1. YAZARLAR

  2. Himmet UÇ

  3. Kur’an’daki Hz Muhammed asm 4
Himmet UÇ

Himmet UÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

Kur’an’daki Hz Muhammed asm 4

A+A-

Kuran ve Peygamber (asm)

Kur’an’da Peygamberimiz ve Allah münasebetleri çok yönlü olarak ifade edilmiştir, peygamberlik sonrası peygamberin karşılaştığı sorunlara cevap veren içerikte ilahi beyanlar vardır. Peygamberimize hitap ederken önceki peygamberlerden de nakiller yapar. “Biz sana apaçık ayetler indirdik, onları yoldan çıkan sapıklardan başkası inkar etmez. “Buradaki beyan ise dinin emirlerini gereği gibi yapmayan kısma fasıklara hitap eder. “O fasıklar hem bunları reddedecek hem de ne zaman bir antlaşma yapsalar içlerinden bir güruh onu bozup atıverecek öyle mi ?Hatta sadece az bir güruh da değil, onların ekserisi ahid tanımaz imansızlardır” Bu tipler önceki peygamberler zamanında da tavırları peygamberimizin zamanındaki fasıklar gibidirler. “ Onlara, Allah katından kendilerine verilen Tevrat’ı tasdik eden bir peygamber gelince, o ehl-i kitaptan bir kısmı güya gerçeği hiç bilmiyorlarmış gibi, Allah’ın kitabını arkalarına atarak ondan yüz çevirdiler de. “

Kur’an Hz Peygambere inmiştir, bütün hitaplar dolaylı veya direk olarak onadır. Resulünün karşılıştığı ve karşılaşacağı bütün sorunlara cevaplar ihtiva eder, ashabı ile de çözümler aramıştır ama en başta Allah ona konuşarak nasıl davranması lazım geldiğinin yönergesini belirler. “ Biz seni Kur’an ile müjdelemen ve uyarman için gerçeğin ta kendisi olarak gönderdik. Yoksa sen cehennemliklerden ötürü sorguya çekilecek değilsin”

Kur’an açık ve anlaşılır bir dil ile gönderilmiştir. “Onu Ruh ul Emin uyaran nebilerden olman için senin kalbine açık ve vazıh bir Arapça ile indirmiştir” Kitap hakkında ihtilaf Musa zamanından beri vardır. “Gerçekten biz Musa’ya da kitap vermiştik de Kur’an hakkında bunlar ihtilaf ettiği gibi onun hakkında da ihtilaf edilmişti. “

Kur’an’ın yalan sayanları Resul’une ne yapacağını anlatır. “Sen bu şerefli sözü Kur’an’ı yalan sayanı bana bırak, biz onları bilmedikleri, farkına varmadıkları bir yerden yavaş yavaş azaba yaklaştırırız. Ben mühlet veriyorum onlara. Doğrusu benim düzenim tuzağım pek sağlamdır.“; ”(Resulüm) artık sen onları kendi hallerine bırak da kendilerine vadedilen gün gelinceye kadar batıla dalsın oynasınlar. “ Arapçası etkileyici Türkçe’si de söyleyiş itibariyle belagatın kendisi, şahikası Şehirlerimiz ve evlerimizin duvarları sanki ebedi gibi biz de onlar arasında gamsız, mutlu. Allah yukarıdan gerçeği görüyor. Yine Habib’ine söyler. “Onların söylediklerine karşı sabret, onlardan güzel bir tavırla uzak dur”

Kur’an’ın Arapça vahyedilişinin birçok hikmeti vardır, Allah Resul’üne anlatır” böylece sana Arapça bir Kur’an vahyettik ki sen anaşehir olan Mekke ile etrafını uyarıp irşad edesin gerçekleşeceğinde hiç şüphe olmayan mahşer günündeki büyük buluşmayı haber veresin. O ne müthiş manzara bir kısım Cennette bir kısım Cehennemde. “ Kur’an’ın çağrısına kulak verilmezse ne olur. Eğer bu çağrıya kulaklarını dönerlerse Senin görevin sadece tebliğdir. Biz insanlara tarafımızdan bir nimet tattırırsak ferahlar şımarır, ama başlarına yine kendi işledikleri hatalar sebebiyle bir sıkıntı gelirse insan hemen nankörleşir. “

Kur’an ile başka kitaplardaki benzerlikten hareketle Allah Resulüne söylettirir. “De ki söyleyin bakalım. Eğer Kur’an Allah tarafından geldiği halde siz reddetmişseniz, israiloğullarından da bir şahid, tevhid, ahiret vb iman esasları gibi Kur’an da bildirilen hakikatin benzerine şahitlik edip iman ettiği halde, siz büyüklük taslayarak iman etmezseniz sizden daha şaşkın daha zalim kimse olabilir mi ?Allah elbet böyle zalimleri hidayete erdirmez. “

