1. YAZARLAR

  2. Vehbi KARA

  3. İsrail’in geleceği
Vehbi KARA

Vehbi KARA

Yazarın Tüm Yazıları >

İsrail’in geleceği

A+A-

Bir sıcak çatışma ihtimaline karşın İngiliz Reuters haber ajansı, Tel Aviv Üniversitesi Ulusal Güvenlik Çalışmaları Bölümü tarafından hazırlanan raporları kaynak göstererek Türkiye ve İsrail'in donanmasını karşılaştırmıştı.

Rapora göre İsrail Donanmasında 3 denizaltı (dizel), 13 torpido gemisi, 2 anti denizaltı gemisi, 57 sahil güvenlik botu, 3 hava destek gemisi, 14 deniz komandosu botu bulunuyor. Türkiye’nin ise elinde 14 denizaltı (dizel), 23 fırkateyn, 26 hücumbot, 69 mayın gemisi, 98 sahil güvenlik botu, 24 SAT-SAS botu bulunuyor.

Sayısal mukayesede Türkiye’nin açık bir üstünlüğü bulunuyor. Elbette sayılar önemlidir lâkin asıl önemli olan kemiyet değil keyfiyettir. (quantity değil quality esastır). Eğitim, moral durumu ve inanç önceliklidir, mevcut teçhizat ve silâhlar, mukayese için ikinci derecede müracaat edilmesi gereken unsurlardır. Bunu asla unutmamak gerekir.

Hâlen İsrail gemileri, Gazze ambargosunu desteklemek için Akdeniz’de devriye gezmeyi sürdürmektedir. İsrail gemileri Kızıldeniz ve Hint Okyanusu’nda sık sık istihbarat toplama amaçlı devriyeye çıkmaktadır.

Türk donanması ise Libya operasyonu sırasında binlerce kişiyi bölgeden tahliye etmiş, NATO misyonuna 4 fırkateyn, bir denizaltı ve bir destek gemisi ile katılmıştır. Ayrıca düzenli olarak NATO tatbikatlarına katılmakta ve Suriye Savaşı ile ilgili olarak bölgede devriye gezmektedir. Savunma sanayiinde önemli yatırımlar yapan Türkiye, kendi silahlarını üretmekle kalmayıp 2 milyar dolardan fazla ihracatı ile önemli silah üreticileri arasına girmiştir. Donanmada modern gemilerin inşası yanında çok maksatlı uçak gemisi inşası ile dünyanın sayılı donanmaları arasında yerini muhafaza etmektedir.

İsrail, ABD ve Türkiye son yıllarda birçok ortak deniz tatbikatına imza attı. Ancak Türkiye, İsrail ile gerilen ilişkiler dolayısıyla son 5 yıldır bu tatbikatlara katılmamaktadır. İsrail donanması düşman güçleri ile son kez 1973 yılında karşı karşıya geldi. Suriye ve Mısır deniz kuvvetleri ile savaştı. Golyath isimli İsrail muhribinin Mısır hücumbotları tarafından batırılması İsrail donanmasının yeniden gözden geçirilmesi gerekliliğini ortaya çıkardı.

İsrail, bizde muhrip adı verilen destroyerleri tamamen gözden çıkardı ve donanmasının esas gücünü korvet adını verdiğimiz firkateynden küçük fakat hücumbotlardan büyük savaş gemileri ile donattı.
Bu durum İsrail donanmasını büyük ölçüde zafiyete uğratmıştır. Öyle ki Türkiye ile yapılan bir deniz tatbikatında İsrail korvetleri birçok skandal denecek olaylara imza atmış adeta bu donanmanın “kartondan bir kaplan” olduğu ortaya çıkmıştır.

Tatbikat esnasında Bofors skalasına göre 3-4 derecelik bir denizde dahi bir çok İsrailli asker dayanamayıp kusmaya başlamıştı. Bırakın açık denizde harekât yapmayı sahile çok yakın bir yerde dahi İsrail donanması tel tel dökülüyordu.

