1. YAZARLAR

  2. Himmet UÇ

  3. Hacı Rüveyda
Himmet UÇ

Himmet UÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

Hacı Rüveyda

A+A-

Bugün bir portreden bahsedeceğim. Küfrevi hanedanının Erzurum temsilcileri Vehbi Efe, Muhammed Lütfi Efe’nin münbit rüzgarlarında bütün ömrünü baharından hazanına kadar geçirmiş bir aşk delisi, bir muhabbet sarhoşu, bir deryadil benim anam Hacı Rüveyda. Dedemin birçok oğlu varmış hepsi varlığın şımarttığı hiçbir sıcağa soğuğa dayanmadan lüks içinde yaşamayı marifet edinmiş adamlar. Tolstoy Hacı Murat diye bir roman yazmış, bir Türk’ü anlatıyor, Çar’ın elinden kaçmak ister, macera onun kaçış macerasıdır. Büyük romancılar ne hikmetse bizim topraklarımızdan çıkmamış. Halbuki dünyanın en büyük olayları denebilir ki Anadolu toprağında yaşanmış.

Bediüzzaman Türkleri anlatırken bir kelime kullanır “biçare Türkler” der. Bu sözün altından girdim üstünden çıktım bir türlü anlayamadım, neden biçare demiş acaba diye. Türkler bütün ömürlerini at sırtında ilayı kelimetullah için harcamışlar. Abbasiler döneminden İslamın içine girmiş, bin yıl İslamın bayraktarlığını yapmışlar. Tanzimata kadar böyle devam etmiş. Ne zamanki batının kötü rüzgarları üstümüzde esmiş Osmanlının, Türk’ün sair milleti islamiyenin dokusu  bozulmuş. Bediüzzaman bu ümmeti kurtarmak istemiş çünkü bozulmayı görmüş. Ta 19. asrın başından itibaren yüz yıllık bir hayat harcamış bu milleti kurtarmak için. Sınıf ve ırk yok hepsini birden kurtarmak istemiş. Merhameti o kadar bol ki Ermeniye, Ruma, Kürde, Türke, Araba, Farsa fark etmiyor, hepsi onun çocukları gibi.

Tehlikeyi görmüş. Kur’an yeryüzünde cemaatsiz kalacak. “Kuran’ımız yeryüzünde cemaatsiz kalırsa cenneti de istemem“ demiş. Demek böyle bir tehlike varmış, onu görmüş Osmanlıyı kurtarmak istemiş. Darül Hikmet’te çalışmış, işgal İstanbul’unda işgal güçlerine karşı çıkmış. Ankara’ya gelmiş yeni Türkiye Cumhuriyetini kurtarırım diye ama o bir kere birilerinin eline geçmiş. Kıvamsız bir maya ile dünyeviliğe karar kılmış bir cumhuriyet, cumhurdan habersiz. O yine vazgeçmemiş. “Sen Van’a gidip uhrevi hazlarına teslim olamazsın” denmiş. Barla’ya getirilmiş orada büyük eserler kaleme almış. Sonra elli yıl mücadele, bir velvele ile darı uhraya tayeran etmiş. Yine geldik Bediüzzaman’a.

Anam Osmanlının şevketi bittiği yıllarda Erzurum’un bir köyünde doğmuş. Muhtarlıkta bir palto varmış, işi olan onu giyer şehre gidermiş. Köyün hepsi ağa ama ağaların hiçbir şeyi yok, kimin nesi varsa oğlu, kızı, kızanı, dedesi hepsi savaşlara gönderilmiş, bu biçare millet yokluk içinde yaşamış. Vehbi Efe dedem Şahan Bey’in evine gelir geceleri hatme kurarmış. Birgün hatmeye anam üç beş yaşında dahil olmuş, hatme bitince mumlar yakılmış, bakmışlar küçük Rüveyde hatmenin biryanında uyumuş. Vehbi Efe Hazretleri “Şahan Bey senin bu kızın bize küçük yaşta mürid olmuş” derler. Beş yaşında kimseden bir tesir almadan köyün hocasına gider Elif suparasından okur, bacıları kıskanır elbisesini gizlerler, o da bacada tayanın arasına saklar yine sabahları alır hocaya gider. Birgün Köse Hoca dedeme “Şahan Bey senin bu kızın Kur’an’a çıkacak gibi elinde ne Kur’an‘ı var ne de suparası, sen ona bir supara veya Kur’an al” der. Dedem kızarır “Benim kızım mı diye” ağlar ve ellerini şükran için göğe kaldırır. “Çok izanlı bir kız” der Şahan Bey. Dedem ertesi gün bir şevk atına atladığı gibi Erzurum’a gider ve kızına hediyelerini getirir. Biraz büyür Rüveyde, dedem sabah namazı alaca karanlıkta çuvalları öküz arabasına yüklerler. Oğullar bey, paşa yatarlar. Annem çuvalları omuzuna aldığı gibi arabaya atar. Dedem ufka karşı ellerini kaldırır, “Rüveyde Allah seni Fadime anama komşu etsin” der, böyle dua ile büyür.

