• Ankara30 °C
  • İstanbul26 °C
  • İzmir31 °C
  • Antalya27 °C
  • Trabzon27 °C

Kadir AYTAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Lanet okumak

03 Aralık 2013 Salı 07:11

Kurban Bayramından bu yana bel fıtığından muzdaribim. Belki de bayram hediyesi olarak gönderildi. Şifa bulmak için Şâfi-i Hakikinin dergahına iltica ederek bir şifahaneye fizik tedaviye gidiyorum.

Kadının birisi bir gün önce yüzüğünü düşürmüş. Ertesi günü geldiğinde sormuş ve olumsuz cevap almış olacak ki, bulup da getirmeyen, görüp de haber vermeyen için beddualar ediyor, lanet okuyor.

İnsan olarak en zayıf taraflarımızdan birisi de bu olmalı. Dünya malına o kadar çok bağlıyız ve o kadar çok sahipleniyoruz ki, akıl alacak gibi değil. Parmağımız kopmuş kadar feryad ediyor, cehennem ateşine düşmüş gibi ciğerimiz yanıyor.

Mal bizim değil, mülk bizim değil. Bizim olmadığı halde ayrılık acısı yakıyor. Biz onları ne kadar çok sahiplenirsek acısı da o kadar çok oluyor, büyüyor, büyüyor, belki bizi yutuyor, bize kendimizi kaybettiriyor, beddualar, lanetler ettiriyor.

Biz onları terk etmezsek onlar bizi bir gün muhakkak terk edecekler. Eşyanın hakikatini anlamak ve ona göre tutum sergilemek zorundayız. Her şey bize emanet edilmiş. Meşru dairede kullanmak, tasarruf etmek ve şükrünü eda etmek için verilmiş. Temellük etmek için değil.

Yüzük el değiştirmiş. Belki helal süt emmiş birisinin eline geçecek geri getirecek. Belki de hiç geri gelmeyecek. İçimden kadına hem yüzüğünü kaybettiği, hem de lanet okuduğu için üzüldüm. Aynı şey benim başıma gelse ne yapardım diye düşündüm. Çünkü mal canın yongası derler. Yonga gitti. Can yandı. Yanan can benim değildi.

Hissî hareket bize yanlış yaptırıyor. En iyisi akıl ve mantığı devreye sokmak, bir de işin kader cihetini düşünmek icab eder. Acaba kader niçin böyle hükmetti? Yüzüğün kayboluşunda kadının hiç mi kusuru yoktu? Acaba layık değildi de onun için mi elinden alındı? Yeterince şükrünü eda etti mi? Soruları üşüşüyor aklıma.

Hepimiz kusurluyuz, çoğu zaman hissi davranıp başkalarını suçluyoruz. Dünyada iyiliklerin ağır basması için bir birimize sürekli hayır dualar etmeli değil miyiz?

Belki bu kadıncağız;

“Allah’ım bana emanet ettiğin yüzüğün helal süt emmiş birinin eline geçmesini ve bana geri getirmesini nasib et. Allah’ım belki de layık olamadığım bu yüzüğün ihtiyaç sahibi birinin eline geçmesini nasib et. Hiç olmazsa ihtiyaçlarını karşılasın. Hakkım da helal-i hoş olsun”  şeklinde dua etmeliydi diye düşündüm.

Dileyelim hiç kimsenin emaneti kaybolmasın, canı yanmasın. Herkes birbirine hayır duada bulunsun, bulan bulduğunu emanetçisine eriştirsin. 

YORUMLAR
.
emrullah
allah hepimize anlattıklarımızı hatımızda uygulamayı nasip etsin söleydiklerimizi yaşaya bilsek...hadisi şerif var ya gırtlaklarından aşşağı inmeyecek diye....
04 Aralık 2013 Çarşamba 19:06
Geçmiş olsun
Dursun SİVRİ
Kadir abi bel fıtığı problemini biz ailece yaşadık. "Manuel Terapist" işin gerçekten uzmanı İtalya da bu işle uğraştığını bildiğimiz, arada bir Türkiye'ye gelen "Erkan Mirzaoğlu" var. Tavsiye ederim. Googleden gir bak. İletişim bilgilerine erişebilirsiniz. Biz şifa buldu.
04 Aralık 2013 Çarşamba 11:42
hoştur bana senden gelen
erkamokur
S.A
Acil şifalar dilerim

“Benim için sağlık ve hastalıktan -hangisi Allah’ın hoşuna- giderse, benim hoşuma giden de odur"

deme şuuruna erdirsin Amin
03 Aralık 2013 Salı 17:10
KARİKATÜR
Bu el mi Filistinliyi koruyacak?
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Risale Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0.312.492 06 88 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA