1. YAZARLAR

  2. Vehbi KARAKAŞ

  3. ‘Ey mü'mine kin ve adâvet besleyen insafsız adam!’
Vehbi KARAKAŞ

Vehbi KARAKAŞ

Yazarın Tüm Yazıları >

‘Ey mü'mine kin ve adâvet besleyen insafsız adam!’

A+A-

Başlıkta gördüğünüz ifadeye ben, Üstad Bediüzzaman’ın “Uhuvvet=Kardeşlik Risalesi”nde rastladım. Çok hoşuma gitti. Derhal onu aldım, bu günkü yazıma başlık yaptım.

Çünkü benim nefs-i emmareme böyle bir tokat lazımdı. Bu günlerde çok ileri gitti. İpe-sapa gelmiyordu.  Çünkü elinde ciddî belge ve bilgi olmadığı halde Müslüman ve mü’min kardeşlerine durmadan sataşıyor, su-i zan yapıyordu.Edepten, terbiyeden, nezaket ve nezahetten uzak insafsız saldırılarda bulunuyordu.

Bin kere maşallah ve barekallah sana ey Şanlı Üstad! Dedim ve hitap cümlesindensonra gelen paragrafı okumaya başladım. Şöyle diyordu Bediüzzaman meâlen:

“Ey mü'mine kin ve düşmanlık besleyen insafsız adam! Sen bir gemi veya bir evde bulunsan, o gemide veya o evde dokuz tane günahsız, bir tane de terörist olsa; o gemi veya o ev bir tane terörist yüzünden batırılmaz ve yakılmaz. Biri bunu yapmaya kalksa onun zalimliğini göklere işittirecek derecede bağırırsın. Hattâ bir tane mâsum, dokuz tane terörist olsa, adalet kanunlarından hiç biri o geminin ve o evin batırılmasına ve yakılmasına izin vermez.

İşte o gemi veya o ev, bir müminin vücudu. Müminin vücudunda iman var, İslamiyet var. Bunlar gibi, dokuz değil, belki yirmi tane güzel, masum sıfat varken, sana zarar veren ve hoşuna gitmeyen câni bir sıfatı yüzünden ona kin ve düşmanlık beslemekle müminin vücudunu manen batırmak ve yakmak, onun yok olmasını istemek alçakça bir davranış ve gaddar bir zulümdür.[1]

Bunun içindir ki Bediüzzaman, bu zulmü işleyene: “insafsız adam”!”[2]demiştir.

Umarım nefs-i emmarem, Bediüzzaman’ı okuyan ve okumayan, seven ve seviyor görünen herkes bu hitaptan payına düşeni alır. Alır da, mümin kardeşlerine, Allah’ın dostlarına saldırmaktan vaz geçer.

Bediüzzaman,“iman ehlini kardeşliğe ve sevgiye davet eder.”şeklinde tanımladığı Uhuvvet Risalesinin başına konu ile alakalı üç ayet-i celile koymuştur.

O ayetlerden birincisi şudur:

 

 

"Mü'minler ancak kardeştirler; siz de kardeşlerinizin arasını düzeltin."[3] Düzeltin ki bu emri size veren Allah’ın merhametine ve muhabbetine layık ve nail olasınız.[4]

Şimdi soruyorum kendime:

-Allah aşkına bana söyler misin? Bu söz Allah’ın sözü, bu emir Allah’ın emri değil mi?

-Evet Allah’ın emri. Peki bu emri bir Müslüman olarak sen yerine getirmezsen kim getirecek? Uhuvvet Risalesi niçin yazılmıştır? Bu ve benzeri ayetler Kur’an’da niçin vardır? Bunların gereği bu gün yapılmayacaksa ne zaman yapılacak? Öyleyse neden arası bozulmuş müminlerin arasını düzeltmek için harekete geçmiyorsun?

Uhuvvet Risalesinin başındaki ayetlerden ikincisi şudur:

 

 

"Kötülüğe iyiliğin en güzeliyle karşılık ver. Bir de bakarsın, aranızda düşmanlık bulunan kimse candan bir dost oluvermiştir."[5]

Yine soruyorum hem kendime ve hem de mü’minim diyenlere: Allah aşkına bana söyler misiniz? Bu ayatin muhatabı kim? Allah Müslümana mı sesleniyor, gayr-i müslime mi? Müslümana. Öyleyse kötülüğü, iyiliğin en güzeli ile savmakla emrolunduğumuz halde, kötülüğü veya kötülük sandığımız bir şeyi, en ağır kötülükle bastırmaya kalkmak hangi insafa ve hangi vicdana sığar?

