Seher NAMAL

Seher NAMAL

Yazarın Tüm Yazıları >

Hâl'ler

A+A-

1.

Sahil
“Midye var!”
Güzel abim midye hep var; baksana burda hiçbir şey yok
Dertler var deryaya gark
Yüzler var gözlere gark
Sözler var sus…

2.

"Siz yoktunuz ki perdeydi kapanan her var sandığımda kibarlıklarınızın altına canımı sakladınız, kıramadınızdı parçalanan etleri/mi, vicdanınızla örttünüz, karaydı örtüleriniz nur aradım da kaldım... "

3.

Ali, adın dîl’ime yabancı dilime hece bile olamazdı ama
ruhuma kazımışlar hem gece hem de hece hece
gündüzü geçtim de, hiç olmazsa rüyama gelsen bi gece
uzun kısa fark etmez konuşsak senle hazretli olmak üzere,
cananın da cananı nasıl oldun be Ali anlatsan bana hece hece
hem gündüz hem de gece.

4.

“Yor kendini yor hor görmelerin yetmedi…. Hala çay tabağında çorba içilmez öğrenemedin yor kendini… Horlaya hor’laya yor…uyur gibi uyanık gibi… Tökezler gibi düğüm düğüm kalmış gibi boğazında, çay tabağındaki çorba. Yor kendini; çay tabağıyla çorbanın hakkını veremedin diye kaldı boğazında bunu bile bile yor… Tabağın da çorbanın da aslını öğrenince sor kendine; düğüm düğüm kalan çözüm çözüm varamadıkların mıydı? Ağlayıp da susamadıkların mıydı? Avaz avaz bağırıpta duyamadıkların mıydı? Göre göre kör oldukların mıydı?”

Bir yanma yakınma hali varsa oturup düzene konulmalı… ölmeden yas tutmaya benziyor halim…

Bir çınara dayandığını bile bile taze fidan gibi davranıp da çınarı da mahcup etmiş… adını almışta sanından haberi yokmuş…can veremeye veremeye ölmüş.. tam bilseydim kendimi yarım bilmezdim kimseyi bu kadar…bir tutsaydım elimi el aramazdım…

“Bakmaktan korkma baktıkça duyacağın kendindir…duydukça göreceksin sesini…”

5.

Birileri bir yerde
Açmış ağzını konuşuyorken boş yere
Sen var olan gözünü kapamış oturuyorsun
Birileri ölüyorken açlıktan
Sen tok olan karnının azgınlığını
Doymayan gözüne bağlıyorsun…
Birileri el uzatmış seni bekliyorken
Sen elini kolunu gizlemiş bulaşmayın yılanlar diyorsun
Birileri senin varlığınla ümitlenirken
Sen var mısın yok musun hâlâ bilmiyorsun.

6.

Bunca körüklememe rağmen harlanmayan ateşimdir beni yakan.

7.

Acını nerde sakladın,
Dudağının kıvrımında mı,
Gözünün karasında, elinde mi,
Titremesine kıyamadın da avuş içine mi koydun
Yoksa derman bilip baş tacı mı ettin…
Görmesinler mahremdir diye kafesine mi sıkıştırdın göğsünün…
Bilene yâr bilmeyene yara olanını verme el’lere…

8.

Var ama yok gibi
Çok ama az gibi
Bunca gelen giden arasında
Hep var; ama hiç yokmuş gibi…

9.

Bir cam buğusuna yazılmış gibisiniz
Sıcakla-soğuk değişimi varlığınızın hükmü…
Biliyor musunuz demeye dîlim varmıyor ama
Bir tek Yazan biliyor sizi…

10.

Monoloğun diyaloğu
İnsan baharında güzü görmeye görsün
Hep bir kelebek heyecanı
Son gün misali nazlı ve yavaş
İçten korkularıyla yaşıyor…
_ cevaptır, korku sanılan bilinmişliğe
Son gün değil heyecanla yaşanan
Bitmesi beklenen bugünle dünle gelen
Kelebek gibi narin ve beklemiş bir heyecean da değil
Yok olup gitme merakı hissedilen
Düne küsmeden yarına leke sürmeden.

11.

