• BIST 85.144
  • Altın 88,720
  • Dolar 2,3115
  • Euro 2,8325
  • Ankara -5 °C
  • İstanbul 8 °C
  • İzmir 0 °C
  • Antalya 9 °C
  • Trabzon 6 °C

İnsan sapmasının serüveni, Lehep Suresinin tefsiri

Bahaeddin SAĞLAM

111. Sure;  5 ayettir.

1-Ebu Lehebin iki eli kurudu. Ve kendisi de kurudu.

2-Ne malı, ne sanatı onu kurtaramadı.

3-O alevli bir ateşe dayatılacaktır.

4-Hanımı da öyle olacak… Odun taşıyıcısı olarak…

5-Boynunda demirden bir halat var olarak.

 

Bu kısa sure beş ayetiyle insanlığın maddî medeniyetinin maddî, kültürel gelişmesinin beş devresine işaret ettiği gibi; bu dönemlerin sonunu mucizevî bir şekilde gösteriyor. Fakat biri işârî, diğeri açık bu iki mucizeyi görmemiz için 17 nükteyi mütalaa etmemiz gerekir; işte:

 

1­-Bu surenin Kur’ândaki sıra numarası 111’dir; insanlık için önemli bir sonu ve bir zirveyi gösterir. Bu yükseliş ve ara sıra olan sapmalar, Kur’ânın 17. suresinin 111 ayetiyle bu serüvenin diğer medenî, dinî, malî ve ahlakî boyutları ile beraber ifade edilmiştir. İzah için Kur’ânın Evrenselliği adlı tefsirimizdeki bu 17. surenin açıklamalarına bakılabilir. Fakat 17. sure insanlığın bütün yönleriyle miracını, yükselişini anlatırken bu 111. sure sadece ekonomik ve maddî kültürel kalkınmasını anlatıyor.

 

2-Bu surenin bütün kelimeleri, maddî, ekonomik ve kültürel literatürü işliyor, onlara işaret ediyor. Az sonra alt maddelerde göreceğimiz gibi..

 

3-Leheb (alev) maddî kültürün ve maddî kalkınmanın ve pozitivist bilincin sembolüdür. Yunan mitolojisinde anlatıldığı gibi; insanlık bunu Tanrı’dan çalmıştır ve maddî olarak tek taraflı bir şekilde gelişmeye başlamıştır. Evet, bu tek taraflı gelişme, materyalist olduğundan ve Allah’a rağmen yükselmeye çalıştığı için denge ve istikametten ibaret olan İslam’ın en baş düşmanı sayılır. Her ne kadar ilmi ve araştırmayı esas almakla İslam’ın amcası da sayılsa ve ondan yaşlı da olsa.. Bilindiği gibi Ebu Leheb Hz. Muhammed’in amcasıdır. İşte bakın tarihte dinin ve İslam’ın iki baş düşmanı olmuştur:

 

a) Ebu Cehil (cehalet, karanlık ve vahşetin babası.)  Bu baş düşman daha önce tarihe karıştığı için, onun adı, elimizdeki evrensel Kur’âna girmemiştir.

 

b) Ekonomiye ve materyalizme dayalı olan Ebu Leheb ise, İslam’a akrabalığı olmasına rağmen daha zararlı olduğu ve kıyamete kadar devamlı olacağından, evrensel Kur’ânın bir suresini işgal etmiştir.

 

4- Ekonomi ve maddî kazanç sadece bedeni besler; dünyayı mamur eder. Leheb (alev) ise, sadece dünyayı, maddeyi aydınlatır. Fakat din özellikle dengeden ibaret olan İslam, dünyayı da ahireti de aydınlatır; ruhu da besler, bedeni de.. Bu iki kavram akraba oldukları halde birincisi tek taraflı gittiğinden denge ve istikametten ibaret olan İslam’ın en birinci düşmanı sayılmıştır. Ve İslam zaferlerinin önü, ancak bu materyalist ekonomi ve materyalist felsefe ile kesilmiştir.

 

5- İki el, Kur’ânda Mâide (sofra) 64’te geçtiği gibi; Allah’ın dünya-ahiret, geçmiş-gelecek, sağ-sol, madde-mana, musibet-nimet gibi çifter imkânlarını temsil eder. Bu surede geçtiği gibi; Yahudiler kendi yanlış zanlarınca Allah’ın bir elinden ibaret olan ekonomik sistemin kapalı olduğuna inanıyorlardı. Bundan dolayı kendilerini faiz yemeye mecbur hissediyorlardı. Bu 64. Ayet onlara şöyle cevap verdi: “Hayır! Allah’ın iki eli de (sonsuza dek)  uzanmışlardır (mebsûtatâni.) Allah onlarla istediği gibi infak eder.”