Kur’an ayetlerini ancak kafirler tartışır” Allah’ın ayetleri konusunda kafirlerden başkası tartışma çıkarmaz. Fakat onların kazanç sağlayarak şehir şehir dolaşmaları seni aldatmasın”

Hem peygamber akılca sağlamdır “ Rabbinin lütfuyla deli değilsin”; “ Su arkadaşınızda delilikten eser olmadığını iyi düşünmenizi istiyorum “; ama risalet görevlilerine deli demek bir ananedir” işte böyle senin hemşehrilerinden önceki ümmetlere ne zaman bir elçi geldiyse muhakkak ona muhatapları büyücü veya deli dediler. ”Asıl deli onlardır. “ Yakında göreceksin onlar da görecekler, hanginizde imiş o dertler o delilikler. “; şunu da iyi bilin ki içinizden biri olan bu arkadaşınız deli değildir. “

Kur’an’daki Hz Peygamber, O Kur’an da Peygamberimiz ve Allah münasebetleri çok yönlü olarak ifade edilmiştir, peygamberlik sonrası peygamberin karşılaştığı sorunlara cevap veren içerikte ilahi beyanlar vardır. Peygamberimize hitap ederken önceki peygamberlerden de nakiller yapar. “ Biz sana apaçık ayetler indirdik, onları yoldan çıkan sapıklardan başkası inkar etmez. “ Buradaki beyan ise dinin emirlerini gereği gibi yapmayan kısma fasıklara hitap eder. “O fasıklar hem bunları reddedecek hem de ne zaman bir antlaşma yapsalar içlerinden bir güruh onu bozup atıverecek öyle mi? Hatta sadece az bir güruh da değil, onların ekserisi ahid tanımaz imansızlardır” Bu tipler önceki peygamberler zamanında da tavırları peygamberimizin zamanındaki fasıklar gibidirler. “ Onlara, Allah katından kendilerine verilen Tevrat’ı tasdik eden bir peygamber gelince, o ehl-i kitaptan bir kısmı güya gerçeği hiç bilmiyorlarmış gibi, Allah’ın kitabını arkalarına atarak ondan yüz çevirdiler de. “

Kur’an Hz Peygambere inmiştir, bütün hitaplar dolaylı veya direk olarak onadır. Resulünün karşılıştığı ve karşılaşacağı bütün sorunlara cevaplar ihtiva eder, ashabı ile de çözümler aramıştır ama en başta Allah ona konuşarak nasıl davranması lazım geldiğinin yönergesini belirler. “ Biz seni Kur’an ile müjdelemen ve uyarman için gerçeğin ta kendisi olarak gönderdik. Yoksa sen cehennemliklerden ötürü sorguya çekilecek değilsin”

