1. HABERLER

  2. BEDİÜZZAMAN

  3. 'Menderes ve Said Nursi görüştü' iddiasında bilinmeyen detaylar
'Menderes ve Said Nursi görüştü' iddiasında bilinmeyen detaylar

'Menderes ve Said Nursi görüştü' iddiasında bilinmeyen detaylar

Yüzyüze görüştüler mi? Said Nursi arabasını gönderdi mi?

A+A-

Risale Haber-Haber Merkezi

Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri ile merhum başbakan Adnan Menderes arasındaki iletişim geçmişte çok tartışılmıştı. Muhalifler, ikili hakkında bir çok yalan ve iftiralar ortaya atmıştı. Bediüzzaman'ın talebesi merhum Abdülkadir Badıllı ağabey, bu meseleyi Mufassal Tarihçe-i Hayat adlı eserinde yer vermişti:

Üç iddia

Bu meselenin tahlilinde üç mevzu vardır.
Birincisi: Sol basının o sıra, yani Adnan Menderes’in Bediüzzaman Said Nursi ile görüştüğünü yazdıkları 1958 senesinde ve sonrasında abarttıkları yalan ve iftiralarının aslı ve hakikatı ne olduğu..

İkincisi: Üstâd Bediüzzaman kendi arabasını Menderes’i karşılamaya gönderdi diye olan mevzu..

Üçüncüsü: Emirdağ’da Menderes’le uzaktan işaretle merhabalaşmalarıdır.

Bediüzzaman’la bir-iki defa selâmlaşma 

Birinci Mevzu: Gazeteler, bilhassa sol basın  Gerek 1957’de Milli Eğitim Bakanı Tevfik İleri ile Celal Yardımcı’nın Isparta’dan geçerlerken Üstâd’la görüşme talebleri üzerine, Isparta ile Eğridir veya diğer rivayette Isparta ile Burdur arasında yol kenarında tenha bir yerde görüşmeleri hadisesinde olsun, gerekse Adnan Menderes’in 19 Ekim 1958’de Emirdağ’a geldiği zaman, uzaktan işaret yoluyla Üstâd Bediüzzaman’la bir iki defa elle selâmlaşma hadisesinde olsun hadiseleri büyütüp abartarak mübalâğa ve yalanlarla neşretmişlerdi. Hatta bu basit ve gayet normal bir vatandaş muamelesi olarak beşerî bir münasebetten ibaret olan mezkûr görüşme ve selâmlaşma hadisesini, bilâhare bazı yazarlar yalan ve mübalağalarla kitap haline bile getirdiler veya bazı kitaplarına yalanlı şekilde geçirdiler. Amma gerçeğini değil, yalan ve iftiralarla büyüterek yazdılar.

Ezcümle bunlardan birisi Nimet Arzık adında bir yazar, Menderes'in idamından epey zaman sonra; “Menderes’i İpe Götürenler” adlı kitabında şunları yazdı:

1-İzmir dolaylarında Celal Bayar’la Said-i Nursi’nin buluştukları. 
2-Sözde kendisinin de bulunduğu bir yolculukta: “Menderes’in Isparta dolaylarında bir köyde galiba Emirdağ’da karşılaşıp buluştukları..
3-Menderes’in Emirdağ’da Said-i Nursi’yi takdis eder gibi selâmladığını ve o sıra Emirdağ minarelerine yeşil bayrakların çekildiğini.. vesaireyi kitabında yazdı.

Celal Bayar’la ömründe bir kere karşılaştı

Ama işin hakikatı ise: Nimet Arzık’ın kitabında yazılı üç meseleli mevzulardan birincisi kesinlikle aslı faslı olmayan bir yalandır. Çünkü Bediüzzaman Hazretleri bütün ömründe sadece bir defa, o da 1911’de, Şam’dan İstanbul’a vapurla gelirken, İzmir’e uğrayarak geçmesinden başka, hiç bir zaman ne İzmir’e gitmiş, ne de orada Celâl Bayar’la bir karşılaşması olmuştur. Bediüzzaman Celal Bayar’la ömründe bir kere karşılaşmış, o da 1922-23 yıllarında Ankara’da bulunduğu sıralarda olmuştu. 