 

Bu ayete bakarak diyebiliriz ki; Ebu Lehebin iki elinden maksat, geçmiş ve gelecek imkânlar, kültürel ve maddî gelişmeler demektir ki; bu materyalist sistem, tek taraflı gittiğinden hepten zarar ediyor. Demek bu surede Ebu Lehebin biyolojik iki eli kast edilmiyor. Çünkü onlar zaten çürüdü gitti, evrensellik boyutu kalmadı… Sadece Kur’ân, onun kâfir olarak öleceğini haber veriyor. Ve aynen öyle olmuştur.

 

Tebbet kelimesi, Arapça lügatlerde geçtiği gibi; tamamıyla zarar etmek, hepten helak olmak, yerle bir olmak gibi manalara gelir. El ve eller ise Arapçada genellikle imkânlardan kinaye olarak mecazen kullanılır.

 

6- We tebbe.. (Ve kendi bedeni de helak oldu, zarar etti.)

Evet, insan materyalist olursa, ruha ve ahirete inanmazsa veya inandığı halde İslam’ın dengesi üzere gitmezse en büyük zararı yapmış olur. Çünkü böyle bir insan için bedeninden daha değerli bir şey yoktur. Yani beden ahiret gibi değerli bir ürünü meyve vereceğine materyalist sistemde hepten helak olur. Dünyanın en büyük zararı gerçekleşir. Bu sure, 83 harfiyle bu maddî ömre bakar ve nasıl helak olduğunu gösterir. Seksen üç sene 1000 ay eder ki; bu suredeki zararın telâfi imkânı bin aydan söz eden Kadir suresinde anlatılır.

 

7- Gınâ (zenginlik..) Materyalist sistem, ruha ve ahirete inanmadığı için insanın en temel güdüsü olan aşk-ı bekayı maddî zenginlikle masturbe etmek ister. Fakat mal, ma ağna anhü..  (insanı asla muhtaçlıktan ve fakirlikten kurtarmıyor.)

 

8- Mâlühü (onun malı..) Maddî medeniyetin, ekonomik dünyanın temel kıblesi, tanrısı, en temel değeri ve vazgeçilmez rengi maldır. Arapçada mal kelimesi, fon ve renk manasına gelir. İnsanı büyüler, gözünü kamaştırır. Fakat insanı gerçekten zengin etmez; ona sonsuzluğu, ebediyeti kazandırmaz.

 

9- We mâ keseb.. (Ve diğer kazanımları da ona bir fayda vermedi.) Yani şöhret, sanat, bilgi, entellektüellik gibi tek taraflı kalan değerler de insanın sonsuzluğu arayan kalbinin ihtiyacını kapatmaz.

 

10- “Bu materyalizmin şahs-ı manevîsi (kollektif kişiliği) alevli bir ateşe dayatılacaktır.” İşte:

 

a)Materyalistçe kültürü ve sanayiyi esas alan Avrupa, iki kere ateşli dünya savaşlarına maruz kaldı.

b)Dünya böyle materyalistçe bir hayatı devam ettirirse bir kıyametin kopmasına sebep olur, atmosfer yırtılır, insanlık ateşli taşlara ve ateşlere maruz kalır.

c)Dünya güneşin alevli sıcaklığı altında kavrulabilir. Kıyamet kopar, diye bir işaret de anlaşılabilir. Geleceği haber veren bu cümlenin ebcedi (sayısal) değeri 1590 eder ki, çok belirtilerden bu tarihte böyle bir kıyametin olacağı tahmin ediliyor. Ve bu işaret değişik karinelerle teyid ediliyor. İzah için Bediüzzaman’nın Kastamonu Lahikası’na bakılabilir.

 

11- Wemraetühü.. (Ve hanımı da öyle olacak..) “Hanım” sembolik dilde bir şeyin altyapısı ve bu konuda yapılan yatırımlar demektir. Evet, materyalist kültür ve sanayi insanlığa gerçek bir fayda vermediği gibi, bu sistemin altyapısı olan sayısız bilimsel araştırmalar ve üniversiteler de ahiret ve ebedilik konusunda bir fayda vermiyor. 

