1. YAZARLAR

  2. Şeyma GÜR

  3. Kuzuların sessizliği
Şeyma GÜR

Şeyma GÜR

Yazarın Tüm Yazıları >

Kuzuların sessizliği

A+A-

İki ayrı sahnede iki ayrı manzara ve bir çağrışım.

Sahnelerden biri Tatvan’da  bir köy, vakit akşam üzeri. Mevsim bahar. Otlaktan gelen koyunlar bekleniyor. Bu sahneyi izlemek için oradayız ama ne ile karşılaşacağımız hakkında henüz bir fikrimiz yok. Gün zevale meylederken sürü geliyor. Belki 50-60 tane koyun var. Önce sağılıyorlar. Mübarek hayvanlar ind-i ilahiden kendilerine tevdi edilen vazife üzerine  kemal-i itaatle insanoğluna teslim oluyor, sütünden almasına izin veriyor. İnsanoğlu alacağını aldıktan sonra asıl olay başlıyor.

Gün boyu annelerini ağılda beklemiş olan kuzular salıveriliyor. Birden ortalığı bir vaveyla kaplıyor. Annesini arayan kuzular, kuzusunu arayan anneler. Bir meleşme bir telaş... Derken bir iki dakika içinde o kalabalıkta her bir kuzu annesi ile buluşuyor ve başlıyor annesini emmeye. İşte bu, ortalığı şaşırtan derin bir sessizliğin aldığı an. Adeta annelerin ve kuzuların mutluluğu elle tutulabilir yoğunlukta. Seyirciler mest… Rahmet tecessüm etmiş sanki. Flaşlar patlıyor, gezginler bu anı tespit etmek istiyor ama nafile!.. Hangi fotoğraf bu anı yaşatabilir? Görmek lazım, duymak lazım..

İkinci manzara Mescid-i Nebevi’den. Ramazan umresi yapmak için dünyanın dört bir yanından gelmiş Müslümanlar mescidi doldurmuşlar. İkindi namazının kılınmasından sonra iftar hazırlıkları başlıyor. Hayır sahipleri her biri bir yer belirlemiş sofrasını açmak için. Naylon örtüler upuzun seriliyor önce. Böylece herkes yerini belirliyor. Yüzler yavaş yavaş sofraya dönüyor. Sonra sofra donatılmaya başlıyor. Belli aralıklarla birkaç hurma konuyor. Ekmekler paylaştırılıyor, zemzem için bardak, orada tattığımız hoş bir baharat ve Mekke’den farklı olarak yoğurt.

Bu arada Resulullah’ın (asm) misafirleri okumalarına devam ediyor. Biraz uyuyup güç toplamaya çalışan itikafçılar kalkıp abdestlerini tazeliyor. Akşam ezanına doğru uğultu ve hareketlilik artıyor. Heyecan da… Gözucu ile sofraya bakılıyor. Herkes kendi payına düşeni netleştirmek istiyor. Burada zengin fakir ayrımı yok. Herkes acıkmış, herkes iştiyakla “buyurunuz” emrini bekliyor. O bir parça ekmek, az yoğurt, birkaç hurma en mükemmel sofralara değişilecek değil.

Burası Mescid-i Nebevi. Ev sahibi Resulullah. Misafirler onun ümmeti. Zemzemler taşınıyor. Medine halkının yanlarında termosları, içinde kahveleri. Uzaklardan gelenlere ikram ediyorlar. Bardakların yarısına kadar konuyor. Mümkün olduğunca fazla kimseye ikram edilmek isteniyor. Derken Ezan-ı Muhammedi okunmaya başlıyor. Ve mescidi kaplayan uğultu bıçakla kesilmiş gibi sona eriyor. Eller besmele ile sofraya uzanıyor. Kulları; Rezzak, Rahman ve Rahim olan Allah’ın nimetlerine yumuluyorlar sessizce.

Tıpkı kuzular gibi…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
2 Yorum