1. YAZARLAR

  2. Abdulkadir MENEK

  3. İslamiyet ve milliyetçilik (V)
Abdulkadir MENEK

Abdulkadir MENEK

Yazarın Tüm Yazıları >

İslamiyet ve milliyetçilik (V)

A+A-

Kuran-ı Kerim’de birçok defa geçen ‘’millet’’ kavramı, din anlamında telaffuz edilmiştir. ‘’İbrahim milleti’’ tabirine bu anlam yüklenmiş ve ‘’İbrahim’in dini’’ anlamında kullanılmıştır. Ancak daha sonraki yıllarda bir anlam kayması meydana gelmiş, arızi olarak bu mana değiştirilmiş ve millet kavramı, ırk yerine kullanılmıştır. Bediüzzaman bu manaya işaret olarak din ve milliyetin bir ve beraber olduğunu ve iç içe girdiğini şu şekilde ifade etmektedir:

‘’Hürriyetin başında Sultan Resad’ın Rumeli’ye seyahati münasebetiyle, vilâyat-i sarkiye namına ben de refakat ettim. Simendiferimizde iki mektepli mütefennin arkadaşla bir mübahase oldu. Benden sual ettiler ki: "Hamiyet-i diniye mi, yoksa hamiyet-i milliye mi daha kuvvetli, daha lâzım?" O zaman dedim: Biz Müslümanlar, indimizde ve yanımızda din ve milliyet bizzat müttehiddir. Itibarî, zahirî, ârizî bir ayrılık var. Belki din, milliyetin hayatı ve ruhudur. Ikisine birbirinden ayrı ve farklı bakıldığı zaman, hamiyet-i diniye avam ve havassa şâmil oluyor. Hamiyet-i milliye, yüzden birisine (yani, menafi-i şahsiyesini millete feda edene) has kalır. Öyleyse, hukuk-u umumiye içinde hamiyet-i diniye esas olmalı. Hamiyet-i milliye, ona hâdim ve kuvvet ve kalesi olmalı. Hususan, biz şarklılar, garplılar gibi değiliz. Içimizde kalplere hâkim hiss-i dinîdir. Kader-i ezelî ekser enbiyayisarkta göndermesi isaret ediyor ki, yalnız hiss-i dinî şarkı uyandırır, terakkiye sevk eder.(1)

Netice olarak şunu ifade edebiliriz ki, Bediüzzaman’ın milliyetçilik anlayışı, şu sözlerde hayat bulmuştur:’’ Milliyetimiz bir vücuttur. Ruhu İslamiyet, aklı Kur’an ve imandır’’ Bu ve diğer birçok ifadelerden de anlaşıldığı üzere, Bediüzzaman’ın milliyet anlayışı herhangi bir ırk ile ifade edilebilecek kadar dar kapsamlı değildir. Bediüzzaman, bütün Müslümanları bu milliyet düşüncesinin kapsamı içerisinde değerlendirmekte ve ‘’kudsi İslamiyet milliyeti’’ tabiri ile bu düşüncesini formüle etmektedir. Bediüzzaman bu görüşleri savunurken Cumhuriyet döneminde yetişmiş en büyük ırkçı ideologlardan Nihal Atsız, ‘’İslam kardeşliğini savunmanın ‘millet hainliği’’ olduğunu söylemiş,  barış ve dostluğun; milletlerin afyonu olduğunu ifade etmiştir. (2)

İslam ve milliyetçilik konusunu anlatırken İstiklal Marşı Şairi Mehmed Akif Ersoy’un yazmış olduğu ırkçılık ile ilgili o muhteşem şiirini de kaydetmeden geçmemek gerekir. Aslen bir Arnavud olan ve Türkçe’nin en güzel şiirlerini yazan Mehmet Akif Ersoy’un bu şiiri ve bu millete yapmış olduğu hizmetler, iman kardeşliğinin her türlü ırk bağından çok daha önce geldiğinin de çok güzel bir misalidir:

İşte ey unsur-i isyan, bu elim izmihlal,
Seni tahrik eden üç beş alığın marifeti!
Ya neden beklemiyordun bu rezil akibeti?
Hani milliyyetin İslam idi… Kavmiyet ne!
Sarılıp sımsıkı dursaydın a milliyetine.
‘’Arnavutluk’’ ne demek? Var mı şeriatta yeri?
Küfr olur, başka değil, kavmini sürmek ileri!
Arabın Türke; Lazın Çerkeze yahut Kürde;
Acemin Çinliye rüchanı mı varmış? Nerde!
Müslümanlık’da anasır mı olurmuş?  Ne gezer!
Fikr-i kavmiyeti, tel’in ediyor Peygamber.
En büyük düşmanıdır ruh-i Nebi tefrikanın;
Adı batsın onu İslam’a sokan kaltabanın!
Şu senin akibetin bin bu kadar yıl evvel,
Sana söylenmiş iken doğru mudur şimdi cedel?
Artık ey millet-i merhume, sabah oldu uyan’
Sana az geldi ezanlar diye, ötsün mü bu çan?
Ne Araplık, ne de Türklük kalacak aç gözünü!
Dinle Peygamber-i Zişan’ın İlahi sözünü

Veriniz baş başa; zira sonu hüsran-ı mübin:
Ne hükümet kalıyor ortada billahi, ne din!
‘’Medeniyyet!’’ size çoktan beridir diş biliyor;
Evvela parçalamak, sonra da yutmak diliyor.
Arnavutlar size ibret olacakken, hala,
Ne bu şuride siyaset, ne bu fasid dava?
Görmüyor gittiği yanlış yolu, zannım, çoğunuz…
Size rehberlik eden haydudu artık kovunuz!
Bunu benden duyunuz,  ben ki, evet, Arnavudum…
Başka bir şey diyemem… İşte perişan yurdum!..(3)

DİPNOTLAR:
1- Hutbe-i Şamiye, sayfa:70
2- Altan Tan, age, sayfa: 539
3- Mehmet Akif Ersoy, Safahat, Zaman Yayınları, 1. Cilt, sayfa: 396–398

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
1 Yorum