1. YAZARLAR

  2. Mustafa ÖZCAN

  3. Mükemmeliyet mesleği karşısında tekamül mesleği
Mustafa ÖZCAN

Mustafa ÖZCAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Mükemmeliyet mesleği karşısında tekamül mesleği

A+A-
İnsanoğlu hatalardan pak ve mahfuz değildir. Peygamber masum, evliya mahfuzdur derler.  Lakin bu kıyas maalfarıktır. Hadiste denildiği gibi ademoğlu kusurludur ve hataya açıktır. Kusurlular arasında en iyiler ise kendilerini gözden geçirenler ve hatalarını yukarıya yükselme basamağı ve merdiven kılanlardır. Kusuru ve bunu itirafı onu dinamik kılar. Arayışa ve tashihe sevk eder. Statiklikten kurtarır dinamik hale getirir. Hatalarından ders alarak tekamül çizgisini benimser ve yakalar. İnsan kusurlarını deneme yanılma ve ikaz yoluyla fark edebilir ve bu yollarla da hatalarını aşar ve bunlardan arınabilir. Eskiler bu mealde şunu söylemişlerdir: Çeşm-i insaf gibi kamile mizan olmaz. Kişi noksanını bilmek gibi irfan olmaz. Kusurunu itiraf etmeyen insan tekamül yasalarına tabi değildir. Ya yerinde sayar ya da enaniyeti uğruna ayağı kayar ve esfeli safiline düşer. 
 
Nasihatçinin büyüğü küçüğü yoktur. Sadece nasihatin doğrusu veya eğrisi olabilir. Hikmet delilerin ağzından da sadır olabilir. Nasihati olgunlukla karşılamak gerekir. Veya samimi bir şekilde ayıbını göstereni; baş tacı etmeli ve nasihatini ganimet bilmelidir. Hazreti Ömer’in özlü sözlerinden birisi bu meseleye dairdir. Şöyle demiştir: "Rahimahullahu imreen ehda ileyye uyubi. Allah bana ayıplarımı gösterenden razı olsun. Ona merhamet etsin!" Nasihat ve nasihatçi konusunda şahsi veya zümre veya cemaat asabiyetini aşmak gerekir. Aksi halde bunlar yoldaki prangalardır. İslam ümmetinin üstünlüğü, marufu emir münkeri nehyetmesiyle kaimdir. Bu görevini ihmal ettiğinde işlevsel olan üstünlüğünü de kaybeder. Garantili bir üstünlük değildir. Görevin ifasıyla alakalıdır. Nasihat babından Hazreti Ömer başka bir defasında şunu söylemiştir: "Nasihat etmeyen ve nasihat dinlemeyen toplumda hayır yoktur. Sizin söylememenizde bizim de dinlemememizde hayır yoktur."
 
Nasihati veya ayıpları göstermeye karşı çıkmak kibirdir. Hayır ve tashih yolunun kapatılmasıdır. Nasihatname kültürünü terk etmektir. Bu, gelişememekle eşdeğerdir. Bu genelde enaniyet ve asabiyetin bir ürünüdür. Kişisel zeminde kendisini mükemmel kabul eden şahsiyet nasihat dinlemez. Bu hal enaniyetinden kaynaklanırken; zümre veya cemaat bazında da asabiyetten kaynaklanmaktadır. Buna grup enaniyeti de diyebiliriz. Cemaatlerin veya milletlerin inkişaf ve tekamül edememesinin yegane nedenlerinden birisi nasihat kültürünün eksik olmasıdır. Bu da her grubun hizip haline gelerek kendisini piri pak görmesi ve mükemmel olarak addetmesi sebebiyledir. Halbuki, kemal sadece Allah’a mahsustur.
 
Bediüzzaman da Hazreti Ömer’in yolundan yürüyerek mükemmeliyet mesleğini değil tekamül mesleğini seçmiş ve benimsemiştir. Mükemmeliyet mesleği şeytan mesleğidir. Zira Allah’a özenmektedir. Adem ise kibir değil kulluk makamındadır. Şeytan mükemmeliyetçi iken Adem tekamülcüdür. Bediüzzaman bu husustaki mesleğini şöyle izah eder:
 
"Birinci hikâye: İki sene evvel benim hakkımda bir müdür sebepsiz, gıyabımda tezyifkârâne, hakaretli sözler söylemişti. Sonra bana söylediler. Bir saat kadar Eski Said damarıyla müteessir oldum. Sonra, Cenâb-ı Hakkın rahmetiyle şöyle bir hakikat kalbe geldi, sıkıntıyı izale edip o adamı da bana helâl ettirdi. O hakikat şudur: Nefsime dedim: Eğer onun tahkiri ve beyan ettiği kusurlar şahsıma ve nefsime ait ise, Allah ondan razı olsun ki, benim nefsimin ayıplarını söyler. Eğer doğru söylemişse, beni nefsimin terbiyesine sevk eder ve gururdan beni kurtarmaya yardımdır. Eğer yalan söylemişse, beni riyadan ve riyanın esası olan şöhret-i kâzibeden kurtarmaya yardımdır. Evet, ben nefsimle musalâha etmemişim. Çünkü terbiye etmemişim. Benim boynumda veya koynumda bir akrep bulunduğunu biri söylese veya gösterse, ondan darılmak değil, belki memnun olmak lâzım gelir. Eğer o adamın tahkiratı, benim imana ve Kur’ân’a hizmetkârlığım sıfatıma ait ise, o bana ait değil. O adamı, beni istihdam eden Sahib-i Kur’ân‘a havale ediyorum. O Azîzdir, Hakîmdir…” 
 
Maksatlı olan  kendine eder. Kem söz daima sahibine aittir. Bumerang gibi geri döner ve onu vurur. Ama Allah lillah için  samimiyet zemininde yapılan nasihatler semeredar olacak ve toplumların tekamülünü sağlayacaktır.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.