1. YAZARLAR

  2. Vehbi KARAKAŞ

  3. Kurban hakkında detaylı bilgiler
Vehbi KARAKAŞ

Vehbi KARAKAŞ

Yazarın Tüm Yazıları >

Kurban hakkında detaylı bilgiler

A+A-

Kur­ban Ne­dir

“Al­la­hu Te­âla’ya iba­det et­mek ve yak­laş­mak ni­ye­tiy­le be­lir­li gün­ler­de, hu­su­si bir hay­va­nı kes­me­ye kur­ban de­nir.” Ge­nel­lik­le kuş­luk vak­tin­de ke­sil­di­ği için bu kur­ba­na “ud­hiy­ye” de de­nil­miş­tir.

Kur­ban­lar Al­lah rı­za­sı ni­ye­tiy­le ke­si­lir, Al­lah rı­za­sı dü­şün­ce­si yok­sa kur­ban ka­bul olun­maz. Al­lah rı­za­sı dü­şün­ce­si­ni an­cak tak­va eh­li ta­şı­ya­bi­lir, Al­lah da an­cak müt­ta­kı­le­rin kur­ba­nı­nı ka­bul eder. “Ve yal­nız Rab­bin rı­za­sı için na­maz kıl, kur­ban kes.”  “Si­zin kur­ban­la­rı­nı­zın et­le­ri ve kan­la­rı Al­lah’a ka­vuş­maz, an­cak tak­va­nız ya­ni kur­ban­la­rı­nı­zı ke­ser­ken ta­şı­dı­ğı­nız Al­lah rı­za­sı dü­şün­ce­niz, say­gı­nız ve sev­da­nız Ona ka­vu­şur.” bu­yu­rur.

Han­gi Gün­ler­de Kur­ban Ke­si­lir?

Kur­ban ke­sim gün­le­ri Ha­ne­fi mez­he­bi­ne gö­re Kur­ban Bay­ra­mı­nın bi­rin­ci, ikin­ci ve üçün­cü gü­nü­nün gü­neş ba­tı­mı­na ka­dar, Şa­fii mez­he­bi­ne gö­re ise bay­ra­mın dör­dün­cü gü­nü­nün ak­şa­mı­na ka­dar sü­ren za­man di­li­mi­dir. Bu gün­ler­de kur­ban ke­si­le­bi­lir ama bi­rin­ci gü­nü kes­mek da­ha fa­zi­let­li­dir.

Ke­si­me bay­ram na­ma­zı kı­lı­nan yer­ler­de na­maz­dan son­ra, bay­ram na­ma­zı kı­lınma­yan yer­ler­de ise sa­bah na­ma­zı­nın vak­ti gir­dik­ten son­ra baş­la­nır. Kur­ba­nı ge­ce­le­yin kes­mek mek­ruh­tur. Kur­ban gün­le­rin­de her ne­den­se ke­si­le­me­yen bir hay­van, can­lı ola­rak sa­da­ka ve­ri­lir. Ar­tık bu hay­va­nın etin­den sa­hi­bi yi­ye­mez.

Kur­ban Kes­me Ola­yı Ne Za­man Baş­la­mış­tır?

Kurban, mü’min­le­re Hz. İb­ra­him’in (as) ve Hz. İs­ma­il’in (as) tes­li­mi­ye­ti­ni ha­tır­la­tır. Bu olay Kur’an’da şöy­le an­la­tıl­mak­ta­dır:

100 "Ey Rabbim! Bana salihlerden (bir oğul) ihsan et!"

101 - Biz de kendisine yumuşak huylu bir oğul müjdeledik.

102 - Oğlu, yanında koşacak çağa gelince: "Ey oğlum! Ben seni rüyamda boğazladığımı görüyorum. Artık bak, ne düşünürsün?" dedi. Çocuk da: "Babacığım sana ne emrediliyorsa yap, inşaallah beni sabredenlerden bulacaksın" dedi.

103 - Ne zaman ki ikisi de bu şekilde Allah'a teslim oldular, İbrahim oğlunu şakağı üzerine yatırdı.

104 - Biz de ona şöyle seslendik: "Ey İbrahim! "

105 - "Rüyana gerçekten sadakat gösterdin, şüphesiz ki, biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız."

106 - "Şüphesiz ki bu apaçık bir imtihandı." (dedik)

107 - Ve ona büyük bir kurbanlık fidye verdik.

108 - Kendisine sonradan gelenler içinde iyi bir nâm bıraktık.

109 - Selam olsun İbrahim'e...

110 - İşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız.

111 - Çünkü o bizim mümin kullarımızdandı.

Dik­kat edi­lir­se kat’i olan hu­sus açık­tır. Hz. İb­ra­him (as) Al­la­hu Te­âla’nın em­ri­ne tes­lim ola­rak ken­di öz oğ­lu­nu kur­ban et­me­ye, Hz. İs­ma­il (as) de Al­lah (cc) rı­za­sı için kur­ban ol­ma­ya ra­zı ol­muş­tur. Kur­ban kes­mek için bı­ça­ğı­na sa­rı­lan her mü­kel­lef bu ger­çe­ği iyi te­fek­kür et­me­li­dir.

Kur­ban Kes­me­nin Fa­zi­le­ti Ne­dir?

Sev­gi­li Pey­gam­be­ri­miz bu­yur­muş­lar ki: “İn­sa­noğ­lu kur­ban kes­me gü­nün­de Al­lah ka­tın­da kan akıt­mak­tan da­ha mak­bul bir amel iş­le­me­miş­tir. O kur­ban kı­ya­met gü­nü boy­nuz­la­rı, kıl­la­rı ve ça­tal tır­nak­la­rı ile ay­nen ge­le­cek­tir. Çün­kü kan ye­re düş­me­den Al­lah’ın ka­bul ma­hal­li­ne dü­şer. Ar­tık kur­ban­lar­la gön­lü­nüz hoş­nut ol­sun.”  Yi­ne bu­yur­muş­lar ki: “Kur­ban ke­sen için kur­ban edi­len hay­va­nın her kı­lı kar­şı­lı­ğın­da bir se­vap var­dır.”

kurban_koc_b.jpg

Kur­ban Kes­me­nin Öne­mi ve Pey­gam­ber Efen­di­mi­zin Kur­ban Kes­me uy­gu­la­ma­sı

