1. YAZARLAR

  2. Abdulkadir MENEK

  3. Hac Notları (II)
Abdulkadir MENEK

Abdulkadir MENEK

Yazarın Tüm Yazıları >

Hac Notları (II)

A+A-

Hac gibi bedeni olarak da büyük gayret gerektiren bir feraizi, mümkün olduğu kadar genç yaşlarda eda etmek gerekir. Mekke’de bulunan hacı adaylarının, genel olarak yaş ortalamasının geçen yıllara göre düştüğü ifade ediliyor. Genel görüntü de bunu teyid eder nitelikte.

Özellikle Malezya ve Endonezya gibi ülkelerden gelen hacı adaylarının nispeten daha genç ve disiplin içinde hareket ettikleri gözden kaçmıyor. Çünkü bu ülkelerde hac için çok ciddi hazırlıklar yapılıyor ve eğitim programlarına büyük önem veriliyor. Alınan bu eğitimin sonucu olsa gerektir ki, bu görevlerini ifa ederken çevreye de büyük ölçüde dikkat ediyorlar. Birlikte ve disiplin içinde hareket ederken, başka insanlara da sıkıntı vermemek ve kul hakkına girmemek için ihtimam gösterdikleri her hallerinden belli oluyor.

Türkiye’de de hacca hazırlık eğitimlerinin sayısı son yıllarda çok artmış olmakla birlikte, adayların bu programlara çok ciddi rağbet etmedikleri de gözden kaçmıyor. Belki önümüzdeki yıllarda hacca hazırlık programlarına daha fazla katılımın sağlanması için alınması gereken bazı adımlar devreye sokulabilir.

***

Türkiye’deki hac fiyatlarının yüksekliği konusunda da hacılardan çok sayıda şikâyet ve yakınmaya şahit olduğumuzu da belirtmeliyiz. Rağbetin çok olması ve sırada bekleyen çok fazla hacı adayının bulunması, alınan bu ücretlerin yüksek olmadığı sonucunu getirmez. Böyle önemli bir feraizi eda etmek için imkânı olan bütün mümin kardeşlerimizin, ücret tutarını önemsemeyeceğini biliyoruz. Fakat yapılan bazı sohbetlerde, bazı kıyaslamalar ile bu ücretin çok yüksek olduğunu söyleyen çok sayıda vatandaşın da yakınmalarına şahit olduk.

DİB, zamanın son derece daraldığı bir sırada aldığı ek kontenjanlardan bir kısmını çok hayırlı ve muhteşem bir hizmet için kullandı. Topyekûn millet olarak büyük bir minnet ve rahmet duyguları ile zihinlerimize kazınan ve asla unutmayacağımız 15 Temmuz şehitlerinin anne-babaları ile yakınlarını, hac feraizini eda etmek üzere davet etti. Toplam 241 şehitten ulaşılabilen ve gelebilecek durumda olan 160 kadar şehidin yakınları, bu şekilde kutsal topraklara getirildi. Bu milletin beka ve istiklali için canlarını korkusuzca feda eden bu kahramanlara, Allah’tan bir kez daha rahmet ve mağfiret niyaz ediyoruz.

***

Bu sene hacca gelenlerin sayısını belli bir çerçeve içinde tutmak için Suudi yetkililer çok büyük gayret gösterdiler. Geçen sene Mina’da yaşanan ve iki binden fazla hacının vefat etmesi ile neticelenen büyük ve elim hadiseden çok önemli dersler çıkarılmış gibi görünüyor.

Ülkelerin kontenjanlarını artırma konusundaki taleplerine de genellikle olumsuz cevaplar verilmiş. Geçen sene meydana gelen hadisede dört yüzden ziyade hacısı vefat eden İran’ın bazı talepleri, iki ülke arasında zaten gergin olan ilişkilerin daha da gerilmesine sebep olmuş.

Suudi hükümeti, Hac organizasyonuna dışarıdan hiçbir müdahalenin olmasına rıza göstermiyor. İran’ın ‘’hac organizasyonunu, İslam ülkeleri olarak beraber yapalım’’ teklifi bu nedenle hiçbir karşılık bulamamış. Bu anlaşmazlığın neticesi olarak İran hükümeti bu sene ülkesinden kimseyi hacca göndermedi.