Fakat asıl skandal sayılabilecek ayıbı İsrail helikopterleri yapmıştı. Hareket halindeki İsrail gemisine inemeyen helikopterler ancak sahildeki bir havaalanına inebilmişti. Bunların dışında filikasını denize indiremeyen İsrailli korvetler Türk gemilerinden yardım istiyor, gönderilen vasıta ile ancak personel intikalini gerçekleştirebiliyordu. Kısaca söylemek gerekirse İsrailli denizcilerin büyük bir eğitim zafiyeti vardı ve bunu gizlemekte dahi başarılı olamamışlardı.

Aradan yıllar geçti. Bu zafiyetlerin ne ölçüde giderildiğini ancak “Mavi Marmara” olayında görebildik. İsrail donanması tam bir kepazelik içindeydi. Silâhsız insanlara ateşle karşılık verip 10 Türk aktivisti şehit etmişlerdi.

İsrailli komandolar, Filistinlilere yaptığı vahşi saldırılarını Türklere karşı da göstermişti. Eskiden olduğu gibi sert bir cevap verileceğini beklemiyorlardı. Fakat çok kısa bir süre içinde yanıldıklarını anladılar. Türkiye uluslararası sularda yapılan insanlık dışı bu saldırının hesabını ısrarlı bir şekilde sormaya başlamıştı. ABD ise iki müttefiki arasındaki gerilimi önleyememiş, beklentilerin aksine İsrail’e açıktan destek verememişti. İlişkilerin düzeltilmesi için çaba sarf ettiklerini ifade eden Amerikalılar, önemli bir müttefiki olan Türkiye’den vazgeçemiyordu.

Kıssadan hisse bu olmak gerektir ki Türkiye, İsrail’e karşı yürüttüğü gerginlik politikasında başarılı olmuş, İsrail’in göründüğünün aksine kâğıttan bir karton olduğunu bütün dünyaya göstermiştir. Şımarık bir çocuk gibi hareket eden İsrail, sert bir kayaya çarptığını hâlâ anlayamamış, bar fedaisi dışişleri bakanı ve fanatik milletvekilleri vasıtası ile bütün dünyaya karşı rezil olmuştur.

Çok kısa bir zaman sonra havlu atacağı açıktır. Arap baharı ile özgürlüğüne kavuşan Müslüman ülkeler, Türkiye’den güç alarak İsrail’e kafa tutmaya başlamıştır. Artık İsrail’in önünde çok fazla seçenek de kalmamıştır. Gazze ablukasına son vererek Türkiye ile olan ilişkilerini düzeltmek zorundadırlar. Buna mukabil Türkiye ağırdan almakta Mavi Marmara şehit ve kazazedelerine tazminat ödense dahi ablukayı kaldırmadıkça ilişkileri düzeltmeye yanaşmamaktadır. Her ne kadar Yahudilere uşaklık etmeye alışmış yazarçizer ve devlet adamlarımız Türkiye'nin bu vakar dolu yaklaşımlarından rahatsızlık duysa da, sıkıntıda olan Türkiye değil İsrail’dir. Bu tarih boyunca insanların lanetine maruz kalmış bu topluluk aklını başına almaz ve zulümde devam ederse bulunduğu topraklarda bir defa daha hak ile yeksan olacağı besbellidir. Ya fanatiklere esir düşen Netanyahu Hükümeti Gazze ablukasını kaldıracak ya da her geçen gün daha da fazla etkisi altına girdikleri ekonomik krizin pençesi altında güçlükle elde ettikleri her şeylerini kaybedeceklerdir. 
Malikiyet ve serbestiyet asrının dinamikleri soğuk savaşın etkilerinden ve dünya düzeninden çok farklıdır. Bu değişikliği daha önce fark eden insanlar ve topluluklar güçlerini pekiştirecek, hâlâ eski politikalarını sürdürmek isteyenler ise çökmeye yüz tutacaktır.

Kısaca söylemek gerekirse “Eski hâl muhal, ya yeni hâl, ya izmihlâl”, vesselâm…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.