Gaye-i Hayat Maye-i Saadet

Âlemde bulunan her şeyi birçok gaye için yaratan, hiçbir şeyi boşu boşuna var etmeyen, herbir işte pek çok hikmetleri irade ettiğini neticeleri ile irae eden bir Hallak-ı Hakîm, elbette insan denilen mükerrem abdini bu gayelerden hariç tutmuş olamaz.

Birkaç aylık ömründe bal yapma gibi muhteşem bir vazifede arıyı istihdam eden bir zat, mahlûkatın ekseni mevcudatın ahseni olarak yarattığı; akıl, kalp, sır, hayal gibi latif latifeler ile donattığı şu aziz insanı başıboş bırakması, dünya bahçesinde ipi boğazında bir hayvan gibi otlanmaya terk etmesi, takip ve tahrip ettiği şeylerden dolayı hesaba çekmemesi, dünyanın fevkinde bir varlık gayesiyle mükellef ve müşerref etmemesi ihtimal dışıdır.

Çünkü insan, kâinatın en büyük neticesi ve en kıymettar meyvesidir. Elbette böyle birinin kâinat kadar azametli bir gayesi, Halık-ı kâinat yanında hakikatli bir payesi bulunmak lazımdır.

İnsanın yaratılış gayesi ve bu dünyaya gönderiliş hikmeti ise; Halık-ı kâinatın vücud ve vahdetine iz’an ile iman etme, ubudiyet itaati ile intisabını ispat etme, “talim-i esma” ünvanıyla bildirilen hakikatlere vukufiyet kesp etme, ilim ile rusuhiyete, dua ile külliyete erme, ilahî emre münasip bir ubudiyeti ifa etmedir.

O halde bu hayatın gayesi “rahatça yaşamak ve gafletli lezzetlenmek ve heveskârane nimetlenmektir diyenler; gayet çirkin bir cehaletle, münkirane, belki de kâfirane, bu pek çok kıymettar hayat nimetini ve şuur hediyesini ve akıl ihsanını istihfaf ve tahkir edip, dehşetli bir küfran-ı nimet ederler.”[1]

Hilkat ağacının hangi anlam ve amaç için var edildiği, dünyaya gönderiliş hikmetinin ne olduğu, bu kısa hayattan nelerin istihsal edileceği gibi varoluş sorularına aklı teskin, kalbi tatmin edecek cevapları veremeyen insanın makine derecesine sukut ettiği, hayat külfetinin/ağırlığının altında ezildiği, modern sorunları(!) için üzüldüğü, intihara sürüklendiği görülmektedir.

Dünyaya gönderilişin ulvi ve külli gayelerine erme, “sırr-ı vahdetle” kâinata nazar etme, nazm-ı sanatı nazzamı hesabına seyretme, sanata sâni’i hesabına değer verme, ehadiyet hatemini, samediyet mührünü mahlûkatın cephesinde görmeyi iktiza eder. Çünkü var olma, varlıkla “vareden” adına irtibata geçmeyi ister.

Varlık ile “vareden” adına irtibata geçme; güneşin doğuşunu, yağmurun yağışını, çiçeğin açışını esma-i hüsna namına seyretme; evvelde iman ile durma, zahirde ilim ile duyma, batında ihlâs ile durulma, ahirde dua ile duyurma silsilesi, mümin olmanın da zirvesidir.

Böyle anlamlı bir hayat anlayışı ile nazar penceresinin açıldığı yürek bahçesindeki marifet meyveleri çoğaldıkça çoğalacak, hadisat levhalarından ibret akacak, gözün seyrettikleri gönlün meylettiklerinden ibaret kalacak, fikret ve ünsiyet şıraları vicdanda muhabbet helvalarını yapacak, kalpte başka şeyleri düşünmeye yer kalmayacaktır.

Yaşıyor olmanın hadsiz lezzetini hisseden insan, esma ve sıfata vuslatı nispetinde dermanı kadar derdini de sevimli bulacak; O’na ulaştıran derdine dermanı gibi muhabbet edecek, gaflete götüren ve O’nu unutturan dermana belki de küsecektir.

Lisanı, “Lütf u kahrı şey-i vahid bilmeyen çekti azap/Ol azaptan kurtulup sultan olan anlar bizi” hakikatini tekellüm ettiği gibi, hâli dahi “hoştur bana senden gelen/Ya gonca gül yahut diken/Lütfun da hoş kahrın da hoş” beytini terennüm edecektir.

Böyle bir huzur iklimine ulaşmak; akıl ve kalbi imtizaç ettirip burak-ı tefekküre binmek, berk gibi arş-ı hakikate miraçvari seyahate gitmek ister.

Elhasıl; kâinattan gaye biz, biz gayesiz olamayız! Gaye gayret, gayret hamiyet ister! Bu hayat için dünyayı aşan ve cennet kapısını açan bir gayeniz yoksa dünyaya ait saadetinizin mayesi (maya) de yok demektir.

[1] Lem’alar, 331

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
4 Yorum