1. YAZARLAR

  2. Kenan ÖREN

  3. Filler ve çimenler
Kenan ÖREN

Kenan ÖREN

Yazarın Tüm Yazıları >

Filler ve çimenler

A+A-

Son zamanlarda insanlık çok büyük bir buhran yaşıyor. Vicdanları tefessüh etmemiş insanlar da bu buhranların olumsuz etkilerinden ister istemez teessür ediyor. Ellerinde yeterli ve tesirli güçleri olmayan ancak kalben müteessir olan bu kesim ise, çaresizce bu buhranı seyretmekle iktifa ediyor.

Aslında bütün mesele; yani buhranı tetikleyen yegâne saik, ilkel bir tapınma şekli olan güce odaklanma ve onu yüceltme ameliyesidir. Bu bağlamda bir iktidarı ve koltuk gücünü ellerinde bulunduranlar, bunları kaybetmemek için her türlü zulmü göze alabiliyor. İktidar durumunda olan güçle, muhalefet durumunda olan güç ya da güçler tüm dünyada acımasızca birbirini çürütmeye çalışabiliyor. Yine acımasızca birbiriyle boğuşabiliyor ve acımasızca katliam ya da karalama harekâtı yapabiliyor. Ama bu zıt kutuplar birbiriyle çatışırken, olan alttaki masumlara oluyor. Tıpkı filler boğuşurken, alttaki çimenlerin ezilmesi gibi…

Dün Bosna’da; Bugün Suriye’de, Mısır’da, Irak v.s yerlerde olan hadiselerin altta yatan en önemli sebebi işte bu ilkel tapınma aracı olan iktidar, güç ve koltuk sevdasıdır. Makro dünyadan mikro dünyaya kadar her çatışmanın altta yatan temel sebebi bu gücü elde tutma tutkusudur. Ancak çok önemli bir şey unutuluyor. O da bizim bu dünyada kalışımızın süresidir. Bir insan yüz yıldan fazla yaşasa da sonu ölüm olduğuna göre, gücü elde tutmanın muayyen bir şey olduğu gün gibi aşikârdır. Bu unutkanlığın sebebi, “Hafızayı beşer nisyan ile maluldür,” kaziyesidir. Zira insan “Yüce Allah’ın elest bezminde “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” hitabına “Evet; buna şahidiz” diyerek çok büyük bir emanet ve ağır bir sorumluluğun sahibi olmuştur. Cenab-ı Hak, bu emaneti dağlara tevdi etmiş, dağlar ise bu emaneti yüklenmekten kaçınmışlardır. İnsan Allah’a vermiş olduğu bu ahdini unutarak yerine getirmeyebilmektedir.Oysa insanın, kendi Yaratıcısına verdiği söz sıradan bir söz değildir. Bu bir büyük misaktır. Bu misak, bu akit, bu ahit, bizi hem bu dünyada hem de ebedi hayatta var edebilme sözleşmesidir. Yine bu, hayatımızın ve yaradılışımızın da yegane sebebidir. İnsanın bu söze sadık kalarak, ahde vefasızlık etmemesi gerekir.Bu bir ahde vefanın lâzımıdır.Bu ahde vefayı yapmamak ise hainliktir ve en büyük vefasızlıktır.

Cenab-ı Hakk’a verdiğimiz bu ahit Kur’an-ı Kerim’de şöyle geçmektedir. (Ey Rasûlüm!) Onlara o vakti hatırlat, hani Rabbin, Ademoğullarından, bellerinden zürriyetlerini çıkardı, onları kendi nefislerine şahit tutarak: ‘Ben sizin Rabbiniz değil miyim?’ dedi Onlar da: ‘Evet, sen bizim Rabbimizsin’ dediler (Onlarla birlikte Biz ve meleklerimiz buna) şahitlik ettik ki, kıyamet günü: ‘Biz bundan gafildik, haberimiz yoktu’ demeyesiniz Yahut ‘bizden önce babalarımız Allah’a ortak koştu, biz de onlardan sonra gelen bir nesildik; onların izinden gittik Batıla dalanların yüzünden bizi helak mi edeceksin’ şeklinde küfrünüze mazeret ileri sürmeyesiniz diye böyle yaptık”[A’raf suresi, 172-173. İşte insanoğlu bu İlâhî hatırlatmaya karşı, herhangi bir mazeret üreterek, “Ben bu ahitten haberdar değilim,” diyemez. Yani elestbezminde ahdimizi unutmuş olsak bile, Allah’ın kelâmı olan yüce Kur’an-ı Kerim’de bu olay sarih bir şekilde hatırlatılıyor. Artık bize düşen bu ahdin yerine getirilmesi için elimizden gelenin en iyisini yapmaktır.

