1. YAZARLAR

  2. Himmet UÇ

  3. Fevziye Sultan ve Kraliçe Elizabet
Himmet UÇ

Himmet UÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

Fevziye Sultan ve Kraliçe Elizabet

A+A-

Bugünlerde bir, kaç haberden hareketle bir düşüncemi paylaşmak istedim. Sultan Abdülmecit’in kızı Fevziye Osmanoğlu Paris’teki cenaze töreniyle ebedi yolculuğuna uğurlandı. Seksen beş yaşında vefat eden Fevziye Sultan Paris Camiinde kılınan namazdan sonra toprağa verilir. Namazını diyanet imamlarından İbrahim Ethem kıldırır. Cenazeye Osmanlı hanedanı üyeleri ile birlikte bazı resmi görevliler katılır. Namaza katılan kişiler yirmi beş civarındadır. Yeğeni onu anlatırken “teyzem iki sürgün yaşadı , ilk olarak Osmanlı Hanedanının Türkiye’den gönderilmesi daha sonra ise Mısır hanedanı yüzünden ikinci sürgünü yaşadı. Unesco’da çalışan sultan Hanımefendi, kimseden yardım almadan hayatını devam ettirme başarısını gösterir. Cenazede bulunan Sultan Murat’ın torunu Kenize Murat Fevziye Osmanoğlu’nun asaletiyle son Osmanlı sultanı ünvanına layık olduğunu gösterdi dedi. Doğan Haber Ajansı muhabiri bugüne kadar gelen hükümetler içinde Osmanlı hanedanına bugünkü hükümet sahip çıkmıştır dedi, ilk kez onları koruyan bugünkü hükümettir dedi. Ama onların soylarına uygun yaşamaları için en azından atalarının yaptırmış olduğu Dolmabahçe ve Topkapı saraylarını ziyaretten elde edilen gelirlerden bir miktar ellerine geçse daha rahat ve refah iç inde gurbetelde hayatlarını devam ettirirler. Sultan hanımın hayatı yalnızlık ve hüzün içinde geçmiştir, bir gazetedeki haberde Sultan hanımın bir toplantıda çekilmiş fotoğrafı ile birlikte İmam Efendi’nin cemaate onun hakkında konuşurken çekilmiş bir fotoğrafı var. Bir başka resimde hanedanın diğer üyelerinin fotoğrafları görülüyor. Bir resim de cenazenin önünde kılınan namazın resmini veriyor. En son resim ise Paris camiinin heybetli kapısından cenazenin birkaç kişinin omuzunda ebedi istirahatgahına gönderilişli görülüyor, üzerinde galiba Türk bayrağı var.

