1. YAZARLAR

  2. Himmet UÇ

  3. Haşir’in temsili hikayesinin özeti
Himmet UÇ

Himmet UÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

Haşir’in temsili hikayesinin özeti

A+A-

Bir anlatı metni, bir temsili hikaye olarak Haşir’in temsili hikayesinin özeti

Anlatı metinlerinin çözümlenmesi için başta bir metin özeti verilir. Bediüzzaman metin çözümlemelerinde özetler verir. Lem’aların başında Yunus kıssasını güncellerken  kıssanın hülasasını anlatır. “Yunus Aleyhisselamın kıssa-i meşhuresinin hülasası” diye başlar ve bahsi özetler. Bu, okuyucuya bahsin hakkında bir bilgi verme özetidir, evrensel ve eleştirel bir usüldür, Bediüzzaman ona uyar. “Denize atılmış, büyük bir balık onu yutmuş. Deniz fırtınalı ve gece dağdağalı ve karanlık ve her taraftan ümit kesik bir vaziyette. ‘Lailahe illa ente subhaneke inni küntü minezzalimin’ münacatı ona süraten vasıta-i necat olmuştur.”

Daha sonra özetin arkasından yorumlarda bulunur. İkinci Lem’a’da da aynı şekilde hülasa verir. “Hazreti Eyyub Aleyhisselamın meşhur kıssasının hülasası şudur ki, pek çok yara bere içinde epey müddet kaldığı halde o hastalığın azim mükafatını düşünerek kemal-i sabırla tahammül edip kalmış.” Sonra yaralarından  tevellüd eden kurtlar kalbine ve diline iliştiği zaman  zikir ve marifet-i ilahiyenin mahalleri olan kalp ve lisanına iliştikleri için o vazife-i ubudiyete halel gelir düşüncesiyle kendi istirahatı için değil belki ubudiyet-i ilahiye için demiş ‘Ya Rab zarar bana dokundu, lisanen zikrime ve kalben ubudiyetime halel veriyor’ diye münacat edip Cenab-ı Hak o halis  ve safi garazsız lillah için o münacatı gayet harika bir surette kabul etmiş kemal-i afiyetini ihsan edip enva-ı merhametine mazhar eylemiş.”

Hikaye ve roman tahlilinde özet vermek daha yeni uygulamada olan bir metottur. Bediüzzaman Barla’da iken Lem’aları yazdığına göre 1925-26’lı yılların uygulamasıdır. O her şeyin farkındadır, farklı insan ve yazardır.

Eserin başında neden hikaye tarzında eserlerini kaleme aldığının sebebini bizzat sebeb kelimesini kullanarak izah eder. “Şu risalelerde teşbih ve temsilleri hikayeler suretinde yazdığımın sebebi, hem teshil -kolaylık, kolay anlaşılmak- hem hakaik-i İslamiye ne kadar makul -islamın hakikatleri hikaye tarzında anlatılırsa daha makul olacağını söyler- mütenasib –konuya uygun olmak- muhkem, -güçlü- mütesanid, hakikatler birbirine güç veren şekilde- olduğunu göstermektir.” Klasik tefsir metodunun yerine temsili hikayelerle anlatmak gereğini neden duymuştur işte bu nedenlerle.

Eserin başında “Allah’ın eserlerine bak, nasıl öldükten sonra diriliyorlar, siz de öyle dirileceksiniz, o her şeyi yapmaya kadirdir” ayeti vardır.

Anlatıcı eserin başında mekanı, şahısları tanıtır. Mekan cennet gibi güzel bir memlekettir, herkes işinde gücündedir, iki şahıs vardır biri her istediği şeyi yapan ahiret inancından mahrum birisi, diğeri tam tersi ahiret inancı ile mümin, arkadaşını ikaz etmeye çalışan biridir. Aralarında bir gerilim ve tartışma yaşanır, arkadaşı ahireti hesaba katarak yaşamaya razı değildir. Olumlu arkadaş ona memleket hakkında bilgi verir, memleketin başka ebedi bir memlekete değişeceğine dair örnekler sunar. Bu ilk fikir çatışmasından sonra olumlu arkadaş ona on iki suret ile bir başka alemin gerekliliğini anlatmaya karar verir ve  On İki Surette, bir padişah, memleket, ahali, ferman temsilinden hareketle arkadaşına ahireti anlatır.

