1. YAZARLAR

  2. Ahmet AKCAN

  3. Kimler ehl-i ahiret?
Ahmet AKCAN

Ahmet AKCAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Kimler ehl-i ahiret?

A+A-

“Ehl-i Ahiret” tabirinin muhatabı kim ya da kimler? Muhataplar bizce malum: Bize benzeyenler, bizim mahallede bize komşu olanlar, bizim safta saflara dizilip el bağlayanlar. Malumu ilam belagat değildir. O halde ehl-i ahiret kavramını zata izafetle değil, sıfatların devam ve kıvamına nispetle anlamak hakikata daha muvafık olacaktır.

Mesela; kalbine muhabbet hâkim olan, yaratan adına yaratılanları seven birinin, hak eden birine adavet etmesi onu “ehl-i adavet” yapmayacağı gibi; hayatını zulüm ile geçiren birinin, hasb’el kader bir iki defa yaptığı adilane fiiller de onu “ehl-i adalet” yapmaya yetmeyecektir. Aynen öyle de; maneviyat adına yapılan sathi ve suri birkaç faaliyet, insanı “ehl-i ahiret” ile tavsife kâfi gelmeyecektir.

Ezcümle, ehl-i ahiret:

Beşeriyet itibariyle, ubudiyet cihetiyle kendilerini herkesten ziyade kusurlu, noksan ve aciz bilirler.

Dünyevî güzel şeyler üstünde fena ve zeval mührünü okurlar; o fânilere bedel bir mahbub-u bakiyi arar, bulurlar.

Fıtratlarında münderiç şedit hissiyatları umur-u uhreviye için istihdam, hafiflerini umur-u dünyeviye için istimal ederler.

Dini yaşarlar; din için yaşarlar. Hayatın zorluklarını dinden aldıkları güç ile aşarlar. Dinden uzak yaşayanlara üzülür, şaşarlar.

Kaybı “tek dünyalı” olanlara ait bilirler. Bidayeti ihlâs, nihayeti rıza olmak şartıyla, “çift dünyalı” olanlar için her şeyi kazanç bilir, sevinirler.

Masiyeti kınar, masivadan sakınırlar; günahı ar sayar, utanırlar. Cenab-ı Hakk’ın marifet ve muhabbeti için adanır, tevbe ve istiğfar ile aklanırlar.

Dünyayı bir misafirhane-i askerî telakki ederler. Öyle de iz’an eder; ona göre hareket ederler. Akla ziya, kalbe şifa olmayan meseleleri örter ve ötelerler.

İlim ve irfan ile beslenir, tevazu ve mahviyet ile süslenir, iz’an ve ikan ile seslenirler. En ulvi gayelerini i’la-yı kelimetullah ve i’lam-ı marifetullah bilirler.

Kurtarma dertleri kurtulma dertlerine galiptir. Her kalbe tevhid deryasından bir reşha, her ruha Muhammedî ruhtan bir rayiha damıtma sevdası taşırlar.

Kabile farkına değil, kıble farkına bakarlar. Umum sâlih ibadı ihvanı bilirler. Samimî bir surette onlara dua eder, saadetleriyle mes’ud olup, Allah’a şükrederler.

En büyük vasıfları hürriyettir. Mahkûmken bile hükmederler. İlimlerindeki netlik, marifetlerindeki nitelik ile özleri gür, lisanları hür olup her daim hakkı tebliğ ederler.

Dünyayı şehr-i esma, meşher-i ahiret görürler. Eker, mahsulünü alır, muhafaza ederler. Esmaya mazhariyeti, Müsemma’ya muhabbeti en kudsi vazife addeder, yücelirler.

Mevcudatı kitab-ı Samedanî, mektub-u Rabbani kabul ederler. Nakıştan manaya geçer, esma yoluyla Müssema’yı bulurlar. Huruf ve kelimatının sıfata şehadetini seyredip, Allah’ı sena ederler.

Emanet-i kübrayı taşımanın azami mesuliyetini duyar, duyururlar. Mevhibe-i ilahiye olan esrar-ı Kur’aniyeye mazhariyet için halis bir niyet ile durulur, huzuzat-ı dünyeviye ve nefsanîyeden uzak dururlar.

Koca dünya mevcudatını, vird ve tesbihlerine kısa görürler. Cenneti zikir ve virdlerine gaye olmakta az gördükleri halde, nefislerini Cenab-ı Hakk’ın en edna bir mahlûku bilirler. Nihayet izzet içinde, nihayet tevazuu cem ederler.

Mihmandar-ı Kerim’in izni dairesinde alış-verişlerini yaparlar. Yer-içer, şükrederler. Kanunu dairesinde işler, hareket ederler. İstenildiğinde arkalarına bakmaz, çıkar giderler.

Mevti idam değil, tebdil-i mekân görürler. Kabri; karanlıklı bir kuyu ağzı değil, nurlu âlemlerin kapısı bilirler. Dünyayı bütün şaşaasıyla ahirete nisbeten bir zindan telakki ederler. Zindan-ı dünyadan bostan-ı cinana gitmeyi, huzur-u Rahman’a çıkmayı büyük bir saadet kabul ederler.

Elhasıl; ehl-i ahiret gibi olmak ve dünyayı ahiret adına yaşamak için, dünyanın mezraa (tarla) olan yüzüne kuvve-i cazibe ile muamele, Esma-i Hüsna’ya bakan yüzüne kuvve-i akliye ile muarefe, nefsin hevesatına ait üçüncü yüzüne karşı kuvve-i dafia ile müdafaa etmek iktiza eder. 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
3 Yorum