1. YAZARLAR

  2. Himmet UÇ

  3. Kur’an’da Yapı
Himmet UÇ

Himmet UÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

Kur’an’da Yapı

A+A-

Allah, Kur’an’ında birçok yapı tipini kullanmıştır anlatımda. Özellikle iyiler ile kötülerin, mükafat ve cezalandırılması en çok cari olan yapıdır. Bu plot admirationdur. Adalet ve takdir yapısı. Allah Kur’an da birçok yerde ”layüziiecrelmuhsinin” ifadesi ile işlerini iyi yapanların mükafatını zayi etmeyeceğini söyler.

İbrahim ve Kurban olayı da bir ödüllendirme matoring plottur. Allah peygamberinin sadakatini ölçer onun hasbiliğini görür ve hem onu hem de çocuğunu kurtarır. "İbrahim dedi ki “Ben Rabbimin gitmemi emrettiği yere doğru gidiyorum, o elbet bana yol gösterecektir. “YaRabbi salih evlatlar lütfet bana. Biz de ona aklı başında bir oğul müjdeledik. Çocuk büyüyüp yanında koşacak çağa erişince bir gün ona “evladım dedi ben rüyamda seni kurban etmeğe giriştiğimi görüyorum, nasıl yaparız bu işi, sen ne dersin bu işe! Oğlu babacığım dedi, hiç düşünüp çekinme sana Allah tarafından ne emrediliyorsa onu yap. Allah’ın izniyle benim de sabırlı, dayanıklı biri olduğumu göreceksin.

Her ikisi de Allah’ın emrine teslim olup, İbrahim oğlunu şakağı üzerine yere yatırıp, biz de ona “İbrahim rüyanın gereğini yerine getirdin deyince biz iyileri işte böyle ödüllendiririz. Bu gerçekten pek büyük bir imtihandı. Oğlula bedel ona büyük bir kurbanlık verdik. Sonraki nesiller içinde ona da iyi bir nam bıraktık ki o da bütün milletler tarafından şöyle denilmesidir. “Selam olsun İbrahim’e, biz iyileri işte böyle ödüllendiririz. Gerçekten o Bizim tam inanmış has kullarımızdandı. Biz de ona salih kişilerden üstelik peygamber olacak bir evladı, İshak’ı müjdeledik.”37/83-113

İyi işler yapanları hep ödüllendirir Allah.”Allah, Muhammed’e inananları yüceltir. “iman edip güzel ve makbul işler yapanlar ve Rableri tarafından gerçeğin ta kendisi olarak Muhammed’e indirilen vahye iman edenlerin ise günahlarını örtüp, hallerini düzeltir. “Hem peygamberini över hem de ona inananları.”; “Muhammed Allah’ın Resulüdür, onun beraberindeki müminler de kafirlere karşı şiddetli olup kendi aralarında şefkatlidirler. Sen onları rüku ederken, secde ederken Allah’tan lütuf ve rıza ararken görürsün. Onların alameti yüzlerindeki secde izi, secde aydınlığıdır. Bunlar Tevrat’taki sıfatları olup İncildeki meselleri ise şöyledir. Öyle bir ekin ki filizi çıkarmış, sonra da onu kuvvetlendirmiş, derken kalınlaşmış da artık gövdesi üzerinde doğrulmuş. Öyle ki ekicilerin hoşuna gider, kafirleri de öfkelendirir. İşte böylece Allah, onlar gibi iman edip makbul ve güzel işler yapanlara bir mağfiret ve büyük bir mükafat hazırlamıştır. “

Hz Peygambere izah eder. Cezalandırmayı Yoksulluk, hastalık ve sıkıntı da bir cezalandırma çeşididir.” Yine öncekilerden hareketle Hz Muhammed’e hitap eder. Bu sefer gönderilen peygamberlere karşı gösterilen tavır noktayı nazardır. “Senden önce de birtakım ümmetlere resuller gönderdik, dinlemediler. Hakka dönüş yapsın, suçlarının affı için niyaz etsinler diye onları çetin bir yoksulluk, hastalık ve sıkıntılarla cezalandırdık. “

Kur’an’da cezalandıran yapı çok kullanılır, çünkü kitabın asıl amacı iyiler ile kötüler, inanlar ile inanmayanlar arasındaki mücadeledir. Nuh’un kavmi plot punitive yani cezalandıran bir yapı ile anlatılır. “Toplumlar kötüleri cezalandırmaktan haz duyarlar. Foucault, “Cezalandıran Toplum “başlığı altında cezalandırma şekillerini anlatır. Klasik çağın ceza rejiminde birbirine karışmış olarak dört büyük cezalandırma taktiği formu saptanabilir. Bunların tarihsel kökenleri farklı, her biri toplumlara ve dönemlere bağlı olarak tek başlarına olmasa da en azından ayrıcalıklı bir yol yüklenmiş dört formdur.

