1. YAZARLAR

  2. Himmet UÇ

  3. İlim tarihi veya esma yansımalarını okuma tarihi
Himmet UÇ

Himmet UÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

İlim tarihi veya esma yansımalarını okuma tarihi

A+A-

İlim tarihi nesne, insan ve olaylara kadim tarihten bugüne kadar yansımaları okur, ama yansımaları Allah ile irtibatlandırmaz. Bir arkeolojik nesneden hareketle onun kullanıldığı tarihin çok yönlü araştırmaları yapılır. Ressam olma adayları karşılarına konan meşhur ressamların eserlerini yeniden okumaya tabi tutulurlar. Bir tabloda kullanılan renklerin ve dekoratif  durumların, ressamın ruh halinin psikanalizini yaparlar. Freud, Musa Heykelini seyrederek oradan Hz. Musa’nın dağdan döndüğünde ümmetinin sapıtmasına karşı ruh halini okur, çünkü Mikalanj heykeli o ruh halini yansıtmak için yapmıştır. Geçmiş ümmetler, garip ümmetler, bir peygamber peygamberlik öğretisini geliştirmek için bir süre ayrılıyor. Döndüğünde, civcivleri kapışılmış tavuklar gibi görüyor ümmetini. Peygamber sabrı bu olsa gerek. Kimbilir neler düşünmüştür Hz. Musa. Şuradan bir küçük süre ayrıldım, tapmak için kendinize buzağıyı seçtiniz. Hz. Peygamberin (asm) ümmeti çok zeki insanlar. Ashabdan bir genç kızı, inanmayan biri gidip kendine ister. Müslüman kadın ona “sen Müslüman değilsin, geçen gün bir tahtayı bir marangoza götürdün o da sana yontarak bir tanrı yaptı, şimdi sen ona tapıyorsun. Bu ne mantıksız şey Tanrı dediğin seni aşan seni yöneten evreni yöneten olmalı. Senin taptığın bir tahta. Tahtaya tapan bir tahta kafalıya varamam“ demiş.

İlim tarihi nesne olay ve insanların arka planını, tersten perspektifini göremez. Bediüzzaman’ın okumaları çok farklı perspektiflerden hareket eder. Şimdi burada bir seyir var, daha sonra okumaya dönüşür. “Mesela, bahar mevsiminde cennet hurileri tarzında bütün ağaçları sündüs misal libaslar ile giydirip,  çiçek ve meyvelerin murassatıyla süslendirip hizmetkar ederek onların latif elleri olan dallarıyla, çeşit çeşit en tatlı, en musanna meyveleri bize takdim etmek, hem zehirli bir sineğin eliyle şifalı en tatlı balı bize yedirmek, hem en güzel ve yumuşak bir libası elsiz bir böceğin eliyle bize giydirmek, hem rahmetin büyük bir hazinesini küçük bir çekirdek içinde bizim için saklamak…”

Ağaçları sündüs misal libaslar ile giydirip… Giydirmek fiilinin öznesi kim Allah. Yani Allah ağaçları çocuklarına elbise giydiren anne gibi giydiriyor. Edebiyat şiir nasıl diyor bu levhalara?

Divan şairi;

“Esti nesimi Nevbahar açıldı güller subhı dem

Açsın bizim de gönlümüz saki meded sun camı cem

Bahar mevsimi geldi güller açıldı sabahleyin uyanan insanlar gibi

Saki sen de bize içki sun ki bizim de gönlümüz açılsın” mısralarıyla açmak filine iki anlam vermiş, ağaçların açmasına karşılık saki de içki sunsun insanın ruhunu açsın, eğer açmaksa.

Halk şairi nasıl okumuş?

“Bahar oldu açtı güller ötüşür bülbüller

Sevişin sevgililer gençlik elden gider…”

Derde bak, bahar insanları neye çağırıyor? Ya sen nasıl okuyorsun? Ey Üstad. Senin okuduğunu bugüne kadar kimse okumamış ne şair, ne yazar, ne de filozof.