Uhuvvet Risalesinin başındaki ayetlerden üçüncüsü de şudur:

 

"Öfkelerini yutanlar ve insanların kusurlarını affedenler (var ya, işte onlar iyi insanlardır ve iyiliksever insanlardır.) Allah ise iyilik yapanlarısever."[6]
Bir Müslüman olarak kendi kendime soruyorum:

-Sen bu ayet-i celilenin neresindesin? Kızdığın zaman öfkeni yutan, seni kızdıranları affeden biri misin, değil misin?“Değilim,kızdığım zaman da kimseyi affetmiyorum”, diyorsan, kendini gözden geçirmelisin? Cinnet halet-i ruhiyesi içinde olabilirsin. Derhal tedaviye gitmelisin, ya da götürülmelisin.

-Yoğunum, önemli bir noktadayım, önemli işler yapıyorum, deme. Bir an önce tedaviye git. Çünkü bu halinle yıktıkların, yaptıklarını çok gerilerde bırakacak.Çok başarılarına gölge düşürecek. Etrafının verdiği gazla ve hava ile böbürlenme, kibirlenme. Hangi konumda ve hangi makamda olursan ol. Sen zayıfsın, acizsin, fakirsin, çabuk dağılır etten ve kemikten bir külçesin. Sana verilen gazla ve hava ile bir müddet gitsen de yakında tökezleyeceksin.İncittiğin gönüllerin ahından dünyada da, ahirette de kurtulamazsın.

Çağın büyük ve mazlum mürşidi “kızım sana söylüyorum, gelinim sen işit” kabilinden kendine seslenirken ne kadar da güzel bir şekilde bana haddimi bildiriyor:

İ’lem eyyühas-Said!
Nedir bu gurur ve nedir bu gaflet? Nedir bu haşmet?

Nedir bu istiğna,[7] nedir bu azamet?[8]
Elindeki ihtiyar bir kıl kadardır.

Ve iktidarın bir zerre kadardır.

Hayatın söndü, ancak bir şûle kaldı.
Ömrün geçti, şuurun söndü, bir lem'a
[9] kaldı.

Şöhretin gitti, ancak bir an kaldı.
Zamanın geçti; kabirden başka mekânın var mı?
Bîçare!
[10]Aczine ve fakrına bir had var mı?
Emellerin nihâyetsiz, (arzuların sonsuz), ecelin ise yakındır.
Evet, böyle acz ve fakrınla iktidar ve ihtiyardan hali
[11]bir insanın ne olacak hali?
Hazâin-i rahmet
[12] sahibi Hâlık-ı Rahmânü'r-Rahîme,[13] böyle bir aczle itimad etmek lâzımdır. Odur herkese nokta-i istinad[14],Odur her zaife cihet-i istimdat![15]

 

BİZİM MEDENİYETİMİZDE HAKSIZ YERE CAN YAKMA, GÖNÜL YIKMA YOKTUR.

Bizim medeniyetimizde alime-ulemaya, veliye-evliyaya saygısızlık yoktur. Tam tersi sevgi vardır, saygı vardır.

Bizim medeniyetimizde can yakma ve gönül yıkma yoktur.Tam tersi, gönül yapma ve cana can katma vardır.

Ne güzel demiş Yunus:

Yunus der ki ey hâce/ İstersen var bin hacca

Hepisinden iyice/ Bir gönüle girmektir.

Gurbete gidenler azığın alır,

Kimisi alır da kimisi kalır,

Kimi sevap için Kâbe’ye varır

Kâbe kapınızda görmez misiniz?

