1. YAZARLAR

  2. İsmail BERK

  3. Hayatı yaşamak
İsmail BERK

İsmail BERK

Yazarın Tüm Yazıları >

Hayatı yaşamak

A+A-

Takdir edilen bir ömür limitinde doğumla başlayan kronometremizi tamamlamaya çalışıyoruz. Hayatımızın sayacını okurken veya görürken kaçırdığımız her kesit ve an, bir gaflet veya dikkatsizlik emaresi.

Farkındalığımızın okuduğu hayat keşfi, tefekkürün boy aynasında bizi bize anlatıp heyecan ve ümit verir.

Okunmayan mektuplar gibi hayatımızdan akıp giden anlamını fark edemediğimiz tablolar ise “demirci çarşısı”nda zannettiğimiz maddi bir varlık gibi görünse de erbabı için birer sanat değeri olan ve antikalar çarşısında müzayede kıymeti taşıyan birer model olduklarını unutmayalım.

Hayatın bu yönüyle anlamı, coşku ve ümitle kamçılanır. Yola revan olur.

Hayat, pozitif heyecanın muştusudur. Çalışma, çabalama ve hislenme içinde gayretle sarıldığımız müspet faaliyetler, dinamik ve dinç tutar.

Menfilikte ise, dedikodu vardır, karalama ve yaralama çirkefliği söz konusudur. Yaptığı olmayıp, başkasının yaptığını tenkitle ömür tüketir. Nefis, canlı cenaze gibidir, negatif kümeye dahildir.

Şikayetçi olanlar, şevk öldürücüdür. Şevk taşıyan ise istikbale adanmış bir hedefin havarisidir.

Hayat, rengini şahsın karakterinden ve uygulamasından alır.

Hayat bir ayna gibidir. Karşısına geçene kendisini gösterir. Onun zihin ve hayal dünyasından niyetine ve davranışına dönüşen resmini ona gösterir. Olumsuzlukları anlatan, bilin ki kendi aynasında görünen kendi profilini ele vermektedir.

Gıybet eden, bizzat hastadır. Tedavi edilmesi vacip olan kendisidir. Burada yaşanmayan bir hayatın hakkı için tedavi şart.

Takdir eden ise kendini de ödüllendiriyor. Kalbini ve aklını müspete akıtıyor.

Hayat, bizi ele verir. Sattığımız, ürünümüzdür. Başkası üzerinden ufunet satıyorsak, bilin ki ufunetin adresiyiz.  

Eğer güzel vasıflar aktarıyorsak, bilin ki vasıflı bir tavrın emanetçiyiz en azından.

Hayat, hayatın demidir. Demlendiği kadar içilir. İçilenin tadı bekletilenlerle beklenilenin orantısı ile anlamlıdır.

Vicdanın sesi, kendisini sorgulayıp tekâmüle yönelirse anlamlıdır. Kendindeki sesi duymayıp başka seslere sözcülük ederse, kendini unuturcasına başkasını sorgularsa, hayat=bayat olur. Tatsız ve tuzsuz ve şevksiz bir mecrada kuruyan bir göle döner.

Hayat, anlamlar serisidir.  Niyetin kimyası ile yeşerir veya kurur. Kurutulan şevk kaynakları, yeşeren ise istikbal fidanlarıdır. 

Takıntılarımız, akıntılarımızdır. Bir akıntıya kürek çekmek, nefsimize yenilip hırsımıza esir düştüğümüz hallerdir. Yalanın bile arkadaşlıktan yorulduğu kıskançlık sendromlarıdır.

Takımın akımına giremeyenler, ferdi varlıklarının acizlik bileşkesinde başkasına tutunmanın ve beraberce koro halinde musallat olurcasına musallaya hazırlanırlar. Geleceği belli bir husumet tohumu, sahibini hayattayken musallaya oturtur. Öndedir, ama ölüdür. “Nasıl bilirsiniz?”in iyi niyetli duası, yaşanılanı affettirecek kadar masumiyetleştirip berzahına yetmeyebilir.

Kaybetmişlerin efkarı, hayatın içinde bir saman alevidir. Alevin yaktığı doğrular ise tefessüh etmenin psikolojisini besler. Yaktıkça sevabı, yanar günahı ile birlikte.

Tebessüm, farkı duyacak, yanlışını işitecek ve adaletli bir eşitlikte kendini sürekli iyileştirenlere ödüldür.

Tepki, bir acizliktir. Yüzleşememek ise bir kapanıştır. Kapanmak üzere kapana düşmektir. Nefsin kapanı bağırmaya götürür. İyi işler yapanı ise melekler sessizce alkışlar. Gürültü olmaz.

Faal olan kendi faaliyeti ile yoğrulur ve güzellikler yurduna doğru ilerler… İlerler…

Hayat, fıtratımızın sınırlarına dayanıp “hareket-i meşruasında şahane hür olmak”tır.  Diğer ifadesiyle “hayvaniyetten çıkmak”tır. Nefsin rezil tembelliğinden ve beceriksizleştiren münekkit psikolojisinden kurtulmaktır.

Takdimi takbih olan, kabahatin parçasıdır.  Dükkânda satılan, dükkancının sermayesidir. Müflis ise, suçlu arar durur. Suçtan bahseden suçlu olarak kendini unuturcasına…  Çünkü nefis kusuru kendisine vermez. Evini/sokağını temizlemeyenin mahalle derebeyliği ile kirlilik kavgası vermesi gibi bir şey.  

Şevk-i mutlak, şükr-ü mutlak  ile hallenip, “aziz”olmak ise yaşatan bir hayattır. Yaşanan hayat, hüsn-ü hatimeyle yaşatılacağa mukaddime olmalıdır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
3 Yorum