Gönderilmek

  • Peygamberler gönderilmişlerdir, gönderilmek bir vazife içindir, gelmiş olsa başka gönderilmiş ise başkadır, görevlendirme gönderilme ile birlikte anılır. Madem bir gönderen vardır, bir maksad için göndermiştir. Hitap peygambere yapılmış ama muhatab onun söylemi ile insanlardır. “ De ki ey insanlar ben sizin hepinize Allah tarafından gönderilen Peygamberim. O ki göklerin ve yerin hakimiyeti O ‘na aittir. Ondan başka ilah yoktur, hayatı veren ölümü yaratan da odur. Öyle ise siz de Allah ‘a ve O’nun bütün kelimelerine iman eden Nebiyy-i Ümmi olan o Resulüne inanın. O ‘na tabi olun ki doğru yolu bulasınız. “
  • Gönderilmenin nedeni insanlara rahmet içindir. “ Ey Resulüm Biz seni bütün insanlar için sırf bir rahmet vesilesi olman için gönderdik. “Allah istese her şehre bir uyarıcı gönderebileceğini söyler ama peygamberimizi umumi olarak seçmiştir ve insanlığa göndermiştir. “ Eğer isteseydik her şehire bir uyarıcı peygamber gönderirdik. Fakat evrensel uyarma görevini sana verdik. O halde Sen asla kafirlere itaat etme ve Kur’an ‘a dayanarak onlarla büyük bir mücahade gerçekleştir. “ Gönderilme nedenleri her ayette farklılık arzeder hepsi birbirini güçlendirir. “ Ey Resulüm, biz seni bütün insanlığa rahmetimizin müjdecisi, azabımızın uyarıcısı olarak gönderdik, lakin insanların ekserisi bunu bilmezler. “
  • Gönderilme geleceğe de şamildir, bir zaman ile mukayyed değildir. “Bu resul henüz kendilerine katılmamış bulunan diğer insanlara da gönderilmiştir. O gerçekten Azizdir, Hakim’dir. “
  • Resülünü muhatab aldığı konuşmaların ötesinde insanlara da onu anlatır. O bir muallim, kainat kitabını okuyan ve okumasını ve daha çok şeyi öğreten “ Nitekim size ayetlerimizi okuması, sizi tertemiz hale getirmesi, size kitap ve hikmeti ve bilmediğiniz nice şeyleri öğretmesi için sizden birini elçi olarak gönderdik”
  • O bütün dinlere üstün kılınmak için gönderilmiştir” Bütün dinlere üstün kılmak için Resulünü hidayet ve hak dinle gönderen O ‘dur. Buna şahid olarak Allah yeter”; O Resulünü diğer bütün dinlere üstün kılmak için hidayet ve hak din ile gönderilmiştir, isterse müşrikler bundan hoşlanmasın”
  • Allah peygamberi Muhammed’i asm bir şahid olarak göndermiştir. Önceki peygamberler gibi. varlığın Allah’a şahit olması, varlığın şahid olduğuna peygamber şahid olması, Allah da şahittir, eşhedüenlailahe illallah, peygamber de şahittir, eşhedü enne Muhammeden Resulullah “Ey Resulüm ümmetten haklarında tanıklık edecek bir şahid (peygamber) celbettiğimizde ve seni de bütün onlara (ümmetine ) şahid olarak getirdiğimizde bakalım onların hali nice olacak”; “gün gelir her ümmetten kendilerine birer şahid getiririz. Seni de ümmetin üzerine bir şahid olarak getirip dinleriz. Ey Resulüm işte sana bu kutlu kitabı indirdik ki her şeyi açıklasın, doğru yolu göstersin”
  • Şahid iki anlamda da kullanılır. “ Resul size şahid olsun siz de diğer insanlar nezdinde Hakkın şahitleri olasınız. ”; “ Ey şanlı peygamber, biz seni insanlar hakkında şahid, müjdeci, uyarıcı, Allah’ın izniyle onun yoluna davet eden bir peygamber ve aydınlatan bir lamba olarak gönderdik. “; ” Muhakkak ki Biz seni bir şahid, bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik, Allah’a ve Resulüne iman edesiniz, ona destek olup saygı gösteresiniz ve Allah’ı da sabah akşam teşbih ve tenzih edesiniz. “
  • Gelen peygamber şefkatli ve merhametlidir. ” Size kendi aranızdan öyle bir Peygamber geldi ki zahmete uğramanız ona ağır gelir. Kalbi üstünüze titrer, müminlere karşı pek şefkatli ve merhametlidir. “ O bütün insanlar için bir rahmet vesilesi olarak gönderilmiştir” Bunun içindir ki ey Resulüm, Biz seni bütün insanlar için sırf bir rahmet vesilesi olman için gönderdik. “
  • Gönderilme şefkat ve merhamet eseridir. “Rabbinden bir rahmet eseri olarak hep resuller göndermekteyiz. Muhakkak ki O herşeyi hakkiyle işitir ve bilir.“
  • Kitap ehlinin uyarıcı gelmedi diye bir bahanesi olmaması için Muhammed asm gönderilmiştir. “Ehl-i kitabın, “Bize bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi diyememeleri için Muhammed gönderildi” Geldikten sonra da özellikle Yahudiler inkar ettiler”Yahudiler inkar edenlere karşı zafer isteyip durdukları halde tanıyıp bildikleri kendilerine gelince onu inkar ettiler.

Onun Yolu Doğrudur, doğru yola iletir.

  • Allah ona hitaben” Dosdoğru yol üzerindesin” Kendisi de yol göstericidir” Lakin biz onu kullarımızdan dilediklerimize doğru yolu gösteren bir nur kıldık”; “ O halde sen sana vahyedilen buyruklara sımsıkı sarıl muhakkak ki sen dosdoğru yoldasın”; ”Allah seni dosdoğru yola hidayet eder”O doğru yoldadır sapmaz. “ Kayan yıldıza yemin olsun ki, arkadaşınız Muhammed yanılmadı, sapmadı, aldanmadı. “
  • “Kafirler diyorlar ki “On’a Rabbinden bir mucize indirilmeli değil miydi? Sen ey Resulüm sadece bir uyarıcısın. Her millete bir yol gösteren vardır. “ O yol Allah’ın hak yoludur. ” O halde yalnız Allah’a güven çünkü tuttuğun yol gerçekliği meydanda olan hak yoludur. ”
  • Allah peygamberi ile arkadaşlarının yükünü hafifletmiştir. “Ama şimdi Allah yükünüzü hafifletti, çünkü sizde savaşma konusunda bir zayıflık olduğunu müşahade etti. O halde sizden sabırlı yüz kişi Allah’ın izniyle onlardan iki yüz kafire üstün gelir ve eğer sizden bin kişi olursa onlardan iki bin kişiye galip gelir. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir”
  • Bu hafifletme herkese de şamildir. “ Allah sizin yükünüzü hafifletmek ister, çünkü insan hilkatçe zayıf yaratılmıştır. “