Hac Organizasyonu çok zor ve büyük bir sorumluluk gerektiriyor. Birkaç yüz bin kişinin katıldığı Olimpiyat oyunlarına ev sahipliği yapan ülkelerde ortaya çıkan ciddi problemleri göz önüne getirdiğimiz zaman, bu kapsamda büyük organizasyonlara ev sahipliği yapmak kolay bir durum değil. 3-4 milyon insanın Hac münasebetiyle bir arada bulunmasının, çok ciddi zorlukları da beraber getireceği konusunda bir tereddüt yok. Her şeye rağmen Suudi yetkililer, bu ibadet mevsiminin en güzel şekilde ve en az problem ile atlatılması için çok büyük bir enerji ile çalışıyorlar. Bununla birlikte yapılması gereken daha birçok hususun bulunduğunu da gözden uzak tutmamamız gerekir.

Özellikle organizasyonda görevli elemanların çok ciddi ve sürekli bir eğitimden geçirilmesi gerekir. Kişilerarası ilişkiler, insani yaklaşım, empati, nezaket ve beşeri münasebetler konusunda alınması gereken çok önemli mesafelerin olduğunu ifade etmeliyiz. Hac mevsiminde görev yapan personelin tabi kılındığı program ve kurslar konusunda resmi bir bilgiye sahip değiliz. Bununla birlikte, gözlemlerimizi ifade edecek olursak, samimiyet ve iyi niyetlerinden şüphe etmediğimiz görevlilerin, periyodik olarak ve belirli bir plan dâhilinde devam edecek eğitim programlarından sürekli olarak geçirilmesi gerekir. Burada bir eğitim eksikliğini bariz olarak görmemek mümkün değil.

Milyonlarca insanın bir anda ve beraberce bulunduğu sınırlı bir mekânda, temizliğin sürekli kılınmasının ne kadar zor olduğunu herkes takdir eder. Temizlik konusunda, burada görev yapan personel, kalabalığın da sürekli akışını göz önüne alarak, buldukları en küçük fırsatlarda bile büyük bir gayretle çalışmalarına devam ediyorlar. Belki dünyanın dört bir yanından gelen Müslümanlar da bu konuda gereken dikkat ve titizliği biraz daha gösterme gayreti içinde olsalar, çok daha güzel ve gönül ferahlatan bir görüntüye, daha kolay bir şekilde kavuşabiliriz.

***

Hac ibadeti için dünyanın her tarafından gelen, büyük bir aşk ve heyecan ile bu mukaddes vazifeyi eda etmek için bir arada bulunan Müslümanlar, İslam âleminin de genel bir manzarasını bu şekilde nazarlara vermektedirler. Bu genel manzarada, üzerine düşmemiz ve konuşmamız gereken çok noktalar bulunmaktadır.

Bu fotoğrafta net olarak görünen manzara, Bediüzzaman Hazretlerinin bir asır öncesinden ifade ettiği, maalesef bugüne kadar tam anlamıyla izale edemediğimiz ve İslam dünyasını saran problemler ile kuşatıldığımız genel durumdur: ‘’Bizim düşmanımız cehalet, zaruret (fakirlik) ve ihtilaftır. (ayrılıklar) Bu üç düşmana karşı; sanat (iş-meslek-teknoloji), marifet (bilgi-ilim) ve ittifak (birlik-beraberlik) silahları ile cihad edeceğiz.’’

Bu üç hastalığın, İslam dünyasının büyük bir kesiminde etkisini büyük ölçüde sürdürdüğünü ve bunların gündemimizden tamamen çıkarılmasının önünde çok ciddi iç ve dış muhalefet ile birlikte direncin bulunduğunu hep beraber görüyoruz. Kendi maddi ve manevi kuvvetlerini ve geleceklerini bu üç hastalığın devamında gören ve bize dost gibi görünen bazı ülkelerin gerçek mahiyetlerini hep beraber çok iyi bir şekilde görmek ve tam bir ‘’İTTİFAK’’ içinde bu fitnenin izalesi için birlikte hareket etmemiz gerekir.

İslam ülkelerinin bazıları ve bir kısım yöneticileri, hala bu önemli durumun farkında değiller. Veya kendi şahsi çıkar ve saltanatlarının devamını, bu İslam düşmanları ile beraber hareket etmekte görüyorlar. Bunun için de alınması gereken çok önemli bir mesafe var.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.