  1. Sürgün etmek, kovmak, dışlamak, sınır dışı etmek, bazı yerleri yasaklamak, ev bark yıkmak, doğum yerini yok etmek, mal mülke el koymak.
  2. Bir telafi düzenlemek, bir diyet ödemeye zorlamak, verilen zarar ziyanı ödenecek bir borca çevirmek, suçu mali yükümlülüğe çevirmek.
  3. Sergilemek, damgalamak, yaralamak, sakat bırakmak, bir yara izi yapmak, yüze ya da omuza bir işaret koymak, yapay ve görünür bir eksikliğe uğratmak, işkence etmek, kısacası vücudu ele geçirip iktidarın damgalarını vurmak.
  4. Bir yere kapatmak(Michel Faucault, Ders Özetleri s 57) Romancılar bu toplumsal cezalandırma tarzının bir yansıması olarak cezalandırıcı yapı tiplerini kullanırlar. (Himmet Uç, Roman ve Eleştiri Terimleri Sözlüğü, s. 307)

Nuh kavmi Hazreti Nuh’un bütün ısrarlarına rağmen kabul etmemekte direnirler, son ana kadar beklenir ama cezalandırılırlar. Punitive Plot Kur’an da en çok kullanılan plot tiplerindendir.

Nuh kavmi helak edildi.; Hem Nuh’dan sonra öyle nesiller helak ettik ki saymaya gelmez. Kullarının günahlarını Rablerinin görüp bilmesi yeter. 17/17

Nuh’un halkına gelince, onlar peygamberlerini yalancılıkla suçladıklarından onları suda boğduk ve kendilerini insanlar için bir ibret vesilesi yaptık. Zalimlere gayet acı bir azap hazırladık. 25/37Daha önceleri de Nuh’un halkını helak etmiştik, çünkü onlar din yolundan çıkmış kimselerdi. 51/46

Allah “öyle nesiller helak ettik ki saymaya gelmez” diyerek bunların kur’an’a girmediğini ama onları helak ettiğini söyler. Bütün mesele g ü n a h, yani Allah’ın emirlerine saygısızlık, ilgisizliktir. En kötüsü de peygamberleri yalancı saymaktır. Hem Nuh’dan önce hem de sonra kavimler helak edilmiştir. Allah sadece bazı prototip vakaları söyler ama zamanı önce ve sonraya geniş tutar.

Cezalandırma birçok yerde anlatır Allah. “Çok önce biz Nuh’u halkına resul olarak gönderdik, o da aralarında bin yıldan elli yıl eksik kaldı. Neticede onlar zulümlerine devam ederken Tufan onları boğdu. 29/14 Onlardan herbirini kendi suçu sebebiyle cezaya çarptırdık, kiminin üzerine taş yağdıran bir kasırga gönderdik, kimini korkunç bir gürültü çarpıverdi, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. Allah onlara zulmetmedi, onlar asıl kendilerine zulmettiler. 29/40

Onlardan önce Nuh halkı, Ashab-ı Ress, Semud, Ad, Firavun Halkları, Lut’un hemşehrileri, Ashab-ı Eyke ve Tubba halkı da hakkı yalanladılar. Evet onların hepsi peygamberleri yalancı saydılar da tehdidime müstahak oldular azaba çarpıldılar. 50/12-14

Punitive plot, Lut kavmine de uygulanmıştır. Bunun anlatımını Allah yapar.”Lut peygamber’e de nübüvvet verilmiştir, Allah anlatır. “İsmail, Elyese’ı, Yunus’u, Lut’u da nübüvvete erdirdik; her birini de yaşadıkları asrın insanlarından üstün kıldık.”6/86. Lut da şüphesiz resullerdendi. Onun suçlu kentini cezalandırırken, geride kalanlar arasında yer alan yaşlı eşi hariç, kendini ve ailesini kurtardık. Sonra da ötekileri imha ettik. Siz de sabah akşam o diyarlara uğrarsınız, hala aklınızı kullanmayacak mısınız?37/113-138