Bir babalık yapsan sen,
Ali’mle komşu olsan,
Ben gelince müsaitlerse O’nlara gitsek.

12.

Biri değil birileri bir şeyleri her şeyleri gören vardı,
Duyan vardı, bilen vardı içimde.
İçerden içerden bildirdi, duyurdu, gördürdü,
En kör olunası gözleri, en sağır kalınası sesleri
El’den gelmedi dedik elhamdülillah da…
Da’nın içinde hem ne var hem de ne
Sabrımın da sabırsızlığımın da sahibi
Özümü sana ağlat da yüzümü el’e güldür.
Korkutma ben ile bir eyle sen ile
Duyulmayan seslere sağır etme Ya Rabbi…

13.

Anneler inanç tekrarlayıcısıdır
Olmayan bir öznenin gizlendiğini hissettirir
Hâlbuki artık ne işi yapan var ne de etkilenen
Hiç var olup kurulamamış cümlelerde
Yalanı en masum günah gibi taşır anneler
Ellerinde yavrum bayraklarıyla…
Tutsa bana bıraksa ömrüne zeval bayraklar.

14.

Bir yerden başlanmalı ve bir yere gidilmeli ise bu yine benden bana olmalı… Kendinden kendine… Tözü bilmem ama kesinlikle öze gidilmeli…

Nereye gidileceğini söylemek her zaman yol tarifinden ve nasılını açıklamaktan daha kolay olmuştur; bundandır yolda soluksuz kalmalar… Eli elimdeydi sanıp da o el yerine, “yel ile dövüşmeler. ” Yoldaşını kendin eylemezsen yol yolluğundan utanır sen yolculuğundan. Nereye dönmen gerektiğini bilerek çıkarsan yola menzil zaten seninle. Yol gidilen değil dönülendir kendine…

Her şeyi bilen ve bana da bilebilirsin diyenle O’na ve bana merhaba arayışım, kapıdan selam vermeden giremeyeceğimi bildirmişti, selamı vereyim diye veren… O bildiğini bilmişlik sana da merhaba… Yolculuksa ve bir binekse lazım olan nefsim olsun bineğim yine kendini taşıyan arayıp da her durakta bir sonraki durağın hakkını nasıl veririm diye bütün yolcuları sorgulayan. Hani sen almıştın beni benliğine dese de… durak arası duramayan benliğim sana da merhaba…

………

Cananın var olması için candan geçildiğini bildikte canı candan sevmeden cananı nasıl sever bilemedik vesselam… Bilmeyi bildirenin gölgeni çekme canımdan.

15.

…Ruhunda yer açmaya ruhunu bilmeye görmeye çabalamaya başladığın an’da an oluyor sende… Perde mi dersin, seyri bilip de salik olamamış kendine, örtü mü pencerene herkes hakimken sen içeri bakıp göremediğinden, bilemediğinden… Bir şey çıkıyor ortaya göremediğinden… Yalnız bir kalabalık oluyorsun kendine, çoğul yalnızlıklarda bulamadığından mı? İşte bu değil. Huzur o an’da seninle. Değişmeye kalkarsan yalnız çoğunluğunu ruhsuz, kokuşmuş, itilmiş çoğul ve renkli yalnızlığa… Kör olursun karanın akına, nuruna… Ne an’da kalabilirsin ne an’da. Örtü örtü koyulaşan örtüler hem dününü hem bugününü örtüler.

Ruhunun örtüsü sensin seni örtüleyen. Gizlide arama! Sen tohum değilsin saçıldıkça çoğalan, hem ne mevsimin ne de toprağın hazır. Saçıldıkça savrulursun ancak, beklemek lazım tohum olmak için sıcaklık içinde bereketle.

Dök yaşını, yak canını ama Can’dan olduğunu unutma. Düne değil, döne döne yanman gerektiğini her hatırladığında yanan tenin değil. Zamanla girilen ve girildikçe büyüyen benin ardında yok olacaksın bi beklesen… Sen sen olamadığında mı biz biz demen, bekle bekle an’ında asıl an olanla, ne zaman ne mekan derdine düşme. Kaç kere aynı zokayı yutman gerekiyor damağın kan içinde.

Yuttuğunun zoka damağındakinin de kan olmadığını bileceğin zamana dek sus!

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.