1. YAZARLAR

  2. Afife ARTIK

  3. İkinci Şua’yı anlamak– 10
Afife ARTIK

Afife ARTIK

Yazarın Tüm Yazıları >

İkinci Şua’yı anlamak– 10

A+A-

İkinci Şua’ya ulaşmak için Kuddüs İsminden başladığımız yolculuğumuz Hakem İsmi ile devam ediyor. Hakem isminin beşinci noktasının ikinci meselesine kadar gelmiştik. Şimdi buradan devam edelim.

Kainat bir kitap, hem de mucizevî bir kitap fakat bir tarif edicisi olmazsa okunamaz ve hikmetleri, gayeleri anlaşılamaz. Kainat kitabını tefsir eden Kuran-ı Muciz’ül Beyan’dır. Kuran ise Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam’ın en büyük mucizesidir. Peygamberimizin ubudiyetinin mertebesinin göstergesi ve Allah ile olan muhataplığının tezahürüdür.

Kainattaki hikmetler Efendimizin vücudunu gerektiriyor. Çünkü kainattaki tüm hikmetlerin bitamamiha göründüğü ve tahakkuk ettiği ayine Efendimiz Aleyhissalatü Vesselamdır. Mesela tüm kainat Allah’ın cemaline ve kemaline ayinedarlık ediyor, bu ayinedarlıkvahdet tecellilerine bakıyor. Allah Ehad ve Ferd dahî olduğundan kainatın tümünün yaptığı bu ayinedarlığın bir tek ayinede ve en cami ayine olan insanın bir ferdinde dahi görünmesini irade ediyor.

Peygamberimizin ayinedarlığı, kainatınayinedarlığının sebebi olmuş da diyebiliriz çünkü kainat Efendimizin nurundan yaratılıyor. Kainattaubudiyyet ve eyinedarlık namına her ne varsa hepsi Efendimizin külli ubudiyetinin ve ayinedarlığının bir vecihle tezahürü gibi. Dağların, denizlerin, kürelerin, on sekiz bin alemin yaptığı ubudiyyet ve ayinedarlık ne ise o ubudiyyet ve ayinedarlığı evvela peygamberimiz yapmıştır.

Efendimiz’inkab-ı kavseyn makamında tahakkuk eden öyle bir ayinedarlığı var ki Allah’ın bütün isimlerine bütün mertebelerinde mukabele etmiş ve Rububiyyet dairesi mukabilindeki ubudiyyet dairesinde ubudiyyetin her nevini yerine getirmiştir. Diğer peygamberlerin, meleklerin ubudiyyetleri de Efendimizin külli ubudiyyetidahilindedir.

Kainatı görmek ve görünmek istemek sırrınca yaratan Hakîm-i zülcelalin bütün makasıdıEfndimiz Aleyhissalatü Vesselamın kab-ı kavseynmakamındakiayinedarlığı ile tahakkuk etmiştir. Burada zaman ve mekan çok geride kalmıştır. Sidretül münteha dediğimiz yerde tüm mahlukat bitmiştir. Bu nedenle Adem (as) Efendimiz’den önce gelmedi mi gibi bir sorunun da anlamı kalmaz. Efendimizin miracı ve ayinedarlığı tüm zaman ve mekanların üstündedir, onları içine alır. Kab-ı kavseynimkan ile vücub ortası demektir. İki kavsin kesişme noktası; bir kavsin ötesi imkan, diğer kavsin berisi vücub.

İşte bu kainat kitabına da öyle bir muallim gerek ki kainattaki tüm hikmetleri bilsin ve kendi mahiyetinde bu hikmetleri bitamamiha tahakkuk ettirsin. Bu kainat sarayına nasıl girileceğinin öyle bir tarifçisi lazım ki bu kainat sarayındaki bütün işaretlere ve remizlere kendi mahiyeti, ubudiyyeti, mukabelesi ile bir dellal olsun. Kainatın işaretlerle gösterebildiği hakikatleri kendisi yüksek sesli bir dellal olarak ilan etsin.

Eğer bu kainatın böyle bir dellalı, bir tarif edicisi olmasa bu kainat da olmamalı. Zira kainatın bu hali ile var edilmesi O’nun (asm) ubudiyyeti, mukabelesi, ayinedarlığı iledir. Efendimizin bütün mertebelerinde tüm Esmaya ayinedarlığı iledir ki kainatın fertleri ve nevleri de mevcut ayinedarlıklarını yapabiliyorlar. Her şeyin Efendimizin nuru ile alakadar olması da bu manaya bakıyor. Her şey O’nun nurundan yaratıldı ve her şey O’nun tahakkuk ettirdiği geniş ayinedarlığın bir basamağında ayinedarlık ediyor.

Mesela miraca çıkan herkes O’nun miracının gölgesi altında ve sayesinde miraca çıkıyor. Efendimizinki Mirac-ı Ekber idi. Her kulun da kendi aksalgayatına tekabül eden bir miracı var ve bu miracın olabilmesinin sebebi Efendimizin Mirac-ı Ekber’idir.

Açıkça anlaşılıyor ki Hakem ismi Resul-i Ekrem’in varlığını istiyor. Madem kab-ı kavseyn mertebesinde geniş ve tüm Esmaya her mestebesinde mukabele eden Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam’dır, öyle ise Allah’ın her bir ismi Efendimizin vücudunu ister çünkü tecelli zemini ve zuhura sebep Efendimiz’dir.

Şu gözümüz önündeki kainatın varlığı kadar kainattaki hikmet , inayet, rahmet gibi hakikatler de katidir. Ve bu hakikatler Rahman, Hakim, Adil bir zatın varlığını istilzam eder ve böyle bir Zat’ı tanıttıran ve ayinesinde O’nu gösteren bir dellal ister.

Demek kainatın varlığı tüm isim ve sıfatları ile Allah’ın varlığının delili ve Allah’ın varlığının ilancısı ve ayinesinde O’nu (cc) gösteren de Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam.

Ayinedir bu âlem her şey Hak ile kaim

Mir’atıMuhammedden Allah görünür daim.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
1 Yorum