Lut ‘u gönderdikten sonra olanları anlatır Allah”Lutu da gönderdik, halkına dedi ki “daha önce hiç kimsenin yapmadığı pek çirkin bir işi siz mi yapıyorsunuz. ?” 7/80. Lut ‘u da halkına resul olarak gönderdik, “onlara dedi ki nedir bu haliniz? Siz dünyada sizden önce hiç kimsenin yapmadığı bir iğrenç şey yapıyorsunuz, Allah’ın bu uyarmasından sonra siz hala şehvetle erkeklere varacak yolu kesecek ve toplantılarınız da edepsizlik yapmaya devam edecek misiniz? Halkın ona cevabı şundan ibaret oldu” doğru söylüyorsan bizi tehdid ettiğin Allah’ın o azabını getir de görelim ! “Ya Rabbi dedi, “bu müfsitler bozguncular güruhuna karşı bana Sen yardım eyle !29/28-30

Sodom halkında yayılmış bu çirkin fiil eşcinselliktir. Siz kadınların ötesinde şehvetle erkeklere gidiyorsunuz ha. Yok yok anlaşıldı, siz haddini aşmış bir milletsiniz. ! 7/81 Melaikeden olan elçilerimiz İbrahim ‘e İshak’ın doğumuna dair müjde getirdiklerinde “Haberin olsun” dediler, biz bu şehrin halkını imha edeceğiz, çünkü oranın halkı büsbütün zalim kimselerdir.” İbrahim “Ama lut da orada deyince onlar şöyle cevap verdiler. “Orada bulunanları biz pek iyi biliyoruz. Onu ve yakınlarını kurtaracağız. Yalnız eşi geride kalıp helak edilenler arasında olacak” Elç ilerimiz Lut’a gelince, onları halkının tecavüzlerinden koruyamayacağı düşüncesiyle üzüldü, eli kolu bağlanıp göğsü daraldı. Onlar dediler ki “Bizden yana endişe etme üzülme ! Biz seni ve yakınlarını kurtaracağız, yalnız eşin geride kalanlar arasında yer alacaktır. Büsbütün yoldan çıkmaları sebebiyle bu şehir halkının üzerine gökten bir azap indireceğiz. Biz aklını kullanıp düşünen kimseler için o memleketten aşikar bir vesilesi (harabe )bıraktık. “29/28-35

Biz de onu ve ailesini kurtardık, ancak eşe geride kalıp helak olanlardan oldu. 7/83. Üzerlerine bir azap yağmuru yağdırdık, işte bak suçlu kafirlerin sonu nice oldu.”7/84

Hud kavmi de cezalandırılmıştır, helak edilmiştir. punitive plot. “Hud peygamber Nuh ‘un gemisinden felah bulanlar içinden çıkmıştır.”Onlardan sonra başka nesiller yarattık. 23/31 Onların içinden “Yalnız bir Allah’a ibadet ediniz, zira sizin ondan başka tanrınız yoktur. Gerçek bu iken hala şirkten sakınmaz mısınız “diyen bir peygamber gönderdik. 23/32

Allah Ad ümmetinin peygamberini anlatır. “Ad halkına da kardeşleri Hud’u elçi olarak gönderdik. “Ey benim halkım dedi, yalnız Allah’a ibadet edin, O’ndan başka Tanrınız yoktur. Hala ona karşı gelmekten sakınmayacak mısınız? Kavminin kafir yetkilileri “Biz dediler seni bir çılgınlık, bir beyinsizlik içinde bocalar görüyoruz ve senin yalancılardan biri olduğunu düşünüyoruz “Ey halkım dedi “Bende çılgınlık, beyinsizlik yok, fakat ben sadece Rabbülalemin tarafın dan size bir elçiyim. Size Rabbimin buyruklarını tebliğ ediyorum. Ben sizin iyiliğinize çalışan sizi uyaran güveneceğiniz bir insanım. Sizi başınıza gelebilecek tehlikeler hakkında uyarmak için sizden birine Rabbiniz tarafından bir tebliğ gelmesine hayret mi ediyorsunuz ? Hatırlayın ki O sizi Nuh kavminden sonra onların yerine geçirdi ve sizi bedenen güçlü, kuvvetli, gösterişli kıldı. O halde Allah’ın nimetlerini unutmayıp zikredin ki felah bulasınız. “

