1. YAZARLAR

  2. Hikmet HOCAOĞLU

  3. Ey Yemek Yiyenler, Yemek Yeyiniz...
Hikmet HOCAOĞLU

Hikmet HOCAOĞLU

Yazarın Tüm Yazıları >

Ey Yemek Yiyenler, Yemek Yeyiniz...

A+A-

An;

Dile getirirken bile geride kalan...
Dar bir koridora girip iki duvara da ayna yerleştirirsek, içiçe geçmiş kareler hücum eder sinemize.
İşte an, cismen o koridorsa Sol taraftaki ayna geçmiş, sağdaki ise gelecek.
Hayat bu koridorda geçerken önüne bakamayanlar, ya solda kaybolur ya sağda!
An zamandan bir parça değil ve gerçek hayat zamana istinad etmiyor.
Geçmiş ve gelecekten karelerin koridora dolması bir zenginlik olsaydı, elem ve kaygılara mübtela müteharrik cenazeler dünyanın en zenginleri olurlardı.
Hasselerin hepsinin aynalara bir karşılığı olsa da, asıl karşılıkları elbette koridorda ve koridordaki an, güneş ise aynalarda yansıyan elbette sadece gölgeleri değil mi?
Bedenin koridordan ayrılması imkânsız olsa da, bedenin asgari yaşam şartları ile ayakta kalması ve ancak maddi ihtiyaçların temini ile doyması, ruhun hangi aynada kaybolduğunu bir ömür bile hatırlatmayabiliyor. Yeyip içip yatıp kalkmaktan zevk alan bedenlerini koridorda bırakıp, geçmiş ve gelecek aynalarıyla meşgul olan (işgal edilen)ların ruhun zevk aldığı şeyleri tanımaması ne büyük mahrumiyettir...

Ey Yemek Yiyenler, Yemek Yeyiniz...

Birilerinden böyle bir cümle duysak, herhalde önce şaşırır sonra "tamam da kardeşim zaten yiyorum, bir kaç saat sonra acıkayım yine yerim(!) derdik sanırım. Ardından da" zaten normal olan, İHTİYAÇ olan bir şeyi neden söylediler acaba" diye aklımıza düşmüyor değil...

"Ey iman edenler iman ediniz...!!!" (Nisa-136)
Hani yemek bedenin hayatta kalması için ne kadar gerekli ve her gün bir kaç kez tekrar ile yeniliyorsak, iman da kalp vicdan ve ruhun gıdası gibi değil mi? Yemeği def-i hacet ile dışa atıyor ve acıkıyoruz işte imanı da Üstad Hz. Buyurduğu gibi " o günahlar kalbe hücum edip ta ki nuru imanı çıkarıncaya kadar..." günahlarla atıyor ve acıkıyoruz! Ne var ki kalp mide gibi guruldamıyor! Onun sinyalleri, onun dili çok başka...
Ey iman etmeyenler(!) değil, edenlere hitap! Yani etmeyen bir kez ettiğinde bitmiyor, edenler bir seviyeye geldiğinde bitmiyor, bir çıtası, bir kotası yok!

Peki, süreklilik arz eden bir İHTİYAÇ olan imanın zahiri nedir? Yani az veya çokluğu ne ile çıkar açığa, üstümüzde nasıl görünür? Elbette ubudiyetle.
Peki, aynı namazı kılan iki kişi arasında bu (İman) açlığı gidermedeki seviyeyi, farkı ne belirliyor? Asrın Bedii'sinin 15 günde bir okuyun dediği risale neydi?
Allah'ın yanında tek değer olan takvanın yapıtaşı nedir?

" Ey şikem-perver nefsim! Acaba her gün her gün ekmek yersin, su içersin, havayı teneffüs edersin; sana onlar usanç veriyor mu? Madem vermiyor; çünki ihtiyaç tekerrür ettiğinden, usanç değil belki telezzüz ediyorsun. Öyle ise: Hane-i cismimde senin arkadaşların olan kalbimin gıdası, ruhumun âb-ı hayatı ve latife-i Rabbaniyemin hava-yı nesimini cezb ve celbeden namaz dahi, seni usandırmamak gerektir. Evet nihayetsiz teessürat ve elemlere maruz ve mübtela ve nihayetsiz telezzüzata ve emellere meftun ve pür-sevda bir kalbin kut ve kuvveti; herşeye kàdir bir Rahîm-i Kerim'in kapısını niyaz ile çalmakla elde edilebilir."
(Sözler - 270)

Ey yemek yiyenler, gelin ne kadar çok günah işliyorsak, tövbe kaşığı ile ihlas balına daldıralım da kalplerimizi, ubudiyet kaymağı doyursun ruhlarımızı, bir kaç saat de olsa...

Gelin reçeteyi hekimden alalım:
"Evet fıtraten ebediyeti isteyen ve ebed için halkolunan ve ezelî ve ebedî bir zâtın âyinesi olan ve nihayetsiz derecede nazik ve letafetli bulunan zîşuur bir sırr-ı insanî, zînur bir latife-i Rabbaniye; şu kasavetli, ezici ve sıkıntılı, geçici ve zulümatlı ve boğucu olan ahval-i dünyeviye içinde, elbette TENEFFÜSE pek çok MUHTAÇTIR ve ancak NAMAZIN penceresiyle NEFES alabilir."
(Sözler - 270)
Şimdi Şehr-i Ramazan ile nefse gelen başka bir emre uyuyoruz "sen Rab, ben aciz abidim" dedirten ve helal olanın bile otuz gün belli saatlerde haram kılındığı; Ey Yemek Yiyenler Yemek Yemeyiniz...

Ramazan-ı Şerifimiz mübarek ola

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.