On iki surette ona metinlerin başında tabiat olaylarına bakmasını salık verir ve kendisi olayları yorumlar, tabiatın akışından ahiretin varlığına deliller bulur ve ona gösterir, metinlerin sonunda bir başka ebedi memlekete gidileceğini anlatır. On iki suretin sonunda olumsuz arkadaş “inandım ki bu karmakarışık kararsız misafirhanelerden başka ve kurb-ı şahanede -padişahın yanında- bir diyar-ı saadet vardır biz de ona namzediz” der, kabullenir.

hasir.jpg

Anlatıcı şimdi on iki suretten sonra on iki hakikat anlatmaya başlar. Suretlerden sonraki mukaddime bahsinde olumsuzluğun tarihçesinden ve insanla birlikte varlığından bahsederek olayı evrenselleştirir.

Ahiret inancına muhalif insanın içindeki nefsi, bir düşünce grubu olan felsefecilerin nihilist kısmı ve küfür milleti ile İslam ümmeti arasında dadır. İki adam arasındaki çekişme bunun bir küçük misalidir. Bediüzzaman bahsi tevhid konusuna intikal ettirir, bir kitap, bir hane, güneşin denize yansımasından, topraktan elde edilen sayısız nebatattan hareketle varlığın icadını bir kaynağa bağlar. İkinci işaret mutlak nübüvvet ile peygamberimizin nübüvveti arasında bağlantılar kurduran akli ve estetik bir peygamber tasarımıdır.

Üçüncü işaret ise insanın küçüklüğünü bahane ederek  bir başka alem itikadından kaçmasının imkansızlığı anlatılır. Dördüncü işaret ise özet nevinden suretlerdeki ahiretin varlığına ait konuşmaları hülasa eder.

On iki hakikatte iki arkadaş ve anlatıcı on iki kapılı bir haşir itikadı kurgusu ile karşı karşıyadırlar. Allah’ın rububiyet ve saltanat kapısını Rab ismine bağlarlar, Kerem ve rahmet kapısını Kerim ve Rahim bir ilaha bağlarlar, hikmet ve adalet kapısını hakim ve Adil ismine bağlarlar. Cud ve Cemal kapısını Cevvad ve Cemil ismine bağlar, şefkat ve Peygamberimizin kulluk kapısını Mucib ismi ve Rahim ismine bağlar, Haşmet ve Sermediyet kapısını Celil ve Baki ismine bağlar, Hıfz ve hafiziyet kapısını  Hafız ve Rakib ismine bağlar, Vaad ve Vaid kapısını Cemil ve Celil ismine bağlar, ihya ve imate kapısını Muhyi ve Mümit ismine bağlar, Hikmet, inayet, rahmet ve adalet kapılarını hakim, kerim, Adil ve Rahim isimlerine bağlar. İnsaniyet kapısını,  Hak ismine bağlar, risalet ve tenzil kapısını Bismillahirrahman’a bağlar.

Bütün bu kapıların bağlandığı isimlerden ahirete giden yollar açar ve Allah’ın bütün isimleri haşire açılan kapılar iken onlardan on iki tanesini anlatarak asırlarca kapalı kalmış ve açılamamış haşir hakikatinin kapısını insanlara açar ve onları dünyada ve ahirette mutlu kılar.

Eserin harika bir kurgusu vardır, bir temsili hikaye ve memleket hükümdar fermandan sonra on iki hakikatlı on iki kapıdan ahirete açılan kapılar yapar. Hatimede haşri gerçekleştirecek olan Allah’ın kuvvetini nasıl kullandığı anlatılır, İbni Sina ve İslam ulemasının aklen anlayamadığı hakikati anlaşılır bir umumi caddeye çevirdiğini mütevaziane anlatır. Haşir hakikatinin otuz yıllık bir bekleme ve olgunlaşma süreci olduğunu ortaya koyar. İkinci mukaddimede öldükten sonra dirilme hakikatinin sosyolojik ve toplumsal ve yaş gruplarına göre faidelerini anlatır.

Aynı bahiste haşir hakikati ile diğer iman hakikatleri arasındaki bağları anlatır, zeylin ikinci parçasında hayat penceresinden haşire ve diğer iman unsurlarına muhakemeler geliştirir. Üçüncü parçada haşir olayının nasıl vaki olacağını anlatır, dördüncü parçada öldükten sonra dirilmeyle ilgili Kur’an’daki bir itiraz ayetine cevap verir. Beşinci parçada ise İhtiyarlar Risalesinde bir sahife içinde haşir hakikatini özetleyen bir kısım alınmıştır.

Bediüzzaman’ın icmal gücünü anlatır. Sözler kitabındaki yetmiş beş sahifede oluşan Haşir Hakikati Bediüzzaman’ın alternatif anlatı metnidir, bir temsil yani tiyatrodur, bir hikayedir, romandır. İnsanların zevklerine hizmet eden temsil ve hikaye gibi edebi nevileri itikad inşasında kullanır, örnek bir edebiyat ortaya koyar.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
3 Yorum