1. YAZARLAR

  2. Mustafa ÖZCAN

  3. Miraç ve Miraç yurdunun akıbet ve istikbali
Mustafa ÖZCAN

Mustafa ÖZCAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Miraç ve Miraç yurdunun akıbet ve istikbali

A+A-

Miraç kandili ve Mescid-i Aksa ve Filistin arasında yakın münasebetler var.  Sözgelimi,  Selahaddin Eyyübi, Mescid-i Aksa’yı Haçlıların elinden bu kutlu günde kurtarmıştı.  Dolayısıyla Mescid-i Aksa’nın Miraç kandilinde kurtarılması Miraç mucizesinin yansımalarından birisidir. Filistin Kur’an-ı Kerim’de 5 yerde mübarek ve kutsal addedilmiştir. Dolayısıyla bu toprakların kutsal ve mübarek kılınması sadece İsra Suresiyle de alakalı değildir. Özellikle de ahirzaman diliminde Şam bölgesinin ayrı bir önemi vardır. Şam diyarının kutsiyet merkezi ise Kudüs ve Mescid-i Aksa’dır.  Ve Kudüs’ün ardu’l ribat yani nöbetleşme alanı olarak gayri Müslimlerin ve Yahudilerin eline geçeceği de bazen remz/sembolizm diliyle ve bazen de açıklıkla ve sarih biçimde ifade edilmiştir.

Bu sarahatlerden birisi de, Müslümanların Ürdün Nehrinin doğusunda Yahudilerin de Batısında olduğu halde çıkacak harple alakalıdır. Bu harp hali veya sevkü’l ceyş durumu bugünkü mevzileri açıkça göstermektedir. Bugün Ürdün Nehrinin Batısı kesinlikle İsrail’in işgali altındadır ve Doğu Kudüs’ten de çekilmeye yanaşmamaktadır. Bu ribat veya nöbet alanında ker/fer savaşlarında Müslümanların Yahudilerle savaşacakları ifade edildiği gibi zafer kazanacakları da müjdelenmiştir.  Ve bu hususla alakalı bazı ayetlerden fetihle alakalı beşaret tarihleri çıkarılmaktadır. Bunu yapanlardan birisi bizzat Şeyh Ahmet Yasin idi. Buna daha önce temas etmiştik. Bir diğer isim ise Es’ad Bey’ud Temimi’dir ve Hamas milletvekillerinden Yunus Estel de benzeri beşaretler arz etmektedir. Lakin bazı kesimler gelecekten haber vermeyi ve fethin muhtemel tarihlerine işaret etmeyi İslam ruh, usul ve tarzına aykırı görmektedirler.

*

Bazıları da müjdeler bağlamında maktu tarihler vermenin doğru olmadığını zira bu durumda insanları tembelliğe iteceğini ve tevakül dediğimiz bir nevi atalete sevk edeceğini düşünmektedirler.  İşte bu gerekçe veya bahanelere karşı çıkan Bessam Nihad Cerrar bu söylemleri nakz ve reddetmek için ‘Zevali İsrail : 2022 : Nübüe Kur’aniyye em sadefun rakamiyye (İsrail’in sonu: 2022 : Kur’an haberi mi yoksa dijital bir tesadüf mu?) adlı bir eser kaleme almış ve Filistinlilerin bütün elem ve zulüm ve ızdıraplara karşı Kur’an beşaretiyle ayakta durduğunu ve beşaret ve zafer işaret ve haberlerinin Filistinlilerin kuvayı maneviyesini ayakta tuttuğunu ve azim ve direnç güçlerini artırdığını ifade etmektedir. Esasında,  Kur’an Yahudilere meydan okuma babından mukattaat olarak anılan sure başlarındaki harf terkiplerini ihtiva etmektedir. Evet, Yahudiler de şifreye kullanmakta ve bu bağlamda Tevrat’ın Şifresi gibi kitaplar yayınlamaktadırlar. Kur’an da onların şifrelerine karşı şifre ile mukabele etmiştir.  Sure başları buna işarettir. Onlar şifrelerle moral ve edebi yönlerini takviye etmek istemektedirler. Zaten Batı’ya şifrenin cifr üzerinden geçtiği bilinmektedir.

Şüphesiz ki bugün Gazzeliler ilahi vaadlerle ayakta durabilmektedir. Yahudiler de İslami kaynaklarda yer alan bu beşaretlerin farkındadırlar ve bu beşaretlerin parlaklığı nedeniyle itiraz edememektedirler. Menahem Begin bile Mısır ile Camp David Anlaşmasını böyle kendi açılarından ilahi işaretlere dayandırmış ve Araplarla Yahudiler arasında 40 yıllık bir barış dönemi olacağını ve belki de Camp David’in bu süreci açacağını düşünmüş ve buna göre hareket etmiştir. Geleceği keşfe çalışan futurizm bir ilim dalıdır lakin bunda yanılma ve isabet payı vardır. Haberler ittiradi veya regüler değil, irregülerdir.  Burada gerçek İbni Haldun’un mekanik anlayışıyla İbni Arabi’nin mahza metafizik anlayışı arasında orta bir yerdedir.

