1. HABERLER

  2. BEDİÜZZAMAN

  3. Hayalî Ziyaeddin yerine Hayalî Bediüzzaman mı?
Hayalî Ziyaeddin yerine Hayalî Bediüzzaman mı?

Hayalî Ziyaeddin yerine Hayalî Bediüzzaman mı?

Zaman zaman yapılan haber ve yorumlarda ölçü kaçıyor mu? Ümit Şimşek'ten dostlarına uyarılar!

A+A-

Ümit Şimşek'in yazısı

Hayalî Ziyaeddin vakıasını anlatarak biz son derece önemli bir ölçü ile donatan Bediüzzaman, şimdi bir kısım takipçileri tarafından “Hayalî Bediüzzaman” haline getirilmek isteniyor.

Son zamanlarda peş peşe yaşanan üç ayrı hadisede, tıpkı kendisinin anlattığı vak’adaki gibi, Bediüzzaman’ın bazı zihinlerdeki imajının da “kâinattaki herşeyi bilen bir mürşid” olarak yerleşmiş bulunduğunu gördük.

YEDİ ARZ

Bu hadiselerden birincisi, NASA’nın 40 ışık yılı mesafede yedi gezegen keşfedildiğini açıklaması üzerine yaşandı. Bu gezegenlerin hepsi de Dünyamızın kütlesine yakın kütleye sahip birer gezegendi ve aynı yıldızın etrafında dönüyordu.

Bir de, henüz kesinleşmiş olmasa bile, bu gezegenlerin yüzeyinde sıvı halde suyun bulunması ihtimal dahilindeydi.

Batı’nın bilim anlayışı hayatı birtakım şartların bir araya gelmesi üzerine kendiliğinden ortaya çıkan bir hadise olarak kabul ettiği için, bu buluş onlar açısından “Eğer bu gezegenlerde su varsa hayat da vardır” anlamına geliyordu. Ama ortada henüz ne sudan haber vardı, ne de hayattan…

İşte bu haber, bazı dostlarımız tarafından “Bediüzzaman’ın bahsettiği yedi gezegen bulundu” şeklinde algılandı ve kamuoyuna öylece sunuldu.

BEDİÜZZAMAN NE DEMİŞTİ?

Dostlarımızın atıfta bulunduğu On İkinci Lem’a adlı Risalede ise, Bediüzzaman, Talâk sûresinin “Allah yedi semâyı ve yerden de onların benzerini yaratandır” meâlindeki 12’nci âyetinden anlaşılabilecek mânâları açıklarken, tefsirlerde “Dünyamıza benzeyen yedi kürenin daha bulunabileceği” yolunda yorumların da yapılmış olduğuna işaret etmişti.

İşte bu atıf ile NASA’nın keşfini birleştiren bazı kardeşlerimiz, yanlış anladıkları bir şeyi hiç anlamadıkları bir şeye kıyas etmek suretiyle Üstadın bir “keşfini” keşfetmek gibi bir başarıya imza attıklarını düşündüler ve haberi “Üstadın bahsettiği yedi gezegen keşfedildi” şeklinde sundular.

KIYAMETİN VAKTİ

Bir müddet sonra da, Stephen Hawking’in “Yüz sene sonra Dünya yaşanmaz olacak” mealindeki öngörüsü haberlerde yer aldı. Ve bu haberi, “Bediüzzaman da aşağı yukarı aynı tarihlerde kıyametin kopacağını haber vermişti” şeklinde bazı garip açıklamalar takip etti.