Kur­ban hic­re­tin ikin­ci yı­lın­da em­re­dil­miş­tir. Al­lah em­ret­miş, Pey­gam­be­ri­miz de uy­gu­la­mış­tır. Al­lah’ın em­ri ola­rak va­cip, pey­gam­be­ri­mi­zin ame­li ve em­ri ola­rak da muh­kem ve mü­ek­ked (kuv­vet­li) sün­net­tir. Ha­dis ve fı­kıh ki­tap­la­rın­da da an­la­tıl­dı­ğı gi­bi Pey­gam­ber Efen­di­miz’in boy­nuz­lu, gü­zel iki ko­çu BİS­MİL­LA­Hİ AL­LA­HU EK­BER di­ye­rek ve aya­ğı­nı bo­yun­la­rı­na ko­ya­rak ken­di eliy­le kes­ti­ği meş­hur­dur. Bun­lar­dan bi­ri­ni ken­di ve ai­le­si adı­na, di­ğe­ri­ni de üm­me­tin­den kur­ban ke­se­me­yen­ler adı­na kes­miş­tir.  Hz. Ca­bir’in (r.a) ri­va­yet et­ti­ği ha­dis bu ola­yı doğ­ru­la­mak­ta­dır. Hz. Ca­bir (r.a) di­yor ki: Pey­gam­ber’le (s.a.v.) be­ra­ber na­maz­gâh­da bay­ram na­ma­zın­da bu­lun­dum. Hut­be­si­ni bi­ti­rin­ce min­ber­den in­di. Bir ko­çun ya­nı­na var­dı, usu­lün­ce onu ya­tır­dı: Bis­mil­la­hi val­la­hu­ek­ber, de­dik­ten son­ra “bu ben­den ve üm­me­ti­min kur­ban ke­se­me­yen­le­rin­den..” di­ye­rek ken­di eliy­le onu kes­ti.

Pey­gam­be­ri­miz, kur­ba­nın meş­ru kı­lın­dı­ğı hic­re­tin ikin­ci yı­lın­dan son­ra ve­fa­tı­na ka­dar her yıl kur­ba­nı­nı kes­miş­tir.

Ge­rek Pey­gam­be­ri­mi­zin bu dav­ra­nı­şı ve ge­rek­se “Kim im­kâ­nı ol­du­ğu hal­de kur­ban kes­mez­se bi­zim mes­ci­di­mi­ze yak­laş­ma­sın!” sö­zü, kur­ban kes­me­nin vaz­ge­çi­le­me­ye­cek ka­dar önem­li bir iba­det ol­du­ğu­na işa­ret et­mek­te­dir.

Öy­ley­se Kur­ban­lar Sün­ne­te Uy­gun Ola­rak Na­sıl Ke­si­lir ve Na­sıl Dua Edi­lir?

Ön­ce­den kes­kin ve bü­yük bir bı­çak ha­zır­la­nır, hay­va­nın gö­re­me­ye­ce­ği ye­re ko­nur. Hay­van ezi­yet edil­me­den gö­tü­rü­lür, ezi­yet edil­me­den yü­zü ve ayak­la­rı kıb­le­ye ge­le­cek şe­kil­de sol ta­ra­fı üze­ri­ne ya­tı­rı­lır, sağ ar­ka aya­ğı ser­best bı­ra­kı­lır. Son­ra ele bı­çak alı­nır: Al­la­hım bu sen­den­dir ve sa­na­dır, de­nir onun ar­dın­dan da sa­hi­bi ve­ya ve­ki­li: “İn­nî vec­ceh­tü vec­hi­ye lil­le­zî fe­ta­res­se­ma­va­ti ve­ler­da ha­nî­fen ve­ma ene mi­nel­müş­ri­kîn=Ben yü­zü­mü, gök­le­ri ve ye­ri ya­ra­ta­na çe­vir­dim, ben müş­rik­ler­den de­ği­lim” Kul in­ne sa­la­tî ve nü­su­kî ve meh­ya­ye ve me­ma­tî lil­la­hi Rab­bi­la­le­mî­ne lâ şe­ri­ke leh=Na­ma­zım, kur­ba­nım, ha­ya­tım ve ölü­müm alem­le­rin Rab­bi olan Al­lah’a mah­sus­tur. Onun or­ta­ğı yok­tur.” me­alin­de­ki ayet­le­ri okur. Bun­dan son­ra: Al­la­hu ek­ber Al­la­hu ek­ber, Lâ­ilâ­he­il­lal­la­hu val­la­hu­ek­ber Al­la­hu ek­ber ve lil­la­hil­hamd şek­lin­de tek­bir­ler ge­ti­ri­lir. Ar­ka­sın­dan BİS­MİL­LA­Hİ AL­LA­HU EK­BER de­ne­rek hay­va­nın boy­nu­na bı­çak vu­ru­lur. Ye­mek ve ne­fes bo­ru­la­rıy­la şah da­ma­rı de­ni­len iki ana da­mar­dan en az bi­ri ke­si­lir, kan iyi­ce akı­tı­lır. Hay­van ta­ma­men öl­me­den ka­fa ve ayak­la­rı­nı ko­par­mak, de­ri­si­ni yüz­mek, kıb­le­den çe­vir­mek, hay­va­na ezi­yet et­mek mek­ruh­tur. Kur­ban, sa­hi­bi ta­ra­fın­dan ke­si­lir­se da­ha iyi olur. Baş­ka­sı­na da kes­ti­re­bi­lir. Kur­ba­nın sa­hi­bi kur­ba­nın ya­nın­da ise eli­ni ka­sa­bın üs­tü­ne ko­yar, her iki­si bir­den BİS­MİL­LA­Hİ AL­LA­HU­EK­BER di­ye­rek kur­ba­nı ke­ser­ler. Bi­ri ve­ya iki­si kas­den bu­nu söy­le­mez­ler­se kur­ban kur­ban ol­mak­tan çı­kar, eti yen­mez. Unut­tuk­la­rı için söy­le­me­miş­ler­se kur­ba­na za­rar ver­mez, eti ye­nir.

Kur­ban Kes­mek Kim­le­re Va­cip­tir?

Kur­ban kes­mek, Müs­lü­man olup hür­ri­ye­ti elin­de olan, akıl­lı ve er­gin­lik ça­ğı­na er­miş bu­lu­nan ve yol­cu ol­ma­yan zen­gin­le­re va­cip­tir. Zen­gin, evi­nin ve ai­le­si­nin zo­run­lu ih­ti­yaç­la­rı­nı kar­şı­la­mış, bor­cu ol­ma­yan ve kur­ban gün­le­rin­de kur­ban ala­bi­le­cek ka­dar pa­ra­sı olan in­san de­mek­tir. Ay­nı ev­de ya­şa­yıp bu özel­lik­le­ri ta­şı­yan her­ke­sin (ya­ni mal­la­rı ay­rı olan ba­ba­nın, oğ­lun) Ha­ne­fi mez­he­bi­ne gö­re ay­rı ay­rı kur­ban kes­me­le­ri ge­re­kir. Di­ğer mez­heb­le­re gö­re ise ai­le adı­na bir tek kur­ban ye­ter­li­dir. Faz­la kur­ban kes­me­de zor­la­nan Ha­ne­fi­ler, is­ter­ler­se di­ğer mez­hep­le­rin bu ko­lay­lı­ğın­dan is­ti­fa­de edip ai­le adı­na tek kur­ban­la da ye­ti­ne­bi­lir­ler.