Son Peygamberdir ve Ona Yardım Edilmelidir

  • “Muhammed içinizden hiçbir erkeğin babası değildir, lakin Allah’ın Resulü ve peygamberlerin sonuncusudur. -Hatem ül Enbiya - Allah herşeyi hakkıyla bilir. ”
  • Peygamberimize yardım etmeyi Allah över. ”Onlarki yanlarındaki Tevrat ve İncillerde vasıfları yazılı olan peygambere tabi olurlar. O peygamber ki kendilerine meşru şeyleri emreder, kötülükleri yasaklar. Kendilerine güzel ve hoş şeyleri mübah, murdar şeyleri ise haram kılar. Üzerindeki ağırlıkları sırtlarındaki zincirleri kaldırıp atar. Ona iman eden, onu destekleyen, ona yardımcı olan ve onunla beraber indirilen nura tabi olanlar var ya işte felaha erenler onlardır. “ Peygambere yardımcı olanlar kazanır, yardım yapmasalar da o Allah’tan yardım alır. “Eğer siz peygambere yardımcı olmazsanız, Allah vaktiyle ona yardım ettiği gibi yine yardım eder. ”
  • Hani kafirler onu Mekke’den çıkardıklarında iki kişiden biri olarak mağarada iken –Hz Ebubekir ve hz Peygamber- arkadaşına “ sen hiç tasalanma zira Allah bizim ile beraberdir” diyordu. Derken Allah onun üzerine sekinetini, huzur ve güven duygusunu indirdi ve onu görmediğiniz ordularla destekledi. Kafirlerin davasını alçalttı. Allah ‘ın dini ise zaten yücedir. Çünkü Allah Aziz’dir, Hakimdir, mutlak galiptir, tam hüküm ve hikmet sahibidir. ”
  • Dine yardım da peygambere yardımdır. ” Ey iman edenler, eğer siz Allah’ın dinine destek olursanız, O da size yardım eder ve savaşta ayaklarınızı kaydırmaz” Allah da yardımla desteklemiştir. ”Allah seni bütün müminlerle yardımıyla destekledi. “; “Allah Muhammed’i sizin görmediğiniz askerlerle destekledi. “; “ ona yardım etmeseniz de onun yardımcıları vardır. “ Peygambere karşı birbirinize arka olursanız, bilin ki onun koruyucusu ve yardımcısı Allah, Cibril ve müminlerin iyileridir. Ayrıca melekler de onun yardımcısıdır. “
  • Onu ümmetine hikmet öğretmek için bir lütuf eseri olarak göndermiştir. “Gerçekten Allah kendi içlerinden birini onlara ayetlerini okuması, onları her türlü kötülüklerden arındırması, kendilerine kitap ve hikmeti öğretmesi için Resul yapmakla müminlere büyük bir lütuf ve inayette bulunmuştur. Halbuki onlar daha önce besbelli bir sapıklık içinde idiler. “
  • Peygamberin müminlerle ilişkileri çok yönlüdür. “ Peygamberin müminler üzerlerinde haiz olduğu hak, onların bizzat kendileri hakkında haiz oldukları haktan daha fazladır. O bir baba konumunda olduğundan onun eşleri de müminlerin anneleridir. Akrabalar miras bakımından Allah’ın kitabında birbirlerine diğer müminlerden ve muhacirlerden daha yakındırlar. Ancak dostlarınıza bir iyilik yapmanız müstesna, yani dostunuza vasiyetle bir mal bırakabilirsiniz. Bunlar kitapta yazılıdır. “

Muhammed’in asm özellikleri

  • Allah O’nun şanını yüceltmiştir. “Hem senin şanını yüceltmedik mi ?” Dayanıklılığını artırmak için göğsü açılmıştır” Biz senin göğsünü açıp genişletmedik mi ?” Ona gece ibadetleri ile Makamı Mahmud verilecektir. “Sana mahsus bir namaz olmak üzere gecenin bir kısmında kalkıp Kur’an
  • Oku, teheccüd namazını kıl. Böylece Rabbinin seni Makam-ı Mahmud’a eriştireceğini umabilirsin. “
  • Muhammed asm gaybı bilmez, ” Gaybın bilgisi Allah’ın tekelindedir, o gaybın sırlarını kimseye açmaz. Bu sırları sadece seçtiği peygamberlerine kitaplar göndererek açar. Böylece onların Rablerinin mesajlarını insanlara duyurduklarını bilsin” peygamberimiz de gaybı bilmediğini söyler. ” Ben size Allah’ın hazineleri yanımdadır demiyorum. Gaybı da bilmem, size ben meleğim de demiyorum. Ben sadece bana vahyolunana uyuyorum”
  • “Bana ve size ne yapılacağını bilmiyorum, ben yalnızca bana vahyedilene uyuyorum. “; “Ey Muhammed bunlar sana vahyettiğimiz gayp haberlerindendir.. ”; “ Bunlar gayp haberlerindendir.. sen yanlarında değildin. “; “işte bu gaybın haberlerindendir, onu sana vahyediyorum”.; ” De ki, eğer ben gaybı bilseydim elbette çok hayır elde ederdim. “; “ Allah gaybı bilendir. Gizli bilgisini kimseye göstermez. Ancak razı olduğu elçiye gönderir. “ Hz Musa hakkındaki haberleri gayb bilgisi olarak Muhammed asm nakletmiştir. “Allah Musa as Kutsal vadi tarafında vahyedeceği zaman Muhammed asm orada değildi. “ der.
  • Muhammed asm örnek bir insandır. “ Andolsun ki Allah’ın elçisinde sizin için Allah’a ve ahiret gününe kavuşmaya inanan ve Allah’ı çok anan kimseler için en güzel bir örnek vardır. ” Savaşta sebat, güçlüklere dayanma, azim, irade, üstün ahlak vardır.
  • Onun öğretmeni Allah’dı. “Allah sana kitabı ve hikmeti indirdi ve sana bilmediklerini öğretti. ”
  • Peygamber de bir gün Allah’a dönecektir. “ Senden önce hiçbir insana dünyada ebedi hayat nasib etmedik. Sanki sen ölsen, onlar ebedi mi kalacaklar. Her can ölümü tadacaktır. Biz sizi sınamak için gah şerle, gah hayırla imtihan ederiz. Sonunda bize getirileceksiniz. ” O ölünce kimse geri dönemez” O Muhammed ölür veya öldürürse siz küfre geriye mi döneceksiniz?”