Türkiye’nin haritasını dahi bilmekten aciz 

İkinci hadise ve mesele ise: “Isparta dolaylarında bir köyde galiba Emirdağ’da” diye yazan bu kadın, anlaşılıyor ki; Türkiye’nin haritasını dahi bilmekten acizdir. Zira Emirdağ ilçesi, Isparta dolayında bir köy değil, Eskişehir dolayında ve Afyon vilayetinin büyükçe bir kazasıdır. Hem Isparta dolaylarında Üstâd Bediüzzaman’la görüşen Adnan Menderes değil, 1957’de Milli Eğitim Bakanı olan Celâl Yardımcı ile Tevfik İleri’dir.

Emirdağ minarelerine yeşil bayrakların çekilişi yalanı

Üçüncü mesele ve hadise ki: “Menderes’in Bediüzzaman’ı takdis eder gibi selâmladığı” yalanıdır. Çünki takdis, bir kere ancak Hıristiyanlarda olur. Evet, hadisenin aslı vardır. Lâkin yazarın kasdî olarak abarttığı tarzda değildir. Çünki uzaktan normal bir selâmlaşmada, hâşâ ne bir takdis mevzuubahistir, ne de bu kadının yazdığı şekilde Emirdağ minarelerine yeşil bayrakların çekilişi vardır.

Bediüzzaman, Menderes'e arabasını gönderdi mi?

Hadisenin aslını ve hakikatını Bediüzzaman’ın hizmetkârı ve aynı zamanda o sıra hususi şoförü olan Hüsnü Bayramoğlu aynen şöyle anlatmaktadır:

“Menderes’in 1958’den önceki Emirdağ’a uğraması sırasında da; Üstâd namına satın alınmış bir jip vardı. Bu jipi Emirdağlı Mahmut Çalışkan çalıştırıyor ve onun üzerinde kayıtlı idi. Üstâd Hazretleri bazen teneffüs için gezmeye çıktığı zaman, benzin parasını vermek şartıyla, öncelikle jip Üstâd’ın emrinde olurdu. Amma sair boş zamanlarında ise, araba piyasasında durur, müşteri işinde çalıştırılırdı.

Menderes, Emirdağ’a geldiği zaman, kaymakam ücret mukabilinde bu jipi de kiralamış ve Menderes’i karşılamaya götürmüştü. Ancak Üstâd’ımız bu meseleyi duydu, bir şey demedi. Hadise böyle iken, bazıları “Üstâd kendi arabasını Menderes’i karşılamaya gönderdi” şeklinde yaymaya başladılar.”

Tam o sırada bir milletvekili Menderes’e Bediüzzaman'ı gösterdi

Hüsnü Bayramoğlu, Hazret-i Üstâd’ın Menderes’le selâmlaşma hadisesini de şöyle anlatıyor:
“... o tarihte, (Yani 19 Ekim 1958) Üstâd’ın şöförlüğünü ara sıra ben de yapıyordum. Menderes’in Emirdağ’a geleceğini haliyle Üstâd’ımız da duymuştu. Fakat öğle saatlerinde geleceği bildirilmişti. O günü Üstâd’ımız saat dokuz-on sıralarında: “Biz de o tarafa gidelim. Tenha bir yerde otururuz. Eğer Menderes bize rast gelirse, belki görüşebiliriz” dedi. O tarafa gittik. Tenha bir yerde, yol kenarında bir müddet oturduk. Menderes’in Emirdağ’a gelmesi te’hire uğramış, bildirilen saatlerde gelememişti.

Üstâd, “Dönelim eve...” dedi. Emirdağ’a döndük. O günü Menderes ancak akşam ile yatsı arasında Emirdağ’a ulaşabilmişti. Haliyle halk toplanmış bekliyordu. Hükûmet konağı meydanında kısa bir konuşma yaptı. Tam da Üstâd’ın evinin altında bulunuyordu. Üstâd’ımız pencereye çıktı, oturdu. Tam o sırada bir milletvekili Menderes’e, “İşte Hoca Efendi karşıda!” diye göstermişti. Merhum Menderes de, gerçekten eliyle iki üç defa Üstâd’a selâm işaretini verdi. Üstâd da eliyle karşılık vermişti. Ben tam Üstâd’ımızın yanında idim. Hadise bundan ibarettir.”

Emirdağlı merhum Hamza Emek ise der ki: “Menderes Emirdağ'a geldiğinde yanında ben, bir de Milletvekili adayı Orhan Bey vardı. Tam Üstâd’ın evinin yanına geldiğimizde, ben Orhan Beyi, o da Menderes'i ikâz ederek Üstâd’ın pencerede beklediğini gösterdi. Menderes Üstâda, o da Menderes'e elleri ile selam işareti verdiler."

HABERE YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
1 Yorum