*

Ebced kullanmakta herkes isabet kaydetmiş olamaz. Lakin bazılarının yanlışı yüzünden toptan da reddedilemez. Ölçü budur. Halid-i Bağdadi’nin dediği gibi keşf, içtihad gibidir yanılma ve isabet payı vardır. Keza istihraçlar da öyledir ve her istihraç yapan isabet kaydedemez. Yoksa bütün hesaplamaların gerçekleşmesi lazımdı. Sözgelimi, kıyametin tarihiyle alakalı olarak geçmişler/eslaf, ‘ la te’tiküm illa bağdeten’ ayetindeki’ bağteten (ansızın)’ kelimesinin sayı değerini 1407 olarak bulmuşlar ve bunu kıyamet tarihi olarak öngörmüşlerdir. (El İzaa, Muhammed Sıddık Han, s: 190). Halbuki,  1407 geçeli yaklaşık çeyrek yüzyıl olmuş ama kıyamet hala kopmamıştır. Reşid Rıza da ebcedi reddetmek için kelp ile Ahmed kelimelerinin sayısal değerlerini hesaplamış ve çıkan sonuç üzerinden de ebced kriterini iptal etmeye kalkışmıştır. Halbuki, Bessam Nihad Cerrar ebced hesabına hiç başvurmadan yine diğer sayısal değerler ve hesaplamalar üzerinden giderek Kur’an-ı Kerim’in sayısal veya dijital tefsirini yapmış ve bunun Kur’an mucizatından olduğunu savunmuştur. Ebced dışı hesaplamalarla da İsrail’in kuruluş tarihini (1947/48) tam tamına bulduğu gibi zeval  ve nihayet tarihi olarak da 2022’yi çıkarmıştır. Ve Hazreti Süleyman Aleyhisselam’ın ölümü, Miraç tarihi üzerinden hesaplamalarla bu sonuçlara ulaşmıştır.
İhvan-ı Müslimin’in tanınmış mütefekkirlerinden olan Muhammed Ahmed Raşid de bu bağlamda İsrail’in kuruluşuna ağlayan bir Yahudi kadından bir kehanet aktarmıştır. Gözü yaşlı kadın asabi bir halet-i ruhiye ile ömrü 76 yıl sürecek bu devletin  yıkılışı sırasında Yahudilerin bir kez daha felaket yaşayacağını ve bunun için ağladığını söylemiştir. Beni İsrail’in geleceğiyle alakalı olarak Beni İsrail Suresi olarak da anılan İsra ve Yusuf Suresinde işaretler olduğunu ve 19, 17, 11 sayılarının bir cihetle Yahudilerin kaderine baktığını ve Yahudilerin hayatıyla yakından alakalı olduğunu ifade etmektedir. Niyazi Beki’nin de çeşitli kitaplarında buna dair (isra  ve 17 sayısı ve namazın sayısal değeri) atıflar vardır. Merci’z zuhur sürgünlerinden  olan müellif Bessam Nihad Cerrar, Suyuti’nin  Kur’an’da cümle hesabına (ebced) karşı çıktığını lakin bunu tamamen reddeden bir delilin ve argümanın da bulunmadığına işaret etmiştir (Zeval-i İsrail, Bessam Nihad Cerrar, s: 76, Daru’ş Şihab). Yanılma meselesine gelince; Müslümanlar Peygamberimizle bir sadık rüya rehberliğinde Hudeybiye’ye umre için gelmişler lakin bu nübüvet veya ilahi işaret o yıl gerçekleşmemiş ve ertesinde tahakkuk etmiştir. Evet, öngörüler beklenen tarihlerde çıkmayınca insanlar  bir bıkkınlık ve güvensizlik ve bir sarsılma geçirmektedir. Bu da başka bir sırrı imtihandır. Bu Kur’an ifadesiyle peygamberlere dahi vaki olmuştur. Ve Hazreti Ömer gibi ulu’l azm sahabiler bile Hudeybiye de sarsılmışlardır.

Ahzap Suresinin iki ayeti bu durumu çok veciz bir biçimde ortaya koymaktadır:

11-12:  İşte orada mü’minler denendiler ve şiddetli bir şekilde sarsıldılar.  Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar, “Allah ve Resülü bize, ancak aldatmak için vaadde bulunmuşlar” diyorlardı.

Miracınız kutlu olsun ve inşallah miraç yurdu da müminlerin kenetlenmesiyle yeniden yeşerir ve bir kez daha kurtulur.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
2 Yorum