1. YAZARLAR

  2. Ahmet NAS

  3. ‘Modern cemaatler’
Ahmet NAS

Ahmet NAS

Yazarın Tüm Yazıları >

‘Modern cemaatler’

A+A-

‘Cemaat’ deyimi, sosyoloji ilminden önce de vardı. Ancak sosyoloji ‘cemaat’ deyimini daha da kullanışlı hale getirmiştir. Bu gün için, cemaat, sosyolojinin temel kavramlarından biridir.

Cemaat, toplumda var olan grupları, siyasi düşünce mensuplarını, dini cemaatleri ifade ettiği gibi, sivil toplum anlamında da kullanılmaktadır. Bütün siyasi parti mensupları, dini cemaatler, sosyal ve siyasi düşünce mensupları, bir fikir veya ideoloji etrafında kümelenen insanların her biri ayrı bir cemaat olarak ifade edilebilir. 
İnsanın fıtraten sosyal olarak yaratılmıştır. Bundan dolayı insan, cemaate doğar, cemaatte yaşar ve cemaatte ölür. İnsanın, kendisini bulduğu, duygularını paylaştığı,  her türlü etkileşimin gerçekleştiği bir yapıdır. Ve bu yapı, aslında formel bir yapı değildir. Ailenin makro alemdeki bir benzeridir.

Bu gün, adına kamusal alan denilen modern yapının, doğal halidir cemaat. Kamusal alan, cemaatin bozulmuş halidir. Bozulmuş dediğim, kamusal alanın manipülasyona açık olmasındandır. Doğrular ve yanlışlar, medya üzerinden bireylere etki ederken, yer değiştirebilirler. Azınlık bir fikir, kamusal alanda, çoğunluk gibi görünebilir. Çoğunluk bir fikir de kamusal alanda azınlık bir fikir gibi görünebilir. Bütün bunlar, kamusal alanın sahih olmayan yapısından kaynaklanmaktadır. Sözgelimi, mahalle baskısı, kamusal alanda tezahür eder. Sosyal mühendislik projeleri, kamusal alanda gerçekleşmektedir.

Cemaat ise öyle değildir. Etkileşim kanalları, sahihtir. Cemaat ortamlarında insanlar, fikir teatisinde bulunur; kendisini başkasında bulur;  başkasını kendinde farz eder; başkasının varlığı ile teselli bulur; arkadaşını cemaatten seçer; ‘kamusal alan’ın sahte gülüşleri yerine, gerçek ve samimi tebessümlerle karşılaşır; ‘siyasal alanın’ menfaat eksenli ilişkileri yerine yardımlaşma ve dayanışma duyguları kabarır. Son tahlilde, insanın sosyal bir varlık olma özelliği, cemaatte varlık bulur ve anlam kazanır.

Sahih cemaat ortamlarında bulunanların çoğalması halinde, psikologlar ve psikyatrlara pek iş kalmaz. Zira, sıkıntısını cemaatte paylaşan birisinin derdi iltiyam bulur. Kendisini cemaate anlatan birinin, psikyatra ve psikoloğa söyleyecek fazla bir şeyi kalmaz.

Cemaatin aileye katkısı çok fazladır. Aile buluşmaları, kadınların ve çocukların sosyal ortamlarda buluşması, aileyi güçlendirir. Aile, cemaatin ailesidir artık. Kız alıp vermeler, düğünler, merasimler ailelerin doğal buluşma mekanlarıdır. Bunların olmaması, hem ailenin hem de bireyin yok olmasına zemin hazırlar.

Dini cemaatler, dernekler, vakıflar, köy ve hemşehri dernekleri, hep ‘cemaat’in, modern toplumdaki versiyonlarıdır. Ve cemaati yaşatmaya matuf doğal ortamlardır. Ancak, çıkar ilişkileri, siyasi ve ekonomik ilişkilerin karmaşık bir hale gelmesi, yukarıda saydığım, grupların birçoğunun bozulmasına yol açmıştır.

Derneklerin ve vakıfların bir kısmı, menfaat gruplarının elinde adeta siyasi parti hüviyetine bürünmüştür. Siyasi partiler de aslında bir cemaat olmasına rağmen, toplumun zengin kesimlerinin elinde, menfaat grupları haline bürünmüştür. Bu durumda, insanlar, siyasi partilere menfaati için üye olmaktadır. Bu durumda, siyasi partiler, aslında bir cemiyet, bir dernek iken, onlardan ayrışarak menfaatlerin çatışma ortamına dönüşmüştür.

Osmanlının son dönemindeki ilk siyasi partiler, ‘cemiyet’ şeklinde teşekkül etmiştir. Bu yüzden ‘cemiyet’ biçimindeki ilk siyasi partilerden bir üye, isterse birden fazla ‘siyasi cemiyet’e üye olabiliyordu. Söz gelimi, Ahrar fırkasına mensup biri, ittihad ve terakki fırkasına da üye olabiliyordu. Ama siyasi çekişmelerin artması ve modernleşme fikirlerinin militarist bir hal alması, bu fikir ayrılıklarını kemikleştirerek, toplumun batıcı kısmını, diğerlerinden ayrıştırmıştır.

Günümüzde ise, bu ayrışma sadece siyasi partilerde görülmüyor. Sivil toplumun neredeyse bütün kesimlerinde bir ayrışma ve kemikleşme görülmektedir. Bu yüzden Türkiye toplumunda insanlar, çıkar eksenli ekonomik ve sosyal kuruluşlara üye olmaktadır.

