Dini musibetlerden her vakit dergâh-ı ilahiyeye iltica edip feryad etmek gerektiğini söyler. Hastalık gibi musibetlerin, vücudu mikroplara karşı dirençli ve dinç kılmak için bir temizlik olduğunu ifade eder. (Lemalar, s. 10)
 
Varlık âleminde: “Allah'ın izni olmayınca hiç bir musibet isabet etmez. Kim Allah'a inanırsa, Allah onun kalbini doğruya götürür. Allah her şeyi bilendir.” (64: 11) ayetinde de olduğu gibi her şeye hükmetmektedir.
 
Allah’ın esmasını, sıfatlarını, işlerini ve sanatlarını gösteren en cami varlık olan insanın ahsen-i takvim/en güzel surette yaratılmış, en mükerrem bir varlık olarak seçilmiş, yeryüzüne halife tayin edilmiş ve gelişmeye açık istidatlarla kabiliyetlerle meyillerlerle fikirlerle tasavvurlarla donatılmış ve maddi, manevi/dini, beşeri, semavi ve umumi birçok musibetlere maruz bırakılmıştır. 
 
İnsan için dünyayı imtihan ve müsabaka yeri olarak yaratan Yüce Allah yine insanın madenindeki cevheri işletmek için şeytanları ve şerleri musallat etmiş ve önüne de en aşağılık derekeden en yüksek dereceye kadar sonsuz bir mertebe koymuştur ve bundan da insanın kâmil olmasını istemiştir. 
 
Birçok ayet ve hadis-i şerifte de belirtildiği üzere insanlara musibet, günahların cezası ve keffareti için verilmektedir. Ekseriyetin hatası/hıyaneti ve şükürsüzlük neticesi gelen musibetler olduğu gibi insanları sefahet ve dalalete sevk eden cehalet, fakirlik, hırs, tarafgirlik, düşmanlık, faizcilik, kumar, içki gibi toplum hayatını yıkıma uğratan hasletler yüzünden de musibetlere maruz kalınabilmektedir.
 
En şiddetli belalara, peygamberler, veliler ve benzerleri maruz kalmıştır. Şu hadis bunu teyid etmektedir: “Kim dininde şiddetli ve sağlam olursa onun belası da şiddetli olur. Şayet dininde zayıflık varsa, Allah onu da diyaneti nisbetinde imtihan eder. Bela kulun peşini bırakmaz. Tâ o kul, hatasız olarak yeryüzünde yürüyünceye kadar." (Tirmizi, Zühd 57)
 
Maddiyyunluktan gelen dalaleti fikri, Nemrudane inat, Firavunane şişirilen gurur, hayvanî hürriyet ve hevanın istibdadı umumi musibetleri celbetmektedir. (Lemeat, s. 6)
 
Hutbe-i Şamiye’de Bediüzzaman’ın dediği gibi; ümitsizliğin içimizde hayat bulup dirilmesi, sıdkın/doğruluğun sosyal ve siyasi hayatta ölmesi, adavete/düşmanlığa muhabbet edilmesi, ehl-i imanı birbirine bağlayan nuranî rabıtaların/bağların bilinmemesi, çeşit çeşit sarî hastalıklar gibi intişar/yayılan eden istibdadın olması, şahsi menfaatlere himmeti hasretmek gibi toplum hayatını mahveden hastalıklar da umumi bir musibet olarak karşımızda durmaktadır.
 
Gelen musibetlere karşı itirazkarane şikâyet, merak ve tevehhüm etmek ve zalimlerin hareketlerine taraftar olmak musibetleri artırmaktadır. 
 
Bu musibetlere karşı insanın, hayatının gayesi ve neticesi Mâlikin esmâsına ve şuûnâtına bir mazhar olduğunu kabullenerek hoş karşılamalı,  sabır kuvvetini sağa sola dağıtmadan bulunduğu saate yoğunlaştırmalı,  Allah’ın rahmetine itimat etmeli, uhrevi mükâfatları düşünerek şükretmelidir.
 
Dünya lezzet ve ücret yeri değildir, hizmet ve ubudiyet yeridir. Hastalıklar ve musibetler, dinî olmamak ve sabretmek şartıyla, o hizmete ve o ubudiyete çok muvafık oluyor ve kuvvet verir. Hastalıklar ve musibetlerle, musibetzede zaafını ve aczini hissedip, Rabb-i Rahîmine ilticâkârâne teveccüh edip, Onu düşünüp, Ona yalvarıp hâlis bir ubudiyet yapar. Bu ubudiyete riyâ giremez, hâlistir. Eğer sabretse, musibetin mükâfâtını düşünse, şükretse, o vakit her bir saati bir gün ibadet hükmüne geçer. Kısacık ömrü uzun bir ömür olur. Hattâ bir kısmı var ki, bir dakikası bir gün ibadet hükmüne geçer. (Lemalar, s. 8)
 
Başa gelen bir musibette ibret ve dersler alınmalıdır. Hatalar ve eksiklikler telafi edilmeli, aynı hatalara ve ihmallere bir daha düşülmemesi için gayret edilmelidir. 
 
Allah’ın insanı yaratmaktaki maksadı, ubudiyet yoluyla kemal mertebeye/ala-yı illiyyine ulaşmasıdır. Bu da bu zamanda tek başına başarılabilecek bir iş değildir. 
“İşte, ey Risale-i nur şakirtleri ve Kur’ân’ın hizmetkârları! Sizler ve bizler öyle bir insan-ı kâmil ismine lâyık bir şahs-ı mânevînin âzâlarıyız. Ve hayat-ı ebediye içindeki saadet-i ebediyeyi netice veren bir fabrikanın çarkları hükmündeyiz. Ve sahil-i selâmet olan Dârüsselâma ümmet-i Muhammediyeyi (a.s.m.) çıkaran bir sefine-i Rabbâniyede çalışan hademeleriz.”  (Lemalar, s. 243) 
 
Her bir mümin, layıkıyla Kur’an hizmetkârı olmalı, Kur’an’ın asrımıza hitab eden ve sıkıntılarımıza çözümler üreterek büyük teselliler veren Risale-i Nur'lardan istifade etmeli, kâmil insan ismine layık bir manevi şahsiyetin azası olmalı ve Rabbanî geminin bir hademesi olduğunu unutmamalıdır. Ancak bu şekilde musibetler hoş karşılanır, yüzüne gülünür ve küçültüldükçe küçültülür.
 
 

 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
1 Yorum