Mucizeler

  • Kur’an’daki HzMuhammed’in asm mucizelerininbaşında isra, Miraç olayı gelir. “ Bir gece kendisine bazıdelillerimizi gösterelim diye kulu Muhammed’i Mescid-i Haram’dan çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya götüren o Zatın şanı yücedir, bütün eksiklerden uzaktır. Gerçekten herşeyi işiten herşeyi gören odur. “ Mescid-i Aksa Kudus’te’ki Beytül Makdis’tir. Nitekim İsra, Mirac hadisesinde HzPeygamber asm “Buraka bindim Bey tül Makdis’e vardım “ buyurmuştur. Efendimiz oradan göğe yükseltildi, nebilerve meleklerle görüştü. Cennet ve cehennemi ve başka işaretleri gördü. Nihayet beş vakit namaz emri ile aynı gece döndü, daha önce sabah ve yatsı kılınıyordu. (yıldırım)
  • Kur’an ‘daki Hz Muhammed, Daveti ve Çektiği Meşakkatler
  • Allah Resulüne nasıl mücadele edeceğinin kurallarını verir. “Onları hak yola getirmek senin görevin değil, lakin Allahtır ki dilediğini doğru yola getirir. Hayır olarak yaptığınız her harcama sadece kendiniz içindir. “ Peygamber uyarıcı ve müjdeleyicidir, bunun için gerekeni yapacaktır. “Ey ehl-i kitap Resullerin gelmesinin kesintiye uğradığı bir sırada ileride “ bize ne müjdeleyen ne de uyaran hiçbir peygamber gelmedi” demeyesiniz diye size müjdeleyici ve uyarıcı Elçimiz her şeyi beyan etmek üzere geldi. Allah herşeye hakkıyla kadirdir”
  • Münafıklar da onu huzursuz ederler. “Münafıklar kalplerinde bir hastalık bulunanlar ve şehirde müminlerin kusurlarını arayarak kötü haber yayanlar bu hallerinden vazgeçmezlerse biz onlara Seni musallat ederiz de sonra orada az bir zaman sana komşuluk edebilirler. Lanetlenirler, nerede rastlanırsa yakalanıp öldürülürler”
  • Peygamberimizin asm müşriklerin engellerinden ötürü üzülmemesini ister Allah “ Sen onlardan ötürü sakın üzülme ve onların kuracakları tuzaklardan dolayı asla tasalanma. “; “şunu bil ki sen ne ölülere sesini duyurabilirsin, ne de arkasını dönüp uzaklaşan sağırlara bu daveti işittirebilirsin”; “ sen körleri de sapıklıktan kurtarıp doğru yola getiremezsin”; “ sen dilediğin kimseyi doğru yola eriştiremezsin, lakin Allah ancak dilediğini doğru yola hidayet eder. O hidayede gelecek olanları pek iyi bilir. “ Birçok ayet Peygamberimize üzülmemesini telkin eden terapi örnekleridir. “; ”hiç kötü işleri kendisine güzel görünen kimse iyilik edip dürüst işler işleyen kimse gibi olur mu ? Allah dilediğini sapıklık içinde bırakır, dilediğini doğru yola iletir. O halde insanlardan ötürü üzülüp kendini mahvetme. Çünkü Allah onların bütün yaptıklarını bilir. “; “ O halde ey Resulüm üzülme sen laflarına onların gizlediklerini de iyi biliriz, açıkladıklarını da, sen hiç tasalanma. “
  • Mücadelede en büyük engellerden biri Yahudiler diğeri münafıklardır. “ Ey peygamber kalpleri iman etmediği halde ağızlarıyla iman ettik diyen münafıklarla, Yahudilerden kafirlikle yarışanlar seni üzmesin” Onun mücadelesinin şahidi Allah’tır. “ De ki şahid olarak hangi şey daha büyüktür? De ki Allah benimle sizin aranızda şahid olarak yeter. “ Peygamber yapılanlara üzülür, çünkü onlar inkarcıdır. “Ey Resulüm onların söylediklerinin seni üzeceğini elbette pek iyi biliyoruz. Doğrusu onlar seni yalancı saymıyorlar, fakat o zalimler bile bile Allah’ın ayetlerini inkar ediyorlar. “ Peygamberimize makul olmayan ikna nedenlerine meyletmemeyi söyler” Eğer onların hakka sırt çevirmeleri sana ağır gelip de kendilerine bambaşka bir mucize getirmen için yer altında bir geçit veya göğe çıkacak bir merdiven arama peşinde olursan, şunu bil ki şayet Allah dileseydi onların hepsini elbette doğru yol üzerinde toplardı. O halde sen sakın bunu bilmeyenlerden, fevri davrananlardan olma. “ Müşriklerle arasına bir sınır koyar. “Eğer Allah dileseydi onlar müşrik olmazlardı. Biz seni onların üzerine denetçi göndermedik, sen onların işlerini yürütmekle de görevli değilsin. “
