1. YAZARLAR

  2. Mehmet Ali KAYA

  3. Kadir gecesi ve fazileti
Mehmet Ali KAYA

Mehmet Ali KAYA

Yazarın Tüm Yazıları >

Kadir gecesi ve fazileti

A+A-

Kadir gecesi, takdir ve değer anlamına gelir. Çok değerli bir gece olduğu için bu ismi almıştır. Değerini ise bu gece içinde meydana gelen önemli bir olaydan ve olayın değerinden almıştır. Bir şeyin değerini artıran içindeki değerli olan şeydir. Araplar “şerefü’l mekân bi’l-mekîn” yani “mekânın şerefi içindeki değerli kişiden kaynaklanır” demişlerdir.

Yüce Allah “Biz bu Kur’ânı kesinlikle Kadir Gecesi inzal buyurduk. Kadir gecesinin ne olduğu ve değerinin ne derece yüce olduğunu bilir misin? O gece bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Ruhu’-Emin olan Cebrail (as) o gece Rabbinin izni ile yeryüzüne her biri bir iş için iner ve yeryüzünü şereflendirirler. O gece tan yerin ağarmasına kadar tam bir esenliktir.” (Kadir, 97:1-5) buyurarak Kur’ân-ı Kerimde kendisine bir sure ayırmıştır. Bu da o gecenin kadrinin yüceliğine en güzel delildir.

Kadir gecesinin değeri o gecede inzal edilen Kur’ân-ı Kerim iledir. Kur’ân-ı Kerim Allah kelamı olup yeryüzü semasına o gecede toptan inzal edildiği için o Kur’ânı Kerim şerefine Kur’ân inzal edilirken yani “Cibrîl-i Emine” emaneten tevdi edilirken elbette bütün melekler onun inzaline şahit olması ve şerefini yüceltmek için kıyama gelip saygı göstermeleri ve bu olaya şahit olmaları akıldan uzak değildir. Yüce Allah ezelî kelamının ve fermanın o gecede inzaline şahit olmaları için melekût âleminde bütün sema ehlini ve bütün melekleri harekete geçirmesi kelamının yüceliği ve azametinin ve haşmetinin izharı için gereklidir. Bu kutsî hadiseyi her Ramazanda, Kadir Gecesi tekrar ettirmesi ve bütün melekût âlemini harekete getirmesi hikmetinin iktizasıdır. Elbette yüce Allah meleklerle beraber bu olaya gaybî şekilde inanan tüm kullarını bu geceye hürmet etmeleri için uyaracaktır ki uyarmıştır. Elbette bu davete icabet eden, ibadette kıyamda ve kıraatte bulunan ve Kur’an okuyan, dua ve istiğfarda bulunan kullarına bin aylık ibadet sevabı verir ve vermesi rahmetinin ve hikmetinin gereğidir. Kur’ân nazil olan bu gece hakkında müstakil bir sure inzal buyurmasının hikmeti budur.

Nitekim peygamberimiz (sav) “Kadir gecesi olunca Cebrail (as) meleklerle beraber yeryüzüne iner. Bu melekler yeryüzünde ibadet ve taat içinde bulunan kullarını selamlarlar ve onlar için istiğfarda bulunurlar” buyurur. Melekler kime selam verir ve kim için istiğfar duası yaparlarsa onlar mutlaka affedilir. Yüce Allah'ın meleklerin dua ve ricasını geri çevirmesi ve kabul etmemesinin imkânı var mıdır?     

Bunun için peygamberimiz (sav) “Kim faziletine inanarak ve sevabını Allah’tan bekleyerek ibadet ve itaat içinde geçirirse mutlaka günahları bağışlanır” (Buhari, İman, 25; Kadir, 1; Darimi, Savm, 54) buyurur. Bu gecede yapılan ibadet bin aydan hayırlı olduğu zaten ayetle sabittir. “Gündüzünde tutulan bir günlük orucun sevabının ise bir senelik oruca denk olduğunu” (İbn-i Mâce, Sıyam, 39) da peygamberimiz (sav) ifade etmişlerdir.
 
