1. YAZARLAR

  2. Himmet UÇ

  3. Havanın insanla sergüzeşti
Himmet UÇ

Himmet UÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

Havanın insanla sergüzeşti

A+A-

Azot şöyle bir tatil havası içinde dolaşıyordu, karbona rastladı. “Sen de benim gibi sersem ve gayesiz dolaşıyorsun galiba” dedi. “Hayır” dedi karbon. “Hergün  sonsuz miktarda seninle bir araya gelip hava denilen bütün  canlıların  solunumunu  sağlayan maddeyi oluşturuyoruz. Denizde balıklar, yeryüzünde bütün canlılar bizim bir araya gelmemiz ile oluşturduğumuz hava ile soluyorlar, acaba biz bütün canlıların  bize olan ihtiyacını düşünüyoruz da bu yüzden mi bir araya geliyoruz” dedi. “Bütün canlıların bizim bir araya gelmemizle soluması onların hayatlarının devamını sağlıyor, onların hayatlarının devam etmesi de bütün onlar ile münasebette olan varlıkları da hayatlarının devamını gerektirir. İki maddenin bir araya gelmesi bütün varlığın bir araya gelmesini sağlıyor, demek bizi bir araya getiren ilahi tasarım ve plan bütün kainatı planlayan ve tasarlayan perde arkasındaki güçtür ve ilimdir.

Ana ve babanın bir araya gelmesi nasıl  bütün varlığın meydana gelmesi için bir başlangıç olduğu gibi, seninle benim bir araya gelmem de bir başka açıdan varlığın devam etmesinin adem ve havası. Hava kelimesi ile adem arasındaki ilişki yine adem olan insanla hava arasındaki ilgi gibidir. İki maddenin bir araya gelmesi bütün hayatı planlayan bir gizli kalemin tasarımıdır. Tasarım ne kadar büyük, ilimlerin inşa ettiği bütün dünya bu azot ile karbonun bir araya gelmesi ile oluşuyor. Adem ile hava insanın hava ile insan da devamlılığın delilleri.

Azot ve karbon şöyle düşündüler, ellerini başlarına götürdüler. “Böyle bir geniş düşünceyi bizim tasarlamamız imkansız, olamaz. Biz  bütün canlıların özelliklerini ve nasıl hangi ilimlerle yapılacaklarını nereden bilelim, bizim hayatının sürekliliğini sağladığımız her canlı insanlardan bir ilim adamı grubu tarafından inceleniyor, insanın ilim adamlarının aklı mukayese etmek, anlamak gibi birçok özelliği var yine bütün canlıları ilmi olarak, izah edememişler, biz  nerden bilelim, bunu yapmayı bizden istemek bizi aptal yerine koymaktır. Biz varlığı inşa eden, tasarlayan gücün araçlarıyız, bizim arkamızda bizim gibi cahil maddeyi bu kadar birbiri içinde yerde kullanan bir güç ve ilim var. Biz bir küçük maddeyiz bütün kainatı görüp, bütün canlıların birbiri ile ilişkilerini tasarlayıp dokuyan bir gücü bizden beklemek yanlış olur.

Azot, karbona dedi: “İkimizin arasında da bütün elementlerin arasında da sevgiden öte aşk var. Eğer aşk olmasaydı hayat olmazdı, aşksız sevgisiz evlilikler nasıl mahkemeye gidiyorsa eğer bütün elementler arasında da aşk olmasaydı mahkemeyi kübraya gerek kalmazdı, varlık bir anda yağsız kerpiç gibi kum olurdu. Havanın oluşumu iki madde arasındaki aşktan ileri geliyor, öyle bir aşk ki hayatı meydana getiriyor, adem ile havanın aşkından varlık olduğu gibi. Bütün varlık bu yüzden fazla element arasındaki aşktan meydana geliyor, her maddenin birbiri ile kendi dışındaki birçok madde ile aşkları var, onlar belli kurallara kanunlara göre belli oranlarda  bir araya gelip bu yaşadığımız hayatı meydana getiriyorlar. Sadece elementler değil varlığın bütün esasları arasında aşk var, muhabbet var, yağmur aşktan yağar, otlar aşktan meydana gelir, koyun ota aşk ile koşar, insan toprakla suyun aşkından doğan bütün varlıklara aşk ile koşar, nasıl bir maddedir, bütün varlığı nasıl belli oranlarda yüklenmiştir, kimyası nedir, anlamak güç ama düşünmek güç değil. Bütün varlığı aşk ve muhabbet ipine dizmiş. Ya Allah ile Peygamberi arasındaki aşk? O’na Habibim demiş Allah o sevgiden kainat doğmuş yine ikili Allah ile Habibi arasındaki aşktan bütün kainat doğmuş. Bütün varlık muhabbet ipinde sergilenmiş. Şairler de sevgiden çıldırmış;
“Deli eder insanı bu dünya
Bu tepeden tırnağa çiçek açmış ağaç” der şair.

