Gör(ebil)mek

Bir çift göz müdür ki tüm dünyayı görüyorum sandığın Ey Can..!
Kalp gözün âmâ ise o gözlerin gördüğü; yalan dünyanın yalan yüzünden başkası olabilir mi..?

Tanyerinin ağarması ve sonra güneşin doğması ile başlayan günün güzelliğine; hayata bir sabah daha gözleri açabilmenin verdiği sevinç ile bakabilmek..!

Gün batımını izlerken ortaya çıkan o muhteşem manzarada; bir günü daha sağ-sıhhatli bitirebilmenin verdiği huzuru hissedebilmek..!

Bahar gelip çiçekler açtığında, kırlar yeşerdiğinde, kelebeklerin kozalarından çıkıp o güzel günde bir ömür uçtuğunu görünce; her daim yeni umutların yeşerdiğini, bir kelebek gibi kozadan çıkıp muhteşem güzellikte bir güne bir ömür verdiğini düşünebilmek.. ve o umudun bir ömrünün sadece bir gün olduğunu değil, bir günde dopdolu bir ömür yaşadığını farkedebilmek..!

Sonra bir sonbaharda yaprakların dökülmesini izlerken; umutların da birer birer döküldüğünü değil, daha sora gelecek kış ile bembeyaz karlar arasında açan kardelenler misali yeni umutların açabileceğini düşünmek.. ve her bir mevsimde olan olayın bir diğer mevsimde olamayacağı için o mevsime ne kadar özel olduğunu düşünüp; her bir umudun da aynen onlar gibi ayrı değerini bilebilmek, hiçbirinin sonuna üzülmemek..!

Akşam olup hava karardığında; güneşin batışına üzülmek yerine, ayın doğuşuna bakıp, yıldızlarla birlikte ortaya çıkardığı ahengi görüp, gecenin güzelliğine dalabilmek..!

Aynaya baktığında gördüğün güzellik karşısında gururlanmak yerine, onu Yaradan’ın güzelliğinde kaybolmak, aynadakinin “hiç”liğine ulaşmak..!

Umutların suya düştüğü anda; suyu da O’nun yarattığını ve elbet onda da bir güzellik, bir hayır olduğunu düşünüp, inşirah duyabilmek..!

Kainattaki bunca güzelliğe sadece bakmak değil aslolan.. Bu güzelliklerin kaynağı olan Yaradan’ın güzelliğini görebilmek.. tefekkür edebilmek.. teşekkür edebilmek..!

Ey Can.. Sen, seni Yaradan’ı bilip, O’nun kapısına vardıktan sonra olan olaylara (sana şer görünse de) ne diye üzülürsün..? Seni senden iyi Bilen’e dayandıktan sonra herşeyin sonunda bir hayır olduğunu ne diye unutursun..?

Seni “sen” yapıp bütün güzellikleri senin için Yaradan’a ve seni(insanı) kainatın en üstün varlığı olarak Yaradan’a neden her daim sığınmazsın da başka şeylerden medet umarsın..?

O Yaradan ki, bir tek O’nun kapısına varıp o kapıda beklediğinde, dualarının hiçbirini geri çevirmeden o kapıyı sana açacak olandır.. Sana şah damarından daha yakın olandır..!

Sen, sana verilen bir çift göz ile bakıp, kalp gözün ile görebilmeyi istedikten sonra; o yüce kapı kalp yüzüne açılır, kalbini olanca güzelliklerle süsler, kalp gözüne sürmeler çeker..!

Çünkü O; kalpleri çeviren, tüm güzellikleri Yaradan Allah(c.c.)’tır..!
O(c.c.), herşeye kadirdir..!
Yeter ki sen o yüce kapıda saygı ile ve sabır ile durmasını bil..!

Ya mukallibe'l _ kulûbi! Sebbit kalbi ala dinike!!
(Ey kalpleri çeviren ALLAH'ım !..Kalbimi dinimin üzerine sabit kıl..!)

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
2 Yorum