Kadir Gecesi Mugayyebat’tandır:

Kadir gecesini “mugayyebat”tandır. Yani bilinmesi hikmet-i ilâhî tarafından gizlenen önemli hususlardandır.  Ramazan içinde arayınız (Buhari, İtikaf, 1) buyuran peygamberimiz (sav) sahabelerin ısrarlı soruları üzerine onun son on gün içine olduğunu, sonra son on günün tek gecelerinde bulunduğunu (Buhari, Leyletü’l-Kadr, 3) ve en son olarak da “muhtemelen yirmi yedinci gecesi olduğunu (Müslim, Sıyam, 207; Müsned-i Ahmed, 5:132) ifade buyurmuşlardır.

Peygamberimizin (sav) ümmetin za’fından dolayı onlara şefkati gereği Kur’ân-ı Kerimin işaretine uygun olarak Ramazanın 27. Gecesine işaret etmiştir. Nitekim Kur’ân-ı kerimde “Leyletü’l-Kadr” kelimesi “Kadir Suresinde” üç kere tekrar edilmektedir. “Leyletü’l-Kadr” dokuz harftir. Üç kere dokuz ise yirmi yedi yapar. “Leyletü’l-Kadr” kelimesinin harfleri muhtemeldir ki kadir gecesini göstersin. Bununla beraber albette gaybı Allah bilir; ama madem yirmi yedi rakamına hem Kur’ân-ı Kerim hem peygamberimiz (sav) dikkatimizi çekiyor elbette “Kadir Gecesi” yüzde doksan ihtimalle Ramazan’ın yirmi yedinci gecesidir.   

Peygamberimiz (sav) Ramazanın bilhassa 27. Gecesine dikkatlerimizi çekmiştir. Bunun için ümmetin ekseriyeti Kadir Gecesini 27. Gece olarak ihya etmektedirler. Peygamberimiz (sav) “Ümmetimin çoğu yanılmaz” buyurduğuna göre elbette Ramazan’ın 27. Gecesi Kadir Gecesidir. Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri “Bir kısım müçtehitler o geceye (27. Geceye) Leyle-i Kadri tahsis etmişler. Hakiki olmasa da, madem ümmet o geceye o nazarla bakıyor, inşallah hakiki hükmünde kabule mazhar olur” (Şualar, ) buyurmakta ve ümmetin “Telakki-i bil-kabul” şeklinde ittifakını o gecenin Kadir Gecesi olmasına delil olabileceğini ifade etmektedir. (Şualar, 2005, s.795)

Kadir gecesinin mugayyebattan olarak gizlenmesinin hikmetini bize açıklayan Bediüzzaman Said Nursi hazretleri bu konuda önemli bir kurala dikkatimizi çeker. Kural şudur “Önemli bir şeyin mekânda ve zamanda gizlenmesi bütün mekânı ve zamanı değerli kılar.” “İnsanlarda velî, Cuma’da dakika-i icabe, Ramazanda leyle-i kadir, Esmâ-i Hüsna’da İsm-i Azam, ömürde ecel meçhul kaldıkça, sair efrat dahi kıymettar kalır ve değer verilir. Yirmi sene mübhem bir ömür, nihayeti muayyen bin seneye müreccahtır.” (Mektubat, 2004, s.806; Sözler, 2004, s. 1174) Cenab-ı Hakîm-i Mutlak şu dâr-ı tecrübe ve imtihanda, çok mühim şeyleri, kesretli eşya içinde saklıyor. O saklamakta çok hikmetler, çok maslahatlar bağlıdır.” (Sözler, 548) Kadir gecesini saklamasının hikmeti de bütün Ramazan ayı değerlendirilerek insanlar gafletten kurtulsun ve ahretine daha çok sermaye hazırlayabilmesi içindir.

Kadir Gecesinin Değeri:

Yüce Allah Kadir Gecesinin yüceliğini ifade eden müstakil bir sure inzal buyurmuştur. Arıca “Leyletü’l-Kadr” terimi ile üç defa bu gecenin şerefini artırmıştır. Meleklerin ve Cebrail’in (as) bu geceye şeref vermek için dünya semasına inmelerinin Kur’an ve Kur’an okuyan ve Kur’an Hakikatleri ile meşgul olanları şereflendirmek içindir. Bu gecenin “bin aydan hayırlı olduğu” bizzat yüce Allah'ın sözü ile sabittir. Bütün bunlar Allah'ın bu geceye, Kur’ân-ı Kerime ve Kur’ana iman edip ondaki hakikatler ile meşgul olanlara ne derece değer verdiğinin en açık ifadeleri ve delilleridir.