Cezalandırmanın en şiddetlisi yalan eylemine karşıdır, bütün büyük insanlar, peygamberler yalancılıkla suçlanmışlar ama bu yalan Allah’a kadar uzandığı için cezalandırılmışlardır.” Yalan konusunda Hud ile kavmi arasında konuşmalar, münakaşalar olur. “Ad halkı da resullerini yalancı saydı. Kardeşleri Hud onlara şöyle dedi “H ala isyan ve inkardan sakınmayacak mısınız? Bilin ki ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim, öyle ise Allah’a karşı gelmekten sakının da bana itaat edin. Bu hizmetlerden ötürü sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretimi verecek olan ancak Rabbülalemindir. Siz her yol üzerinde gelip geçenleri şaşırtmak için bir alamet yapıp saçma sapan şeylerle mi uğraşırsınız ? O muazzam yapıları dünyada ebedi kalmak gayesiyle mi inşa ediyorsunuz? Başkalarının hukukuna karşı hiç sınır tanımadan hep böyle zorbalık mı yapacaksınız? Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. Size bildiğiniz bunca nimetleri veren, sizi davarlar ve evlatlar ihsan eden, bağ ve bahçeler, pınarlar lütfeden o Rabbinize karşı gelmekten sakının. Müdhiş bir günün azabının tepenize ineceğinden gerçekten endişe ediyorum. “Sen dediler “Ha böyle nasihat etmiş ha etmemişsin bize göre hepsi bir. Bizim tuttuğumuz yol önceki atalarımızın sürüp gelen adetlerinden başka bir şey değildir. Biz bundan ötürü de cezalandırılacak değiliz. “26/123-128

“Ya “dediler” Sen bize yalnız Allah’a ibadet edelim, atalarımızın taptıklarını ise bırakalım diye mi geldin?Eğer doğru söyleyenlerden isen haydi bizi tehdid edip durduğun o felaketi başımıza getir de görelim.”; “işte dedi “üzerinize Rabbinizden bir azap fırtınası ve hışım indi. Siz ve sizin atalarınızın uydurduğu ve zaten tanrılaştırmalarına dair Allah’ın da hiçbir delil göndermediği birtakım boş isimler hakkında mı benimle tartışıyorsunuz? Gözleyin öyleyse azabın gelişini. Ben de sizinle beraber gözlüyorum”7/65-72

Hud kavmine tevhidi, ahireti anlattı. Onların aklı almadı. “Onlardan sonra (Nuh) başka nesiller yarattık. Onların içinden “yalnız bir Allah’a ibadet ediniz, zira sizin O’ndan başka tanrınız yoktur. Gerçek bu iken hala şirkten sakınmaz mısınız ? diyen bir peygamber gönderdik. Onun halkından kafir olup ahiret buluşmasını yalan sayan ve kendilerine dünya hayatında bol nimet verdiğimiz eşraf takımı “Bu “dediler “Sizin gibi bir insandan başka bir şey değil, baksanıza sizin yediklerinden yiyor, sizin içtiklerinizden içiyor. Eğer siz sizin gibi bir beşere itaat edecek olursanız, büyük bir kayba ve hüsrana uğrarsınız. Ne o dediler bu adam siz ölüp de toprak ve kemik haline geldikten sonra sizin dirilip mezardan çıkacağınızı mı vad ediyor. ? Hayat sadece dünya hayatından ibarettir, ölür gideriz, ancak bir kere yaşarız ve ölümden sonra asla diriltilmeyiz” Bu adam uydurduğu yalanı Allah’a mal eden bir iftiracıda başkası değildir ve hiçbir surette ona inanmayız. 23/31-38 Bu ve benzeri kavimler kanaatlerinin yanlışlığı yüzünden helak edildiler. “Ad ve Semud’u, Ress halkını, bu arada daha birçok nesilleri de inkarda ısrarları sebebiyle helak ettik. “25/38

Yunus peygamberin hayatında iki yapı tipi vardır. Biri punitive plot, peygamber izinsiz görevini terkeder ve balık onu yutar, daha sonra hatasını anlar, bu sefer kendisi ve ümmeti maturing plotla ödüllendirilir.” Allah Yunus As nin peygamberlik mücadelesini nakleder. “Zünnun’u da an (Zünnun balığın yoldaşı manasına gelen Yunus olarak kabul edilir. (Yıldırım), hani o halkına kızmış, onlardan ayrılmış, bizim kendisini sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. Sonra karanlıklar içinde şöyle yakarmıştı” Ya Rabbi sensin ilah, senden başka yoktur ilah. Sübhansın, bütün noksanlardan münezzehsin. Yücesin, doğrusu kendime zulmettim, yazık ettim, affını bekliyorum, Rabbim. Onun da duasını kabul buyurduk ve kendisini o sıkıntıdan kurtardık, işte biz müminleri böyle kurtarırız.”21/87-88

