1. YAZARLAR

  2. İsmail BERK

  3. İstidat/yetenek dili ya da dilsiz olmak
İsmail BERK

İsmail BERK

Yazarın Tüm Yazıları >

İstidat/yetenek dili ya da dilsiz olmak

A+A-

En sahici anlarımız, bildiğimiz, sevdiğimiz ve yaptığımız bir işin görünebilmesidir. Bu görüntü, hayatımızın en doğru kesitlerini temsil eder. Bizi resimleyen çalışma sonuçları, en keyif alacağımız ve başkasının da en iyi takdir edebileceği bir tablodur.
Çünkü biliyoruz, seviyoruz ve yapıyoruz.

Bilmek, Marifetullah ile anlamlanır.
Yapmak, İbadetullah ile taçlanır.
Sevmek ise Muhabbetullah ile hayat bulur.

Bizi dillendiren istidatlarımız/yeteneklerimiz, risaledeki ifadesiyle “istidat dili”dir.
Yetenek dilini bilmediğimiz ya da konuşturamadığımız zaman  yeteneklerimiz sözsüz kalır, kendilerini ifade edemezler. Yetenek dili, fıtrat dilidir. Fıtratın konuşmadığı hallerde, konuşan fıtri değildir.

Keşfedilmemiş bir çok yetenek dilsizdir. Ya  kendi yetenek dilini/lisanını bilmiyor, ya da eksik biliyor. Çoğu zaman da yetenek dilini paylaşacağı/konuşacağı  birini bulamıyor. Ve yetenekler konuşamıyor birbiriyle.  Bazen karşılıklı, bazen de ifade edenin anlaşılmamasının derin uçurumları bu yüzden  oluşuyor.

İnsan, yeteneğinin dilini çözerse, ona yönelirse, ondaki ism-i azam’ı bulursa, fıtrat o zaman ihlasını bulur. Yetenek dilini icra etmeyen ne kadar fıtri ve muvafık olabiliyorsa, ihlaslı olması da o kadar mümkün.

Burada, niyet boyutundan çıkıp amel boyutundan bahsediyoruz.
Hayatın gerçeği, liyakat ile muvaffakiyet kapısını çalabilir. Netice her zaman bize ait değildir, takdirin hakkını kabul etmek gerekir. Ama neticeye götüren bütün aşamalardan ve onun gereklerine uygunluktan sorumluyuz.

Yeteneğinin farkında olmayan, yanlışta ısrar eden, gayr-i fıtri hallere düçar olan, açığını kapatmak için şantaj/acındırmak/karalama/hiddet/şiddet/despotluk/vazgeçilmezlik   kozlarını kullanan o kadar çok insan/yönetici var ki. Etrafınıza bir göz atın bunlardan misliyle görürsünüz.

Neden, ehliyetsizliğe götüren bu felakete bir çok insan hala talip? Risaledeki hubb-u cah meselesi bunun sebeplerini izah eder. Burayı geçiyorum.

Fıtratına direnenler, niçin muvaffak olmuyor?  İşte birkaç Çünkü… 
1-Çünkü, işini tam bilmiyor. Dahası bilse de yeteneği ile uyuşmuyor. Dolayısıyla, boyu yetişmediği pencereye uzanıyor ve kapasitesini aşan bir rol ve tavra giriyor. Bunu korumak için sürekli bir provokasyon/çatışma/muhalif üretmek zorunda kalıyor. Provokasyon yapan nefis, bu zaafı sonuna kadar kullanıyor.  Çünkü, tutunmanın tek ilacı bu. Bu hal, kurumsal  olarak fıtrata direnen bütün beşeri sistemler ve rejimler için de  geçerlidir.

2-Çünkü yaptığını sevmiyor. Sevseydi, sevdirirdi. Sevgisine aşık olurdu, kendinden geçerdi, fedakar olurdu. İbrahim Ethem gibi taçtan/koltuktan/kaftandan vazgeçerdi. İşinde fani olan, sevgiyle yapar ve kendini merkeze koymaz. Hep vericidir. Sevdiği işin hakkını arar, kendi hakkını değil. Şahsi düşünmez, yeteneğinin sevdasına tutulur, onunla yaşar.

