1. YAZARLAR

  2. Caner KUTLU

  3. Haşrin Misalleri
Caner KUTLU

Caner KUTLU

Yazarın Tüm Yazıları >

Haşrin Misalleri

A+A-

Misal, bir hakikatin yukarıdan aşağı farklı suretlerinden her biridir. 

En güzel misaller Kur'andadır ve Kur'an'dan başlar. Kur'an tenzil olduğundan avamın anlayış ve kavrayışına düşene kadar misaller çoğaltılır. Bu yüzden Allah sinekten, çiçekten, böcekten misaller verir. 

Her bir misal, bağlantıları takip edilerek büyük resim olarak hakikatin haline, yani kaderine ulaşılabilinir. Bu yüzden Kur'an'ın istiare ve mecazları aynı zamanda birer misaldir, yani temsildir. 

Temsil avamın nazarına bir kolaylık olarak indirilir. Bunu mümkün kılan ise yer ile göğün bir bütün macun iken ayrılmasıdır. Böylece yer verimsizlikten gök de yağmursuzluktan kurtulmuştur. 

Herşeyin gökten misaller olarak inmesi, yeri bir temsiller sofrasına çevirmiştir. 

Kur'an'da yeryüzü bir maide, sofra olarak tanımlanmıştır. İnsanın nefsi de temsillere, misallere bağlı bir varlıkla bağlanmıştır. Bu şu demektir: nefis her an gökten inecek misalleri bekler haldedir, buradan yansıyanlar ile varlığını görünür kılmaktadır. Kur'an'ın peyder pey inmesiyle başlayan bu süreç, her an tekrarlanan yeniden temsil, misal, imtisal ve şekil ve suret bulma ile sürmektedir. 

Gök ile yeri yapışık bir macun olarak Nur-u Muhammedi ile ayrılması, ışığın yaratılmasının buradan hasıl olan bir temsil olduğu ve gök ile yer arasındaki ayrılmanın ve sonrasında gök ile yerin izdivacının bir temsil aracı olduğu, hakikati aydınlattığı ve misalleri ortaya çıkardığı görülmektedir. 

Yer ile göğün heryerinde dolanan ışığın görmedeki fonksiyonu, yer ve gökteki misallerin iç içe bir kurgusunun aracı olmasında aranması gerektiğini ortaya çıkarıyor. 

Işığın ne yerde ne de gökte olması, ya da hem gökten yere misaller indirmesi hem de yerden göğe suretler yansıtması ile ikisi arasındaki ilişkiyi kurmasını Allah'ın yerin ve göğün Nuru olması ile, kelamı olan Kur'an'ın tenziliyle arzın bir sofra olması, nefsin her an yenilenen vücudunun ifade ettiği temsil kabiliyetinin sürekli bir ilişkiyi zorunlu kılmasını (rububiyetin gereği olarak) bunun da haşrin sürekli bir temsil kabiliyetini zorunlu kılmasını getirmektedir. 

Demek ki, nefis sürekli bir haşre muhatap kalacak bir yapıdadır; ışığın düşmeyen hızı ve Allah'ın tükenmeyen misalleri bu ilişkinin haşirle bitmeyecek bir muhatabiyeti nefse mecbur ettiği görülmektedir.

Demek ki, yer ve göğün ayrılması, gökten yere misallerin indirilmesi, ışığın bitmeyen ve eksilmeyen iki yönlü gidişi, nefsin tekrarlanan ve de yenilenen temsillerin sofrası olması, haşrin sürekli tekrarlanan bir ilişkiler silsilesi olması yeri ve göğü ve insanı haşre ve ahirete mecbur etmektedir. 

Her yer ışıkla, Peygamberin (asm) nurundan yaratılan yer ve göğün içinde dolaşan Allah'ın nuruyla -ki Esma'ül Hüsnadır, (demekki kainattaki Esma'nın ilk timsali Hz. Muhammed'in nurudur) dolmuştur... Işık, Allah'ın hem habercisi hem de Hafıziyetinin bir delilidir. Her şey ve iş, ışık vasıtasıyla zamanın iplerine dizili olarak kaydedilmektedir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.