• Ankara18 °C
  • İstanbul24 °C
  • İzmir23 °C
  • Antalya22 °C
  • Trabzon21 °C

Mustafa ÖZCAN

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Fethullah Gülen ve Mesih

25 Nisan 2013 Perşembe 07:18

Mesih’in nüzülü meselesi Kur’an açısından baktığımızda subutu kat’i olmakla birlikte delaleti kat’i değildir. Hazreti İsa’nın nüzülüyle alakalı olarak 4 müteşabih ayet olduğu söylenebilir. Bununla birlikte hadislerde Hazreti İsa’nın nüzülü hem vurud ve sübut açısından hem de delaleti açısından kat’idir. Yine de bu katiyet müteşabih alana dahildir.  Müteşabih ayetler de gerçekleştikte muhkem hale gelmektedir.  Ayetler Levh-i Mahfuz’dan dünya semasına inmesi gibi müteşabih ayetler de gayb perdesinden hadisat alemine iner ve olaylar diline çevrilir. Bu durumda müteşabih kabuğunu kırar ve muhkemat haline gelir. Hazreti İsa’nın vefat ettiğine dair ayetler tevil edilmiştir. Zira her mevt veya  ölüm vefat olup her vefat ölüm değildir.  Mesele müteşabih olduğundan dolayı kimileri meseleyi veya keyfiyetini Allah’a havale etmek yerine tevil ediyorlar. Bu noktada Gazali, Kanun et tevi’l’inde beyan ettiği gibi tevil meşru olsa da ihtiyatlı olma zorunluluğu vardır.  İsabet edememe ihtimali ise her zaman varittir.  Meteşabihat alanında tevil değil de,  zaman kaydını izhar eder. Tevilin sıhhati zamanın kaydıyla ortaya çıkar.  Hadisat bir biçimde müteşabinatın perdesini ve nikabını açar ve anlaşılmasına yardımcı olur.  Akıl ve zihin bazen hadisat gelmeden meselenin künhüne vakıf olamaz. Zunun ve tevil dairesinde kalır.  Mehdi’nin zuhuru ve Mesih’in nüzüle de böyledir.

Geçenlerde bir dost meclisinde Prof. Mehmet Bayrakdar’ın, Hazreti Meryem ve Hazreti Peygamber Aleyhisselam arasında bir zevciyet münasebet kurduğundan dolayı Fethullah Gülen Hoca’yı eleştirdiğini duydum. Meselenin üzerine gitmedim ve ilgilenmedim. Lakin bununla birlikte Enis el Celis kitabını okuyunca oradaki bir kesit veya ibare beni ilgilenmediğim noktaya geri götürdü. Öncelikli olarak Fethullah Gülen Hoca ile Mehmet Bayrakdar arasında bu meseleyle alakalı tartışmaya göz atalım:  "Kur’an’dan İdrake Yansıyanlar’ adlı eserinde Fethullah Gülen, Meryem Suresinin 17. ayetinin meâlini kendi ifadesiyle şöyle verir: “sonra, insanlardan gizlenmek için bir perde germişti. Ruhumuzu göndermiştik de ona tam bir insan olarak görünmüştü” ve şu yorumunu ilâve eder: “Acaba ne idi bu ruh? Hemen büyük çoğunluğu itibariyle bütün tefsirler, ayeti kerimede: “… Ruhumuzu gönderdik…” diye belirtilen Ruhun Cebrail (a.s.) olduğunu ifade etmektedirler. Ne var ki, burada Kur’an “Ruh” tabirini kullanıyor; Ruh’un tayininde ise ihtilaf vardır. İhtimalin sınırları ise ihtilafın çerçevesini aşkındır; hatta Efendimizin ruhunu içine alacak kadar da geniştir. Evet bu da muhtemeldir; zira Hz. Meryem çok afife ve nezihe bir kadındı.  Bu itibarla da gözlerinin içine başka bir hayal girmemişti ve girmemeliydi de. Ona sadece kendisine helal olan biri bakmalıydı. O da olsa olsa Efendimiz olabilirdi; zira o bir münasebetle Hz. Meryem’in kendisiyle nikahlandığına işaret buyuruyordu.  Bu açıdan da “Ruh”un efendimizin ruhu olabileceği de ihtimal dahilindedir…”

