1. YAZARLAR

  2. Mehmet EVREN

  3. Müsbet Hareket
Mehmet EVREN

Mehmet EVREN

Yazarın Tüm Yazıları >

Müsbet Hareket

A+A-

Muhterem Müminler

Bu haftaki hutbemiz, hepimizin ihtiyaç duyduğu Müsbet hareket hakkında olacaktır.

Müsbet Hareket: Kelime olarak; yapmak, yol göstermek, yardım etmek, yapıcı ve düzeltici hareket ve davranış gibi olumlu anlamalara gelmektedir.

Terim anlamı ise; “doğruluğu âşikâr, belli ve isbat edilebilen; doğru düşünenlerin kabul edebileceği kanun ve nizama uygun hareket veya Allah'ın emirlerine uygun, yapıcı ve tâmir edici, adâlet ve insaf ölçülerine uygun hareket anlamlarına gelmektedir”[1]

Sevgili Kardeşlerim

Müsbet hareketle ilgili bu kısa açıklamadan sonra; Müslümanların, bilhassa İslam âleminin bu zamanda müsbet harekete hava, su ve ekmek kadar ihtiyacı vardır. Çünkü yaşadığımız şu asırda, savaşların, terör, anarşi, kıyım, yıkım ve ihanetlerin faturası çok ağır ve pek dehşetli olmaktadır. İslam’ın ahlâk, fazilet ve güzelliklerini sergilemenin en güzel yolu ise müsbet hareketle mümkündür. Müsbet hareket, İslam dünyası için teneffüs edilecek bir kapı, selamet ve sükûnetin ve birçok güzel hizmetlerin önünü açacak bir anahtardır.

Bu kapıyı açacak anahtarın şifreleri: Kur’an-ı Kerimdeki “İyilikle kötülük bir olmaz. Sen (kötülüğü) en güzel bir şekilde önle. O zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki candan bir dost olur. Bu (güzel davranışa, olgunluğa) ancak sabredenler kavuşturulur; buna ancak (hayırdan) büyük nasibi olan kimse kavuşturulur. Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni dürtecek olursa, hemen Allah'a sığın. Çünkü O, her şeyi işiten, her şeyi bilendir.”[2] ‘Boş sözlerle, çirkin davranışlarla karşılaştıkları zaman keremle ve iyilikle geçip giderler.”[3] Buyuran Cenab-ı Hakk’ın: Yüce mesajlarındadır.

Müsbet Hareketin temel boyutlarını da Peygamber Efendimiz‘in (a.s.m) “Sakın kararsız olup da: ‘Ben de herkes gibiyim. Eğer insanlar iyilik yaparsa ben de iyilik yaparım, kötülük yaparsa ben de kötülük yaparım’ demeyin. Aksine, nefsinizi kararlı tutun, halk iyilik yaptı mı siz de iyilik yapın, halk kötülük yaparsa siz kötülükten sakının.”[4] buyurduğu ölçülerde aramak gerekir.

Muhterem Müslümanlar

Dünya ve ahretimizin huzurunu temin edecek “müsbet hareket”in temel kodları saadet asrında gizlidir, orada aramak gerekir. Bunların pek çok örnekleri vardır. Mesela, Peygamberimiz’in (a.s.m) Taif dönüşü… Taif’in serseri gençlerince taşlanarak mübarek vücudu kanlar içinde kaldığı bir anda, derhal eğer isterse Taiflileri helâk edeceklerini haber veren meleklere, Peygamber Efendimiz (asm): “Hayır! Ben helâk edici değilim. Ben rahmet peygamberiyim. Onlar bilmiyorlar, anlamıyorlar. Ola ki onların soyundan gelenler anlar” buyurmuşlar ve Taiflilerin hidayetleri için Yüce Allah’tan niyazda bulunmuştu.

Müsbet hareketin bir başka örneği ise; Hz Ali’in (ra) Rasûlullah’ın (a.s.m) kılıcının kabzasında yazılmış olarak gördüğü “Sana zulmedeni bağışla. Seninle alakasını kesenden ilişkini kesme. Sana kötülük yapana iyilikte bulun. Aleyhine de olsa hakkı-hakikati/gerçeği konuş. “[5] Buyurduğu nezih sözleridir.