Siyasi partiler, işçi ve işveren sendikaları, futbol kulüpleri bir tür ‘modern cemaat’ olduklarından, modernizmin bütün unsurlarını barındırırlar. ‘Öteki’ni dışlayan yok etmeye çalışan, ‘öteki’ ile rekabet halinde olan, ‘öteki’ ile mücadele halinde olan, ‘öteki’ ile menfaatleri sürekli çatışan, makam ve mevki uğruna her türlü çabayı meşru gören ve hayatı sürekli bir çatışma alanı halinde tutan anlayış, ‘modern cemaat’in en önemli özelliğidir.

Bu ilişki biçimi dini cemaatlere de yansımış olmalı ki, dini cemaatler de son on yıllarda birer ‘modern cemaat’ halini almıştır. Modern cemaat düşüncesi, ‘hayali cemaat’ deyimini hatırlatır.
‘Hayali cemaatler’, klasik toplumu, modern bir proje ile dönüştüren, kişiyi bir devlet ile tanımlayan, sınıf ve cemaat duygudaşlığı yerine, yapay bir ulus duygudaşlığı ikame eden, geçmişe bu günden bakarak, tanımlayan, sınırlayan modern milliyetçi uluslardır. ‘Millet, hayal edilmiş bir topluluktur.’ (B. Anderson) İnsanın bir cinsiyeti olduğu gibi, bir milliyetinin olması gerektiğini düşünür.

Hayali cemaat, aynı dili konuşması istenen, aynı kültür ortamına sahip olunması istenen, başkasının yutmakla beslenen, menfaat eksenli, gerektiğinde cemaatin bireyini, ‘hayali cemaat’i uğruna feda eden ulustur. ‘Hayali cemaat’in resmi bir ideolojisi vardır ve cemaatin her ferdi, bu ideolojiyi benimsemek durumundadır. ‘Hayali cemaat’, gerçek hayatta yaşanan farklılıkları yok sayar. Ve her ulus, homojen bir vatandaşlar topluluğu olarak tarif edilir. 

‘Hayali cemaat’ olan ulus-devletler, ahir ömrüne yaklaşırken, modern cemaati miras bırakmaktadır. Modern cemaatler de ulus devleti örnek alarak, bir tür mikro devletlere dönüşmüştür. Başka bir deyişle modern cemaatler, modern devletlere öykünmüşlerdir.  Öyle ki, modern cemaatin her ferdi de cemaatin resmi ideolojisini paylaşmak ya da cemaatten ayrılmak durumundadır. Modern cemaat, çoğulcu değildir.

Modern cemaatte, para pul, makam mevki önemlidir. Yönetim kurulu vardır. Denetleme ve disiplin kurulları vardır. Gerektiğinde cemaat üyesi, cemaatten çıkarılır.
Modern cemaatler, bir tür siyasi partilerdir. Cemaat kimliği, parti kimliğinden aşağı değildir. Modern cemaat, yatay bir yoldaşlık olarak tasarlanır. Bu doğrultuda, dini bir cemaat bile olsa, yol arkadaşlığı, dikey değil, yataydır. Dikey yol arkadaşlığı, dini bir cemaatte, ‘Allah için, bir araya gelme, Allah için muhabbet etme vs.’yi ifade eder. Bu tür dikey yol arkadaşlığında, en büyük menfaatler bile, yol arkadaşlığın bozmaz iken, modern cemaatte, çok küçük menfaatler bile, çatışmaya ve hatta ayrışmaya götürür.
Tarafgirlik, modern cemaatin olmazsa olmazıdır. Modern cemaat üyesinin, hak yerine, tarafgirini tercih etmesi istenir. Bu vasfıyla, modern cemaat, siyasi partiye benzeşmektedir. Bundan dolayı, adı ‘camia’ veya ‘cemaat’ olsun veya dini cemaat olsun, fark etmez. Yukarıdaki özellikleri taşıyan her cemaat modern bir cemaattir ve bir tür siyasi parti hüviyetindedir.

Bediüzzaman’ın, Osmanlı’nın son devrindeki İttihad-ı Muhammedi partisinin (cemiyeti) prensipleri olarak ifade ettiği hususları, bu günkü dini cemaatlerin uygulamaları ile karşılaştırırsak, o dönemin bu şekildeki siyasi parti prensiplerini, bu günkü dini cemaatlerin uygulamalarından daha dindar bulabiliriz. Başka bir deyişle, bu günkü modern cemaatler, o günkü siyasi partilerden daha fazla siyasidir.
Bir cemaat büyüğümüz, bir zamanlar, ‘biz cemiyet değil, cemaatiz’ diye bir yorum yapmıştı. Ama sonraki uygulamalarına baktığımızda, o büyüğümüzün, cemaati, aslında bir siyasi parti gibi yönettiğini gördük. Sonra da diğer cemaatlere de baktığımızda, bir çoğunun bundan farklı olmadığını görmüş olduk.

‘Tebeddül-ü esma ile hakikat değişmez.’ Adı siyasi parti ya da cemaat olsun fark etmez. Bir camia’nın, ya da cemaatin, modern olup olmadığını, yukarıdaki bilgiler doğrultusunda, bir de siz değerlendirin. Benim vardığım sonuçlara siz de ulaşacaksınız.
Şimdi size bir soru: Siz, kendinizi bir modern cemaatte mi hissediyorsunuz? Ya da siyasi partide mi?
Yoksa, siz hala modernleşememiş klasik bir cemaat üyesi misiniz?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
1 Yorum