  • İnsanlara uyma konusunda ona telkinde bulunur” Eğer dünyada bulunan insanların çoğuna uyarsan seni Allah’ın yolundan saptırırlar, onlar sırf zanna uyarlar ve kafadan atarlar. “ Onların yalanlarından etkilenmemeyi telkin eder. “Eğer onlar seni yalancı sayarsa de ki, Rabbimizin merhameti geniştir, fakat dilediği zaman onun serveti ve azabı suçlu toplumdan geri çevrilemez. “ Dinlerini dağıtıp bölünenlere karşı da nasıl davranması gerektiğini belirtir. “Dinlerini parça parça edip fırka fırka olanlar yok mu senin onlarla hiçbir alakan yoktur. Onların işi Allah’a kalmıştır. Allah onların yaptıklarını ileri de bir bir onlara bildirip cezalarını verecektir. “
  • Alay, peygamberlere karşı yapılan önemli yıpratıcı tutumlardan biridir, Allah anlatır. “ Daha önce gelip geçmiş nesillere nice nebiler gönderdik, onlara hiçbir nebi gelmedi ki onunla alay etmiş olmasınlar” Bütün anlayışsızlıklara karşı “ şimdi sen onlardan yüz çevir ve selam size de, artık yakında maruz kalacakları akibeti öğrenirler. “ Ondan önceki peygamberlerle de alay edilmiştir. ” Senden önce de nice peygamberlerle alay edildi. Fakat ben o kafirlere akıllarını başlarına toplamaları için bir süre mühlet verdim. Ama onlar akıllanmayınca sonra da azabımla kıskıvrak yakaladım, cezam nasılmış gördüler. “
  • Peygamberimiz tebliğ görevi süresince insanların ilgisizliğinden dolayı psikolojik durumlar olmuştur, bu yüzden Allah ona metin olmasını tavsiye eder. “ Bu kendiyle insanları uyarman ve müminlere de bir öğüt ve irşad olmak üzere sana indirilen bir kitaptır ki onu tebliğden ve halkın sana inanmamasından ötürü göğsün daralmasın. “ Bu huzursuz edici nedenlerden biri de delilik isnadı olabilir. “ Bunlar hiç düşünmediler mi ki kendilerine tebliğde bulunan arkadaşları Muhammed’de delilikten hiçbir eser yoktur. O sadece ileride ki tehlikelerden kurtarmak için görevli bir uyarıcıdır. “
  • O müjdeleyici ve uyarıcı özelliği dışında bir şey olmadığını Allah’ın telkini ile ifade eder. “ De ki ben kendim için bile Allah dilemedikçe hiçbir şeye kadir değilim. Ne fayda sağlayabilirim, ne de gelecek bir zararı uzaklaştırabilirim. Şayet gaybı bilseydim elbette çok mal mülk elde ederdim bana hiç fenalıkda dokunmazdı. Ama ben iman edecek kimseler için bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim”; ”insanları uyar. Müminlere Rablerinin üstün sadakat makamı vereceğini müjdele” diye içlerinden bir insana vahyetmemiz insanların çok mu tuhafına gitti. “ Yalancı ithamlarına karşı da Rabbi onu eğitir” Eğer yalancı saymakta ısrar ederlerse de ki, “ Benim yaptığım bana ait, sizin yaptığınız da size. Benim yaptıklarımla sizin, sizin yaptıklarınızla da benim ilişiğim yoktur. “ Onu dinleyen ama sadece dinleyenlere de hitap eder” Onların içlerinde senin söylediklerini dinlemeye gelenler de var. Fakat sen sağırlara nasıl duyurabilirsin ki ? Hele akıllarını da kullanmıyorlarsa”
  • Onlar seni üzmesin “ O inkarcıların sözleri seni üzmesin. çünkü bütün izzet ve üstünlük Allah’ındır. O herşeyi hakkıyla işitir ve bilir” onlar getiridin hakikate ilgisiz durur ve saparsa kendi aleyhinedir. “De ki “Ey insanlar, işte Rabbiniz tarafından hakikat size gelmiş bulunuyor. Artık kim gerçeği kabul eder de doğru yolu tutarsa, bunun faydası yalnız kendisinedir. Her kim de o yoldan saparsa o da kendi aleyhine olarak sapar. Bilin ki ben işlerinizi yönetmeyi üstüne almış biri değilim”
  • İnkar edenlerden hükümden kaçamazlar. “inkar edenlerin dünyada Allah’ın hükmünden kaçıp kurtulacaklarını sakın zannetme “

