1. HABERLER

  2. NUR TALEBELERİ

  3. Jarrar: Kur’an ve Sünnet'in nurlarını Risale-i Nur'da buluyoruz
Jarrar: Kur’an ve Sünnet'in nurlarını Risale-i Nur'da buluyoruz

Jarrar: Kur’an ve Sünnet'in nurlarını Risale-i Nur'da buluyoruz

Ürdünlü Jarrar: bizler buraya dünyanın farklı bölgelerinden gelerek farklı olan dillerimiz ile...

A+A-

Risale Haber-Haber Merkezi

Ürdünlü Mamoun Fariz Jarrar, "Kur’an’ın ve sünnet-i seniyyenin nurlarını Risale-i Nurlardan buluyoruz" dedi.

İstanbul İlim ve Kültür Vakfı tarafından düzenlenen 11. Bediüzzaman Sempzoyumu'ndaki konuşmasında Jarrar, geçtiğimiz yüzyılın başında Üstad Bediüzzaman Said Nursi’nin kalbine bir uyanış nuru doğduğunu söyledi.

Bediüzzaman'ın dini ilimler ile fen ilimlerinin beraber okutulduğu Medreset’üz zehrayı ümmetin dirilmesindeki faktörlerden biri olarak gördüğünü belirten Jarrar, ümmetin geri kalışın sebeplerinden birisinin de, Müslüman topluluklar ile topluma öğüt verenlerin arasında, realetiden uzaklaşma ve diyaloğun kesilmesi olduğunu idrak ettiğini vurguladı.

Kur’an eczanesinden çareler sundu

Bediüzzaman'ın Şam Emevi camisindeki hutbesinde bu hastalıkları teşhis edip Kur’an eczanesinden çareler sunduğuna dikkat çeken Jarrar, sözlerini şöyle sürdürdü:

Bediüzzaman, Osmanlı, İslam alemi ve dünyada vuku bulan tehlikeleri değişimlerin, bir öğretmen, bir esir, bir vaiz ve Daru’l Hikmeti’l İslamiye azası kimlikleriyle bir şahidi idi. Allah-u Teala’nın kendisine bahşettiği dehası, zekası, nur ve ilmi ile kader-i ilahi Üstadı sanki bu asır için hazırlıyordu. Cenab-ı Hak şeair-i islamiyenin zorla ortadan kaldırıldığı ve iman nurlarının unutulmaya yüz tuttuğu, İslamın tekrar garip olduğu bir dönemde Üstada bu karanlıkları nurlandıracak Risale-i Nur’ları ikram etti.

Kur’an’ın ve sünnet-i seniyyenin nurlarını Risale-i Nurlardan buluyoruz

Risale-i Nur Türkiye'de doğdu fakat bir güneş gibi yeryüzünü ve ufukları sardı. Bizler burada Üstadın saff-ı evvel talebelerinden birinin Üstada yöneltmiş olduğu ‘Üstadım bu nurları biz yazıyoruz kim okuyacak‘ ve Üstadın da kendisine cevaben ‘bir gün gelecek bu nurları bütün dünya okuyacak’ sorusunun cevabını yaşayarak müşahede ediyoruz. 

İşte bizler buraya dünyanın farklı bölgelerinden gelerek farklı olan dillerimiz ile Kur’an’ın ve sünnet-i seniyyenin nurlarını Risale-i Nurlardan buluyoruz.

Risale-i Nur denizine dalıp ondaki hazineleri gün yüzüne çıkarıyorlar

Risale-i Nur belli bir zamanın şartlarına münhasır olmadığı gibi belli olaylara karşı bir tepki de değildir, aksine Risale-i Nur Kur’an-ı manzur olan kainat kitabının tefekküri ve Kur’an-ı mestur olan Kur’an-ı Kerim’in tedebbüri ve Kur’an-ı natık olan Resul-i Ekrem (s.a.v) ile yaşamanın bir meyvesidir. Bu meyve sınırlı bir vakitte geçerliliğini kaybedip belli bir döneme münhasır mıdır? Üstad Mescid-i Emevi'de hitab ederken uzun yıllar sonra vukua gelecek olan olaylar ona hidayet nuruyla inkişaf etti. Üstad bu Hutbe-i Şamiye'de on yıllar sonra müslümanların hakiki baharında gelecek olan nesillere hitab etti. Sanki o gaybın nuruyla Risale-i Nurların kendisinden sonra dahi uzun yıllar sürecek olan etkilerini müşahede ediyordu.

İşte şimdi faklı bölge ve dillerde yapılan sempozyumlar, konferanslar, seminerler ve ilmi çalışmalar Risale-i Nur denizine dalıp ondaki hazineleri gün yüzüne çıkarıyorlar. Risale-i Nur bahçesine dağılıp iman nurlarının meyvelerini toplayıp esma-i hüsnanın nurlarını keşfediyorlar.

Müsbet hareket fitnenin antibiyotiğidir

Ve tarihimizin bu zor döneminde derdimizin çaresi olacak devaları Risale-i Nur eczanesinde buluyoruz. Bu bağlamda müsbet hareket ise böyle bir fitnenin antibiyotiğidir. Türkiye tarihinin en karanlıklı ve en kötü zamanında yaşanan yıkıcı savaşlar karşısında bu ülkeyi muhafaza etmiştir. Ümmetin vücudunda bu kadar derin yaralar varken bu yaralarından kurtulmak ve yeniden şifa bulmak için bu devalardan alıyor mu? Ve ümmetimiz paramparça iken ittihad-ı islamı bu müthiş yara karşısında bir vesile edebildi mi? Risale-i Nur birleştirir ayrıştırmaz ve hidayet kafilelerinden aralıksız bir şekilde sırat-ı müstakimde seyredenlere nurlar saçıyor. Ve Allah yolunda say-u gayret edenlere çok mühim bir kaide sunuyor. ‘Her meslek sahibi benim mesleğim haktır ve daha güzeldir diyebilir ancak hak yanlızca benim mesleğimdir diyemez.’

Başkalarının da bundan istifade etmesine gayret göstermeli

Burada toplanmamız bizlere sorumluluk yüklüyor ve bir de emanet tevdi ediyor ki o da her kim Risale-i Nurlar ile iman halavetini tadarsa başkalarının da bundan istifade etmesine gayret göstermeli ve her kimki Risale-i Nurlardaki o şuur ile bilinçlenirse saati hareketlendiren bir zemberek gibi içinde yaşadığı sosyal bünyeyi harekete geçirmelidir.

Bundan gayrısı olan işler ise insanın asıl meselesi olan Allah’a layıkıyla kulluk görevini yerine getirmek ve hilafet vazifesinin gereklerini de hakkıyla ifa etmek karşısında hiçbir ehemmiyeti ve önemi yoktur. Allah Teala’dan kalplerimizi, dünya ve ahiretimizi iman nurlarıyla nurlandırsın.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.