Mevlana;
“Aşk imiş alemde her ne var
İlim bir kıl ü kal imiş ancak” demiş, aşkından. Muhammed Muhtar’ın ayağının tozu olduğunu söylemiş;
Men bende-i Kur’an’em eğer can darem
Ben hak-i reh-i  Muhammed Muhtarem.

Alvarlı Efe;
Kurban olayım ben sana ey kadiri Kayyum
İsyanıma bakmaz bana ihsanlar edersin.

Kimya yorumcuları bir elementin dokusundaki bir  bozulma bütün varlığı  bir anda kıyamete çeviriyor diyorlar. İşte o bozulmak yapının kendi kedine olması ne kadar imkansız. Bütün oluşumları yapıldı edildi, yapılmış edilmiş fiilleri ile izah edip dili de inkarın aracı yapmak ne garip şey.

Hava vücuda girdiğinde kanın temizlenmesine neden oluyor. İnsanın hayat suyunu temizlemek için böyle bir eylem icad etmek kimin aklına gelir, kanımızı temizlemek için bütün kanı boşatıp yerine yeni kan doldursaydık, kanını boşalttığımız vücudu nasıl kansız bir şekilde tutacaktık. Arabaların yağını boşaltıp yerine yeni yağ konduğu gibi olsaydı nasıl imkansız olurdu, bizden habersiz kanımız temizlenir, temiz kan ile yıllarca yaşarız, bunları biz nerden yapabiliriz, kanın kimyası ile onun temizlemesini doğuran kimya farklı ama yine insanı seven bir ilahın muhabbetinden ileri geliyor. Peygamber nasıl başını secdeye koyup uzun süre başını kaldırmıyor, bütün bu bize olan sevgiden yapılan işlere başını secdeye koyarak cevap vermek, sevgiye sevgi ile mukabele.  İnsanın nefes alması varlığın bütün varlığın nefes alması gibi, bir nefes eşittir bütün hayat ve kainat, bir nefesin arkasında mutlak bir ilim ve güç, anlamamak güç anlamak kolay. 

Biz iki şey olarak bir araya geldik, bir de insan denilen bu etten makinanın iç enerjisinin temin edilmesi gerekir, onu da biz yapıyor ve insanın hava gibi saydam bir maddeden enerjisini temin ediyoruz. Bununla kalmayıp vücudu terk ederken insanın ağzından çıkan hava ile kelimeleri çıkartıyoruz. Vücudu kelimeleri çıkaracak şekilde boğum boğum yaratan oradan ses ve kelimeleri çıkarmak için vücutta kullanılan havanın geri kalan kısmını kelimelerin meydana gelmesinde kullanıyor. Atık bir havadan kelimeleri, sanatı, dostluğu, edebiyatı, kitabı, kültürü, sanatı ve dinin kaynağı olan kelimeleri üretmek, iki maddenin bir araya gelmesi ve insan denilen bu büyük sarayın içine girmesi ve bu kadar büyük olaylara neden olması. Havadan  hayatı, kültürü, sanatı, dini ve bütün bir varlığı  inşa eden bir büyük tasarım. İşte kimya fenninden iki kelimenin iki göz gibi tasrifinden koca bir kainatı meydana getirmek.

Biz  karbon ve azot ikimiz bütün hayatı meydana getiren büyük bir kurgunun iki üyesiyiz, bizi bu role iten kainat denen bu büyük tiyatronun dramaturgu, senaristi ve sinematografı kimdir kim olacak siz  daha kim olduğunu anlamadınız bu büyük tiyatronun seyircileri. Mütefekkir mütehayyir seyirci, düşünen ve hayret eden seyirci.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
3 Yorum