1. YAZARLAR

  2. İsmail BERK

  3. Hutbe-i Şamiye müzakereleri
İsmail BERK

İsmail BERK

Yazarın Tüm Yazıları >

Hutbe-i Şamiye müzakereleri

A+A-

İslam cemaatinin birliği ve ahlaki inşası için: Hutbe-i Şamiye müzakereleri

Bugün o gündür. Tam yüzyıl sonra. Bediüzzaman’ın “kışta yolculuk” dönemine denk gelen, muhtemelen Mart kışının bahara teslim olacağı bir geçiş  devrine rastlayan  Şam günleri var.

1911’den 2011’e yüz yılın serencamı, yüzyılın ikaz edici üç  özelliği olan “harpler, fenler ve dehşetli hadiseler”in uyandırdığı insanlık cevherinin keşfedildiği  edildiği bir kürsüden yapılan hitaptır Hutbe-i Şamiye.

Hitap “İslam Cemaati”nedir. Muhatap, Müslümanlardır. Ehl-i İslamdır.
“Ey İslam Cemaati!”
Hepimizi kapsayan, bütün cemaatlerin “üst kimliği” kabul edilen muhatap kriteri: “Ey İslam Cemaati!”

İşte yüzyılın yankısı müjde:
“İstikbal, yalnız ve yalnız İslamiyet’in olacaktır.”

Ve İslamiyet’in ifade ettiği kapsama alanı:
“İslamiyet  güneş gibidir, üflemekle sönmez, gündüz gibidir, göz yummakla gece olmaz.”

Hiçbir mensubiyet, ırk, grup, ülke ve cemaat, bu temsili kendine inhisar edemez.
Aksi halde, İslam birliğine nasıl gidilir?
Ümmet şuuru, nasıl tahakkuk eder?
“Şeriat-ı garra” nasıl parlaklığını, güneş gibi bütün alemlere yayacak?

Üstadın Hutbe-i Şamiye öncesi Şark ve İstanbul mütalaaları ve çözümleri var. 
O günlerde, “Şark ve Kürdistan”da medrese ehli ile padişah ve ahalinin meselelerini bir bir içtimai reçeteler olarak anlattığı Münazarat’ı yazar.

İstanbul’da Dersaadet’e geldiğinde Divan-ı Harb-i Örfi’nin ve Sünuhat’ın kaleme alındığı dönemin keskin kırılmalarını ve İstanbul’un ahvalini yansıttığı risaleleri var.
Şam’da ise, yaşadığı bölgenin şartlarından ve İstanbul’dan bağımsız olarak İslam alemine hitap ettiği ayrı bir fotoğraf çizer.

hutbeisamiye.jpgHutbe-i Şamiye/Şam Hutbesi.
“Yüzyılın bildirisi"  evrensellikte ‘Çağa sesleniş’ manifestosudur. Hutbe irad ettiği kürsü, ümmet kürsüsüdür.

Şam Hutbesi, bir dönem İslam aleminin “merkezi” kabul edilen Şam’da okunmuştur. 
Emevilerin ve Osmanlının iki merkezi Şam ve İstanbul koordinatları, burada belirlenir.

Şam Hutbesi, Selahaddin-i Eyyyübi’den İslam komutasının maddi kılıçlar yerine manevi kılıçlarla/manevi cihadla yapılacağı görevin  devralma merasimidir bir anlamda. Kudüs’ün, Yahudilik ve Deccal fitnesinden kurtulacağı Kur’an kılıcının “Fikirlerimizle, aklımızla ve kalbimizle iman ettiğimiz” şekilde  ikna  esaslı  bir tebliğ ve hizmetle yürüyeceği yeni başlangıcın ve Risale-i Nur metodunun duyurusudur bir anlamda. Müminlerde zaaf haline gelen hastalıkların teşhisi ve tedavisi için görevi devraldığı bir devir teslim nöbetidir.

Emeviler’den gelen saltanatın yerine hilafetin esas alınacağı Risale-i Nur modelinin inşa tarihidir.
Şam, Hazret-i Hasan’ın yarım kalan beşinci halifeliğinin  manen tevdii  ve  emanetin teslimidir bir anlamda.

Bu nazarla, Hutbe-i Şamiye, yeniden yeniden okunmalı.
İçtima-i reçetelerin icrası, sosyal hadiselerin ahlaki zemini ve siyasi yaklaşımların çıtası açısından İslam cemaatine hitap eden çerçevesi ile Şam hutbesi bu güne kadar yeterince müzakere edilemedi.
2011 yılı Hutbe-i Şamiye yılı olmalı.

İslam dünyası ve ülkemizin önceliği;
1-Ümitsizlik,
2-İslam cemaatinin sosyal ve siyasi hayattaki güvensizliği,
3-Adavet ve husumet hali,
4-Gerçek birliği, “nurani bağı” bilememek,
5-Her türlü baskı ve dayatma,
6-Bencilliktir.

Eğer tarih, o günü bu gün anlamamız için kayda alacaksa, yukarıdaki kısa başlıkların taşıdığı hastalık virüslerini daha da tesirli hale geldiğini görüyoruz.

O halde, İslam cemaati’nin yaralarını saracak, teşhisi tedavi için kolaylaştıracak ve hepimizin yeniden yenilenmesini sağlayacak içtimai birlik için Hutbe-i Şamiye yılı olmalı.

İslam’ın yüksek siyaseti, bu bağlamda ortaya çıkar.
Tearüf ve teavün, bu eksende hayat bulur.
İslam ülkelerinin, kendi ırk, dil, otorite ve batı laisizmi ile oluşan “resmi/milli din” algısı ve telkini yerine bizzat İslam’ın sosyal ve idari reçeteleri ile ahlaki ve imani esasları baz alınacaksa, Şam Hutbesi  temel çerçeveyi vermektedir.

“Milli din” ile başlayıp seküler ve milliyetçi duyguları “milli siyaset” haline getiren, otoriter “kutsal değerler” üreten sistemlerin tamamı sarsılmayı, yıkılmayı, tamiri  veya yeniden inşa edilmeyi bekliyor.

2011, bu inkişafların tetiklendiği, butona basıldığı yüzyıllık müjdenin yüzüncü yılında kutlandığı bir İslam yüzyılının keşif işaretleridir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
2 Yorum