Yunus peygamberin ümmeti azap gelip çattığında tevbe etmiş ve genel felaket prosüdürünün dışında kalmışlardır. Bunun nasıl olduğunu Allah gerekçeli olarak izah eder. “Azap gelip çattığı zaman imana gelip de bu imanı kendine fayda vermiş olan bir tek memleket halkı olsun, bulunsaydı ya. Asla böyle bir şey vaki olmamıştır. Ancak Yunus’un halkı müstesnadır ki bunlar iman edince, kendilerinden dünya hayatındaki rüsvaylık azabını uzaklaştırıp giderdik ve onları bir süre daha yaşattık”10/98 Bu Yunus peygamberin görevinden zamansız çekilmesinden ileri gelmektedir, denilebilir ki bize layıkıyla tebliği yapılmadı. Tebliğ ve davet ile sorumlu olanların vaziflerinden bezmemeleri, çekilmemeleri, zorluklara dayanmaları için Yunus peygamber ideal bir örnektir. Teblig yapmadan tebliğci geçinmek tehlikeli. Demek herkes tebliğin hakkını verse insanların mazereti kalmaz.

Yunus as hem vahye erdirilmiş, nübüvvete mazhar olmuş, hem de resul olarak irsal edilmiştir. “Yunus da şüphesiz resullerdendi. Hani o Rabbinden izinsiz kaçıp yolcusunu doldurmuş gemiye kendini atmıştı. Kur’a çekmiş kurada kaybedenlerden olunca denize atılmıştı. O yaptığından pişman bir vaziyette iken balık onu yutuverdi. Şayed Allah’ı çok zikreden, ibadetli kimselerden olmasaydı, ta mahşere kadar onun karnında kalırdı. Derken biz onu ağaçsız çıplak bir sahile attık, o bitkin bir halde idi. Üzerine gölge yapması için orada asma kabak cinsinden bir ağaç bitirdik. Biz onu yüz bin nüfuzlu bir şehre göndermiştik, hatta gittikçe nüfusları artıyordu da. Yunus onları tekrar hakka çağırınca bu sefer iman ettiler, biz de belirli bir süreye kadar onları hayattan istifade ettirdik.”37/139-148

Yunus’un hayatını peygamberimize asm dolaylı nakleder, benzeri tutumlar için. “Sen Rabbinin hükmünü sabırla bekle ve balığın yoldaşı olan zat gibi olma. Hani o dertli idi, Rabbine yalvarmıştı. Şayet Rabbinden gelen bir lütuf onun imdadına yetişmeseydi kınanmaya müstahak ve bir vaziyette. deniz tarafından karaya atılırdı. Ama Rabbi kendisini seçti de onu en iyi has kullarından kıldı. “69/48-50

Allah Yunus As nin peygamberlik mücadelesini nakleder. “Zünnun’u da an (Zünnun balığın yoldaşı manasına gelen Yunus olarak kabul edilir. (Yıldırım), hani o halkına kızmış, onlardan ayrılmış, bizim kendisini sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. Sonra karanlıklar içinde şöyle yakarmıştı” Ya Rabbi sensin ilah, senden başka yoktur ilah. Sübhansın, bütün noksanlardan münezzehsin. Yücesin, doğrusu kendime zulmettim, yazık ettim, affını bekliyorum, Rabbim. Onun da duasını kabul buyurduk ve kendisini o sıkıntıdan kurtardık, işte biz müminleri böyle kurtarırız.”21/87-88

Yunus peygamberin ümmeti azap gelip çattığında tevbe etmiş ve genel felaket prosüdürünün dışında kalmışlardır. Bunun nasıl olduğunu Allah gerekçeli olarak izah eder. “Azap gelip çattığı zaman imana gelip de bu imanı kendine fayda vermiş olan bir tek memleket halkı olsun, bulunsaydı ya. Asla böyle bir şey vaki olmamıştır. Ancak Yunus’un halkı müstesnadır ki bunlar iman edince, kendilerinden dünya hayatındaki rüsvaylık azabını uzaklaştırıp giderdik ve onları bir süre daha yaşattık”10/98 Bu Yunus peygamberin görevinden zamansız çekilmesinden ileri gelmektedir, denilebilir ki bize layıkıyla tebliği yapılmadı. Tebliğ ve davet ile sorumlu olanların vaziflerinden bezmemeleri, çekilmemeleri, zorluklara dayanmaları için Yunus peygamber ideal bir örnektir. Teblig yapmadan tebliğci geçinmek tehlikeli. Demek herkes tebliğin hakkını verse insanların mazereti kalmaz.