Borç­lan­mak Su­re­tiy­le Kur­ban Al­mak Ca­iz mi?

Kur­ban ken­di­si­ne va­cip ol­ma­yan ve öde­me­de sı­kın­tı­lar­la baş ba­şa ka­la­bi­le­cek olan kim­se­nin borç al­tı­na gi­re­rek kur­ban al­ma­sı ca­iz de­ğil­dir. Öde­me im­kâ­nı olan bir kim­se­nin tak­sit­le ve kre­di kar­tıy­la kur­ban al­ma­sı ise ca­iz­dir. Kre­di kar­tı ve tak­sit­le alış ve­riş­ler ca­iz ol­du­ğu gi­bi.

Kur­ban Han­gi Hay­van­lar­dan Ol­ma­lı­dır? Ye­di Hisse­li Bir Hay­va­nı Da­ha Az Kim­se­ler Kur­ban Ede­bi­lir mi?

Ko­yun, ke­çi, inek, öküz, man­da ve de­ve gi­bi hay­van­lar­dan baş­ka­sı kur­ban edil­mez. Ko­yun ve ke­çi gi­bi hay­van­lar bir ya­şı­nı bi­tir­miş ol­ma­lı ve­ya bi­tir­me­yen­ler de bi­tir­miş­ler ka­dar gös­te­riş­li ve tok­lu ol­ma­lı­dır. Sı­ğır cin­si hay­van­lar iki, de­ve­ler ise beş ya­şı­nı bi­tir­miş ol­ma­lı­dır. Ko­yun ve ke­çi­yi yal­nız bir ki­şi, de­ve ve sı­ğı­rı ise bir ki­şi kur­ban ede­bi­le­ce­ği gi­bi ye­di­ye ka­dar ki­şi­ler ya­ni al­tı, beş, ve üç ki­şi bir ara­ya ge­lip kur­ban ede­bi­lir­ler. Ye­di ki­şi­nin ye­di­si de Müs­lü­man ol­ma­lı, hep­si et ye­mek de­ğil Al­lah için kur­ban kes­mek ni­ye­tiy­le bir ara­ya gel­me­li­dir­ler. Bi­ri­si Müs­lü­man ol­ma­sa ve­ya et ye­mek ni­ye­tiy­le ye­di ki­şi­nin içi­ne gir­miş ol­sa, hiç bi­ri­nin kur­ba­nı sa­hih ol­maz. His­se­dar­lar­dan bi­ri aki­ka, bi­ri de adak ni­ye­tiy­le kur­ba­na ka­rış­sa kur­ba­na en­gel ol­maz. Çün­kü bun­lar da so­nuç­ta kur­ban­dır. Kur­ban­lık hay­van­lar za­yıf ve ayıp­lı ol­ma­ma­lı­dır. Pay­lar gö­tü­rü usû­lü ile de­ğil, tar­tı ile tak­sim edil­me­li­dir.

Han­gi Ayıp­lar Bir Hay­va­nın Kur­ban Ol­ma­sı­na Engel­dir?

Şu ayıp­la­rı ta­şı­yan hay­van­lar kur­ban ol­maz:

1- İki gö­zü ve­ya bir gö­zü kör olan­lar, 2- Ku­lak­la­rı ve­ya bir ku­la­ğı bo­yu­na ke­sik olan, 3- Yü­rü­ye­me­ye­cek ka­dar topal olan­lar, 4- Boy­nuz­la­rı­nın iki­si ve­ya bi­ri kö­kün­den kı­rıl­mış olan­lar, 5- Diş­le­ri­nin ço­ğu düş­müş olan­lar, 6- Kuy­ru­ğu­nun ya­rı­dan faz­la­sı ke­sik olan­lar, 7- Ke­mik­le­rin­de ilik kal­ma­mış de­re­ce­de za­yıf ve düş­kün olan­lar, 8- Ha­ya­la­rı ve­ya me­me­le­ri­nin uç­la­rı kop­muş olan­lar, 9- Do­ğuş­tan ku­lak­sız ve­ya kuy­ruk­suz olan hay­van­lar, 10- Sü­rü­ye gön­de­ri­le­me­ye­cek ka­dar de­li olan, 11- Pis­lik yi­yen hay­van­lar kur­ban ol­maz.

Han­gi Ayıp­lar Bir Hay­va­nın Kur­ban Ol­ma­sı­na Engel De­ğil­dir?

1- Şa­şı ve ke­si­le­ce­ği ye­re ka­dar yü­rü­ye­bi­len to­pal hay­van­lar, 2- Se­miz­li­ği­ne za­rar ver­me­ye­cek de­re­ce­de uyuz olan­lar, 3- Sü­rü­ye iş­ti­rak et­me­si­ne en­gel ol­ma­ya­cak de­re­ce­de de­li olan­lar, 4- Hay­va­nın cin­si iti­ba­riy­le boy­nuz­lu ve­ya boy­nuz­suz ol­ma­sı, 5- Ku­lak kep­çe­si­nin de­lik ol­ma­sı ve­ya ku­lak uç­la­rı­nın eni­ne ke­sik ol­ma­sı, 6- Ağ­zın­da bir­kaç di­şin ol­ma­ma­sı, 7- Hay­va­nın bu­ruk ve kı­sır ol­ma­sı ve­ya te­na­sül or­ga­nı­nın ol­ma­ma­sı bir hay­va­nın kur­ban ol­ma­sı­na en­gel de­ğil­dir.

Bis­mil­la­hi Al­la­hu Ek­ber De­me­yi Kas­den Terk Ede­nin Kes­ti­ği Kur­ban Ne­den Ye­nil­mez?

“Bis­mil­la­hi Al­la­hu ek­ber” sö­zü kur­ban­lık hay­va­nı ke­sip yi­ye­bil­mek için mal sa­hi­bi olan Al­lah Te­ala’dan alı­nan bir izin bel­ge­si­dir. Bu söz­le kur­ban­lık hay­va­nın asıl sa­hi­bi­nin Al­lah ol­du­ğu­nu iti­raf edi­yor, Al­lah’ın ma­lı­nı Al­lah’dan izin ala­rak kes­miş olu­yo­ruz. Bu söz söy­len­mez­se izin alın­ma­mış olur. İzin­siz bir hay­va­nı kes­mek de gasb ve­ya hır­sız­lık an­la­mı­na ge­lir. Bu yol­la el­de edi­len bir ma­lı ke­sip ye­mek de ha­ram olur. Onun için kas­den “Bis­mil­la­hi Al­la­hu ek­ber” de­me­den ke­si­len bir hay­va­nın eti­ni ye­mek ha­ram ol­mak­ta­dır.