Bunlar doğru olmasaydı Hz. Peygamber tavaf ettiği

Kabe’ye bakıp ta:

“Ey Kabe’ Ne kadar hoşsun, kokun ne kadar da güzel! Şanın, hürmetin ne kadar da yüce! Ama Canım elinde olan Allah’a yemin ederim ki, Allah nezdinde müminin hürmeti(hakkı,saygınlığı ve dokunulmazlığı), senin (hakkından,) saygınlık ve dokunulmazlığından daha büyüktür!”[16]

BİR MÜSLÜMANA HAKARET ETME VE HAKARETEMARUZ KALMIŞ BİR MÜSLÜMANI SAVUNMA

 

وَالَّذِينَ يُؤْذُونَ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ بِغَيْرِ مَا اكْتَسَبُوا فَقَدِ احْتَمَلُوا بُهْتَانًا وَإِثْمًا مُّبِينًا

"Mü'min erkeklere ve mü'min kadnlara, ilşemedikleri bir şeyden dolay eziyet edenler, şüphesiz bir iftirâ ve apaçk bir günah yüklenmişlerdir."[17]

"Müslümana sövmek (ve hakaret etmek)fâklık, onunla savaşmak (ve onu öldürmek) küfürdür."[18]

Müslüman kardeşini küçük görmesi kişiye kötülük olarak yeter. Her Müslümanın kanı, malı ve onuru Müslümana haramdır (dokunulmazdır).”[19]

“Her kim bir Müslümanı, saygınlığının kaybolacağı, onurunun zayıflayacağı bir yerde yardımsız bırakırsa, Allah da onu kendisine yardım edilmesini arzu ettiği bir yerde yalnız bırakır. Kim de bir Müslümana onurunun zayıflayacağı ve saygınlığının yitirileceği bir yerde yardım ederse, Allah da ona kendisine yardım edilmesini arzu ettiği bir yerde yardım eder.”[20]

Ey deli gönül! Gel, Yunus’un şu birkaç mısrasını dinleyelim. Dinleyelim de uslanalım:

Gönül Çalapın tahtı

Çalap gönüle bahtı

İki cihan Bedbahtı

Kim gönül yıkar ise

Bir kez gönül yıktın ise, bu kıldığın namaz değil

Yetmiş iki millet dahi elin yüzün yumaz değil.

Ben gelmedim dâvi için, benim işim sevî için

Dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmağa geldim.

Dervişlik baştadır, taçda değildir.

Hararet nârdadır, saçta değildir.

Ararsan mevlayı kalbinde ara,

Kudüs’te, Mekke’de, Hac’da değildir.

Eğer bir mü’min kalbini kırarsan

Hakka eylediğin secde değildir.

Ey gönlüm, deli gönlüm! Ayetlerden, hadislerden, Bediüzzaman gibi ermişlerden, Yunus gibi dervişlerden ders almazsan ben sana daha başka ne yapabilirim.

Ancak dua edebilirim: Allah sana hidayet, basiret, feraset, kiyaset[21] nasip eylesin. Mümin kardeşlerinin kusurunu görmekten, hatta kusursuzlara kusur yapıştırmaktan seni korusun. Kendi kusurunu ve ayıbını görmeye seni muvaffak eylesin. Yakıp yıktıklarından dolayı özür dileme, af isteme şeref ve fırsatını sana nasip eylesin. Amîn

(Devam edecek)



[1]Orijinali için bkz. Nursî, Said, Mektubat, 22. Mektup, 1. vecih

[2] Aynı yer.

[3] Hucurat, 49/10

[4] Bkz. Aynı ayet.

[5] Fussılet, 41/34

[6] Al-i İmran, 3/134

[7] Nedir bu benim size ihtiyacım yok havalarına girmek.

[8] Nedir bu büyüklük taslamalar?

[9] Parıltı

[10]Çaresiz ve zavallı

[11] Gçten ve iradeden uzak

[12]Rahmet hazinelerinin

[13] Merhameti sonsuz Yaratıcıya

[14]Dayanak noktası.

[15]Odur her zayıfın yârdim isteyeceği merci. .Nursi, Said, Mesnevi-i Nuriye, Hubab, 82

[16] İbn Mace, Fiten, 2

[17] Ahzab, 33/58

[18]Buhârî, خmân 36, Edeb 44, Fiten 8; Müslim, خmân 116. Ayr‎ca bk. Tirmizî, Birr 51, خmân 15; Nesâî, Tahrîm 27; فbni Mâce, Mukaddime, 7, 9, Fiten 4

[19] Müslim, Birr 32; Ebu Davud, Edep,

[20] Ebu Davut, Edeb, 36

[21] Akıllıca ve zekice düşünmek.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
1 Yorum