1. YAZARLAR

  2. Kenan ÖREN

  3. Mardin bir ilke imza attı
Kenan ÖREN

Kenan ÖREN

Yazarın Tüm Yazıları >

Mardin bir ilke imza attı

A+A-

Başlığı atarken şunu düşündüm. Evet, Mardin Artuklu Üniversitesi Rektörü ve ekibi, büyük bir iş başardı. Hatta bir kahramanlık örneği gösterdi. Bu yaptığı şey, öyle her babayiğidin yapabileceği bir şey değildi. Evet, Sayın Rektör Serdar Bediî Omay beyefendi tarihe adını altın harflerle yazdırarak bu şeyi yaptı. Yani, Sayın Rektör, ev sahipliğini yaptığı Sempozyumda Bediüzzaman’ın “Milliyet Fikri ve Kürt Meselesi”ne sunmuş olduğu reçeteleri Üniversitesinde takdim ettirdi ve resmî organların, ona karşı reva gördüğü tüm haksızlıklardan dolayı, asırlara hitap eden büyük alim, müceddid ve küresel hoca olan Üstad Bediüzzaman Said Nursî’den, adeta devlet adına özür dilemiş oldu. Bütün bunlar takdire şayan şeylerdi.

Bunların yanı sıra, tahlil edilmesi gereken çok ilginç şeyler de oldu. Bunlardan da bahsetmek gerekir.
-Her şeyden önce bu Sempozyumun Mardin’de gerçekleştirilmesi oldukça manidar oldu. Zira Mehmet Fırıncı Ağabeyin ifadesiyle Bediüzzaman’a ilk kelepçe Mardin’de takılmış ve bu kelepçeler yine devlet eliyle Mardin’de açıldı.

-Mardin’in eşrafı bu Sempozyuma sahip çıktı ve yoğun ilgi gösterdi. Şanlıurfa’da gördüğümüz misafirperverlik örneklerinin bir başka şeklini Mardin’de de gördük. Hele Mardin Kızıltepe’de 300-400 kişiye verilen muhteşem yemek oldukça takdire şayandı. Demek ki, bu yörenin insanının gönlüne girince yapmayacağı fedakârlık yoktur. Bu yüzden, terörü bitirmek istiyorsak ilk önce onların gönlüne girmek gerekir.

-Bu Sempozyumda üç gün boyunca en ufak bir kavga olmadı. Kürtlerle Türkler sarmaş-dolaş kucaklaştı ve en güzel kardeşlik örnekleri sergilendi. Demek ki, insanların gönlüne imanî bir kardeşlik duygusu tesis edilirse, o zaman terör de kavga da kendiliğinden yok olur.

-Rektör beyin birinci isminin Serdar olması, böylesine güzel ve ilk olan bir Sempozyumun başını çekmesiyle ve ikinci isminin Bediî olmasıyla da “Bediüzzaman” lâkabıyla örtüşmesi ve eşsiz-benzersiz bir işi yapmasıyla da oldukça anlamlı bir etkinlik oldu.

-Bu Sempozyum şunu vurguladı. Eğer devlet barışçıl etkinliklere müsaade ederse ve hatta destek olursa, devletin yapamadığını biz eğitimciler yaparız. İnşallah Bediüzzaman’ın hedeflediği sulh-u umuminin sağlanması için var gücümüzle çaba sarf ederiz. Aksi takdirde bu hedefe ulaşılması, güç kullanarak, insan öldürerek, askerlerimiz şehit edilerek oldukça zor görünüyor.

-Mardin’in bir hoşgörü şehri olması ve değişik etnik kökenli insanları ve farklı dinleri barındırması da ayrı bir mozaiktir. Bu sempozyum, Huntington’ın “Medeniyetler Çatışması” tezinin aksine Bediüzzaman’ın hedeflediği “Medeniyetler İttifakı” en azından “Medeniyetler Barışı” vizyonunda önemli bir başlangıç noktası olmuştur.

-Bu Sempozyum, Bediüzzaman’ın “Ne yapayım, acele ettim, kışta geldim; sizler cennetâsâ bir baharda geleceksiniz. Şimdi ekilen nur tohumları, zemininizde çiçek açacaktır,” sözüyle müjdelediği cennetâsâ bir baharın resmiyette bir başlangıcı olmuştur.

-Sempozyumda bir-iki aykırı konuşanlar olmuşsa da onlara sunulan ikna edici cevaplar, bu Sempozyumun misyonunu vurgulaması açısından takdire şayan tepkiler olmuştur. Zira bu Sempozyumun amacının, Üstadın müspet hareketle inşa etmeye çalıştığı ve insanların terör belâsından kurtulmasının, din ve iman imtizacından mürekkep bir reçeteyle mümkün olduğu ilan edilmiştir. Yoksa bu Sempozyumda bölünme, ayrışma, düşmanca çatışmalar asla hedef alınmamıştır. Zira kimi kimden ayıracaksın ki, etle tırnak gibi kenetlenmiş bu kardeşleri ayırmanın kimin ekmeğine yağ süreceği aşikârdır. Bu haksızlığı ne Kürt kardeşlerimiz, ne Türk kardeşlerimiz ne de diğer farklı ırklara mensup kardeşlerimiz isterler. Bu farklılıklar güzel bir bahçedeki farklı renkteki çiçekler gibidir. Bu farklılıklarda bir ayrılık yoktur; aksine zenginlik vardır.

Sonuç olarak, bu Sempozyumun Bediüzzaman’ın diğer Sempozyumlarından farklı olan yönü, devlet eliyle olması ve devletin artık silahla çözemediği terör sorununu, daha etkin bir çözüm yolu olan iman kardeşliği yoluyla mümkün olacağı tezinden yola çıkan Nur Talebelerine bir fırsat vermesidir. Nur talebeleri de bu fırsatı çok iyi kullanmış ve farklı kökenlerden gelen insanların, birleştirici bir unsur olan “İman Kardeşliği” faktörüyle gönülleri birleştirdiğini göstermiş ve Mardin Artuklu Üniversitesi de buna ev sahipliği yapmıştır.

Tüm emeği geçenleri, böylesine bir Milat yaşattıkları ve böylesine muhteşem bir ilke imza atarak tarihe altın harflerle not düştükleri için tebrik etmek gerekir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
2 Yorum