Al­lah’ın ya­sak­la­dı­ğı bir şe­ye bes­me­le ile baş­lan­maz. Bir ha­ra­ma bes­me­le ile baş­la­yan din­den çı­kar. Kur­ban kes­mek he­lal bir iş­tir. Al­lah’ın em­ri­dir. He­lal ve Al­lah’ın em­ri olan şey­le­re Al­lah’ın adı anıl­ma­dan baş­lan­ma­ma­lı­dır. Çün­kü Al­lah’ın adı anıl­ma­dan baş­la­nan ve iş­le­nen her iş ha­yır­sız ve be­re­ket­siz­dir. Ay­rı­ca bis­mil­la­hi Al­la­hu ek­ber di­yen in­san şu­nu de­mek is­ti­yor: Al­la­hım bu kur­ban­lık hay­van se­nin. Sen em­ret­ti­ğin için ke­si­yo­rum. Se­nin emir ve iz­nin ol­ma­say­dı ben bu­nu kes­me­ye­cek­tim.

Han­gi Hal­ler Kur­ba­na Ezi­yet­tir?

İs­lâm her­ke­se ve her şe­ye kar­şı gü­zel dav­ran­ma öl­çü­sü­nü ge­tir­miş­tir. Bu hu­sus­ta Sev­gi­li Pey­gam­be­ri­mi­zin (s.a.v.) çok gü­zel bir sö­zü var. Bu­yur­muş­lar ki: “Al­lah her şe­ye kar­şı iyi­lik yap­ma­yı, gü­zel dav­ran­ma­yı farz kıl­mış­tır. Öl­dü­re­ce­ği­niz za­man gü­zel öl­dü­rün. (İş­ken­ce ile de­ğil.) Ke­se­ce­ği­niz za­man gü­zel ke­sin. O ka­dar ki her bi­ri­niz, bı­ça­ğı­nı kes­kin­leş­tir­sin de kur­ba­nı­nı ra­hat et­tir­sin, (ça­buk kes­sin de ona iş­ken­ce çek­tir­me­sin.)”

1- Kör bı­çak­la bo­ğaz­la­mak,

2- Kur­ba­nı ye­re ya­tır­dık­tan son­ra bı­çak bi­le­mek,

3- Ke­sim ye­ri­ne aya­ğın­dan çe­kip sü­rü­ye­rek ge­tir­mek,

4- Ke­ser­ken hay­va­nın omu­ri­li­ği­ni da­hi ko­par­mak,

5- Kel­le­si­ni al­mak,

6- Öl­me­den yüz­mek. Bü­tün bun­lar ezi­yet­tir. Ezi­yet de mek­ruh­tur, şe­ri­at hoş gör­me­miş ve ya­sak­la­mış­tır.

Şok­la­ma Usû­lüy­le Kur­ban Kes­mek Ca­iz mi?

Bu so­ru­ya Hz. Ömer’in (r.a) bir uya­rı­sı­nı ha­tır­la­ta­rak ce­vap ve­re­yim. Kur­ba­nı­nı sü­rük­le­ye­rek gö­tü­ren bi­ri­ne Hz. Ömer (r.a) şöy­le bir ikaz­da bu­lun­muş­tur: “Kur­ba­nı ezi­yet et­me­den gö­tür, iş­ken­ce yap­ma­dan ya­tır, ke­sim işi­ni de bir an­da bi­tir!” Eğer şok­la­ma bu işi yap­ma­ya ya­rı­yor­sa bu gü­zel bir şey­dir. An­cak şok­la­ma­da dik­kat edil­me­si ge­re­ken bir nok­ta var­dır, o da şu­dur: Eğer hay­van, şo­kun te­si­riy­le ölür de ke­sim son­ra­dan ya­pı­lır­sa o kur­ban kur­ban ol­maz, eti de yen­mez. Hay­va­nın ölü­mü şok­la­ma ile de­ğil de şo­kun ar­dın­dan he­men ke­sim­le ger­çek­le­şir­se kur­ban ve­ci­be­si ye­ri­ne ge­ti­ril­miş olur, eti de ye­nir. Şu­nu da ifa­de et­me­ye ken­di­mi mec­bur his­se­di­yo­rum: Şok­la­ma­da kes­me­ye fır­sat ta­nı­ma­dan öl­me ih­ti­ma­li var­sa, şok­la­ma­dan uzak dur­mak da­ha iyi­dir. Yu­kar­da arz et­ti­ğim şe­kil­de şart­la­rı­na uy­gun ke­sim ya­pı­lır­sa bu ke­sim hay­va­na ezi­yet sa­yıl­maz, kur­ban da pek faz­la acı his­set­mez.

Kur­ba­nın Kar­nın­dan Çı­kan Yav­ru Ne Ola­cak­tır?

Bo­ğaz­lan­mış hay­va­nın kar­nın­dan çı­kan yav­ru di­ri ise yu­kar­da­ki ka­ide ve ku­ral­la­ra gö­re bo­ğaz­la­nır, ölü ise yen­mez.

Kur­ban Ke­se­me­yen Ve­kil Tu­ta­bi­lir mi?

Çe­şit­li se­bep­ler­den do­la­yı kur­ba­nı­nı ke­se­me­yen­ler ve kur­ba­nı­nın ya­nın­da da bu­lu­na­ma­ya­cak olan­lar, ma­ne­vi ti­tiz­li­ği­ne inan­dık­la­rı kim­se­le­ri ve­kil ede­rek kur­ban kes­me işi­ni on­la­ra ha­va­le ede­bi­lir­ler. Bu du­rum­da olan­lar is­ter­ler­se kur­ba­nın ta­ma­mı­nı ba­ğış­la­ya­bi­le­cek­le­ri gi­bi; bir kıs­mı­nı alıp ka­lan kıs­mı­nı da he­di­ye ede­bi­lir­ler.

Ölü­ler İçin Kur­ban Ke­si­lir mi? Se­va­bı­nı ölü­le­re ba­ğış­la­mak ni­ye­tiy­le sırf on­lar için kur­ban ke­si­lir mi?

Ke­si­lir. Ölü­nün va­si­ye­ti ol­ma­dan her­han­gi bir in­san ken­di pa­ra­sıy­la al­dı­ğı hay­va­nın se­va­bı­nı öl­müş bir ya­kı­nı­na ba­ğış­la­mak üze­re kes­ti­ği kur­ba­nın etin­den yi­ye­bi­lir ve ye­di­re­bi­lir. Ölen, ben öl­dük­ten son­ra kur­ba­nı­mı ke­sin, di­ye va­si­yet et­miş­se bu kur­ba­nın bay­ram gün­le­rin­de ke­sil­me­si ge­re­kir. Böy­le bir kur­ba­nın etin­den ke­sen yi­ye­mez. Ta­ma­mı­nın sa­da­ka ola­rak ve­ril­me­si ge­re­kir. Öle­nin va­si­ye­ti yok­sa, kur­ban da onun pa­ra­sın­dan alı­nıp ke­si­li­yor­sa bu kur­ban da va­si­yet üze­ri­ne ke­si­len kur­ban gi­bi­dir. Ya­ni yi­ne ke­sen yi­ye­mez.