Yunus as hem vahye erdirilmiş, nübüvvete mazhar olmuş, hem de resul olarak irsal edilmiştir. “Yunus da şüphesiz resullerdendi. Hani o Rabbinden izinsiz kaçıp yolcusunu doldurmuş gemiye kendini atmıştı. Kur’a çekmiş kurada kaybedenlerden olunca denize atılmıştı. O yaptığından pişman bir vaziyette iken balık onu yutuverdi. Şayed Allah’ı çok zikreden, ibadetli kimselerden olmasaydı, ta mahşere kadar onun karnında kalırdı. Derken biz onu ağaçsız çıplak bir sahile attık, o bitkin bir halde idi. Üzerine gölge yapması için orada asma kabak cinsinden bir ağaç bitirdik. Biz onu yüz bin nüfuzlu bir şehre göndermiştik, hatta gittikçe nüfusları artıyordu da. Yunus onları tekrar hakka çağırınca bu sefer iman ettiler, biz de belirli bir süreye kadar onları hayattan istifade ettirdik.”37/139-148

Yunus’un hayatını peygamberimize asm dolaylı nakleder, benzeri tutumlar için. “Sen Rabbinin hükmünü sabırla bekle ve balığın yoldaşı olan zat gibi olma. Hani o dertli idi, Rabbine yalvarmıştı. Şayet Rabbinden gelen bir lütuf onun imdadına yetişmeseydi kınanmaya müstahak ve bir vaziyette. deniz tarafından karaya atılırdı. Ama Rabbi kendisini seçti de onu en iyi has kullarından kıldı. “69/48-50

Kur’an’da peygamberler zulme maruz kalmışlardır. Bunlardan biri firavunun zulmüne maruz kalmış olan Hz Musa’dır. “Firavun “Bırakın beni şu Musa’yı öldüreyim. O da varsın Rabbine yalvarsın bakalım, o kendisini kurtaracak mı ?Zira bu gidişle onun sizin dininizi değiştireceğinden veya ülkede anarşi çıkaracağından endişe ediyorum.” Musa da şöyle dedi. “Ben ahirete, hesap gününe inanmayan her kibirli ve zorbadan Allah’a sığınırım” Firavun hanedanından olup o zamana kadar iman ettiğini saklayan biri çıkıp şöyle hitap etti. “Ne o bir insan Rabbim Allah’dır “diye kalkıp onu öldürecek misiniz ?Halbuki o Rabbiniz tarafından açık belgeler ve mucizeler de getirdi. Eğer yalan söylüyorsa yalanı zaten kendisinin aleyhinedir. Ama şayet doğru söylemişse en azından onun sizi tehdid ettiği şeylerin bir kısmı başınıza gelecektir. Şu ise bir gerçektir ki Allah haddini aşan yalancı kimseleri iflah etmez.”

Firavun sürekli Musa ile alay eder, zulmünü devam ettirir. “Firavun, Musa’yı görünce, Aa, sen şu bebekken alıp yanımızda büyüttüğümüz çocuk değil misin ?Sonra da bizim sarayımızda senelerce kalmış, ömrünün bir kısmını bizimle geçirmiştin. ? Sonunda da bildiğin o işi yapmıştın. Sen doğrusu nankörün tekisin. ! Ben dedi yanlışlıkla

Sonunda ne olacağını bilmeksizin, şaşkın bir vaziyette o işi yapmıştım. Sizden korktuğum için de kaçmıştım. Ama Rabbim bana hüküm ve hikmet verdi ve beni peygamberler arasına dahil etti. O başıma kalktığın iyilik ise, israiloğullarını köleleştirmenin bir sonucu değil miydi?

Firavun, “Şahi şu bahsettiğin Rabbülalemin’de ne dedi? Yani göklerin ve yerin Rabbi. Eğer işin gerçeğini bilmek isterseniz söyleyeyim. O göklerin ve yerin ve ikisi arasındaki her şeyin Rabbidir.

Firavun alaycı bir şekilde çevresindekilere “Bu adamın dediklerini işittiniz değil mi ? Kendine kalsa cevap veriyor. Musa onu hiç duymamış gibisözüne devam ederek “O sizin de sizden önceki babalarınızın da Rabbidir. Firavun “Dikkat edin size gönderilen bu elçi kesinlikle bir deli “Musa, “O doğunun da batının da, doğu ile batı arasındaki her şeyin de Rabbidir. Aklınız varsa bunu anlarsınız.