3-Çünkü tam yapamıyor. Bunun en büyük göstergesi, çalıştığı alanda, başka örneklerle kıyaslandığında  bilgi/deneyim/başarı/sürdürülebilirlik açısından ortaya çıkan sonuçlardır. Bir teşebbüste karmaşa doğuran işler, sahibini bulamamış demektir. Ahenksizlik, işi icra edenin yetenek problemidir. İcra kifayetsizliği, yetenek dilinin uygun olmamasıdır. Böyle olunca da, kahramanlık efsaneleri, uyduruk tarih, kurgulanmış söylemler, mizansen roller ve bütün bunları yutanlarla  yutmayanların farkı çıkar ortaya. Bu tip bir ayrışmaya “çatışma ve ihtilaf” dense de, hakikati rendeleyen tenkit, hayatın acımasız doğrusunu ortaya koyar.

Yetenek dili, aynı zamanda herkesin çapını bilmesidir. Çapı kadar kabı, kabı kadar malzemesi ve potansiyeli söz konusudur.
“Fıtri meyelan mukavemetsuzdur” hakikati, insan fıtratındaki becerilerin  hayatta karşılığını bulması ve  keşfini sürdürmesi  ile kıymetini okutturur.

2011 dünyasında, yeteneklerimizin dilini çözecek kadar araç, yöntem ve bilgi var. Çevrenin tepkilerini samimi dinleyen bir insan iki saatte bile neleri yapmaması gerektiğini öğrenebilir.
Bunun için insaflı, doğruyu arayan ve sınırında başarmak isteyen hakikat  aşığı insan kumaşı lazım.

Herkesin bir yeteneği vardır ve yeteneğine razı olmalı. Siyaset, taraftarlık, yakınlık, imtiyaz, yetki, iktidar, güç, para tezgahından yıkanmış ve bunu bir marifetmiş gibi yeteneksizliğine şal yapan hiçbir hal ve tavır fıtri değildir. Sahibini eninde sonunda mahcup  ya da mutsuz eder.
Mahcubiyet, hicap duyanın gözlemle ya da tepkileri okuyarak rahatlıkla fark edebileceği bir durumdur.

Muhabbet üzerine kurulmuş kainatta, yetenek ile fıtrat buluşması, en büyük aşktır. Birbirini tamamlayan ve hayalimizdeki aşkı yaşatan iki ideal sevgili ve eştir. “Rızka taaşşuk” eden hal, fıtri gayrettir. Esma tecellilerinin en muvafık bir şekilde  karşılık bulduğu muvaffakiyetler dizisidir.  Aşk peşinde ömür çürütenlere, ya da yaşayamayanlara duyurulur.

Yetenek dili, aşkını sevgi ötesi şefkate taşır. Bu da Risale’nin yeteneklerimize kattığı muazzam bir enerji deposudur. Karşılıksız sevmek, beklentisiz olmak, istiğna ile yürümek, hile ve hurdadan uzak bir sıfır merkezlilikle yeteneklerimizi bu dünya sarayında  sergilemek.
Sermekle sergilemek arasındaki fark, heveslerimizle yeteneklerimiz arasındaki fark gibidir.

Fıtrat kanunları, yetenek dili ile okunursa/anlaşılırsa, herkes kendi mecrasında ilk meşveretini yapmış olur, sonra alem/adem olarak bu silsile uzayıp gider. “İstidatları ile istişare” edilmemiş beşeriyet, istişare etmeyen her buyruk  düzende çözümün parçası olan fıtrat, anarşinin/kargaşanın kaynağı haline gelir veya getirilir.

Şuur sahiplerinin fıtrat dili ise vicdanıdır. “Fıtrat-ı zişuur olan vicdan”  bize rehberlik eder yetenek dilini öğrenmede. Vicdan üstü örtülmemiş her insafı fıtratına kavuşturur. Gerisi ise sadece savuşturur. Bir tebessümle bitirelim, müstebit rejimlerde ise şahıs/kurum ise soruşturur. Asla sormaz.

Evet yetenek dili, bir kudret hazinesidir. Bizi “balonla” engellerden kurtarıp uçurur ve maddi-manevi kalkınma menziline yetiştirir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
3 Yorum