Kur­ba­nın Tu­ta­rı Pa­ra Ola­rak Ve­ril­se Kur­ban

Kurbanlık koyunu canlı olarak versek kurban ye­ri­ne Ge­çer mi?

Ha­yır. Kur­ban ke­sil­mez­se kur­ban iba­de­ti ifa edil­miş ol­maz, sa­hi­bi so­rum­lu­luk­tan kur­tu­la­maz. Kur­ban­lık ko­yu­nu can­lı ola­rak sa­da­ka ver­mek de kur­ban ye­ri­ne geç­mez.

Kur­ban­lık hay­va­nı adak kur­ba­nı ye­ri­ne ni­yet­le­ne­rek iki borç­tan da kur­tu­la­bi­lir mi­yiz? Ha­yır. Kur­ban­dan baş­ka bir de adak kur­ba­nı kes­mek ge­re­kir. Adak kur­ban­la­rı, va­cip olan kur­ban­la­ra ka­rış­ma­ma­sı için bay­ram­dan bir gün ve­ya da­ha ön­ce ke­si­le­bi­lir.

Kur­ba­nın Eti

Kur­ba­nın eti üçe tak­sim edi­lir, bi­ri fa­kir­le­re, bi­ri ak­ra­ba­la­ra, bi­ri de kur­ban sa­hi­bi­nin ai­le ef­ra­dı­na. Kur­ban ke­sen kim­se zen­gin ise ve kur­ba­nın ta­ma­mı­nın ken­di­si­ne kal­ma­sı­nı is­ti­yor­sa, bu tak­dir­de fa­kir­le­re da­ğıt­mak için ikin­ci bir kur­ban da­ha alıp kes­me­li­dir. Or­ta hal­li ve nü­fu­su da ka­la­ba­lık ise, kur­ba­nın eti­ni da­ğıt­ma­ya­bi­lir.

Kur­ba­nın Etin­den Kâ­fir­le­re Ye­dir­mek Ca­iz Mi­dir?

Kur­ban etin­den ka­fir­le­re ye­dir­mek mek­ruh­tur. Müs­lü­ma­na ye­dir­mek ge­re­kir. Fa­kat et ye­nir­ken Müs­lü­man ol­ma­yan bi­ri­si ge­lir­se o za­man ke­ra­het kal­kar, ye­me­sin­de bir sa­kın­ca kal­maz.

Kur­ba­nın De­ri­si

Kur­ba­nın de­ri­si ka­sap üc­re­ti ola­rak ve­ril­mez, ev­de sec­ca­de ola­rak kul­la­nı­la­bi­lir. En iyi­si, fa­kir­le­re, Kur’an kurs­la­rı­na ve din eği­ti­mi ve­ren ha­yır ku­rum­la­rı­na ver­mek­tir. Kur­ba­nın eti­ni ve de­ri­si­ni sat­mak mek­ruh­tur. Eğer sa­tı­lır­sa pa­ra­sı sa­da­ka ola­rak ve­ri­lir. Kur­ba­nın sü­tü sa­tıl­maz, yü­nü kır­pıl­maz, sa­tıl­sa ve kır­pıl­sa fa­kir­le­re sa­da­ka ola­rak ve­ri­lir.

Kurbanın Hangi Organları Yenmez?

1- Etten ayrılıp giden kan,

2- Erkeklik ve dişilik aleti,

3- Erkeklerde yumurtalar,

4- Et içinde bulunan toparlak guddeler, bezler,

5- İdrar torbası,

6- Öd kesesi.

Kur­ban Bay­ra­mın­da Hay­van­la­rın Ke­sil­me­si Kat­li­am­dır, Di­yor­lar, Doğ­ru mu?

Eğer bu dü­şün­ce doğ­ru ol­say­dı, rah­me­ti son­suz olan, Rah­man ve Ra­hîm isim­le­riy­le ken­di­si­ni ta­nı­tan Al­lah kur­ban kes­me­yi em­ret­mez alem­le­re rah­met ola­rak gön­de­ri­len Sev­gi­li Pey­gam­be­ri­miz de kur­ban kes­mez­di. Siz Al­lah’tan ve Onun son pey­gam­be­ri Hz. Mu­ham­med’den (s.a.v.) da­ha mı çok mer­ha­met­li­si­niz ki hay­van­la­ra acı­yor­su­nuz?

Sonra neden kurban bayramında kesilen kurbanlara acıyorsunuz, onların hakkını savunuyorsunuz da, senenin her gününde kesilen hayvanlara acımıyor ve onların haklarını savunmuyorsunuz?

Bu ka­dar şef­kat­li ve mer­ha­met­li ise­niz ne­den her gün et yi­yen bir dün­ya kar­şı­sın­da, ete has­ret in­san­la­ra acı­mı­yor­su­nuz? Bu ka­dar hak­pe­rest ve bu ka­dar şef­kat­li ve mer­ha­met­li ise­niz ne­den her gün al­ko­le, uyuş­tu­ru­cu­ya, fu­huş sek­tö­rü­ne kur­ban gi­den in­san­la­ra, ka­dın­la­ra, kız­la­ra ve de­li­kan­lı­la­ra acı­mı­yor­su­nuz? Acı­ma his­si­niz bü­tün bü­tün tü­ken­me­miş­se onu lüt­fen bun­la­ra har­ca­ya­lım.

Siz eğer kur­ba­nı ke­ser­ken İs­lâm’ın ka­ide ve ku­ral­la­rı­na ri­ayet ede­rek kur­ba­nı ke­ser­se­niz ya­ni kur­ban­lık hay­va­nı se­ve­rek, ok­şa­ya­rak ke­sim ye­ri­ne gö­tü­rür, in­cit­me­den ve ezi­yet et­me­den sol ya­nı üze­ri­ne kıb­le­ye doğ­ru ya­tı­rır, ar­ka sağ aya­ğı­nı ser­best bı­ra­kır, di­ğer üç aya­ğı­nı bağ­lar, da­ha ön­ce­den kes­kin­leş­ti­rip ha­zır­la­dı­ğı­nız ge­niş yüz­lü bı­ça­ğı­nı­zı, kur­ba­na gös­ter­me­den kı­sa bir dua eş­li­ğin­de bis­mil­la­hi Al­la­hu­ek­ber di­ye­rek kur­ba­nın bo­ğa­zı­na ça­lar­sa­nız siz­den Al­lah da mem­nun olur, pey­gam­ber de mem­nun olur, kur­ban da mem­nun olur, ve­je­ter­yan­lar ha­riç her­kes mem­nun olur. Bu olay vah­şet de­ğil rah­me­tin tâ ken­di­si olur çı­kar.