 

12- Hammâlete’l- hatab.. (O altyapı sadece odun toplayıcılarıdır.) Evet, materyalist dünya özellikle bu dünyanın altyapısı olan materyalist üniversiteler,  odun yığınları gibi sayısız materyalleri topluyor. Fakat sentez yapıp alevlendiremedikleri için bilgileri karanlıkta kalıyor; kâinatı okuyamıyorlar; geleceği göremiyorlar. B. Said Nursî, bir doktora yazdığı bir mektupta “odun yığınları” tabirini bu manada kullanmıştır.

 

13- Öyle ki; bu hastalık bu asırda dindarlara da bulaştığından onlar dahi, binlerce dinî bilgi odunlarını biriktirip bir türlü yorumlayıp nurlandıramıyorlar. Yine insanlık karanlıkta kalıyor. Materyalizm sıtmasını artırıyor, kıyametin kopmasını hızlandırıyor, insanlığı zarara ve ölüme sürüklüyor. (Maddi ve kültürel materyalizme ve dünyeviliğe bakan 4. ayette ifade edildiği gibi.)

 

14- “Onun boynunda demirden (ve değişik örgülerden)  bir halat vardır.” Boyun, esaretten kinayedir; işte herkes görebilir, materyalist insan esirdir. Materyalist Batı, bütün zenginliğine rağmen demirin ve değişik bağların esiridir. Materyalistçe eğitim verdiğinden, Batı hayat tarzını teşvik ettiğinden ve kapitalizme karılık ettiğinden Üniversite dünyası edilgen ve feminen olduğuna işâreten ayette dişil zamir gelmiştir. Üniversitenin gerçekten hür olmadığını gösteriyor.

 

Esaret, baskı ve depresyon önce boyuna bağ olduğundan ayet, el ve ayak değil de boyun kelimesini seçmiştir. Çok ilginçtir ki; Doğu insanı ellerinden kelepçeli ise, Batı insanı da boynundan bağlıdır.

 

15- Halat örgü, ağırlık, kargaşa demektir. Halat, belli bir yükü taşımak içindir. Fakat bu öylesine anlamsız ve absürd bir halattır ki, kendisi başlı başına bir yük olmuş; insanın belini büküyor. Min mesed (demirden ve değişik örgülerden bir halat.) Yani materyalist kültür, materyalist sanayiye dönüştü. O da çetrefilli sosyal, elektronik ve felsefî örgülere dönüştü ve insanlık özellikle bilim dünyası esir edildi.

 

Mesed demirden ve değişik nesnelerden örülmüş bağ demektir. Bu örgünün sonu Hicrî 1529 olabilir ki, bu son iki cümlenin sayısal değeridir. Ve sure 21 kelime olmakla bu kilitlenmenin 21. asrın sonuna kadar devam edeceğine işaret eder.

 

16- Kendisinin bilincine varan insanlık, ekonomik hayatını önce iki eliyle kazanıyordu; sonra bedeni ile..  (Buna 1. ayet işaret ediyor.)

 

Sonra mal ile; sonra sanat ile..  (Buna da 2. ayet işaret ediyor.) Sonra ateşli savaşlar ve bu sayede kazanılan ganimetler ile.. (Buna da 3. ayet işaret ediyor.)

 

Sonra altyapı hazırlıkları ile ve bilimsel gelişmelerle ve sanayi yığınakları ile geçindi. (Buna da 4. ayet işaret ediyor ki, en materyalist dönem bu 4. dönemdir.)

 

Sonra bilgi ve elektronik çağı geldi. İnsanlığın boynuna kramplar girdi. (Buna ve bu değişik bağlara da 5. ayet işaret ediyor. Ki büyük bir ihtimalle bu dönem son dönem olacaktır.)

 

17- Bu sureden bir önceki sure Nasr suresi, İslam zaferlerinden söz ediyor. Bu dizayn, İslam zaferlerinin bu materyalist kültür ve sanayi ile mağlup edileceğini bildirdiği gibi; bu mağlubiyetten ve bu materyalist yapıdan kurtulmanın yolunun da ihlas, tevhid, denge ve sonsuzluğu yakalamakla olacağını bildiriyor ki; 112. sure olan İhlas suresinde temel konu olmuştur.

 

Şimdilik bu kadar yeter. İşte size bu surenin meali: Siz de bu hakikatleri onda görebilirsiniz.

  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Risale Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 312 492 06 88 | Haber Scripti: CM Bilişim