Hz. Aişe (ra) Ramazan’ın son on günü içine girildiği zaman peygamberimizin (sav) ibadet konusunda daha ciddi bir hazırlık içine girdiğini ve daha çok kendisini ibadete verdiğini belirtir. Hatta gecelerini ihya ederek uyumadığını, ailesini de ibadet için uyandırdığını ve uyutmadığını bize haber vermektedir.

Kadir Gecesinde ibadetin sevabı bire 30 bindir. Bunun mübalağa olmadığı ve bizatihi gerçek olduğu yine Kur’ân-ı Kerimde geçen Kadir suresi ile sabittir. Madem “o gece bin aya mukabildir” (Kadr Suresi, 97:4) elbette o gecede okunan Kur’ânın bir harfinin sevabı bire otuz bin olur. (Sözler, 2004, s.555)

Bediüzzaman’ın ifadesi ile “Ramazan-ı Şerifte sevab-ı a'mâl, bire bindir. Kur'ân-ı Hakîmin, nass-ı hadisle, herbir harfinin on sevabı var; on hasene sayılır, on meyve-i Cennet getirir. Ramazan-ı Şerifte herbir harfin on değil, bin; ve Âyetü'l-Kürsî gibi âyetlerin herbir harfi binler; ve Ramazan-ı Şerifin Cumalarında daha ziyadedir. Ve Leyle-i Kadirde otuz bin hasene sayılır. Evet, herbir harfi otuz bin bâki meyveler veren Kur'ân-ı Hakîm, öyle bir nuranî şecere-i tûbâ hükmüne geçiyor ki, milyonlarla o bâki meyveleri Ramazan-ı Şerifte mü'minlere kazandırır. İşte, gel, bu kudsî, ebedî, kârlı ticarete bak, seyret ve düşün ki, bu hurufâtın kıymetini takdir etmeyenler ne derece hadsiz bir hasârette olduğunu anla.” (Mektubat, 2004, s.681-682)

Bediüzzaman buyurur ki: “Şu mübarek şehr-i Ramazan, leyle-i Kadri ihata ettiği için, kendisi de ömür içinde bir leyle-i Kadirdir ki, muvaffak olanın ömrüne bin ömür katar. Dakikası bir gündür. Saati iki ay, günü birkaç sene hükmünde bir ömr-i bâkîdir.” (Barla Lâhikası, 2006, s.451)

Kadir Gecesinde İbadet:

Kadir gecesinde nasıl dua edilmesi gerektiğini soran bir sahabeye peygamberimiz (sav) “Allah’ım! Sen affedicisin, affı seversin, beni affet” (Tirmizî, Deavât 84; İbn-i Mâce, Duâ 5) şeklinde dua etmemizi istemiştir. Zira bir kul için en büyük nimet affa mazhar olmaktır. Çünkü Allah nimetleri bizim ihtiyacımıza göre peşin vermektedir. Biz bize verilen hiçbir nimeti istemedik, bize meccanen verildi. Verilen her nimet amacı doğrultusunda kullanılarak şükrü eda edilmesi gerekir. Bizler ise onlarla isyan ve tuğyan ediyoruz. Layıkı ile Allah'a ibadet bir tarafa asgarisini dahi yapmadığımız çok açıktır. O halde Allah’tan bir şey istemeye elbette hakkımız yok ve haddimiz değil, bir kul olarak hatamızı bilerek istiğfar etmek ve azaba layık olduğumuz için azadını ve affını istemek yapacağımız tek haklı ve doğru olan şeydir. Bunun için kul olarak vazifemiz istiğfar, af ve cehennemden azat edilmeyi istemektir. O da ancak bu şekilde olur.

Bu mübarek gece Kur’ân-ı Kerime hürmeten Kur’an-ı Kerim ile ve onun hakikatleri ile meşgul olmak geceyi ihya etmenin en güzel yoludur. Kur’ân-ı Kerimin bir hakikatinin anlaşılması ve imanın bir derece tekâmülü şuursuz olarak okunan binlerce evrad ve ezkardan daha hayırlıdır. Bunun için bu gecede Bediüzzaman’ın “Münacat Risalesi” okunsa içinde “hakaık-ı imaniye” bulunduğu, “imanın inkişafına vesile olduğu” ve Kur’ân-ı Kerimin anlaşılmasına vasıta olduğu için daha hayırlıdır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.