Kur­ban kes­mek, hem ke­si­len hay­van için rah­met­tir, hem de in­san­lar için rah­met­tir. Çün­kü Yü­ce Ya­ra­tı­cı, ça­yı­rın eliy­le hay­van­la­ra ot, ine­ğin eliy­le in­san­la­ra süt, ağa­cın eliy­le mey­ve, arı­nın eliy­le bal, top­ra­ğın eliy­le tür­lü tür­lü ürün­ler gön­der­di­ği gi­bi, kur­ban kes­ti­re­rek var­lık­lı in­san­la­rın eliy­le de, ete has­ret in­san­la­ra et ulaş­tır­mak­ta­dır. Ay­nı za­man­da kur­ban­lık hay­van­lar­dan bir kıs­mı kur­ban edi­lip in­sa­nın mi­de­si­ne git­mek­le hay­van­lık­tan kur­tu­lup in­san­lık mer­te­be­si­ne çık­mak­ta, ebe­diy­yen cen­ne­te la­yık bir key­fi­yet ka­za­na­mak­ta, bir kıs­mı da Al­lah yo­lun­da kur­ban edil­me­le­ri­ne mü­kâ­fat ola­rak Ahi­ret­te “Bu­rak” ol­ma şe­re­fi­ne na­il ol­mak­ta, sa­hip­le­ri­ni sı­rat köp­rü­sün­de ta­şı­ma gö­re­vi ile onur­lan­dı­rıl­mak­ta­dır.

“Kur­ban­la­rı­nı­zı ne­şe­li ve kuv­vet­li hay­van­lar­dan ke­sin. Çün­kü on­lar sı­rat köp­rü­sün­de si­zin bi­nit­le­ri­niz ola­cak­tır.” Ha­di­si de bu­na işa­ret et­mek­te­dir. Bu olay kur­ban­lık hay­van­lar için bir rah­met, bir sa­adet ve bir şe­ref de­ğil mi­dir?

Evet dış­tan ba­kın­ca bir can ölü­yor, ama on­lar­ca can di­ri­li­yor. Bir buğ­da­yı fe­da edi­yor, top­ra­ğa gö­mü­yor, çü­rü­me­si­ne göz yu­mu­yor­su­nuz, ama için­de yüz da­ne bu­lu­nan bir ba­şak el­de edi­yor­su­nuz. Bir buğ­day gi­di­yor ama on, yüz buğ­day ge­li­yor. Bu bir rah­met, sa­adet ve şe­ref de­ğil mi­dir?

Siz eğer kur­ban­lık hay­va­nı dö­ve­rek, sü­rük­le­ye­rek gö­tü­rür, ezi­yet­le ya­tı­rır, kör bı­çak­la ona sal­dı­rır­sa­nız bu tav­rı­nız­dan ne Al­lah ra­zı olur, ne pey­gam­ber ra­zı olur, ne kur­ban ra­zı olur, ne de me­lek-mi­sal in­san­lar ra­zı olur. İş­te vah­şet olan bu­dur. Bu tu­tum sa­de­ce ço­cuk­la­rın de­ğil, vic­dan ve mer­ha­met sa­hi­bi her in­sa­nın si­ne­sin­de ya­ra­lar açar.

Müs­lü­man me­de­ni bir in­san­dır, kur­ba­na ezi­yet et­mek gi­bi bir vah­şe­te te­nez­zül et­mez. Çün­kü o, Hz. Pey­gam­ber’in: “Kur­ba­nı­nı­zı gü­zel ke­sin, bı­çak­la­rı­nı­zı iyi­ce kes­kin­leş­ti­rin ki kur­ba­nı­nız ra­hat et­sin, acı çek­me­sin.” sö­zü­nü ku­la­ğı­na kü­pe et­miş in­san­dır. Bı­ra­kın kur­ba­nı, Müs­lü­man, hak­sız ve ge­rek­siz ye­re bir ağa­cı bi­le kes­mez, bir gü­lü hat­ta bir otu bi­le ko­par­maz. Çün­kü o her şe­yin Al­lah’ı zi­kir­le meş­gul ol­du­ğu­nu bi­lir. Al­lah’ın iz­ni ha­riç, hiç­bir şeyin zik­ri­ne en­gel ol­mak is­te­mez. Bu­nun­la be­ra­ber Al­lah’ın em­ri­nin ol­du­ğu yer­de de müs­lü­ma­nın boy­nu kıl­dan in­ce­dir. De­ğil ma­lı­nı, ca­nı­nı, İs­ma­il’ini bi­le fe­da­dan çe­kin­mez. Al­lah’ın dos­tu İb­ra­him Pey­gam­ber (a.s) böy­le yap­ma­dı mı?

0-10 Yaş Ara­sın­da­ki Ço­cuk­la­rı Kur­ban Ke­sim Ye­rin­de Bu­lun­dur­ma­nın Sa­kın­ca­sı Var mı?

Yü­ce Al­lah, bü­yük­ler­den, ana-ba­ba­lar­dan ne is­te­miş­se ço­cuk­la­rı­na da ay­nı şey­le­ri em­ret­me­le­ri­ni is­te­miş­tir.  Ço­cuk ba­ba­sı­nın na­maz kıl­dı­ğı­nı, ze­kât ver­di­ği­ni, kur­ban kes­ti­ği­ni bil­me­li ve gör­me­li­dir. Çün­kü ya­rın bu iş­le­ri o ya­pa­cak­tır. Ya­vaş ya­vaş o bu iş­le­re alış­ma­lı ve alış­tı­rıl­ma­lı­dır.

Ha­di­sin ifa­de­si­ne gö­re: “Dün­ya iki gün­dür: Bir gü­nü se­vinç, bir gü­nü de ke­der­dir.” Her­kes dün­ya­yı böy­le ta­nı­ma­lı­dır. Dün­ya­yı böy­le bil­me­yen ve ona gö­re ken­di­ni ha­zır­la­ma­yan­lar ça­buk yı­kı­lır ve bo­zu­lur­lar. İşin içe­ri­sin­de acı ol­du­ğu­nu bi­le bi­le ço­cuk­la­rı­mı­zı sün­net et­tir­mi­yor mu­yuz? Yi­ne zor gel­di­ği­ni bi­le bi­le on­la­rı sa­bah na­ma­zı­na kal­dır­mı­yor mu­yuz? Has­ret ve ay­rı­lı­ğın bir ateş ol­du­ğu­nu bi­le bi­le on­la­rı as­ke­re, hat­ta so­nun­da ölüm ol­du­ğu­nu bi­le bi­le sa­va­şa gön­der­mi­yor mu­yuz? Bun­lar ha­ya­tın ol­maz­sa ol­maz­la­rı­dır. Bu ol­maz­sa ol­maz­la­ra na­sıl ken­di­mi­zi ha­zır­lı­yor­sak, kur­ban kes­me­ye de ço­cuk­la­rı­mız­la be­ra­ber ha­zır­lan­ma­lı­yız.