İşte yukarıda verilen mezkûr ahit; yani bir nevi ant içme hadisesini unutanlar tul-u emel hissiyle hareket ederek, süresi muayyen ve sonu hüsran olan koltuk ve güç sevdası yüzünden insanları katledebiliyor veya onlara haksız yere zulmedebiliyor. İnsanların arkalarında film ve fırıldaklar çevirerek fitneler çıkarabiliyor. Bu fitnelere vakıf olanlar da başka fitnelere sebep olabiliyor. Çünkü fitneler fosfor bombası gibidir. Sen bir fitneyi ateşlersen, o fitneden zarar görenler de başka bir fitneyi ateşler ve bu kümülatif bir şekilde merkezden muhite yayılır. Bu yüzden fitnenin bir katil kadar zararlı olduğu Kur’an-ı Kerim’de beyan edilmiştir: Fitnelik, bir karakter bozukluğudur. Fitne çıkarmak, adam öldürmekten daha eşettir (Bakara, 2:191) Yeryüzünde fitne ve fesat çıkaranlar, Allah tarafından sapık olarak nitelenmişlerdir. (Bakara 2:27) Bu insanlara Allah lanet etmiştir. (Ra’d 13:25)” Bütün bu ayet-i kerimeler fitnenin ne kadar şiddetli ve dehşetli bir musibet olduğunu bize haber verirken, bir fitneyi başlatmak ve akabinde başka bir fitnenin ortaya çıkmasına sebep olmak ne kadar şe’ni bir fiiliyattır, hesap edilsin.

Bazı söylemlerden kaynaklanan bir takım fitne ateşleri, birilerine fırsat oldu. Şimdi onlar rastgele oraya buraya bilgi yetiştirmeye çalışıyorlar. Aman dikkat, asla bu fitnecilere ve ispiyonculara inanarak masum insanların haklarına halel getirmeyelim. Yoksa zulme şerik olup, zalimlerden oluruz. Kim bir yanlış yapmışsa o tespit edilip cezalandırılsın. “Ve lâ teziruvâziretunvizrauhrâ Hiçbir günahkar diğerinin günahını yüklenmez,” Ayet-i Kerimesi bize bunu emrediyor. Ayrıca suç ve ceza ikilemi içinde, kim bir suçu işlemişse cezayı da o çeker. Elektrik kaçakçılarının ücretini, bizlere ödeten sistem gibi, devlet yetkilileri de birilerinin suçunu başka birilerini yüklemesin. Suçu kim işlemişse ona ödetsin. Yani, kırmızı ışıkta geçen birini tespit edemeyen trafik polisinin, kırmızı ışıkta bekleyen başka bir sürücüye kırmızı ışıkta geçenin cezasını yazması gibi olmasın.

Bediüzzaman hazretleri yukarıda bahsettiğim Ayet-i Kerime’yi birçok yerde tekrar eder ve onun, dinimizin anayasa hükümlerinden biri olduğunu vurgular. Bu bağlamda filler boğuşurken, alttaki masumların suçlu-suçsuz ayrımı yapılmadan ezmek gibi şe’ni bir zulme imza atılmasın. Yani kurunun yanında yaş da yanmasın. Yoksa bunun sonuçları çok vahim olur ve Türkiye bundan çok zarar görür.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
1 Yorum