Kur’an ve Peygamber

  • Neden Kur’an’ı Arapça göndermiştir. “ Bizim Kur’an’ı senin dilinle indirip kolaylaştırmamızın başlıca sebebi, senin müttakileri müjdelemen ve inatçı kimseleri de onunla uyarmandır. “
  • Peygamberin uyarıcı olmasının takviye eden Kur’an ‘dır. HzMuhammed çok dramatik bir şekilde Kur’an’ı tarif eder ve kendi vazifesini anlatır. Eline Kur’an’ı almış özelliklerini anlatır, vazifesini ortaya koyar. “ Elif Lam Ra, Bu öyle bir kitaptır ki ayetleri en kesin delillerle desteklenmiş, sonra da güzelce açıklanmış, tam hüküm ve hikmet sahibi herşeyden haberdar olan Hakim ve Habir tarafından gönderilmiştir. Bundan maksad Allah’tan başkasına ibadet etmemenizdir. Gerçek şu ki Ben sizi cennetle müjdelemek cehennemle uyarmak için O’nun tarafından gönderilmiş bulunuyorum. “Vahyin hedefi de budur. “Allah melekleri kendi tarafından bir vahiy ile kullarından dilediği kimselere “Benden başka ilah yoktur. Bana karşı gelmekten sakının “ diye uyarmak üzere gönderir. “ önceki Resuller de bu maksatlarla gönderilmiştir. “Allah hakkı için Biz sizden önce birçok ümmete kendilerini irşad etmeleri için resuller gönderdik. Fakat şeytan onların batıl işlerini kendilerine güzel gösterdi. Bu yüzden peygamberlerini yalancı saydılar.
  • Kur’an iyi ile kötüyü ayırandır. “Hayır ve bereketi ne muazzamdır o Zatın ki bütün in ve cinsi uyarsın diye o has kuluna doğruyu eğriden ayıran Furkan’ı indirdi. “
  • Yine Kur’an’ı Allah kendine hitab içinde insanlara dönük ifade ile kitabının özelliklerini anlatır. ”Hamd o Allah’a mahsustur ki kuluna kitabı indirdi ve onun içine tutarsız hiçbir şey koymadı. Dosdoğru bir kitap olarak gönderdi, ta ki kendi nezdinde inkarcılar için hazırladığı şiddetli azabı bildirerek onları uyarsın. ”
  • Peygambere fazla endişe etme insanların çoğu iman etmezler, yolunda konuşur. “Şunu da unutma ki, Sen büyük bir kuvvetle arzu etsen bile insanların çoğu iman etmezler. ”
  • Kafirlerin olağanüstü isteklerini yorumlar. “Kafirler diyorlar ki “O’na Rabbinden bir mucize indirmeli değil mi idi. ? Sen ey Resulüm, sadece bir uyarıcısın, her millete bir yol gösteren vardır”
  • Allah ‘ın peygambere söylemlerinde ağırlık uyarmaya dayanır. “ Hem azabın geleceği günü hatırlatarak insanları uyar. O gün zalimler” Ey bizim Rabbimiz diyecekler, ne olur bize kısa bir süre ver de senin çağrına uyma imkanı bulalım ve peygamberlerin izince gidelim. Peki önceleri hiç zeval bulmayıp sürekli yaşayacağınıza dair yemin eden siz değil miydiniz?”
  • Onlar ölmeden zevklerinin peşindeydiler. “ Bırak onları yesin içsinler, zevklerine düşsünler arzu ve emelleri kendilerinin oyalaya dursun, yakında bilecekler. “
  • “ve de ki, sizleri bekleyen felaketten açıkça uyarıyorum. ”Onlar kendilerine verilen nimetlere saygısızlık etmişlerse sorumlu onlardır. “Eğer bunca nimetlere rağmen yüz çevirirlerse sen sorumlu değilsin”; “ sabret senin sabrın da ancak Allah’ın yardımı iledir. Kafirlerin yüz çevirmesinden mahzun olma, yaptıkları hilelerinden dolayı da telaş edip darlanma “
  • Bazan insanlarla konuşur Allah daha sonra Resulüne yapacağını söyler”Rabbiniz sizi pek iyi bilir. Dilerse size merhamet eder yahut dilerse sizi cezalandırır. Bunun içindir ki ey Resulüm onlar üzerine yönetici onlardan sorumlu olarak göndermedik. ” Onların kabul etmeyişinden dolayı peygamberimizin üzüldüğünü görür. “ Onlar iman etmiyor diye üzüntüden neredeyse kendini yiyip tüketeceksin”