Oysa Bediüzzaman Said Nursî’nin konu ile ilgili Kastamonu mektubunu, bazı âyet ve hadislerin “îmâlarından” yola  çıkarak ve “Bu îmalar gerçi yalnız birer tevafuk olduğundan delil olmaz ve kuvvetli değil” kaydıyla yazmış ve sonunu da “İlim Allah katındadır; gaybı Allah’tan başkası bilmez” meâlindeki ifadelerle noktalamıştı. Açıkçası, bu mektupta yapılan yorum, bir kesin bilgi değil, “zan”dan ibaretti ve zannı kesin bilgi yerine koyarak üzerine hüküm bina etmek, hiçbir şekilde mümkün değildi. Fakat anlaşılmaz bir şekilde, bazı zihinlerde bu yorum, “kıyamet vaktini sadece Allah’ın bildiğini” açık ifadelerle haber veren âyet ve hadislerin hükmünü ihmal edecek şekilde, kesin bilgi muamelesine tâbi tutuluyordu.

SATÜRN’ÜN HALKALARI

NASA’nın bir başka buluşu da aynı şekilde “Bediüzzaman’ın uzayla ilgili olarak verdiği bir haberi doğrulama” şeklinde takdim edildi.

Cassini uzay aracı, Satürn’ün halkaları arasında büyük bir boşluk bulunduğunu tesbit etmişti. Bu buluş, bazı kardeşlerimizin zihninde, Yirmi Birinci Sözde geçen “Zuhal’in halkaları” tabirini çağrıştırdı. Orada Bediüzzaman namaz kılmaya vakit bulamadığını öne sürenlere, kendisine hiçbir faydası dokunmayan birçok şeye pekalâ vakit bulabildiklerini hatırlatıyor, bu arada “Zuhal’in etrafındaki halkaların keyfiyeti nasıldır ve Amerika tavukları ne kadardır? gibi kıymetsiz şeylerle kıymettar vaktini geçiriyorsun” diyordu. Bu sözler de NASA’nın buluşunu önceden haber veren ifadeler olarak yorumlandı.

HAYALÎ BEDİÜZZAMAN MI?

Çok sık olmasa da zaman zaman benzer örneklerine rastladığımız bu durum, Kastamonu mektuplarından birinde Bediüzzaman’ın sözünü ettiği “Hayalî Ziyaeddin” vak’asını hatırlatıyor.

O mektubunda, Bediüzzaman, evliyâullahtan Hazret-i Ziyaeddin’i “kâinattaki herşeyden haberdar olan bir zat” olarak takdim eden ağabeyinin hatâsını nasıl tashih ettiğini anlatıyor ve Risale-i Nur talebelerinin de bu vak’adan ders çıkararak Üstadlarına olan muhabbet ve hüsnüzanlarında ifrata düşmemelerini hatırlatıyordu.

Saydığımız örneklerde ise, uzayın uçsuz bucaksız derinliklerindeki gezegenlerden tâ kıyametin vaktine kadar kâinattaki herşeyden haberdar olan ve pozitif bilimlerin istikbalde keşfedeceği bilgileri çok önceden bildiren bir “Hayalî Bediüzzaman” tasviri çıkmıyor mu?

BEDİÜZZAMAN'IN KASTAMONU LAHİKASI'NDA GEÇEN "HAYALİ ZİYAEDDİN" MEKTUBU

(Ehemmiyetlidir.)

Risale-i Nur talebelerinden bir kısım kardeşlerimin, benim haddimin çok fevkinde hüsn-ü zanlarını ve ifratlarını tâdil etmek için ihtar edilen bir muhaveredir. Bundan kırk elli sene evvel, büyük kardeşim Molla Abdullah (rahmetullahi aleyh) ile bir muhaveremi hikâye ediyorum.

O merhum kardeşim, evliya-i azimeden olan Hazret-i Ziyaeddin’nin (k.s.) has müridi idi. Ehl-i tarikatça, mürşidinin hakkında müfritane muhabbet ve hüsn-ü zan etse makbul gördükleri için, o merhum kardeşim dedi ki: “Hazret-i Ziyaeddin bütün ulûmu biliyor. Kâinatta, kutb-u âzam gibi herşeye ıttılâı var.” Beni onunla raptetmek için çok harika makamlarını beyan etti. 

