1. YAZARLAR

  2. İsmail BERK

  3. İş güvenliği ve etiği ya da insanca Türkiye
İsmail BERK

İsmail BERK

Yazarın Tüm Yazıları >

İş güvenliği ve etiği ya da insanca Türkiye

A+A-

Hayat gibi ilahi bir emanetin korunması gereken yerlerin başında riskli işlerde çalışanların can ve mal güvenliği gelir. İnsanın, insana ait bir işte çalışırken, sonuçta insan için bir yatırım ve kalkınma söz konusuyken, yine kendisinin bizatihi çalıştığı ortamlarda en hafif tabiriyle ihmal edilmesi, güvenliğinin hiçe sayılması derin bir vicdani ve aynı zamanda ahlaki yetmezliktir.

Peki, bu duyarlılığı hep işverenin veya kural koyucunun insafına mı bırakmalıyız? Yoksa kurumsal -mesleki standartlar ile mal ve hizmet kalitesinin birinci maddesi yapacağımız iş güvenliği icrasında ciddi aynı zamanda ağır yükümlülükler mi getirmeliyiz?

Devlet dediğimiz aygıt düzenleyici kuruluş olması gerekirken, çocuğuma isim vermeme kadar karışıyor. Ancak bir işverenin iş etiğine uymayan gelirine veya iş güvenliğine riayet etmeyen uygulamalarına, denetleme mekanizmasındaki gevşekliğe maalesef duyarsız kalıyor.

Daha ilginci para ile paralanan ve eli para gören her işlem bir sonraki ile gizli bir kombinezon kurup; aç, sefil ve ekmeğinin peşinde olan o masum insanların canı üzerinden rant/fırsat ve gelir elde ediyor.

İnsan hakkı deyip hala siyasi jargonlarla ideolojik kimlik ve düşünce tasnifleri üzerinden yürütülen demokrasi kavgasının hala insani zemine oturmadığı bir vakıadır. İnsan haklarının en temel ayağı, insan onuru ve emeği ile güvenliğinin sağlanmasıdır.

Tedbirsiz, eğitimsiz, standartsız, uyarısız, levhasız, yönlendirici olmadan ve iş güvenliğinin sıkı kuralları bilinçli bir hafızaya dönüştürülmeden inşaat alanına alınan insanlarla nasıl cinayetler/iş kazaları önlenebilir? “Bir şey olmaz”  sorumsuzluğu ile ekonomik büyümede ilk 20’de bile olsak, UNDP’ye göre insani gelişmişlik endeksinde 69. sırada olduğumuz gerçeği şamar gibi yüzümüze vuruluyor.

İş ahlakının, yumuşatılmış tabirle iş etiğinin bu kadar kural tanımaz şekilde çiğnendiği bir ülkede, 2014 Türkiye’sinde SSK’sız işçi çalıştıran şirket/kurumlara şahit olmak, gerçekten gayri ahlaki ve gayri insanidir.

Türkiye darbelerin kıskacından kurtuluyor, terörü yeniyor derken, esas insani zeminde üstü örtülmüş ve doğruları söyleyeni kategorize edip fişlemenin basit ve suiistimali örten reflekslerinden de kurtulmanın vakti gelmiştir.

Artık 1/1 ölçeğinde problemlere, problem alanlarına ve bunun kurumsal engellerine, bürokratik oligarşinin direnişine, siyasetin demokratikleşemeyen iç baskısına, ehliyetsizliğin referanslarla problem üretme mekanizmasına dönüştürdüğü liyakatsizliklere artık son verilmelidir. Rantın kural tanımaz iş dünyası-siyaset-bürokrasi üçgeni ve ilişkisindeki derin kotların her dönemde değişmeyen kapalı sisteminin de deşifre vakti geldi de geçiyor.

İş hayatında ekmeğe muhtaç ciddi bir kitle var, öte yanda takipçilik, imtiyaz ve tarafgirlikle kast sistemlerini kuran oluşumlar/yapılar/şebekeler var.

Burada, son yüz yılımızın ahlaki probleminin birikintilerinden ve bugün geldiğimiz noktadaki acı tablosundan bahsediyorum.