Kur­ban kes­me­nin ha­li vak­ti ye­rin­de olan­la­ra Al­lah’ın em­ri ve Sev­gi­li Pey­gam­be­ri­mi­zin sün­ne­ti, ay­nı za­man­da ku­lun Al­lah’a kar­şı bir şük­ran ve tes­li­mi­ye­ti­nin ifa­de­si, Al­lah’ın ar­zu­la­rı­nı nef­sin ar­zu­la­rı­na ter­ci­hin bir ni­şa­ne­si ol­du­ğu­nu, da­ğı­tı­lan kur­ban eti­nin in­san­lar ara­sın­da sev­gi ve dost­lu­ğu pe­kiş­tir­di­ği­ni; anar­şi ve te­rör ol­ma­sın, İs­ma­il­le­rin ka­nı ak­ma­sın di­ye kur­ban ka­nı­nın ak­ma­sı­na izin ve­ril­di­ği­ni; ze­kât ve sa­da­ka­nın da bu yüz­den farz ve va­cip kı­lın­dı­ğı­nı; kur­ban edi­len hay­van­la­rın in­san­la­rın mi­de­si­ne git­mek­le hay­van­lık mer­te­be­sin­den in­sa­ni­yet mer­te­be­si­ne çı­ka­cak­la­rı­nı, sa­hip­le­ri için ahi­ret­te Bu­rak ola­cak­la­rı­nı ço­cuk­la­rı­mı­za tat­lı tat­lı an­la­ta­bi­lir­sek,  işte o zaman te­rö­rü, hid­det ve şid­de­ti ar­tı­ra­ca­ğı­nı san­dı­ğı­mız kurban kesme olayının; te­rö­rün, hid­det ve şid­de­tin kö­kü­nü ka­zı­yan iba­det­ler zin­ci­rin­den bi­ri ol­du­ğu ke­sin­kes an­la­şıl­mış olur.

“Kur’an’da Kan Akıt­mak Yok­tur,” Di­yor­lar.Bu Doğ­ru mu?

“Kur’an’da kan akıt­mak yok­tur.” di­ye bir id­di­adan söz edi­li­yor. Bu­nun­la in­san ka­nı kas­de­dil­miş­se bu doğ­ru­dur. Hak­sız ye­re bir ca­na kıy­mak, Kur’an’a gö­re bü­tün in­san­la­rı öl­dür­mek ka­dar bü­yük bir ci­na­yet sa­yıl­mış­tır. “Kur’an’da kan akıt­mak yok­tur.” ifa­de­siy­le kur­ban ka­nı kas­de­dil­miş­se bu doğ­ru de­ğil­dir. Çün­kü Al­lah Kur’an’da her mil­let için kur­ba­nı em­ret­ti­ği­ni Kev­ser su­re­sin­de de çok açık bir şe­kil­de kur­ban ke­sil­me­si­ni is­te­di­ği­ni bi­li­yo­ruz. Kur­ban ke­si­lin­ce kan akar. Far­ze­de­lim ki Kur’an’da kur­ban kes­mek­le il­gi­li açık ve net bir de­lil bu­la­ma­dı­nız. Kur’an’ı bi­ze ge­ti­ren ve Onu her­kes­ten en iyi an­la­yan Pey­gam­ber Efen­di­mi­zin Kur­ban Bay­ra­mın­da kur­ban kes­me uy­gu­la­ma­la­rı­nı na­sıl gör­mez­lik­ten ge­le­cek­si­niz?

Hz. Pey­gam­ber (s.a.v), he­men he­men her yıl kur­ban ke­si­yor. Ba­zen iki koç ke­si­yor. Bi­ri­ni ken­di­si ve ai­le­si adı­na, bi­ri­ni de üm­me­tin­den kur­ban ke­se­me­yen­ler adı­na ni­yet­le­ne­rek ke­si­yor­du. Ve­da hac­cın­da ise yüz de­ve kur­ban et­ti­ği­ni, bun­lar­dan alt­mış üç ta­ne­si­ni biz­zat ken­di­si alt­mış üç yıl­lık öm­rü­ne be­del kur­ban kes­ti­ği­ni, di­ğer­le­ri­nin ke­si­mi­ni ise baş­ka­la­rı­na ha­va­le et­ti­ği­ni ta­rih kay­de­di­yor.

“Kur­ban Kes­mek Sün­net­tir, Ke­sil­me­se de Olur.”Di­yor­lar. Doğ­ru mu?

Kur­ban kes­mek baş­ta Şa­fii ol­mak üze­re ba­zı imam­la­ra gö­re sün­net­tir, ama on­la­rın bu sün­net hük­mü, İmam-ı Azam’ın “va­cib” hük­mü­ne denk bir sün­net­tir. Terk edil­me­si müm­kün ol­ma­yan sün­net­ler­den­dir. Şe­air gi­bi bir sün­net­tir. İmam Mu­ham­med bu­na: “Ter­ki­ne ruh­sat ol­ma­yan sün­net” de­miş­tir. Do­la­yı­sıy­la zen­gin olup da kur­ban kes­me­yen hem Al­lah’ın em­ri­ni, hem de Hz. Pey­gam­be­rin emir ve uy­gu­la­ma­la­rı­nı gör­mez­lik­ten gel­miş olur ki bu da bir çe­şit gü­nah­tır. Eğer kur­ban kes­me­yen gü­na­ha gir­me­miş ol­say­dı, Ha­dis-i şe­rif­de: “Ha­li vak­ti ye­rin­de olup da kur­ban kes­me­yen­ler bi­zim na­maz­gâ­hı­mı­za yak­laş­ma­sın.” de­nil­mez­di.

Kur­ban Kes­mek­ten­se Be­de­li­ni Fa­kir­le­re  Ver­mek Da­ha İyi­dir!” Di­yor­lar. Doğ­ru mu?

Kur­ban kes­me ye­ri­ne kur­ba­nın be­de­li­ni pa­ra ola­rak sa­da­ka ver­me me­se­le­si de ne Kur’an’da, ne de Pey­gam­be­ri­mi­zin uy­gu­la­ma­la­rı ara­sın­da gör­dü­ğü­müz bir me­se­le­dir. Bu gö­rüş, di­nin şe­air de­re­ce­sin­de­ki bir mu­ame­le­si­ni lağv ve tah­rif et­me­ye yö­ne­lik bir gö­rüş­tür ki, as­la ka­bul edi­le­mez. Var­lık­lı in­san­la­rın kur­ban kes­me­si, muh­taç­la­ra sa­da­ka ver­me­si­ne, bir has­ta­nın te­da­vi mas­raf­la­rı­nı kar­şı­la­ma­sı­na en­gel de­ğil­dir.

