Hoş geldiniz, küçük cihattan büyük cihada

Hoş geldiniz, küçük cihattan büyük cihada

Hadis-i Şerif

Bismillahirrahmanirrahim

Câbir bin Abdullah (r.a.) rivayet ediyor. Resulullah (sav) buyurdular ki: 

"Hoş geldiniz. Küçük cihattan büyük cihada; nefsin gayr-i meşru arzularıyla mücâdele etmeye döndünüz."

Bir savaş sonrasıydı. Kollar kanatlar kesilmiş, kan gövdeyi götürmüştü. Resûl-ü Ekrem (a.s.m.) Sahabilerine, küçük cihaddan büyük cihada girdiklerini belirtmiş, büyük cihadın da nefsin gayr-ı meşru istekleriyle yapılan cihad olduğunu bildirmişti.

İnsan heyecana, gayrete gelip can havliyle din, vatan ve namus uğrunda maddî cihada çıkmayı başarabilir. Fakat bu, ömür boyu sürmez. Mücadele ya şehid, ya da gazilikle sonuçlanır. Sonra insanın en çok sevdiği can, mal ve sevdiklerini feda etmek, yerine göre anlıktır veya kısa bir süreyi işgal eder. Nefisle mücadelesi ise ölünceye kadar devam eder.

Maddî cihadda düşman genellikle karşıdadır. Düşman bilindiği ölçüde tedbir almak, taktikler kullanmak kolay olur. Nefis ise kale içine yerleşmiş hîlekâr, gizli bir casusu andırır. Her an, her dakika, umulmadık bir anda kötülükler yapabilir. İçe yerleşen, en büyük düşman olan nefis de dış düşmanın yapamayacağı kötülükleri yapabilmektedir insana. En umulmadık anda onu tongaya düşürmekte, suç işletmekte, tehlikelere atmaktadır. İnsanı yerine göre günahlara, yerine göre küfre itebilmekte, dinden çıkarabilmekte, maddî ve manevî hayatını mahvedebilmektedir. Bu sinsî ve hâin düşmana karşı uyanık olunmaz, meşru olmayan arzu ve isteklerine göz yumulursa ona yenik düşülür. Demek ki en büyük cihad nefiste: Onun meşru olmayan arzu ve istekleriyle yapılan cihaddır.

(Camiussağir - 6107)