Bir başka haberde İngiltere Kraliçesi ikinci Elizabeth ve eşi Edinburg dükü Philip dört saat süren bir ziyaret gerçekleştirdi, papa ile. Resimde sekseni aşmış kraliçenin son derece şık bir giyim ve aksesuvarla görünüyor. Roma havaalanına gelen Kraliçe ve eşi Cumhurbaşkanlığı sarayına alınır. Cumhurbaşkanı ve eşi tarafından resmi törenle karşılanır. Altmış yıldır kraliçe olan Elizabeth “Cumhurbaşkanı ile çok hoş bir öğlen yemeği yediğini “ söyler. Hem papa hem de kraliçe birbirlerine çok yüksek değerli hediyeler verirler. Kraliçenin yaka iğnesi pırlanta ile çevrili safirden imal edilmiştir. Biri papa diğeri İngiltere kraliçesi , Avrupalı bizim kaselislere çanak yalayıcılara hilafeti ve saltanatı kaldırtmış modern olmamız için. Ama ne kraliçeye dokunmuş ne papalığa iki kurum bütün haşmeti ile yaşıyor. Ne kadar saygı gördükleri izzet ve azamet içinde yaşadıkları görülüyor. Yedi yüz yıl süren hikayemizi imparatorluk toprağında bize yaşatan Osmanlı sultanı ise Paris’te nisbi bir refah içinde yirmi beş kişinin bulunduğu bir cenaze töreni ile dünyayı terk ediyor. Osmanlı halifesinin temsilcisi Afrika ve Asya ülkelerine gittiğinde oradaki halk neredeyse Halife Efendimizin temsilcisi diye ayaklarına kapanırlar. Halifenin bir sözü onların gözünde en büyük birleştirici niteliğe sahiptir. İngilizler Afrika halkına binlerce altın ve sterlin dökerler ama sözlerini dinlettiremezler, onların onlara hükmetmesi için halifeliğin kaldırılması gerekir. Bizim düdüklere bu teklifi kabul ettirirler. Dolmabahçe sarayını sefih herifelere teke panayırı yaptıran adamlar, padişahlığı kaldırıp onun saraylarında yatan ismi anılmaya değmez lanetli adamlar, padişahın refahının bin misli bir debdebe ile bu fakir milletin ekmeğini yiyen zalimler. Bediüzzaman “Ben Osmanlıyım “ der. Yavuz’un mezarını , Fatih ‘in mezarını ziyaret eder. Fatih’in mezarı önünde çekilmiş dua ederken bir çocuk ile konuşması resmi var. Zalimlerin programlarını dağıtan bu son şarklı eğer olmasaydı biz şimdi Avrupalıların mutfak temizlikciliğini yapıyorduk. Bir doktor onu tedaviye gelir orada Sultan Abdülhamit hakkında yakışıksız sözler söyler, Bediüzzaman’ın canı sıkılır, gittikten sonra talebelerine çıkışır” nerden buldunuz bu yakışıksız adamı “ der. Üstadım siz o konuşurken sustunuz biz de onu onaylıyorsunuz sandık derler. Bediüzzaman ”hayır ben onu Sultan ‘ı evliyadan sayıyorum“ der. O bugün yıkılan Osmanlı için ağlamaz yeni bir Osmanlı ruhu verir topluma , imparatorluğu yeniden inşa eder, nur medreseleri ile , siyaset ve kavga dili ile değil sabır ve ihtiyat ve ihtimam ile.

Atalarımıza bugün yaşattığımız bu hüzün halini İngiliz kraliçesinin gördüğü ilgiyi müşahede edince acı bir şekilde hissettim, yüreğim burkuldu. Koca ülkenin bütün kültürel ve mimari değerleri onlar sayesinde oluşmuş, onların gelirlerinden bir kısmını yadellerde sürünen bu insanlara tahsis etmek Türk devletinin atalarına saygısı hem de Allah’ın merhametinin gereğidir. Bütün ataları yedi yüz yıl hak ve adaleti yaşamış ve yaşatmış olan bir hanedanı korumak bizim boynumuzun borcudur.

Yine bir haber İngiliz kraliyet ailesinden. Düşes Middiletton ve Prens Williams ve oğulları Yeni zelanda’ya giderler. Küçük bebek Prens George gittikleri her ülkede ilgi odağı olurlar. iki yaşındaki prens ilk resmi kabülüne çıkmıştır. Peter Jackson yüzüklerin Efendisi filminin meşhur yönetmeni , dük ve düşese eşlik eder. Bir kraliçe ve kraliyet ailesinin bütün üyeleri ne kadar büyük ilgi ile karşılanıyor. İngilizler Osmanlı’yı çözmek İslam milletlerini birbirine düşürmek için lavrens ve benzeri casusları yıllarca İslam dünyasında koşturdular ve sonunda Osmanlıyı yıktılar ve bizim zavallı aydınlarımıza Osmanlıyı inkar ettirdiler, yerine kordukları gecekondu devleti ile her gün yıkıldı yıkılacak diye sarsıntıdalar. Bediüzzaman denizaltılarla teşkilatı Mahsusa ile birlikte kuzey Afrika ülkelerine gittiler, İslam milletlerini Osmanlı çatışı altında dağılmadan korumak için gayret ettiler ama artık devir dönmüştü , Bediüzzaman yıkılan Osmanlı ve kurulan devlet ile bağlarını koparıp Van’a gitti, orada ferdasına çekilmişken , kader onu Barla’ya sürdü, Osmanlıyı ruhen ve manen tesis etmek için ilahi bir tensiple eserlerini yazdı. Ve biz bugün onun eserleri müteselli ve vazifedarız.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
3 Yorum