Bu be­del me­se­le­si an­cak şu hal­ler­de dü­şü­nü­le­bi­lir. Bir in­san dü­şü­nün ki zo­run­lu ih­ti­yaç­la­rı­nı kar­şı­la­mış, borç­la­rı­nı öde­miş, bun­lar­dan baş­ka ya­nın­da faz­la ola­rak sa­de­ce bir kur­ban ala­bi­le­cek ka­dar pa­ra­sı kal­mış. Bu in­san kur­ban al­ma­ya gi­der­ken ça­re­siz bir has­ta­nın ame­li­yat mas­raf­la­rı­nı kar­şı­la­mak ve­ya ek­mek pa­ra­sı bu­la­ma­yan iş­siz ve aş­sız bir ai­le­nin ih­ti­yaç­la­rı­nı kar­şı­la­mak gi­bi cid­di bir du­rum­la kar­şı kar­şı­ya kal­dı. İş­te böy­le bi­ri fe­da­kâr­lık et­se; Kur­ban pa­ra­sı­nı ça­re­siz­lik­le bo­ğu­şan bu adam­la­ra ver­se, ikin­ci bir kur­ban al­ma­ya da gü­cü kal­maz­sa böy­le bi­ri kur­ban kes­me ve­ci­be­sin­den kur­tu­lur. Hem de çok fa­zi­let­li ve önem­li bir gö­re­vi ye­ri­ne ge­tir­miş olur.

Yok­sa hem kur­ban kes­me­ye, hem de ça­re­siz­le­rin der­di­ne der­man ol­ma­ya gü­cü ye­ten in­san­la­ra: Kur­ban kes­me­yin, ke­se­ce­ği­niz kur­ban­la­rın pa­ra­sı­nı muh­taç­la­ra ve­rin, de­mek, doğ­ru ola­ma­ya­ca­ğı gi­bi Kur’an’ı ve Sün­net’i ka­le al­ma­ma ve ha­fi­fe al­ma an­la­mı­na ge­lir.

“Hz. Peygamberin sünnetine uymayan tembelliğinden uymuyorsa büyük zarar eder, önemsiz gördüğü için uymuyorsa büyük cinayet işlemiş olur, inkârından dolayı uymuyor ve üstelik eleştiriyorsa büyük sapık olur.”

İmam Ma­lik de: “Sün­net­ler Nuh’un ge­mi­si­dir, kim ona bi­ner­se kur­tu­lur, kim de on­dan ge­ri ka­lır­sa bo­ğu­lur.” de­miş­tir.

“Ölü­ler İçin Kur­ban Ke­sil­mez!” Di­yen­ler Var. Doğ­ru mu?

Ölü­le­re Al­lah rah­met et­sin, de­ni­lir­miş de se­va­bı on­la­ra ba­ğış­lan­mak üze­re kur­ban ke­sil­mez­miş, id­di­ası da man­tık­lı ve tu­tar­lı bir ifa­de ol­ma­dı­ğı gi­bi, ay­nı za­man­da mu­te­ber kay­nak­la­ra da ay­kı­rı bir açık­la­ma­dır. Ön­ce man­tık­lı ol­ma­dı­ğı­nı arz ede­yim: Ölü­ler için “Al­lah rah­met et­sin” de­mek, bir du­adır. Bu­nun an­la­mı şu­dur: Bu dua se­be­biy­le ölen şah­sa Al­lah’ın rah­me­ti ka­vuş­sun, o bun­dan men­fa­at­len­sin, ra­hat et­sin. Bu du­anın so­nu­cu­nu rah­met ve ra­hat ola­rak ölü­ğe ka­vuş­tu­ran Al­lah’tır. Bu se­va­bı, do­la­yı­sıy­la bu rah­me­ti ve ra­ha­tı ölü­ye ka­vuş­tu­ran Al­lah, se­va­bı ölü­le­re ba­ğış­lan­ma­sı umu­duy­la ken­di rı­za­sı için ke­si­len ve fa­kir fu­ka­ra­ya da­ğı­tı­lan kur­ba­nın se­va­bı­nı, do­la­yı­sıy­la on­la­rın du­ala­rı­nın so­nu­cu­nu bir rah­met ve ra­hat ola­rak, bir hu­zur ve mut­lu­luk ola­rak ne­den ka­vuş­tur­ma­sın? Bu Al­lah’ın kud­re­ti­ne ağır ge­lir mi? Kal­dı ki kay­nak­la­rı­mız da di­ri­le­rin yap­mış ol­duk­la­rı ha­yır ve ha­se­nat­tan ölü­le­rin ha­yır gö­re­ce­ği­ni, hat­ta ehl-i sün­ne­te gö­re se­vap­la­rı­nın da on­la­ra ka­vu­şa­ca­ğı­nı ifa­de et­mek­te­dir­ler.

Za­ten kur­ban kes­mek te bir çe­şit du­adır. İba­det­le­rin hep­si fi­ili du­adır. Söz­le ve fi­il­le dua ya­pan­la­ra se­vap ve­ril­di­ği gi­bi bu du­ala­rı ya­pan­lar, baş­ka­la­rı­nı da ni­yet ede­rek dua et­se­ler, dua et­tik­le­ri kim­se­le­re de se­vap­la­rın­dan pay ay­rıl­ma­sı Al­lah’ın lut­fun­dan ve rah­me­tin­den­dir. Hem de o du­ala­rı, ha­yır ve ha­se­na­tı ya­pan­la­rın se­va­bın­dan bir şey ek­sil­me­den.

Me­se­la İbn-i Ömer (r.a), Hz. Pey­gam­ber’in (s.a.v.) ve­fa­tın­dan son­ra her han­gi bir va­siy­yet de ol­mak­sı­zın de­fa­lar­ca um­re ya­pıp se­va­bı­nı Hz. Pey­gam­be­re ba­ğış­la­mış­tır. Ve yi­ne se­va­bı­nı Hz. Pey­gam­be­re ba­ğış­la­mak üze­re İb­nü’l-Mu­vaf­fak yet­miş hacc yap­mış, İb­nü’l-Ser­rac on­bin­den çok ha­tim oku­muş­tur. Ce­nab-ı Hak, Pey­gam­be­ri­ne rah­met et­ti­ği­ni bi­ze ha­ber ve­ri­yor, bi­zim de ona rah­met ve şe­fa­at da­ire­si­nin ge­niş­le­me­si, o da­ire­nin bi­zi de içi­ne al­ma­sı için dua et­me­mi­zi, Ona Al­la­hum­me sal­li ala Mu­ham­med di­ye­rek sa­lat ve se­lam oku­ma­mı­zı is­ti­yor. Ahi­re­te gi­den­ler için se­vap ulaş­ma­ya­cak ol­say­dı Al­lah bun­la­rı is­ter miy­di? Sev­gi­li Pey­gam­be­ri­miz, sık sık Cen­ne­tü’l-Ba­kî’ kab­ris­ta­nı­na gi­dip ve­fat eden­ler için du­alar oku­yordu. Onlara faydası olmayacak olsaydı, bunu yapar mıydı?


Saffat, 37/100-111

 Daha geniş bilgi için bkz. Karakaş, Vehbi, Üçaylar Mübarek Gün ve Gecelerle Toplum Eğitimi, Cihan Yayınları, İstanbul-2008 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
7 Yorum