Babam onu gözüne kestirir ve kaçırır, annem tarladan köye kadar koşar imamın arkasında vakit namazlarını kılar. İmamın eşi Molla bir kadındır, ona Kur’an ve ilmihal okutur. Der ki “sen benim elime küçük yaşta geçseydin, ne güzel bir alim olurdun Rüveyde” der. Köye bir âmâ aşık gelir, evleri dolaşır her evin önünde bir ilahi gazel söyler. Annem merak ile onunla bütün köyü dolaşır, hatta söylediklerinin bazılarını ezberler. Ben onları zaptetmedim çocukluk işte.

Rüveyde Hasankalasına gider, Vehbi Efe’nin evine. Onun oğlu anamın ezesinin kocası Seyyit Efendi. Kapı açıktır, içeri girerken ihramlı anamı babasına gösterir ve der ki “baba Mördülüklü Şahan Bey’in kızı Rüveyde senden ders almaya gelmiş.” Anam bir helecanla mübarek zatın yanına yaklaşır. Efe “git kızım Allah seni umduğuna nail, korktuğundan emin etsin” der. “Seyyid oğul bunun dersini ver” der. Hacı Anam bine yakın gazeli, ilahiyi def ile çalar bir insandı. Ben onun defle çaldığı gazelleri dinleyerek büyüdüm. Fuzuli’nin; “Beni candan usandırdı cefadan yar usanmaz mı/Felekler yandı ahımdan muradım şemi yanmaz mı” kasidesini birgün “ana yanlış okuma” dedim. Bana bir hakaret etti. “Ulan sen bana…” dedi. Hamlık ya. Erzurum’da mevlit okur, ölü yıkar, hatme kurar, velhasıl din için yaşardı, gecesi gündüzü yoktu, hep hak için koşardı. Bir gün umumhaneden bir kadın ölür, kimse cenazesini yıkamak istemez, anama gelirler. “Hoca Efendi bir arkadaşımız öldü, kimse yıkamıyor, sen yıkar mısın” diye gözleri iki çeşme ağlarlar. Anam der ki “yıkarım bacı.” Hemen götürürler, bir bahçenin içine girer, anam diyor ki “elime sarılan ayağıma sarılan ağlayan kan ile gözyaşı döken bir sürü bitkin insanlar. Ben de can kalmadı ben ağlıyorum onlar ağlıyor.” Gece rüyasında anam mevtayı görür, ona bir örtü vermiştir, “sağol hoca beni çıplaklıktan kurtardın” der.

Bediüzzaman ve Sungur Abi hastası bir bacım var, anamın karemetlerini yazıyor. Geçen bana okudu, bir gün tavuklar kaybolur, bacım çocuk. “Ana tavukları çalmışlar” der. Anam istifini bozmadan “kız akşam getirirler” der. Akşam bakar ki tavuklar gelmiş, ana nasıl ettin nasıl yaptın der Zübeyde. Anam “beni birgün anlarsınız ama öldükten sonra” der. Ben ortaokul çağlarında evden kaçtım, daha da dönmedim. Bana hiç zorluk çıkarmadı nur içinde yatsın. Kırkıncı Hoca onu benden iyi hissetmiş olacak ki her eve gidişimde “anana söyle bana dua etsin” derdi. İsmail bey, “ananın romanını yaz” dedi. Bakalım bizim niyetimiz de var. Çeleğen Hanım Efendinin  Geylani romanını okuduktan sonra ya nasip…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
6 Yorum