Her ne kadar Fethullah Gülen cümlesinin sonunda bu konuda başka kanıtlar bulunmadan bunun katiyet ifade etmeyeceğini belirtiyorsa da, söz konusu ayeti böyle yorumladıktan sonra geriye ne kalıyor ki? Fethullah Gülen, kendi yorumuna Hz.Peygamberi de ortak ederek, “O …. Hz. Meryem’in kendisiyle nikahlandığına işâret buyuruyordu.” diyor. Hz. Peygamber’in “işâreti” Kenzu’l-Ummal’daki bir rivayettir.  Bu rivayet gerçek bir hadis bile olsa, Hz. Peygamber’in Meryem ile nikahının ve zevceleşmesinin ahiret’te, cennet’te olacağını belirtiyor. Fethullah Gülen’in bu yorumlarıyla Hz. İsa’nın annesinin, Hz. Meryem ve babasının, haşa, Hz. Muhammed olarak bu dünyada olmuş bir nikahlanma gibi anlatması dinlerarası diyalog çerçevesinde Hıristiyanlığı ve İslâmı “evlendirmeye” yönelik bir girişimden başka ne gibi bir değeri olabilir?"
(Kaynak: Dinlerarası Diyalog ve Başkalaştırılan İslâm, Prof.Dr. Mehmet Bayrakdar Ankara Üniversitesi ilahiyat fakültesi felsefe ve din bilimleri. islam felsefesi bölümü, Ankara.  Fethullah Gülen'in yazısı:http://www.kurandanidrakeyansiyanlar.com/…9-17.html Mehmet Bayraktar'ın yazısı: http://islamiarastirmalar.com/…f999df75bcf96de5a0e2.)

1990'lı yıllarda Yaşar Nuri Öztürk gibilerinin ortak olduğu bir proje vardı. Projenin gerisinde Demirel gibi zevat bulunuyordu. Bu da İslam Gerçeği meselesiydi.  Roma’nın Hıristiyanlıkla buluşması gibi rejim de İslam ile ortak bir noktada (İslam'ın istediği bir noktada değil) buluşmak istiyordu. Bu uğurda İslam Gerçeği kitabı yazıldı.  Bu kitabı ve çığıra en iyi cevaplardan birisini Prof. Mehmet Bayrakdar, İslam Gerçeği Kitabı Üzerine eseriyle vermiştir.  Bununla birlikte, Dinlerarası Diyalog ve Başkalaştırılan İslâm kitabı, ulusalcı bir din anlayışı karakterini barındırdığına dair bazı kuşkulara neden oluyor. Burada Fethullah Gülen Hoca'nın İslam ile Hristiyanlığı Hazreti Meyrem’i Hz. Muhammed’e nikahlayarak birleştirmeden bahsediyor. İlahi temelde birlikleri var. Velakin bu lahuti beraberlik nasut alemine indikçe kaybolmuştur.  Peygamberler babaları bir anaları ayrı kardeştirler.  Güncel birleşmede ise Hıristiyanlık İslamiyete tabi olmak zorundadır. Zira tahriften masun kalan tek vahiy İslam’dır ve bu özelliğiyle zaten ilahi son mesajdır.  Hazreti İsa’nın nüzülü de ona işaret ediyor.  Onun nüzülü İslama tabi olma suretinde olacaktır. Nübüvvet değil velayet boyutunda olacak ve  Kur’an’da işaret edildiği gibi keyfiyetini bilmediğimiz bir şekilde  eski ümmetini İslamiyete irşat edecek veya  Hazreti Muhammed’e (S.A.V.) tabi olmalarına vesile olacaktır.