Ağaca önce elbise giydiriyor, sonra çiçek ve meyveler ile süslüyor, niye süslüyor, çünkü ağaç aziz misafirin hizmetçisi ama güzel giyinmesi lazım, insana hürmet ediyor ilahı Mümtazımız. Yarattığına çıplak ağaçlar ile de armut verirdi, çıplak ağacın göğsünde çıplak armutlar yok. Allah öyle yapmaz, önce en güzel elbiseyi giydirir sündüs misal sonra çiçek ve meyve ile süsler sonra o meyveleri insanlara sunar takdim eder. Bu okuma nedir ilim okuması şefkat ve merhamet okuması. “Ne kadar cemil bir kerem, ne kadar latif bir rahmet eseri… Ağacı Allah’ın esmasına göre okumak. Bilim tarihi ne der? Ağaçlar çiçek açtı meyve verdi, bahar görüntüleri falan filan…

Fiillere bak! Giydirmek, süslemek, takdim etmek. Buna beyan dersi denir. Bediüzzaman’ın beyan dersi. Sen hala Türk mü Kürt müyü tartış. Çocukların annelerini kaçırmak için tartışmaları gibi. Ey üstadım senin gibi bir büyük altın adamı bit pazarında satan aklı ermezlere ne dersin? “Beni anlamadılar” demiş o gün de bugün de.

Yedirmek, giydirmek, saklamak, kullanılan fiillere bak. Özneye bak Allahı Zülcelale. Türkçenin en güzel cümlelerini kuran adama bak. Ne kadar harika cümleler kurmuş. Bunların özne yüklem durumunu edat nesne ve durumlarını tartışmana ve bal gibi cümle hazineleri hem Türkçe hem vahdet ve itikad dersi. Kalk Namık Kemal kalk, Tanpınar, Kaplan kalkın bakın o elbisesinin aslı belli olmayan en güzel Türkçeyi kullanan adam kim? Said Nursi.

Benim öteden beri dillendirdiğim Bediüzzaman’ın Cumhuriyet döneminin en güzel Türkçesini kullandığını bir eleştirmen şu boyutlarda yorumluyor. Beşir Ayvazoğlu ile ilgili özel bir sayıda Yusuf Yavuz Yılmaz, Dil kavgasının İdeolojik Arka Planı yazısında: “Şu bir gerçek ki Öz Türkçe oluşturma çalışmaları sonucunda geliştirilen dil anlayışı hedeflenenin tam tersi bir sonuç vererek devrim yapan kadro  ile halkın dili arasındaki mesafe iyice açılmış oldu. Bu durum Cumhuriyet devrimlerinin halka daha kolay ulaşması şöyle dursun, yapılan değişikliklerin belirli bir üst tabaka ile sınırlı kalmasıyla sonuçlandı. Cumhuriyet devrimlerinin halka ulaşmadaki başarısızlığı bir anlamda bu değişikliklerin arkasında yatan dil politikalarıyla yakından ilgilidir.

Elbette hayat boşluk kabul etmeyecektir. Cumhuriyet elitlerinin özellikle dini ihmal ederek oluşturmaya çalıştıkları seküler dil anlayışının bıraktığı boşluğu; Said Nursi din dilini temel alarak oluşturduğu yeni bir taşıyıcı dil ile doldurdu. Said Nursi’nin başarısı bir yandan halkın bilincinde dinin derin etkisine, diğer yandan din ile bilimi başarılı bir şekilde harmanlamasına bağlıdır. Cumhuriyet elitlerinin devletin her türlü imkanlarını kullanarak  oluşturmaya çalıştıkları Öz Türkçe’ci anlayışın zamanla etkisini yitirmesi dini dışlayan bir felsefeden hareket etmesiyle yakından ilgilidir.” (Yusuf Yavuz Yılmaz, Dil Kavgasının İdeolojik Arka Planı, Değirmen Beşir Ayvazoğlu Dosyası, sayı 32 s 118)

Ben bunu uzun zamandır dillendiriyorum. Sayın Yusuf Yavuz Yılmaz bunu daha ideal bir zemine oturtmuş, bizler ise yaptığının değil ne olduğunun kavgasını veriyoruz. Eynessera minessüreyya…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.