Ben de o kardeşime dedim ki: “Sen mübalâğa ediyorsun. Ben onu görsem, çok meselelerde ilzam edebilirim. Hem sen benim kadar onu hakikî sevmiyorsun. Çünkü kâinattaki ulûmları bilir bir kutb-u âzam suretinde tahayyül ettiğin bir Ziyaeddin’i seversin. Yani o ünvanla bağlısın, muhabbet edersin. Eğer perde-i gayb açılsa, hakikati görünse, senin muhabbetin ya zâil olur veyahut dörtten birisine iner. Fakat ben, o zât-ı mübâreki senin gibi pek ciddî severim, takdir ederim. Çünkü, Sünnet-i Seniye dairesinde, hakikat mesleğinde, ehl-i imana hâlis ve tesirli ve ehemmiyetli bir rehberdir. Şahsî makamı ne olursa olsun, bu hizmeti için ruhumu ona feda ederim. Perde açılsa ve hakikî makamı görünse, değil geri çekilmek, vazgeçmek, muhabbette noksan olmak, bilâkis daha ziyade hürmet ve takdirle bağlanacağım. Demek ben hakikî bir Ziyaeddin’i, sen de hayalî bir Ziyaeddin’i seversin.” HAŞİYE 

Benim o kardeşim insaflı ve müdakkik bir âlim olduğu için, benim nokta-i nazarımı kabul edip takdir etti.

Ey Risale-i Nur’un kıymettar talebeleri ve benden daha bahtiyar ve fedakâr kardeşlerim, Şahsiyetim itibarıyla sizin ziyade hüsn-ü zannınız belki size zarar vermez; fakat sizin gibi hakikatbîn zâtlar vazifeye, hizmete bakıp, o noktada bakmalısınız. Perde açılsa, benim baştan aşağıya kadar kusuratla âlûde mahiyetim görünse, bana acıyacaksınız. Sizi kardeşliğimden kaçırmamak, pişman etmemek için şahsiyetime karşı haddimin pek fevkinde tasavvur ettiğiniz makamlara irtibatınızı bağlamayınız.

Ben size nispeten kardeşim; mürşidlik haddim değil. Üstad da değilim, belki ders arkadaşıyım. Ben sizin, kusuratıma karşı şefkatkârâne dua ve himmetlerinize muhtacım. Benden himmet beklemeniz değil, bana himmet etmenize istihkakım var. Cenâb-ı Hakkın ihsan ve keremiyle sizlerle gayet kudsî ve gayet ehemmiyetli ve gayet kıymettar ve her ehl-i imana menfaatli bir hizmette taksimü’l-mesâi kaidesiyle iştirak etmişiz. Tesanüdümüzden hâsıl olan bir şahs-ı mânevînin fevkalâde ehemmiyet ve kıymeti ve üstadlığı ve irşadı bize kâfidir.

Hem madem bu zamanda herşeyin fevkinde hizmet-i imaniye en ehemmiyetli bir vazifedir. Hem kemiyet ise, keyfiyete nispeten ehemmiyeti azdır. Hem muvakkat ve mütehavvil siyaset âlemleri ebedî, daimî, sabit hidemat-ı imaniyeye nispeten ehemmiyetsizdir, mikyas olamaz, medar da olamaz. Risale-i Nur’un talimatı dairesinde ve bizlere bahşettiği hizmet noktasında feyizli makamlara kanaat etmeliyiz. Haddinden fazla fevkalâde hüsn-ü zan ve müfritane âlî makam vermek yerine, fevkalâde sadakat ve sebat ve müfritane irtibat ve ihlâs lâzımdır. Onda terakki etmeliyiz.

اَلْبَاقِى هُوَ الْبَاقِى 

Kardeşiniz Said Nursî

HAŞİYE : Çünkü sen, muhabbetini ona pek pahalı satıyorsun. Verdiğin fiyatın yüz defa ziyade bir mukabil düşünüyorsun. Halbuki onun hakikî makamının fiyatına en büyük muhabbet de ucuzdur. 

Önceki ve Sonraki Haberler