Aziz Müminler

Müspet hareket, yapıcı, imar edici, eksiklikleri giderici, hikmetin ve şefkatin hâkim olduğu bir duruştur. Bediüzzaman Yüce Kitaptan ve Peygamberden aldığı ders ve terbiye ile, “Bizim vazifemiz müsbet hareket etmektir. Menfi hareket değildir. Rıza-yı İlâhîye göre sırf hizmet-i imaniyeyi yapmaktır, vazife-i İlâhiyeye karışmamaktır. Bizler asayişi muhafazayı netice veren müsbet iman hizmeti içinde her bir sıkıntıya karşı sabırla, şükürle mükellefiz. Otuz senedir müspet hareket edip menfiliğe bulaşmamak ve kudsî vazifeye karışmamak için (hakkım olduğu hâlde) bana karşı yapılan muamelelere hep sabır ve rıza ile mukabele ettim. "[6] sözleriyle özetler.

Muhterem kardeşlerim

Müspet hareketin temel ilkelerini özetlemek gerekirse:

  • Toplumla barışık ideal bir insan portresine dayalı olmak.
  • Husumet, kin ve düşmanlık yerine; barış, muhabbet ve sevgi ön planlı olmak.
  • Toplum ve insanlık adına kendi nefsinden, malından, izzetinden, yaşama zevkinden yüce hakikatler uğruna fedakârlık yapacak ve başkaları için yaşayacak, ideal insan modelini esas almak.
  • Nezaketli, yumuşak, şefkatli, kin ve nefret barındırmayan, ötekileştirmeyen, nezih bir dil ve üslûba sahip olmak.
  • Hâl ve tavırların referansını İslâmın esas ve disiplinlerden alan Yunus Emre ‘nin "Dövene elsiz, sövene dilsiz ve kalb kırana karşı gönülsüz yaşama" üslûbunu; Bediüzzaman’ın "Risale-i Nur'un mesleği, nezihane, nazikâne, kavl-i leyindir” ifadelerini tercih etmek.

Yüce Allah, Hz. Musayı (a.s) hak ve hakikate davet için Firavunun karşısına çıkardığında, belki düşünür ve ürperir diye "kötülükleri iyilikle savmayı", yumuşak sözlü olmayı emir ve tavsiye eder. Bu demektir ki, muhatap; yıllarca kan kusturan zalim Firavun bile olsa, mesajın hedefe ulaşması için yumuşak söz ve tatlı dil üslubunu elden bırakmamak gerekir. Çünkü maksat, intikam almak değil, insanları doğruya ve kurtuluşa davet etmektir. Yara açmak değil, yarayı tedavi etmektir.

  • Müspet hareket tarzı; dinî, etnik ve kültürel farklılıkları, kavga ve çatışma sebebi değil, bir zenginlik olarak görmek, saygı ölçüleri içerisinde birlikte yaşayabilmektir. İnsanlık âlemine, 'Bütün insanlar Âdem'in çocuklarıdır; Âdem de topraktandır. '[7] Hadisi baz alınarak farklı dinî ve kültürel kimliklerin karşılıklı hak ve yükümlülüklerin olduğu bir anlayışla yaklaşmaktır.
  • Müsbet hareketin bir başka temel dinamiği de, İslâm'ın getirdiği engin şefkat ve ahlâk anlayışıyla üstün görme tutkusu ve enaniyetten sıyrılıp kendini başkasının yerine koyabilme ve empati kurabilme faziletine sahip olabilmektir.

Hutbemi, Kur'ân-ı Kerîm'in "Kendileri zaruret içinde oldukları halde (kardeşlerin nefislerini) kendilerine tercih ederler. "[8] engin şefkatin nihai sınırını ve Allah Resulü'nün (a.s.m) "Kendin için istediğini, kardeşin için istemedikçe (kâmil) mü'min olamazsın"[9] ahlâk ve anlayışın toplumda yaşanır hale getirilmesini Yüce Allah’tan niyaz ediyorum.

 

 

[1] Kamus-i Osmanî

[2] Fussılet suresi, 34-36

[3] Furkan Sûresi: 72.

[4] Tirmizî, Birr 63, (2008)

[5] Et-Terğîb ve’t-Terhîb (terc.), 5, 100, Hadis no: 15

[6] Emirdağ Lâhikası: 455.

[7] Ebu Dâvud, Edeb 120.

[8] Müslim, Birr 66.27. Haşr, 59/9.

[9] Buharî, İman 7; Müslim, İman 71.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
2 Yorum