  • Peygamber konusundaki duyarsızlıklara onun acele etmemesini ister. “ O halde onlar hakkında acele etme, biz onların günlerini saymaktayız. “
  • Kendine yapılan zulümler ve anlayışsızlıklara karşı Allah ona sabır ve namaz tavsiye eder”O halde onların söylediklerine sabret, güneşin doğmasından ve batmasından önce Rabbinin yüceliğini ilan et. Ona hamded. Gecenin bazı vakitlerinde gündüzün bazı taraflarında da O’na ibaret et ki Allah’ın rızasına eresin”
  • Peygamberlere yapılan en büyük anlayışsızlık onları yalan ile ithamdır. Allah önceki peygamberleri de örnek vererek Resul’ünü takviye eder” Eğer onlar seni yalancı sayıyorlarsa sen bil ki onlardan önce Nuh, Ad ve Semud halkı da, lut’un halkı da, Medyen ahalisi de resullerini yalanlamışlardı. Musa da yalancı sayılmıştı. Bense şöyle yaptım, her seferinde inkarcılara mühlet verdim, sonra da tuttuğum gibi işlerini bitirdim. Onların inkarına mukabil nasıl olurmuş Benim inkarım “
  • Allah bazan perdesiz konuşur muhatabı Mekke’liler ve onlar gibi olanlardır. Mekke bütün şehirlerin prototipi. “Şimdi siz ey Mekke’liler, bu söze mi şaşıyorsunuz? Hep gülüyorsunuz, ama ağlamıyorsunuz, haydi artık Allah’a secde ve ibadet ediniz. “ Bugün her Müslüman şehri Mekke’dir, hitap umumidir.
  • Peygamberin mücadelesini karıştıran bir düşman da şeytandır. O vesveseleri ile sarsmak ister. “Senden önce hiçbir resul ve nebi göndermedik ki halkının hidayetini umarak gayret gösterdiğinde, şeytan onun temennisi hakkında bir vesvese vermek, ümidini kırmak istemesin. Ama Allah şeytanın attığı o vesveseyi giderir. Sonra da ayetlerini sapasağlam muhkem kılar, zira Allah herşeyi hakkıyla bilen, hikmetiyle yönetendir. “
  • Düşmanlık hissini bu sefer mekanlardan şehirlerden hareketle anlatır, Peygamberine hitap eder. “ Niçe şehirler vardı ki halkı seni süren şehrin Mekke’nin halkından daha kuvvetli idiler, işte biz onları imha ettik ve kendilerine yardım edecek kimse çıkmadı. “; “ kendilerinden önce biz öyle nesiller helak ettik ki onlar bunlardan daha güçlü kuv vetli idiler, hakimiyetlerini yaymış şehir şehir dolaşmış emr-i Hak’tan ölümden kaçıp kurtulacak bir yer yok mu ? diye her tarafı delik deşik etmişlerdi, ama hep eli boş dönmüşlerdi. “
  • Buna rağmen bir takım insanlar kendilerine tapmaları halinde fayda, tapmamaları halinde zarar veremeyen bir takım şeyleri tanrılaştırıp. Allah’tan başka olanlara ibadet ettiler. Zaten kafir Rabbine karşı hep batıla arka çıkar. “
  • Yerinde ibadeti öğer Allah. “ Tağuta ibadet etmekten kaçınıp gönülden Allah’a yönelenlere müjdeler var. O halde sözü dinleyip sonra da en güzelini tatbik eden kullarımı müjdele. İşte onlardır Allah’ın hidayetine mazhar olanlar ve işte onlardır aklı selim sahibi olanlar”
  • Peygamberin ve ümmetin bir yanlış durumu da gaflettir, Allah Resulünün dilinden ona tavrını belirtir. “Sen onları bir süreye kadar daldıkları gaflet içinde kendi halllerine bırak. “
  • Allah imtihan gereği düşmanların da varlığını hesap etmiştir. “İşte böylece biz her peygamber için suçlulardan bir düşman ortaya çıkardık. Ama tasalanma Senin Rabbin yol gösterici ve yardımcı olarak yeter mi yeter” Allah bu düşmanların iddialarını temsillerini çürütür. “ Onların sana itiraz için getirdikleri hiçbir temsil hiçbir soru olmaz ki ona karşı biz sana gerçek durumu bildirmeyelim ve en güzel açıklamayı yapmayalım”
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.