Firavun, Musa’ya cevaben “Eğer benden başka tanrı kabul edersen mutlaka seni zindanlı ederim “dedi. “Ya dedi, sana doğruluğumu isbatlayan aşikar bir delil getirmiş olsam da mı ?”Haydi dedi doğru söylüyorsan göster o belgeni de görelim.

Ve Musa Firavun’a “Ben alemlerin Rabbi tarafından sana gönderilen bir resulüm, görevim Allah hakkında doğrudan başka bir şey söylememektir. Ve beni teyid eden doğrulayan Allah’ın benimle birlikte gönderdiği delildir.

Firavun halkına duyuru yapıp dedi ki “Ey benim halkım, Mısır’ın yönetimi benim elimde değil mi ? Ayaklarımın altından çıkan şu nehirler, kanallar benim değil mi ? Görmüyor muşunuz ? Yoksa ben şu aşağılık meramını bile neredeyse anlatamayan adamdan daha üstün değil miyim? Eğer o dediği gibi ise üstüne gökten altın bilezikler atılmalı, yahut beraberinde melekler gelmeli değil miydi? O halkını küçümsedi onlar da ona itaat ettiler. Doğrusu onlar yoldan çıkmış bir toplum idi. Bizi gazaba davet edince, biz de onların hepsini suda boğarak onlardan müminlerin intikamını aldık. Onları sonraki nesillere geçmiş bir ibret ve misal yaptık.

İsrail oğullarını benimle birlikte olmaya çağır. aholayların can alıcı noktalarında bir sahne gibidir anlatım. Hz Musa gözlemci “Musa asasıyla firavunun zulmüne son verir. Ve Allah onu ve kavmini cezalandırır. Punitive plot. Zulüm yapıları Kur’an da punitive plota dönüşür.” Büyük bir sihir gösterisi yaptılar. Allah’a Hz Musa’ya “Asanı yere bırak “diye vahyetti. Sahnedekiler bir de ne baksınlar onların ortaya koyduğu bütün yılanları ve sihirleri Musa’nın asası yutuverdi. Kimin güçlü olduğu ortaya çıktı, onların yaptıkları göz boyama ve fiyoskoydu. Firavun ve takımı olanları görünce perişan oldular ve küçüldüler.

Böylece o ve orduları haksız yere ülkede büyüklük tasladılar ve huzurumuza dönüp hesap vermeyeceklerinin zannettiler. Biz de kendisini de orduları da yakalarından tuttuğumuz gibi denize fırlatıverdik. işte bak zalimlerin sonunun ne olduğunu gör. Onları insanları ateşe çağıran önderler yaptık. Bu dünyada halkı çalıştırıp destek sağlasalar da kıyamet günü en ufak bir yardım bile görmeyeceklerdir. Bu dünyada arkalarına bir lanet taktık, kendilerine lanet yağdırılıyor. Kıyamette o büyük duruşma gününde ise en çok nefret edilenlerden olacaklardır.

Biz daha önceki bazı nesilleri imha ettikten sonra insanların vicdanlarını aydınlatacak basiretlerini açacak delil, bir hidayet rehberi ve bir rahmet tezahürü olmak üzere Musa’ya Tevrat’ı verdik ki düşünüp ibret alsınlar. Ama bunu yapmadılar.

Ama neticede Biz onları bahçelerinden ve pınarlarından, hazinelerinden, servetlerinden ve kendilerince çok değerli makam ve mevkilerinden çıkardık”

Firavun zülmünü devam ettirir ve sonunda denizde boğulur. “Firavun halkının ileri gelenleri ona “ne yapıyorsun, Musa ile kavmini, seni ve senin tanrılarını terketsinler, ülkede bozgunculuk yapsınlar diye kendi hallerine mi bırakacaksın?”Firavun ise onları takip etmek gayesiyle bütün şehirlere asker toplamak üzere görevliler çıkardı. “Esasen, bunlar dedi, çok küçük bir sefil gruptur. Fakat bize karşı kızgın olup diş bilemektedirler. Biz de elbette uyanık, tedbirli bir topluluğuz “diyordu.

Firavun, “Hayır onların erkek evlatlarını öldürüp kız çocuklarını sağ bırakacağız. Biz elbette onların üzerinde tam bir hakimiyet sahibiyiz “dedi.