Eğer hala bir işyeri SSK’sız işçi çalıştırıyorsa, bunun derhal bakanlıkça tespiti ve cezalandırılması, inanın an meselesidir.  Yine sosyal güvenlik şemsiyesi altında olamayanlara yönelik iyileştirmeye giderek, bütçe kalemlerinden acaba bir müddet etkinlik/festival/şenlik/açılış vs. giderlerinden kısılsa da yalın/sade/etkin bir yönetimle vatandaşın ekonomik katman olarak en diptekine yönelik bir kaldıraç görevi görse daha iyi olmaz mı?

Devlet vatandaşına yardım etme lütfunu bırakmalı, eşit yurttaşlık temelinde asgari geçim şartlarını ve standartlarını iyileştirmeli.

İş kazaları/cinayetleri,   bu ülkede hep kanayan yara olmuştur. Son 30 yılın inşaat kazalarında ölen işçilerin sayısı ile onların ailelerinin şimdiki durumlarını merak ediyorum. Kaçının geçmişte sigortalı olduğu, mahkemelerde belirlenen tazminat ile işverenlerin yaptığı sus payı yardımının ne kadar derde deva olduğu bir araştırma komisyonu ile rapor haline getirilmelidir.

Buyurun size bir insani araştırma konusu. “Ama buna ayrılan bütçe faslı yok, seneye düşünelim” derseniz olmaz.

Bediüzzaman’ın Şam’da Emeviye Camii’sinde Müslümanların ahlaki 6 temel hastalığını sayarken, en önceliklerinden birisi de “hayat-ı içtimaiye ve siyasiyede sıdkın ölmesi” demişti.

10 işçinin arızalı bir asansörden yere çakılıp ölmesi sonucu, işveren televizyonda sanki her şey olağan gibi, asla etik ve teknik değeri olmayan politik bir konuşma yapıyor. Ben dinlerken utandım, üzüldüm ve 10 işçiye ciğerim yandı.

Bu ne cüret ve pişkinlik? Milletin aklı bu kadar mı hafife alınır?

Türkiye, İNSANCA TÜRKİYE olmalı vesselam.

Problem Odaklı İnsani Çözümler

Bu yazıyı sıcağı sıcağına yazmıştım. Ve Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun ilk sınavı olan bu meselede ciddi bir tutum sergileyeceğini gerçekten beklemiştim. Ve bunu yaptı. İnşallah bundan sonra problem odaklı insani çözümler ve müeyyidelerle restorasyon dediği tamir ve düzeltmeler ile tecdide giden inovatif yaklaşımlar hız kazanır. Bunu ayrı bir makale konusu yapmak gerekecek.

Hantal devlet, işlemeyen sistem ve belalı darbeler eşliğine rejimin ufuneti üzerinden elbette beş günde çözüm üretilemez. Ayrıca, iyileştirme süreçlerinin ve gayretlerin de farkındayız. Bunlar takdire şayan. Ama iş güvenliği konusunda yasa, etik, eğitim, kültür, değerler, disiplin, denetim, kampanyalar, etkinlikler ve bilinçlendirme seferberliği yapılsa yeridir. İnsani hayat şartlarını sıhhi ve emeğin/alın terinin ekonomik değerinin oluşması da bir o kadar hayati meseledir.

Belki acilen bir İŞ GÜVENLİĞİ ÜNİVERSİTESİ kurulup, özerk bir kurumla bu uygulama ve denetimler sıkı tutulmalıdır. İş güvenliği, SPK ve BDDK kadar önemli ve her işlemi izlenen bir radar sistemi ile acil eylem ve işi durdurma cezaları verilmelidir.

İyi Niyetten Öteye Aksiyon

Geçen yıl,  ilgili bakanlık ve bir üniversite ile İŞ ETİĞİ üzerine bir sempozyum yapmak için üç ay uğraşmıştık. Sonunda dokümanlar elimizde kalmıştı. Yapılan görüşmelerdeki ilgi ve iyi niyet ise ortada kaldı.   Nasip.  İnşallah yeni canlar tedbirsizliğin kurbanı olmaz.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
2 Yorum