1. YAZARLAR

  2. Yakup AKSOY

  3. Muradına nail olamaz insan
Yakup AKSOY

Yakup AKSOY

Yazarın Tüm Yazıları >

Muradına nail olamaz insan

A+A-

Mahlûkatın en şereflisi, yüksek donanım sahibi varlık. Cenab-ı Hakkın adem’den (yokluktan), vücuda (varlığa), varlık içinde de en yüksek düzeye, insan suretine getirdiği, Ahsen-i takvîm sırrına mazhar kıldığı, esfel-i safilin derekesine düşme tehlikesiyle karşı karşıya gafil beşer. Dünyada ebedi kalacağını zanneden bîçare. İnsan! ne kadar câhil ve gafildir. Doğum ile ölüm arasında geçen, hayat sokağına girer. Yolunu şaşırmış, adeta bir oraya bir buraya savrulup, bocalayıp  durmakta. Huzuru  önce  maddede  arar, tenperverdir. Kendini hazlara göre  formatlar. Hiç ölmeyecekmiş gibi  hayaller  kurar. İlk  gençliğinde  büyük  adam  olmayı, çok para kazanmayı, makam sahibi olmayı hayal eder. Her elde ettiği şey onun hızını kesmez, tatmin olamaz, daha çok ister. Öyle ki hırsla dünyaya saldırır. Helal haram demez gasıbane yutar.   

Şöyle bir hayatımızın  serencamını  gözden geçirelim. Neler yaşadık,  hayat  ne  kadar  hızlı akıp geçti. Nice hayaller kurduk. Hani okuyup büyük adam olacaktık. Güzel bir eş, bir düzine çocuğumuz olacaktı. Sağlıklı ve güçlü  bir  insan  olacaktık. Hiçbir  derdimiz  olmayacaktı,  hayatımız’dan  zevk  ve  lezzet   alacaktık. Üstad hazretlerinin; ‘’Hayatın lezzetini ve zevkini isterseniz hayatınızı iman ile hayatlandırınız ve feraizle zinetlen- diriniz, günahlardan çekinmekle muhafaza ediniz’’ düsturunu unuttuk. Dünya  bize gülecekti. Heyhat! bütün bunlar bizim vehimlerimizmiş. Meğer dünya çok gaddar ve mekkâr bir şeymiş. Meğer aldanmışız, dünyanın bütün  güzellikleri, lezzet ve zevkleri birer nümune kabilindenmiş. Bütün verilenler  lezzet  ve zevk için değil, onları tanımak ve ibret almak, şükretmek için verilmiş. Hiçbir şey ebedi değilmiş. Gençlik’te gelip geçici imiş, ihtiyarlık sabahında uyandık. Evlatlarımız büyüdü genç oldu. Çok değişik problemleriyle bizleri karşı karşıya bıraktılar. Onlara sahip çıkamadık, yeterince eğitip olgunlaştıramadık. 

Halbuki aklı başında olan insan, ne dünya umûrundan kazandığına mesrur ve nede kaybettiği şeye mahzun olmaz. Çünkü; bu dünya ebedi kalmak için yaratılmış bir yer bir menzil değildir. Dünyanın lezzetleri de zevk için değildir. Burası  ebedi  ve  sermedi  olan  ‘’Darüs-selâm (barış ve mutluluk yurdu)  menzilinin  davetlisi mahlukatın toplanmaları için bir han ve bekleme salonudur. Bu dünyadan ve lezzetlerinden hiçbir kimse tam manasıyla murad alamaz. Her şey izafidir (görecelidir), geçicidir, sürekli değişkendir. Bir  üzüm yedirse yüz tokat vurur. Hastalıklar, musibetler, ihanetler, imtihanlar, her biri hayatın lezzetlerini acılaştıran şeyler. Öyleki ufukta görünen ve ansızın gelecek olan ölüm, en büyük sürpriz. Madem ‘’Her gelecek yakındır’’, ölümde çok yakın.  

Dünya’ya gelmek kolaydır, çünkü kendi çabası ve dahli yoktur. Ancak gitmesi zordur, hayat şerefle bitirilmesi gereken asil bir görevdir. Ömrünün üçte biri çocukluk devresi, gençlik heyacanı ve hayallerle geçer. Üçte biri ihtiyarlık  sabahında  uyandıktan  sonra geçen zamandır. Geri kalan orta devre oyalandığı dünyanın zevk ve lezzetlerini  tatmak  için  geçirdiği  tecrübeli  dönemidir. İnsan başıboş, serseri  ve  sahipsiz bir varlık değildir. Bütün amelleri, yapıp ettikleri yazılmakta ve kaydedilmektedir. Bir muhasebe-i kübrada hesap verecektir. Bu hesap öyle sıradan ve basit bir hesap değildir. En hassas kalemlerle yazılan amel defterlerinin mizanıyla, haşir sabahında hesaba çekilecektir. Orada, hesap hilesi, hesap hatası, iltimas, adam kayırma geçerli olmayacaktır.

İşte insan öyle bir varlıktır ki daha doğarken kurtlu bir direk olarak dünyaya gelir. O kurtlu direk bir gün gelir yıkılıverir. Hiçbir zaman gerçek muradına nail olamaz.  Çünkü  murad-ı  ilahi  başkadır. Bu şuurla bu izan’la hayatımıza  bakarsak  aldanmayız, yarı yolda  perişan  olmayız. Hayatımızın her anını, sahip olduklarımızla sınavla  geçirdiğimizi  unutmayalım. Hayatın  final  maçı  ölüm anında,  beraberlik  yok, ya  kazanmak  yada kaybetmek var. Bu karşılaşma öyle bir final ki adem babamızdan bu yana milyarla kez insan sayısı adedince oynandı. Kazananlar ve kaybedenler oldu. Ne mutlu kazananlara.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
2 Yorum