Güneş doğup ortalık aydınlanırken Firavun’un ordusu onları takibe koyuldu.

İki topluluk birbirini görecek kadar yaklaşınca Musa’nın arkadaşları “Eyvah yetiştiler bize kurtuluş yolu gösterecektir.”

Biz Musa’ya “Asanı denize vur diye vahyettik. Vurur vurmaz deniz yarıldı öyle ki birer koridor gibi açılan her yolun iki yanında sular büyük dağlar gibi yükseldi.

Firavun ordusunu da oraya yaklaştırdık, Musa’yı ve beraberinde olan herkesi kurtardık, öbürlerini ise suda boğduk. Firavun boğulurken “İsrail oğullarının inandığından başka tanrı olmadığına inandım, ben de Müslümanlardanım, dedi.”Firavunun cesedi ibret olsun diye karaya atıldı. Allah’a tevekkül eden Firavun ‘un karısı idi. O örnek gösterildi.

Elbette bunda alınacak ibret vardır, fakat onların ekserisi ibret alıp da iman etmezler. Ama senin Rabbin Aziz ve Hakimdir, mutlak galibdir, gene merhamet sahibidir.”

Hz Adem cennette iken şeytandan uzak durması istenir, ama o ona aldanır, cezalandırılır. Punutive plot. Daha sonra kusurunu kabul eder Havva ile birlikte bu sefer, onlgunlaştıranyapı ile maturing plot, düzlüğe çıkar”Sana gelince Adem seninle eşin Cennet’e yerleşiniz, istediğiniz her taraftan yeyip içip yararlanınız. Yalnız şu ağaca yaklaşıp da zalimler zümresine girmeyesiniz “7/19 Fakat o şeytan onlara gözlerinden gizlenmiş olan edep yerlerini açığa çıkarmak için vesvese verdi, onlara şöyle telkinde bulundu” Rabbinizin sizi bu ağacın meyvesini yasaklamasının tek sebebi sizin meleklerden veya ölümsüz hayata nail olanlardan olmanızı önlemektir” diyerek kendisinin onların iyiliğini istediğine dair yemin üstüne yemin etti. Böylece onları aldatarak mevkilerinden düşürdü. Şöyle ki o ağacın meyvesini tadar tatmaz edep yerlerinin açık olduğunu farkettiler, derhal buldukları Cennet yaprakları ile edep yerlerini örtmeye başladılar. Onların Rabbi ise nida edip buyurdu”Ben sizi o ağaçtan menetmedim mi ? Ben şeytanın besbelli düşmanınız olduğunu söylemedim mi ?Niçin beni dinlemediniz de bu perişan duruma düştünüz?7/20-22 Sonra Rabbi onu seçti, tövbesini kabul etti ve onu hidayete mazhar etti. 20/122

Adem ve Havva” Ey bizim Rabbimiz, kendimize yazık ettik, şayet Sen kusurumuzu örtüp, bize merhamet buyurmazsan, en büyük kayba uğrayanlardan oluruz “diye yalvarıp yakardılar. 7/23

Ey Adem’in evlatları bakın size edep yerlerinizi örteceğiniz elbise, süslenceğiz giysiler indirdik. Fakat unutmayın ki en güzel elbise takva elbisesidir. İşte bunlar Allah’ın ayetlerindendir, olur ki insanlar düşünür de ders alırlar. 7/26 insan günahı ile cezalandırılır, tevbesi ile de merhameti hakeder ve olgunlaşır.

Şeytanın secde etmemesi olayı bir punitive plot, cezalandırma yapısıdır. “Allah şeytanı sorguladı. “Allah buyurdu, söyle bakayım sana emrettiğim halde secde etmene mani nedir?”İblis “ben ondan daha üstünüm, Çünkü sen beni ateşten onu ise çamur parçasından yarattın “7/12 Bir zaman meleklere “Ademe secde edin” dedik, onlar da hemen secdeye kapandılar, yalnız iblis secde etmeyip “Çamurdan yarattığın kimseye secde mi ederim?”17/61 Bu cezalandırmam bir vazifelendirmedir, şeytan var olduğu sürece iyi ile kötü arasındaki tercihlerde karıştıracak insan iradesi ile bu karışık durumdan iyi tercihler yapacak matoring plot olgunlaşacak, kötü tercihler yapınca da cezalandırılacaktır. Ama tercihler olmasa insanın varlığı cennet ve cehennem gibi durumlar ortaya çıkamayacaktır. 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
4 Yorum