Hazreti İsa’nın nüzülü, bu buluşmaya vesile köprülerin tamamına işaret eder.  Kimileri İslamiyet tamamlanmadı mı ki, Mesih’in inişine ne lüzum var? şeklinde sualler izhar ediyorlar. Bu, ahirzamamanda Hıristiyanlığı İslamiyete iltihakı ve İslam’ın bütün dinler üzerine zuhuruyla alakalı bir durumdur.   “O resulunu hidayetle ve hak dini üzerine gönderendir. Ta ki bütün dinler üzerine zahir kılsın” ayetini tahkik için gönderilecektir. Hıristiyanlığı İslamiyete çevirmek gibi baki ve saklı kalan bir misyonu vardır.  Cemaleddin Afgani  Hindistan’a gittiğinde orada bazı Müslüman vekillerle karşılaşır ve  sözkonusu vekil bu ayeti dile getirerek nerde bahsedilen İslamiyetin diğer dinler üzerine zuhuru ve üstünlüğü; kaldi ki onların çizmelerinin altında inlemekteyiz diye  sual eder ve hatta sataşırlar. Hatta  söz konusu vekilin gönlünden bu nedenle din değiştirmek  bile geçmektedir. Anlatımına göre Cemaleddin Afgani kendisini teskin eder ve dininin sağlamlığı konusunda onu ikna eder. İmanını kurtarır.

İmam Suyuti’ye atfedilen Enis el Celis adlı bir kitabı tetkik ederken burada bu meseleyle karşılaştım.  Neden Hazreti İsa’nın canlı ve Hazreti Peygamberin vefat etmiş olduğu ve bunun hikmeti  tahlil ediliyor. Bu çerçevede,  Hazreti İsa, Allah'a,  ‘benim babam kim?’ diye soruyor. Bu yöndeki münacatı üzerine Allah’tan bir nida geliyor ve kendisini şöyle teselli ediyor: ”Cennette anneni Ahmet ile evlendireceğim. Baban Hazreti Muhammed olacak…” Bunun üzerine Hazreti İsa kendisine babasından kalacak mirası soruyor. Aldığı cevap şudur: Ümmeti Muhammed’in malını müsadere eden Deccal’ı öldüreceksin ve Deccal’ın malına mülkünü ganimet olarak alacaksın. Mirasın bu olacak! (Enis el Celis, Matbaa-i Amire, İstanbul, s: 73).  Elbette hadisin sıhhatini ve sıhhat derecesini bilmiyoruz.  Elbette bu ayette geçen Ruh meselesinden farklı bir durum.

Fethullah Gülen Hoca bazı konuşmalarında Hazreti İsa’nın nüzülü konusunda bazı tevilllerde bulunuyor.  Mesela geçmiş konuşmalarından birisinde konuya şöyle temas etmektedir: ”Aslında Hz. Mesih'in nüzulü, 'Mesihiyet şeklinde değil; Mehdilik ve Muhammedilik şeklinde olacaktır.' denebilir. Böyle bir gerçeğin tahakkuk keyfiyeti ne şekilde olursa olsun, bence mühim olan, her Müslüman'ın Kur'an'ın ruh ve ma'nasını arızasız temsil edip her zaman bu 'menheli'l-azbi'l-mevrud=tatlı su kaynağı'nın başında durup o temiz, o pak, o nezih kaynaktan yararlanıp ve başkalarını da yararlandırmaktır. Bir diğer önemli husus da, bütün bunları belli şahıslara bağlama yerine konuyu bir şahs-ı manevi konusu olarak değerlendirmektir. Yine de bu mesele çok münakaşası yapılacak bir meseledir. Zira, bu konuda öteden beri 'sevad-ı azam'ın kabul ettiği bazı esaslar var. Bu esaslar çiğnendiğinde ciddi iftiraklar doğabilir. Zaten Üstad da, belki elli yerde bu nüzul ve temsili anlatmış ve 'ancak onu nur-u firasetle bakanlar sezebilir' demiştir. O halde, bütün bunları nazar-ı itibara alarak, ahirzamanda Hz. Mesih'in gökten inmesini intizar etmenin bizim vazifemiz olmadığını ifade edebiliriz (http://tr.fgulen.com/content/view/11810/18/ )…” Elbette bu müteşabih bir meselenin tevilidir. Bununla birlikte tek tevili değildir ve tevillerden birisi olgu veya tarih haline gelmedikçe hangisinin isabetli olduğunu anlamak kabil değildir.  Zaman hadisat dili üzerinde kaydını izhar ettikçe müteşabihatın  tılsımları çözülecek ve goncaları açacaktır.

