1. YAZARLAR

  2. Cezmi HUYUT

  3. Mahiyeti insaniye tesadüfü reddediyor-14
Cezmi HUYUT

Cezmi HUYUT

Yazarın Tüm Yazıları >

Mahiyeti insaniye tesadüfü reddediyor-14

A+A-

İkinci vecih; İnsanın sahife-i vecdinde, cephesinde, cildinde, ellerinin içlerinde pek çok çizgiler, hatlar, nakışlar, nişanlar yazılmıştır. İnsanın vücut sahifelerinde yazılan o kelimeler, harfler, noktalar, harekeler, ruh-u insanîde bulunan manalara, maneviyatlara delalet ettikleri bu gün keşfedilmiş ilmi hakikatlerdir.
Mesela; bir trafo üzerindeki kuru kafa resminin tehlike işareti olduğunu bilmeyenimiz yoktur. Yani kulübe içerisinde yüksek enerji vardır ve hayati tehlike arz etmektedir. Kulübe dışından bakıldığında içteki tehlike görülmediğinden buna dikkat çekmek ve insanları uyarmak üzere kulübe üzerine kuru kafa işareti konulmuştur.

İşte trafo ve benzeri yerlerdeki yapılardaki, askeri ve önemli tesisler, havaalanları, otoyollar, ibadethaneler, vesaire yerlerdeki tüm işaret ve alametler rast gele tesadüfî değil, bilerek, ilmi ve kasti bir şekilde uyarıcı ve tarif etmek üzere konulmuş şekillerdir.
İşte aynen öylede, insanın manevi cephesinde ve fıtratında kader cihetinden ne yazılmış ise onlara işaret eden ve onları gösteren işaretler ve alametler, zahirine aksettirilerek vücudunda ellerinde, yüzünde gözünde ve sair uzuvlarına da yazılmıştır, çizilmiştir, gösterilmiştir.

Kaderi inkâr eden önce vücudundaki, yüzündeki şekilleri, çizgileri, işaretleri bunların ifade ettikleri manaları  inkâr etsin sonra kaderi inkâr etsin.
 Aynı şekilde, çekirdek ve tohumlardaki yazılı programların hariçteki tezahürü olan bitki ve ağaçlarda, hususan hayvanatta, hayvanatın fıtratına isim ve sıfatlarına münasip vücut ve cihaza tında da, derunundaki esrarına ait işaretler, çizgiler alametler vardır.

Her ruha münasip bir beden tanzimi hadsiz bir ilim ve hikmet ve kudret sahibinin vücut ve vahdaniyetini gösteren delillerden biridir.
Bir kurdun ruhunu kuzunun bedeninde, bir atın ruhunu aslanın bedeninde iskân edemezsiniz. İkisi de hayatiyetini fıtratlarına na muvafık bedenlerde devam ettiremezler.

Bunu şuna benzetebiliriz; Bir saç kurutma makinesinin, bir taksinin, bir traktörün, bir tankın bir uçağın veya yüz bin tonluk bir geminin motoruna göre münasip ve uygun bedeni, vücudu yapılıyor. Bir taksi motorunu bir traktöre veya bir uçağa takarsanız yolda kalırsınız.

Demek insanın ve zihayatın mahiyeti maneviyesi, sureti maddiye sinde yazılıyor. Adeta dışı içine göre şekillendiriliyor. İnsanın vücudu, bedenindeki işaretler, şekiller, çizgiler, iç âlemini, manevi cihetini anlatıyor, tarif ediyor.
İbadetinde sabatkar bir müminin nurla gıdalanmış ruhunun nuraniyeti yüzünde alnında göründüğü gibi, sefahat ve haramlar, batağında boğulmuş bir münafığında tefessüh etmiş ruhunun zulümatını abus ve sevimsiz nursuz yüzünden anlamak ehli ferasete zor olmasa gerek.

Medineye hicretinde bir Yahudi âlimi olan Abdullah İbni Selamın (RA), Resul-i Ekrem’in (ASM)yüzüne bakarak, “Bu yüzde yalan yok bu sima sahibi yalan söylemez” dedirten hakikat bunu ifade etmektedir. Burada enfüsi dediğimiz gizli olan iç âlem ile dış cephede bir ittifak, bir denk gelme ve bir uygunluk söz konusudur. Resulullahın(ASM) ruhundaki nuraniyeti ve masumiyeti sıdk ve ismeti yüzüne vuruyor, yüzü ay gibi nurlu oluyor, düşmanını bile insafa imana getiriyor.

Bu hakikat şunu ifade etmektedir. İnsanın gizli olan manevi mahiyetini bilen ve gören ve tanzim eden bir Kudret, aynı anda tasarruf edip libas olarak yarattığı vücut elbisesine de o manevi ruhtaki mahiyeti aksettiriyor, ruhun işleniş şekline göre vücudu şekillendiriyor ikisini bir birine münasip kılıyor.
Şimdi ruhta gizli olan manevi mahiyetin zahirdeki vücuda aksetmesi, bedeninin ona göre şekillenmesi, bu muvafakati, yani tam uygun ve münasip denk gelmeyi ne ile izah edebiliriz?

Konuşmaya ve konuşturmaya yer bırakmayacak şekilde mana ve maddenin birleştirilerek, zahir ve batın her şeyde tasarruf edilerek, her şey kabza-i tasarrufunda ve tahtı tedbirinde olarak, bilerek ve görerek mevcudatta tasarruf edildiğini görüyoruz.
Teknolojik gelişmelerde o noktaya doğru gidiyor. Belki bir zaman gelecek ki, (Mahkeme-i Kübrada olduğu gibi) insanın eli, yüz hatları, gözleri ve sair uzuvları manevi olan, halatını, kusuratını ve sair şeylerini anlatacak ilan edecek. Kendisinden bir şey sorulmayacak.

İşte insanın mahiyeti maneviye sini anlatan ve vücut sahifelerine akseden kaderin yazdığı haşiye, tesadüf ve ittifakın dühûlüne bir menfez bırakmamıştır. Zira kör ve ihatasız tesadüf, insanın ve zihayatın mahiyeti maneviyesini göremez ve bilemez.
İnsanın manevi ve gaybi vaziyetine muttali olmayan tesadüf nerede kalıyor ki o gaybi ve görünmez vaziyeti vücuda uygun haşiyelerle yazsın ve sair zihayatın ruh hallerini ve manevi vasıflarını da vücutlarına muvafık ve uygun olarak gözlere gösterecek şekilde göstersin?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.