YORUMLAR
Ne mutlu o adama ki haddini bilir
A. Can
Talha Bayraktaroğlu'nun Özcan hakkında "biraz mürekkep yalamakla nasıl bir eleştiri yapıyorsunuz" demesi tam bir adab ve edep tanımazlıktır. Her hafta değil, her gün de İhlas'ı okusan, ihlasın ruhunu yakalayamazsın; zira gazete gibi okuduğun belli. Yahu, Özcan, son derce ilmî bir tahlil yapmıştır; şahısperestlik yapacağına hakikatperest yapsan daha isabetli olmaz mı? Hoca, Sonsuz Nur'da da "Hz. Meryem'in Hz. Peygambere eş olacağı itikandayız" diyor. Bu hangi ayet ve hadise istinad ediyor? Bak sen de "meryem suresinde biz ona en güzel insan suretinde derken efendimizden daha güzel suret mi var" diyerek aynı hatayı tekrarlıyorsun; yüzlerce tefsirin hangisinde böyle bir anlayış işlenmiştir, bir bakar mısınız? Nurları okuyan ona sadık olur, şahıslara bende olmaz.
26 Eylül 2013 Perşembe 16:50
ihlas ve uhuvvet
talha bayrakoğlu
sayın mustafa özcan ağabey... ALLAH kabul etsin her hafta sonu ihlas ve uhuvgvet risalesini okuyorum ve okumaya çalışıyorum..

bu yaznızı okudum diğerlerini okumadım.. üstadımız uhuvvet risalesin de üçüncü dusturda diyorki ''Adavet etmek istersen , kalbindeki adavete adavet jet onun re'fine çalış... Eğer düşmanlık etmek istersen kafirler zındıklar çoktur, onlara advet et..'' evet ben de soruyorum size nefsini terbiye edip, kafirlere zındıklara advet ettin herkes tamm bi fetullah güleni eleştirmek mi kaldı size biraz mürekkep yalamakla nasıl bir eleştiri yapıyorsunuz.. zaten etrafımızda bize düşmanlık eden bir sürü kafir zındık ve entehlikeli münafıklar var.. bi sizle mi uğoraşmak jgerekiyor destek mvereceğiniz yerde.. meryem suresinin tefsirini yine meryem suresin de biz ona en güzel insan suretinde derken efendimizden daha güzel suret mi var... tefsir ederken .. nasıl bir sui fikirle diyalog hizmetlerine bağlarsınız.. kendinizi kantrol edip münafıkların oyununa geelmeyin
29 Nisan 2013 Pazartesi 18:11
Dursun Sivri´nin reyi!
Murat Ademoglu
Öncelikle Sayin Mustafa Özcan eyi tebrik ederim, gercekten derin ve de aydinlatici bir yazi yazmis. Lakin Sayin Dursun Sivri Bey´in REY meselesi biraz garibime gitti. Sanki bir Mesih yada Mehdi seciminde bulunma durumu varmis gibi, Rey beyan etmesi...
Gönül isterdi ki, biraz aydinlatici bir bir yorum yapip, argumanlariyla da aciklik getirmesini! Sadece REY beyan etmis.
Herneyse herkes okur, isine geleni alir, amma pzitif amma negatif, akil mihengine vurur ona göre degerlendirir.
Saygi ve selamlarimla
28 Nisan 2013 Pazar 02:37
KARİKATÜR
IŞİDi yönlendiren parmak
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Risale Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0.312.492 06 88 / Faks : | Haber Yazılımı: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA
Web Hosting Sağlayıcı:    Kaliteweb Hosting